BAZILARI SÜRÜNEREK BAZILARI UÇARAK YÜKSEK YERLERE GELİR! SENDİKA DEĞİŞTİRENLERE  - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

şişli escort

Ahmet Kaya

SON DAKİKA
AfrodizyakBahis Siteleri

BAZILARI SÜRÜNEREK BAZILARI UÇARAK YÜKSEK YERLERE GELİR! SENDİKA DEĞİŞTİRENLERE 

Bu haber 21 Haziran 2018 - 8:17 'de eklendi ve 213 kez görüntülendi.

C.KAYIKÇI

 

‘’Küfür salvoları ve hakaret çağlayanlarıyla kendi hainliği, kendi utanmazlığı ve ahmaklığı ve liyakatsizliği yüzüne vurulan insan, adil muamele görmüş olur bir bakıma.’’

Seçtikleri rezilliklerle kendilerini pislik tufanına kaptıran ve böyle adil muamele bekleyen ne ‘’elitler’’ var her alanda.

Mücadele, rezillikleri sürekli üreten mekanizmaya karşı topyekün sürerken devrimci-demokrat kurumlar ağır bedellerle varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar.  Göbbelsvari ve McCarthy dönemlerini aratmayan ‘’cadı!’’ aydın avlarına rağmen örgütlü örgütsüz aydınlar yaratıcı, mizahi, ironik; tutsaklık, sürgün ve de can pahasına genel mücadelenin bir parçası olarak aydın kimliklerinin gereğini yerine getiriyorlar.

Türkiye halkları, bugünün güçlüsünden yana tavır alıp itinalı bir adilikle gerçekleri ters yüz etmeye çalışanlarla hakikati gün yüzüne çıkartmaya çalışanların mücadelesine umut-umutsuzluk gelgitleriyle hayatın her alanında tanıklık ediyor.

Adalet duygusundan yoksun  ‘’yazar- tv.programcısı’’ müsvedde, malumdan destek alarak toplumun her kesimine çektirilen acılar için adalet isteyen aydını  linç ettirmeye çalışıyor.

Güçlüye destek veren, güçlüden destek alan TOBB’ un başkanının ağzından çıkan iki cümleyle çalışanların hayatlarının güçlüler tarafından nasıl zehir edildiğinin özetini duyuyor Türkiye halkları.

Güçlüden destek alan, ülkenin yer altı, yer üstü zenginliklerini yağmalıyor.

Destek alan, halkın en temel kazanımlarını iç etmenin yöntemini sistematik hale getiriyor.

Destek alan müdür oluyor…  Bir yerlere yönetici atanıyor…

Yandaşlığına güvenerek taciz-tecavüz suçundan ceza almadan paçayı kurtarıyor… Yaptığı yolsuzluktan sıyrılıyor…

Destek alan şampiyonluğa niyetleniyor…  Şirket kuruyor, zengin oluyor, hapisten çıkıyor…Oluyor da oluyor…

Her daim güçlüden yana olan, güçlüden destek almayı meslek edinenler, anlaşılıyor ki meslekleriyle her devrin adamı olabilir, her devirde iş imkânı bulabilirler düşüncesindeler.

Bu seçkin rezillerin en büyük meziyetleri haklı haksız ölçütü olmadan güçlüden alacakları desteği midelerinin kabul etmesidir. Bilgi, birikim, liyakat, yetkinlik… Hiçbiri yok! Tek meziyet onlar gibi birileri: ‘’Bizim vereceğimiz vesikayı kabul edip bize çalışırsanız size destek veririz.’’ diyor. Sonra birilerinin yerini alarak birilerinin emeğine konarak ekmeğini çalarak geleceğiyle oynayarak yeni vesikayla işe devam ediliyor.

Asıl önemlisi, bu bireysel adilik meşrulaştırılıp toplumsal bir değer haline getirilmeye ve hayatın her alanına hâkim kılınmaya çalışılıyor.

Genel olarak bu vesikalıları anlatmaya kalkışsak sayfalar yetmez. Biz, iyisi mi tanıdık vesikalılara lafı getirelim.

Biz tanıyoruz dediysek sadece biz tanımıyoruz. Samandağ küçük yer… Aslında herkes tanıyor. Özellikle eğitim camiası… İşte onlara getireceğiz lafı.

Yukarıda genel için anlattığımız saiklerle sendika değiştirenlere lafı getireceğiz.

‘’Çıplak hakikat her alanda gün yüzüne çıkmalıdır.’’ diyen.

‘’Bir ömrümüz var, onurumuzla yaşayıp gideceğiz.’’ diyen.

‘’ Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız. Ya siz?’’ diye soran aydın eğitimci kimliğini koruyanlar, uzun süredir hainlikleri, utanmazlıkları ve ahmaklıkları, liyakatsızlıkları yüzüne vurulmayan bu ‘’elitlerin’’ adil muamele görmediklerini düşünüyor, dillendiriyor.

