ÜST REKLAM

logo

reklam

‘’BENİ BİLİMLE ANLA İKİ GÖZÜM…’’


Hüsamettin Kazan
deneme18@hotmail.com

husamettin-kazan

‘’BENİ BİLİMLE ANLA İKİ GÖZÜM…’’

Çok karışılık, anlaşılmaz, zor gibi gelen durumlar, özünde hiç de karışık değil.

Her şey açık, anlaşır, sade…

Karışık olan sadece görünüşüdür.

Karışık gözüken durumları anlaşılır hale getirmek için sadeleştirmeliyiz. Matematikte yaptığımız sadeleştirmeler gibi, sosyal ve siyasi olguları da sadeleştirmeliyiz.

Matematiğe göre sadeleştirmenin nasıl yapıldığını hatırlayalım. 357:1071 işlemin sade hali, 1:3 tür. Verilen sayılar, en sade haline gelinceye kadar, ortak katları ile bölünür.

Siyasal- sosyal konuları da böyle sadeleştirebilir. Ancak siyasal bilimlerdeki sadeleştirme matematik kadar mekanik değildir. Siyasal -sosyal konular; tarihteki benzer durumlar veya farklı durumlar ile, dünyanın farklı coğrafyalarındaki benzer veya farklı durumlar ile, farklı veya destekleyici fikirler ile, sadeleşebilir.

Kısacası, siyasal-sosyal olgular; felsefe, tarih ve coğrafya gibi sosyal- siyasal bilimlerin bilgileri ile sadeleşir.

Ahmet KAYA’nın ‘’Başkaldırıyorum’’ albümündeki bir şarkısında;  ‘’Beni bilimle anla iki gözüm, felsefeyle anla ve tarihle yargıla…’’ sözleri ile yaptıklarının anlaşılması için dostlarına; bilim, felsefe, tarih süzgeçlerinin kullanılmasını öneriyor.

 

Bu bilgilerden ve yorumlardan hareketle, günümüzde yaşanan bütün siyasi ve sosyal konuların çok açık, anlaşılır ve sade olduğunu bir kez daha tekrarlamak istiyorum.

 

İnsanımız her şeyin farkındadır.

İnsanımız, deneyerek, gözlemleyerek, yaşayarak, tanık olarak, haksızlıklara uğrayarak, kandırılarak, sömürülerek,  bir geçmiş yaşadı. Yaşadıklarından dersler çıkardı ve düşünceleri olgunlaştı.

 

Ben insanımızın artık ‘’felsefi, tarihi, bilimsel’’derinliğe sahip olduğunu görüyorum.

Kimilerine göre halk cahil, korkak, sinmiş, susmuş, duyarsızlaşmış falan filan… olabilir.

 

Ben hiç de öyle düşünmüyorum..

Halkı ile bu şekilde konuşanları ayıplıyorum. ‘’Yaptığınız ayıp, ayıptır.’’ Diyorum.

Halk ne korkuyor, ne susmuş, ne sinmiş, ne duyarsız,, ne cahil ,ne de başka bilmem ne…

Kendilerini kahraman-lider sananların peşine takılmayan insanımıza, böyle suçlamalarda bulunmak densizliktir.

 

Yaşadıklarından sonuçlar çıkaran halkımızın gözünde, ‘’ne kahraman, nede lidersiniz’’.

Halk, lider olamamışların, yönlendirmelerinden bıktı artık. Dünya için ABD yeni başkanı ‘’ TRUMP’’ sürpriz olduysa; bu içsel birikimlerle Samandağ’ın sosyal ve siyasal yapısı sürprizlere açıktır.

 

Yüksek çıkan ama, içinde ruh olmayan sesler de gürültüden başka bir şey değildir

 

Laçkalaştırılmış ortamlarda, yapılan her hareketin  olumsuzluk dışında bir şey getirmeyeceğini insanımız çok iyi biliyor. ‘’Çamura taş atma sana da bulaşır.’’ Atasözünü duruma uygun düşüyor.

‘’Bu kadar haksızlılık varken, bu kadar mağdur varken halk niye tepki vermiyor?’’ Diye soranlara cevabım; halk her haksızlığa tepki veriyor.  Daha bilinçli ve daha içten tepkileri var.  Tepkiler ne kadar bilinçli olursa o kadar insani olur.  İnsanımızın fikirlerini oluşturması ve olgunlaştırması tepkilerin en güzelidir. Durumları enine boyuna değerlendirmesi düşünce kalıplarını yıkmasına yol açıyor.

Durumlar karşısında bizimle aynı tepkileri vermeyen insanlara sinmiş, korkak, duyarsız, şeklindeki suçlamalarda bulunmak zorbalığın bir başka halidir.

Kimse korkmuyor, kimse duyarsız değil, kimse ne sinmiş ne susmuş…

Ayrıca mağduriyeti ön plana çıkarmak fikir insanlarına yakışmaz. Mağdur yerine ‘’mağrur’’ olmalıyız.

