‘BENDE BİLMİYORUM’ - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

Şişlide Gece Hayatı

şişli escort

SON DAKİKA

‘BENDE BİLMİYORUM’

Bu haber 13 Aralık 2018 - 9:09 'de eklendi ve 153 kez görüntülendi.

Sohbet Köşesi: Hasan Yavaş

Genç adam öyle deyince, cesaret edip devamını soramadım, neyi ‘bilmiyor sun’ diye ülkemizin gerçeği, toplumsal hayatımızın, ekonomiden, sosyal olaylara kadar hiçbir şeyin bir sonraki durumunu kimse kestirip bilemiyor.

Rize de susamlı simitler artık susamsız ama fiyatı artmış, eğer Rize gibi bir ilde Ekonomi diye bir şey yoksa bütün Türkiye de para yok demektir, bu da telafisi mümkün olmayacak bir yıkım yaşanıyor demektir.

Hamza Şanlı, haklı olarak ‘bilmiyorum’ diyerek Türkiye’yi özetledi.

Prensip, ilke, iletişim olmadan, ve insanın oluşturduğu aileden toplum hayatımıza hiçbir alanda güçlü insan, mutlu insan, barışık insan olmaz. Bugünü anlamak için tarihten ders almak lazım. Ders alırken de bazı şeyler yapmak gerekiyor.

AKP iktidarını taklit etmekle bu kavga verilemez, 1950 DP döneminde İsmet İnönü nasıl ki bazı illere- şehirlere sokulmayıp, oy vermediği için Kırşehir İlimizi ilçe yaptırıp cezalandırdı, yarın seçimleri kazandığını düşünün!

Tarihten ders almak lazım derken yakın tarihimizden bahsediyorum. Bu toplumun insanlarının hayalleri olmalıdır. Olmalıdır ki, bu ülkenin alev alev yangınını nasıl çözüleceğini de düşünsün, düşünebilsin.

Bir süre önce AKP’li bir grup milletvekili Almanya da eyalet sistemini araştırmak için gittiler,  tam da o sırada, Oslo da AKİL adamlar                Kürt sorunu ile ilgili toplantı üstüne toplantı yapıyorlar. Ne tartışılıyor, Ne konuşuluyor, kimden Feyz alıyorlar?

Kimse bilmiyor.

Deniz ile arasına beş yüz kilometre beton yolla kapatılan Karadenizli de bilmiyor, Akdeniz de, Samandağ da, İskenderun ve Mersinde yaşayan halkta, Muş’da ki köylüde, Aydında ki Vatandaş’ta bilmiyor.

Anlayacağınız siyasi iktidarla milletin arasında  ‘TAM BİR BAĞIMSIZLIK VAR Kİ’  Yarının ne olacağını bilmiyor. Öyle ya ülke de olup bitenlerle, komşularımızla alıp veremediğimiz nedir ne değildir bilinmiyorsa demek ki iktidar halkla arasına çoktan köprüleri atmış.

Dünya, havasız araçlar, Yapay zekâ, akıllı robotlar, yeni teknolojiler, yeni istihdam sahaları açıp ilerlerken, Türkiye de rejim değiştirme hamleleri dört koldan sürüyor.

Sadece sömürü baskı ve zorbalıklara katlanmak ile de bitmiyor sevgili Okurlar.

İnsanın da toplumunda itibarı yaşamak kadar önemlidir. Bir itibar kirlenmişliği de aynı zamanda vuku bulmuştur. Toprağına, doğasına sahip çıkan köylüleri,  ‘’Vatan ki bu insanların evidir, sevgilim, onlar vatana düşman’’ deyip bu topraklardan geçen bir şairi yaşamışken, Jandarma ve polis eşliğinde, Tomalarla, çocuk ve yaşlıların olduğu, Aydının İncirli ilçesine bağlı Kızılca köy’de, kurulmak istenen Jeotermal enerji santralının yapılmasına karşı toplanan köylülere biber gazı ile müdahale edildi.

‘’Monako’da ‘varlığını kumar masasında yitiren, ‘’görüyorsunuz size verecek bir şeyim kalmadı. Benden ne istiyorsunuz?’’ diye sorunca, kazanan, ‘’karını!’’ der.

Ertesi günün gazeteleri kaybedenin kendini kayalıklardan boşluğa fırlattığını yazar. Alanın gözü doymaz, kazanma hırsına kapılan tüm insani ölçüleri kaçırır. Ülkemizi uçuruma sürükleyenin ihanetinin ayrımına varmazsa itibarını da onurunu da kaybeder.

‘’Bilmiyorum’’ diye melankolik bir cevap güne başlar, aynı söz ile akşam odanızda uyursanız, bir gizemi barındırır mı?

Yaşadığınız zaman, eğer ki dışarıda cömertçe güneşin kızgınlığı, yağan yağmurun damlaları ile hüzün serpiştiriyorsa içinize ‘’bilmemek’’ belki de içinde kaybolduğunuz hislerinizin mutluluktan nutku tutulmuş özetidir

Öyle bir toplumsal psikoloji ki sanki Kadınlar kocalarını, Erkekler de karılarını aldatmış, toplu halde şimdi ne B… yiyeceğiz diyorlar. Sanki vücudunda kan yerine asit dolaşıyor memleket ahalisinin büyük çoğunluğunda.

Ya da herkes birbirine çok büyük bir fenalık yapmışlar da, kana davalık olup küsmüşler birbirine. İçinde ne kadar çok mesaj barındırsa da çözümlerin en sonu olmalı küsmek, her şeye rağmen konuşabilmek, iletişimi devam ettirmektir.

Sanıyor musunuz ki küsmek çok şey anlatıyor?

Sorunların bu kadar çok alevlendiği bir zamanda hele ki taraflardan, mağdur olan bir olarak ‘’bilmiyorum’’, Konuşmuyorum, küsüm deyip sessiz kalmamız demek, olayların veya durumun çok daha farklı tehlikeli boyutlara, büyümesini, aleyhimize seslerin ve vicdansızlıkların yükselmesini, zaten iyi olmayan şart ve koşulların, büsbütün beter olacağı, iş işten çoktan geçmiş olacak.

O zaman siz, en paylaşımcı, en barışık, en demokratik yaklaşımda gösterseniz nafile hiçbir işe yaramayacaktır.

Çünkü ülkemizde bugün böyle küs gibi oluşumuz, mutsuz oluşumuz, alıp götüreceğimiz, yarına taşıyacağımız bir hikâyemizin öykümüzün olmayışıdır. Dahası hayata küsmüşüz de haberimiz yok. Hal böyle olunca da etrafımızı çevremizi görmüyoruz. Nerde kaldı toplumu görmek.

Öyle bir bireyselleşme ki, size yaklaşılmasını kale duvarı gibi örmüşsünüz taşla, demirle.