BİR YAŞAM ÖYKÜSÜ: ‘’YALÇIN KÜÇÜK’’ - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

maltepe escortkurtköy escort

Şişlide Gece Hayatı

şişli escort

bahistapot.comekbonus.comlinkegit.com

SON DAKİKA

BİR YAŞAM ÖYKÜSÜ: ‘’YALÇIN KÜÇÜK’’

Bu haber 05 Eylül 2016 - 12:16 'de eklendi ve 529 kez görüntülendi.

Yalçın KÜÇÜK: 78 yaşında, Profesör Doktor, İskenderun doğumlu; Halep’ten gelip İskenderun’a yerleşmiş bir ailenin çocuğudur. Başarılı bir eğitim hayatı var. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni 1960 senesinde birincilikle bitirdi.  Üniversite yaşamı sırasında da: Fikir Kulüpleri Federasyonu, ardından Sosyalist Fikir Kulüpleri Başkanlığı’nı yaptı.

‘’Sosyalist, yazar, düşünür, ekonomist, tarihçi, isim-bilimci, medya ve edebiyat eleştirmeni, Kürdolog, Sovyetolog,  siyaset bilimci, teorisyen, gençlik önderi…’’ onu nitelemek için kullanılan sıfatlardan bazıları.

 

Meslek hayatına 1960 ihtilalından sonra, çok önemli bir kurum olan ‘’Devlet Planlama Teşkilatı’nda’’  başladı. Burada bir süre çalıştıktan sonra ABD’ye giderek Yale’de lisans eğitimi aldı. 1966 yılında ODTÜ’de çalışmaya başladı. 1968-70 yılları arasında Sovyetoloji araştırmalarını kitaplaştırdı. (Bu kitaptan dolayı sekiz yıla mahkûm edildi.)

1970’lerde, İşçi Partisi’nin ikinci kez kuruluşu için çalışmalara katıldı. 1973 yılı sonlarında askere alındı. Kıbrıs Barış Harekatı’na katıldı. 12 Eylül 1980’den sonra ise 1402’liklerden biri olarak üniversiteden uzaklaştırıldı. 1983’te Sultanahmet Cezaevi’ne girdi. 1993’te Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı olmasını kınamak için “Manukyan’ın (genelev işletmecisi)  vergi rekortmeni olduğu, Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı” olduğu bir ülkede yaşayamam.’’ diyerek Türkiye’yi terk etti, Paris’e gitti. Çeşitli sol dergiler çıkarttı. Abdullah Öcalan’la ilk röportajı gerçekleştirdi.  Türkiye’ye 1998’de döndü ve bu röportajdan dolayı iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2000’de tahliye oldu.
Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı. 10 Mart 2014 tarihinde serbest bırakıldı.

Ömrünün ‘’30 yılına yakını hapishanelerde’’ geçirmiş aydın yazar.

Kendi içinde bulunduğu siyasi oluşumları bile kıyasıysa eleştirecek kadar içten, samimi, dürüst…

En son yazdığı ‘’ÇÖKÜŞ 2’’ kitabının bölümlerine ‘’sure’’ diyor… Yani, yazıları derin düşünme ve bilgi istiyor.

Prof. Dr. Yalçın KÜÇÜK’ün  15 Temmuz’dan sonraki son (şimdiye kadar başka yazı yayımlamadı) yazısının ilk paragrafı şöyleydi:

’ Olağanüstü’’ Haldeyim:  ‘’Olağan’’  yazarım. Öyleyse ‘’Aziz Nesin’i’’ özlüyorum.  Geçmişe döndüm. 1946 yılındayım:  ‘’Makro Paşa’ya’’ bakarım. Aziz’den “Zübük” de var. Biz hepimiz “Zübük’üz” diyordu. Azizname’deyiz.’’

Yazdıklarının  yorumuna  (tefsirine) başlayalım..

Yalçın KÜÇÜK’ün daha öncesindeki ‘’bu kadar deşifre olmuş bir örgütün yaşama, Türkiye’de barınma ihtimali yoktur’’  gibi birçok öngörüsü bugün gerçek olmuştur. Bundan dolayı ‘’olağanüstü’’  haldeyim diyor. Bu zamanı daha önce görebildiğinden dolayı kendini olağanüstü hissediyor. Bundan dolayı Olanlar bana ‘’olağan’’  geldi. diyor.

Geçmişe döndüm. 1946 yılındayım:  ‘’Makro Paşa’ya’’ bakarım.

Sözlerinde de bu zamanı 1946 yılına benzetiyor: MAKRO PAŞA ise  Sabahattin ALİAziz NESİNRıfat ILGAZ ve Mustafa Mim UYKUSUZ’un yazarlığını yaptıkları 1946 yılında yayın hayatına başlayan, basınımızın; tarihindeki en yüksek tirajlı yayınlarından biri olan ve cuma günleri çıkan haftalık mizah dergisidir.

O dönemlerde adeta ana muhalefet gibi etki gösteren derginin yazarlarına karşı birçok dava açılmış, kimi sayılar toplatılmış ve hatta dergi ismindeki Paşa kelimesinden dolayı zamanın “Milli Şef“i İsmet Paşa ile alay ediyor diye kapatılmıştır. Bu tür olaylar yüzünden MARKO PAŞA “Toplatılmadığı zamanlar çıkar” veya “Yazarları hapishanede olmadığı zamanlar çıkar.” gibi ibarelerle çıkardı. Kimi zaman yazarlar dergiyi elden dağıtmaya çalışmışlar, buna karşın çok sayıda satmayı başarabilmişlerdir ki derginin tirajı 60-70 binlere dek ulaşmıştır. O dönemlerde en çok satan gazetelerin tirajları bile 50 bini geçmemekteydi.

Aziz’den “Zübük” de var. Biz hepimiz “Zübük’üz” diyordu. Azizname’deyiz

Yalçın küçük AZİZ NESİN’in ‘‘ZÜBÜK’’ eserine vurgu yapıyor.

‘’Zübükzade İbraam’’  kasabada kurnazlığıyla ün salmıştır. Ankara’dan bir mektup almıştır. Söylediğine bakılırsa, hükümetten birkaç kişi kendisini ziyarete gelecektir. Evinde büyük hazırlık yapılmaktadır.

Köylüler komşu köy halkıyla ‘’yayla’’ yüzünden birbirlerine düşmüşlerdir. Köylüler çaresiz kalınca, «bu düğümü ancak Zübük çözer» diyerek ona baş vurmuşlardır. Zübükzade açıkgöz, pişkin ve girgin bir adamdır. Ankara’ya, tanıdık milletvekillerine yazarak işlerini göreceğine söz vermiştir. Sabri Ağa her gelişinde ona para ve hediye getirmiştir. Aradan aylar geçmiş, öyleyken işler düzelmemiştir. Köylülerin Zübükzade’ye kaptırdığı para binlerce lirayı bulmuştur.

Yalçın KÜÇÜK, bize Marko Paşa’yı , Azizi Nesin’i, Zübük’ü hatırlatıyor ve zamanımızdaki ‘’zübükleri’’ görmemizi istiyor…

 

 

 

 

 

 

Hüsamettin Kazandeneme18@hotmail.com