Ömrünün ‘’30 yılına yakını hapishanelerde’’ geçirmiş Yalçın KÜÇÜK’e daha önceki yol arkadaşları;  ‘’mağdur edebiyatı yapma!’’ diye rencide etmeye çalışırken; onun cevabı ‘’Ben hayatım boyunca mağdur olmadım.’’ şeklinde olmuştur.

Üniversite yıllarımda emniyet birimleri tarafından gözaltına alınıp, kekeme çıkan biri ile tanışmıştım. Bir mağdurluk değil bir mağrurluk hali vardı. Her zaman hayat dolu olarak görürdüm.

Halk mağduru değil mağruru seviyor.  Mağrura değer veriyor. O’nu lider kabul ediyor. İsminin önündeki unvanlarla insana etki etmeye çalışanların etki düzeyi ne kadar olduğunu tarih göstermiştir.

Daha önce çeşitli durumlarda sokağa dökülen bu halk, şimdi sokağa dökülmüyorsa; mutlaka bir bildiği vardır.

Halkın algıları gayet açıktır ve durumlar arasında muhakeme yapabilmektedir. İnsanımızı; bilimle anlamalıyız iki gözüm, felsefeyle anlamalıyız ve tarihle yargılamalıyız.

Share
1337 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNSAN VE TOPLUM

    02 Aralık 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    KAPİTALİST SİSTEMİ SAVUNANLAR OLAYLARA BURJUVA MANTIĞI İLE BAKARLAR. BURJUVA MANTIĞI, KİŞİYİ TOPLUM ÜZERİNE ÇIKARDIĞI İÇİN MEYDANA GELEN TÜM OLUMLU VEYA OLUMSUZLUKLAR ÜRETİM SİSTEMİNE DEĞİL, KİŞİLERİN YETERLİLİĞİNE VEYA YETERSİZLİĞİNE, İYİ NİYETİNE VEYA KÖTÜ NİYETİNE BAĞLANIR. İNSANIN TOPLUM YARATIĞI OLDUĞU GÖRÜLMEZ. OYSA İNSANA DAMGASINI VURAN TOPLUM, TOPLUMA DA DAMGASINI VURAN TOPLUMUN TEMELİ OLAN ÜRETİM SİSTEMİNİN YARATTIĞI EKONOMİK SİSTEMLERDİR. PUTİN RUSYA’DA DEĞİLDE AFRİKANIN BALTA GİRMEMİŞ ORMANLARINDA BİR KABİLEDE YAŞIYOR OLSAYDI,...
  • SİGARA İÇMEK YA DA İÇMEMEK

    13 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Eğitimci Sami ASLAN, hazırladı… Uzun yıllar sigara içtiği için akciğer kanseri riski zaten çok yüksek olan birinin “sigarayı bırakması” fazla bir şey ifade etmez. Sigarayı bıraktıktan ne 1-2 sene, ne de çok daha uzun seneler geçse bile kanseri riski asla “sıfırlanmaz”. Bu durumdaki hastaların bir kısmı KOAH’la ilgili öksürük, balgam, nefes darlığı şikâyetleri üzerine sigarayı bırakmış olabilirler. Sigaraya bağlı KOAH gelişen hastalarda akciğer kanseri riski, sigara içip de belirgin KOAH belirtileri olmayanlara nispeten çok daha yüksekti...
  • SİYASET DEĞİL ÜRETİM YAPIN!

    08 Kasım 2019 Ekonomi, Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Merhaba saygı değer okurlar. Arayı çok açtık, Bahar bitti kış geldi. Mevsimler geçte olsa değişti. Ama bu aralar, Mevsimlerden çok insanlar çabuk değişiyor. Cenazeye gittiğimiz zaman, üç günlük dünya, iyilik yapana, iyilikle anılana ne mutlu deriz. Veya şu üç günlük dünyada, bir karış topraktan başka ne alacağız ki deriz. İnsan ameli ile anılır deriz. Herkes İyilik Ve Ahiretten Dem Tutar! Ama hiç kimse bunu uygulamaz. Hiç birimiz! Herkes kendi menfaati doğrultusunda hareket eder. Kardeş, kardeşini, Baba Evladını, Evlat Baba Annesini ...
  • YAŞAMIN TEMELİ TOHUM VE TARIM

    08 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Türkiye’de bir çok konuda olduğu gibi açlık konusunda da net, güvenilir veriler yok. Ancak yaşanan ekonomik sorunlar, halkın alım gücünün zayıflaması ile tahminen nüfusun yüzde 20’si yoksul kabul ediliyor. Yoksul nüfus oranı kırsal bölgelerde daha yoğun. Yaşamın temeli gıda,gıdanın temeli ise tohum ve tarımdır. Tarımdaki sorunları çözmeden gıda sorununu çözmek mümkün değil. Türkiye, sahip olduğu tarım potansiyeli, biyoçeşitliliği ile, dünyada en son açlık ve yoksulluk sorunu yaşayacak ülke konumundadır. Yanlış tarım politikaları ile,...