Bu yazıyla bu ‘’elitlerin’’ adil muamelesini yerine getireceğimiz iddiasında değiliz. Lakin gün ola devran döne. Bu konudaki inancımız toplumun nesnel yasalarının sağlamlığı ve bugüne kadar gösterdikleri.

Kısaca anlatalım:

Bütün meslek grupları gibi öğretmenler de kendi demokratik, ekonomik, mesleki, özlük… haklarını korumak, geliştirmek için mesleki örgütlerini kurarlar. Bu mesleki örgüt, eğitim alanında  sendika, dernek biçiminde olur.

Bugün için dünyada, ülkemizde sendika biçimi yaygın olanıdır. Ülke genelindeki sendikalaşmanın temsilcilikleri bütün illerde ve ilçelerde olduğu gibi Samandağı’nda da vardır.

Samandağı’nda bugüne kadar dünyada, ülkemizde ve ilçemizde anti-demokratik bütün gelişmelere karşı duruşu olan, insanca bir yaşam talebiyle eylem-etkinlik yapan sendika olan Eğitim-Sen, doğal olarak iktidarların hoşlanmadığı bir sendika olarak varolagelmiştir.

İktidarların hoşlanmadığı sendika yine doğal olarak her dönem sindirilmeye, tasfiye edilmeye, güçten düşürülmeye çalışılmıştır.

Bu sendikanın üyeleri ihraç, açığa alma, sürgün, ceza, iş yerlerinde baskı ; tayin işlerinde zorluklar, yönetici atamalarında tercih edilmeme gibi yöntemlerle ötekileştirilmeye; üyelere, demokrat olmanın, insanca yaşama isteğinin bedeli öteden beri ödetilmeye çalışıldı, çalışılıyor.

Sendikalar olarak iktidarların bedel ödetme politikalarına karşı olumlu örneklerimizin yanında olumsuz örneklerimizin de olduğu aşikardır. Mücadele, bu olumlu yanlarla inişli çıkışlı bir seyir  izledi bundan sonra da böyle seyredeceği malum.

Mücadele bir yandan emekçinin hayatını zindana çevirmeye çalışanlara bir yandan sendikanın içinden inançsızlık aşılayan, kendi çıkarları için değerleri satan, bencil, emek hırsızı, vefa duygusundan yoksun ruhlu kesimlere karşı yürütülecek.

Samandağ, geleneksel olarak emek mücadelesinde iktidar ceberutuna karşı her zaman muhalif kalmış gerçekliği ölçütünde mücadele etmiştir. Samandağ’ın bu gerçekliği her dönem iktidarlarda rahatsızlık yaratmıştır.

Bu rahatsızlığı ortadan kaldırma zemini oluşmuştur düşüncesiyle eğitim alanında yandaş sendika, Samandağ’ın gerçekliğiyle uyuşmayan işlere girişmekte en basit işler için dahi ‘’Benim referansım, onayım olmadan olmaz. ’’ psikolojisi yaratmaya çalışıyor.

Bugün yapılan, geleneksel yapıya müdahaledir. Yandaş sendika, kişiliği zayıf, menfaati için adalet, hak, hukuk …vb  değerleri ayaklar altına alan şahısları seçip onlara payeler öneriyor  ve bu yolla geleneksel yapıyı bozup  güce tapan, biat eden  yalakalığı,zübüklüğü normalmiş gibi algılatmaya dönük bir yapı özlemiyle çalışmalar yürütüyor.

Yandaş sendika demişken. Yukarıda birileri diye değindiğimiz kendilerini yönetmekten aciz yöneticiler yalakalıkta fanatik ve yaşamı mideden, çıkardan değerlendiren; birikimsiz, hak, hukuk, onur, özsaygı ve benzeri erdemlerin yabancısı o birilerine birkaç değini yapalım.

Direk soralım: Sizin sendikacılıkta birikiminiz ne? Sendikalar sınıf örgütleridir. Emeğinin karşılığını alamayan, açlık sınırında yaşayan, demokratik haklarından yoksun emekçilerin hak alma; kendilerini geliştirme  örgütü yani.

Siz sendikanıza çağrı yaparken torpil, birilerinin hakkını alma, birilerinin mutsuzluğu üzerine mutluluk kurma dışında bir vaatte bulunuyor musunuz?  Müdür yaparız, müdür yardımcısı yaparız, stajyerliğini kaldırtırız, cezan varsa hallederiz dışında diyebileceğiniz bir şey var mı?

Siz, daha kendi kişisel gelişimini yapamayanlar, eğitim alanında değerler sistemi mi yaratacaksınız?

