ÜST REKLAM

logo

reklam

BEBEKLERDE AYRILIK ANKSİYETESİNİ ANLATTI

Çocuk Ergen ve Aile Danışmanı Pedagog Onur CAN ÖNCÜL,  ‘ayrılma kaygısı, çocuğun bağlandığı kişiden (genellikle anne) ayrıldığında yaşından beklenenden fazla bir şekilde tepki gösterdiğinde patolojik (normal dışı) sayılmaktadır’ uyarısında bulundu.

Çocuk Ergen ve Aile Danışmanı Pedagog Onur CAN ÖNCÜL,  açıklamasında, “8 ay ile 1,5 yaş arasındaki bebeklerde görülen ayrılma korkusu, dönemin gelişim özelliklerinden biri olduğundan normaldir ve geçici bir durumdur. Bebek yanında olmayan, görmediği kişinin ortadan kaybolduğuna inanır. Anne bebek arasındaki ilişkinin yoğunluğuna bağlı olarak, ayrılık anında gösterilen tepki de fazla olur. Anne-çocuk ilişkisinin farklı olduğu durumlarda ayrılma kaygısı daha erken ve yoğun olarak ortaya çıkabilir. Yabancılarla temasın az olduğu, annenin bebeğin bakımını tek başına üstlendiği ve kaygılı olduğu durumlarda bebek de annenin yokluğunu, ayrılığı tolere etmekte daha fazla zorlanır. Çocuk kendini yalnız, güvensiz hissettiğinde huzursuzlanır ve her türlü uyarıcı, rahatsız edici, (kalabalık, gürültü vs.) korkutucu olarak algılanabilir.

Bağlandığı Kişilerden Ayrılamayan Bebeklerde Kaygı Bozukluğu Tedavisi

Ayrılma kaygısı, çocuğun bağlandığı kişiden (genellikle anne) ayrıldığında yaşından beklenenden fazla bir şekilde tepki gösterdiğinde patolojik (normal dışı) sayılmaktadır. 2 ayı geçmesine rağmen anksiyete semptomlarında hiçbir azalma görülmüyorsa, mutlaka uzman birinden destek alınmalı ve süreç kontrol altında tutulmalıdır.

Kullanılan Terapi Yöntemleri:

Aile Terapisi

Sadece çocuğu değil, ailenin diğer üyelerini de sürece dahil eden etkili bir terapi yöntemidir. Aile terapisi ailenin diğer üyelerinin çocuğa bakış açısı, yaklaşımı, ona karşı davranış ve tutumlarıyla ilgili yol gösterir ve tedaviyi etkili bir şekilde destekler.

Oyun Terapisi

Çocuklar sorun teşkil eden davranışların çoğu zaman farkında değildir. Yani sağlıksız bir davranış gösteren çocuk, bu eylemin yanlış olduğunu bilmez. Çocuğun, farkında olmadan yaptığı bir eylemi neden yaptığını ve korkularını neyin tetiklediğini ifade etmesini beklemek de doğru olmaz. Bu yüzden sorunun kaynağına gidebilmek için çocuk gözlem altına alınmalı ve sağlıklı sonuçlar alabilmek için doğal koşullar altında gözlem yapılmalıdır.

Bir çocuğun en doğal davrandığı, kendini açtığı ve duygularını bir arkadaşına, oyuncak bir araba ya da bebeğe yansıtarak belli ettiği ortamlardan biri de oyun zamanıdır. Bu nedenle kaygı bozukluğu tedavisi için en iyi yöntemlerden biri de oyun terapisidir.

Bu durumlarda anne-babalar nasıl davranmalı?

Ayrılık sırasında çocuğun bilgilendirilmesi önemlidir. Çocuk tepki verse de anne gideceğini ve döneceğini çocuğa söylemelidir. Önce kısa sürelerle çocuk annenin gidip dönmesine alışmalıdır. Bu denemelerde çocuğun kendi evinde alışık olduğu bir yetişkinle kalıyor olması önemlidir. Ayrılığa çocuktan önce anne hazır olmalıdır. Eğer anne çocuğu rahatlıkla bırakabilirse çocuk da bu ayrılığı daha rahat karşılayabilir.

Ayrılık anksiyetesi yaşayan çocuklara bu süreçte: Bebeğinizin yorgun ve aç olması kaygı düzeyini artırır, bundan dolayı ayrılık zamanını karnının tok ve yorgun olmadığı zaman dilimlerine denk getirmeye çalışın.

Sistematik duyarsızlaştırma yöntemini uygulayın. Önce kısa süreli ve kısa mesafeli yerlere gideceğiniz ayrılıklar yaşayın. Sonra ayrı kaldığınız süreyi zamanla biraz daha uzatarak alışmasına fırsat verin.

Ayrılık anını çok uzatmayın; güle güle deyip, sıcacık bir öpücük verip onu sevdiğinizi söyledikten sonra hemen uzaklaşın. Tekrar tekrar arkanızı dönüp onu rahatlatmak için konuşmalar yapmanız işinizi daha da zorlaştıracak, çocuğun stres düzeyini artıracaktır.

Yokluğunda korku yaşadığı kişi ya da yeri ona hatırlatacak, sevdiği bir nesne ya da oyuncağı yanında bırakın. Bu nesne ona kendisini daha iyi hissettirecek ve ayrılık anksiyetesi semptomlarını azaltacaktır” dedi.

Haber-Foto: Ümit Dadük Sağaltıcı

Share
48 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+10 = ?