ÜST REKLAM

logo

reklam
30 Ağustos 2016

BALONUNUZ SÖNÜYOR


Evgin Dağ
deneme15@hotmail.com

Emperyalizmin Kuzey Suriye karakolu YPG’nin kadın silahlı birlikleri YPJ Genel Komutanı Nesrin Abdullah, John Kerry’nin ”Suriye’de bağımsız Kürt devleti girişimini desteklemiyoruz” sözlerine ”İnisiyatif bizim elimizde, ABD’lik bir şey yok” cevabını verdi. Halbuki 7-8 ay önce Amerikan uçakları YPG’ye tam 50 ton silah ve mühimmat atmıştı.

Nesrin Abdullah, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’nın ”YPG Fırat’ın batısına geçerse desteğimizi alamaz” yönündeki yaptığı açıklamaya ise yanıt olarak ”Biz 5 yıldır insanlık düşmanı çetelerle savaşıyoruz, ABD bize 1,5 yıldır destek veriyor” dedi.

İnsanlık düşmanı çeteler dediği kim? ÖSO, IŞİD, El-Nusra, Liwa Tevhid, Ahrar-u Şam gibi paramiliter çeteler.

Bu çeteleri kim kurup finanse etti, silah verdi? ABD!

Nesrin Abdullah bir yandan “İnisiyatif bizde” diye ABD’ye efelenirken, diğer yandan ise “ABD bize 1,5 yıldır destek veriyor” diyerek iplerinin kimin elinde olduğunu itiraf ediyor.

Daha önce gerek burada gerek oturup tartıştığım ortamlarda gerekse sosyal medyada söylediğim bir sözüm var benim; on bin kilometre öteden gelerek bölge halklarını etnik ve mezhebi hassasiyetleri üzerinden birbirine kırdırtan; petrolünü, tarihi eserini sömüren, kadınlarına tecavüz eden, milyonlarca insanını katleden, bunu, seksen ülkeden devşirdiği ruh hastası onbinlerce paramiliter unsuru destekleyerek yapan, küresel terörün finansörü ve hamisi olan ABD emperyalizmi ile aynı safta durulmaz.

Enternasyonal devrimciliğin doğasına aykırı olan bu pratik, ciddi sıkıntılar doğuruyor ve bu sıkıntılar ileriye dönük daha ciddi sıkıntıları doğuracaktır.

Bu sıkıntılardan birini şu an Cerablus’ta görüyoruz. IŞİD’in yuvası olan Cerablus, ABD tarafından bir gecede IŞİD’ten boşaltılarak TSK ve YPG karşı karşıya getirildi.

Bunu bizzat Amerikan emperyalizmi TSK üzerinden Türkiye’yi Suriye bataklığına çekmek için yapıyor.

Amerikan emperyalizminin politikaları bölgesel dinamikleri karşı karşıya getirmeye ve bunun üzerinden rant sağlamaya kurulu iken, karakolluğunu yapmak bu bataklığın içine bile bile saplanmaktır.

Bu saplanma, efelenenlerin, emperyalizme sözde kafa tutanların balonunu söndürmeye devam ediyor.

 

 

 

 

 

Share
670 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ZEYTİNİN TARİHÇESİ VE FAYDALARI

    08 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Zeytin, çok yönlü bir kültür bitkisi olarak, Anadolu mutfak kültüründe binlerce yıldan bu yana birçok alanda kullanılır. Anadolu’da yaşayan eski medeniyetler, zeytin ve zeytinyağını, dini kutsamalarda, nazardan korunmada, birçok hastalığın tedavisinde kullanırlardı. Tüm dinlerde zeytin, bereket, barış, akıl, uzun ömür ve olgunluk gibi simgesel anlamlar taşır. Zeytin ağacı, ağır büyüyen, fakat oldukça uzun yaşayan bir ağaçtır. Gövdesi çürümeye karşı çok dayanıklıdır. Üstelik de ömrünü tamamladığında köklerinden yeni bir ağaç filizlenmekt...
  • YEMEĞİN AZI KARAR ÇOĞU ZARAR

    01 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Hz. Muhammed’in şu sözünü hiç aklımızdan çıkarmayalım: “ sofradan tam doymadan kalkınız.” Bu sözün değerini sağlıkçılar daha iyi bilir. Yemek yemekten anladığımız, karnımızı doyurmak anlamında midemizi doldurmaktır. Midelerimizi bir çöp kutusu gibi dolduruyoruz. Doygunluğa ulaştığında yani tam doluluk sağlandığında “doydum” diyoruz. Maalesef bunu destekleyen diğer olgu ise lezzet adı altında damak tadı dediğimiz, yediklerimizin tatlı, ekşi, acı,tuzlu olmasının ön plana çıkmasıdır.M.Ö.106 –M.Ö.43 yılları arasında yaşamış ...
  • HUBRİS (KİBİR) SENDROMU HASTALIĞI

    24 Haziran 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler

    Genelde siyasetçilerde görülen bu hastalık “tanrısal ego” olarak da biliniyor. İlk kez, Psikiyatrist David Owen ve Jonathan Davidson tarafından dile getirilen bu sendrom, 2010 yılında tıp dünyasının önemli dergilerinden biri olan Brain’ de yayınlanmış. David Owen ve Jonathan Davidson’a göre  sendrom bir “güç zehirlenmesi”dir.  Diktatörler, “hubris Sendromu”na özel bir eğilim taşırlar.  Demokratik ülkelerde, tekrarlayan seçim zaferleri liderlerin Hubris Sendromu hastalığına yakalanma olasılığını arttırıyor. Bu has...
  • KAPİTALİST UYGARLIĞIN FELAKETLERİ

    17 Haziran 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Eğitimci - Sami ASLAN Karl Marks,19.yy’da kapitalizmin insanlığın başına getireceği felaketlerin farkındaydı. Marks, toplum yaşamının ekoloji merkezli olması gerektiğini düşünmüş, doğanın özgürleşmesini savunmuş ve insanın doğadaki güzellik yasalarını gereğince üretmesi gerektiğini savunmuştur. O günlerden doymak bilmeyen kapitalist üretimin, insan ile doğa arasındaki yabancılaşma ve çatışmayı had safhaya çıkaracağını görmüş, bu durumu tersine çevirmek için öncelikle insanlar arasındaki ilişkilerin doğru bir yöne dönüştürülmesi gerektiğini ...