Adaletsizlikle sendikacılığı yan yana getirdiniz. Sendika adaletsizliğin tesisi için uğraşıyor sayenizde.

‘’Baki kalır’’ sandığınız politik ortamdan aldığınız destekle meydanı boş bulduğunuz yerlerde“Ali kıran baş kesen mi ‘’ kesildiniz.

Bu marifetlerinizi bugünlerde Samandağ Milli Eğitim’in sınırları içinde yoğunlaştırmışsınız anlaşılan.  Şimdi siz bu sarhoşluk içinde ve doğal yapınızdan kaynaklı fark etmeyebilirsiniz bu durum her an değişebilir. Bir düşünün güç dengeleri değişecek. Arkanızda yalakalık meziyeti dışında özellik aramayan güç yok. Birikim de yok maazallah dımdızlak ortada kalırsınız. Onun için iyi çalışın. Baktınız olmadı. Sendikacılığı öğrenmeye çalışın. Sendika, grev, lokavt, direniş, hak, hukuk, adalet, emek…

Şimdi siz emek sarf etmeden bir yerlere gelmeye alışık olduğunuz için sendikal literatürü kaynağından araştırmayı akıl edemezsiniz, hoş etseniz de anlak sorunu yaşarsınız. Şunu önereyim. Kemal Sunal’ın ‘’Kibar Feyzo’’ filmini. Oradan başlayın.  İşe yarayabilir. Yalnız Orada da yalaka karakteri canlandıran İlyas Salman’a kafayı takmayın! Unutmayın örneğimiz İlyas değil ha! Yoksa yabancısı olduğunuz emeğiniz boşa gider.

Kendini kullandırtan ‘’Eğitimciler’’ atanacakları müdür, müdür yardımcılığı payelerinin önemsiz olduğunu asıl meselenin yaratılacak değersizlik olduğunun farkına varmalılar.

Kullanılıyorsunuz.Ne bu değersiz kullananın gözünde ne de terk ettiğiniz eski sendikanızın gözünde bir değeriniz kalacak. Ve korkarız ki çocuklarınızın ve yaşadığınız toplumun gözünde de bir değeriniz kalmayacak.

Bunları bilmiyor değilsiniz. Bunları bilerek bilinçli tercih yapanlara birkaç söz söyleyelim.

Bilin ki bu desteklenenlerin önü her an kesilebilir. Malum seçim var. (Seçimlerden bir şey beklediğimiz düşünülmesin emekçilerin kendi öz mücadelesi olmadan hiçbir iktidar emekçilerin hak ettikleri yaşamı bahşetmeyecektir.)

Sahiplerinizi sahipleriyle ilgili uyardığımız gibi sizi de uyaralım: Maazallah bir düşünün arkadan destek kesilmiş ön de kesilmiş üstelik adınız da çıkmış.Küçük yerde yaşıyorsunuz  eşgalinizdebiliniyor. Maazallah ki ne maazallah..

İşin özeti şu: Zayıf kişiliğiniz ve elit rezilliğinizle ne haliniz varsa görün! Lakin çıkarcı, kendi menfaati için herşeyi, herkesi satanların çocuklara öğreteceği ne olabilir. Elinizdeki yetisiz yetkilerle öğretmenlerin günlük yaşam standartını belirlemeniz, çocukların eğitim ortamında belirleyici olmanız klasik söylemle sürdürülebilir bir durum kabul edilebilir bir durum değildir.

Değersizliği değer haline getirme gerzekliğini gösteren sizleri ‘’eskiciye verip yerinize mandal, leğen almalı.’’  ‘’Eğitimci!’’ halinizle bir Deniz Çakır olamadınız.

Yukarıda değindiğimiz değersizliği hayatın her alanında normalleştirmeye çalışan sizleri artık gülerek alay etmeye layık görmüyoruz. Cidden soruyoruz evinize gittiğinizde çocuklarınızın yüzüne bakabiliyor musunuz? Bakabiliyorsanız, ar damarınızı kontrol ettirin deriz! Günlük hayatta ihtiyacınız olacak!

Unutmayın bu devran dönecek. Devranın dönmesini de sizin dönmenize benzemeyecek.

Bir hayal edin zübükzadeliğiniz zübükzedeliğe dönüşüyor. Yakın da ha!

Yazımızı Hz. Ali’nin bir sözüyle bitirelim:

Bütün dünyayı verseler ve buna karşılık bir karıncanın ağzındaki taneyi almamı isteseler, bu zulmü yapamam. Hz Ali

Kırk tas suyla yıkanın belki arınırsınız!

 

 

 

 

Rize araç kiralamaRize evden eve nakliyat Uşak evden eve nakliyatSiirt evden eve nakliyatSakarya evden eve nakliyatKahramanmaraş evden eve nakliyatNevşehir evden eve nakliyat