“BAĞIMLILIK TEDAVİSİNDE, KRİZ YÖNETİMİ ŞİFA SEBEBİ” « Samandağ Ayna Haber

Kardeşim 1 tane 5 tane eklesen neyse sitenin anasını sikmeyin bu kadar aç gözlü olmayın 5 tane koy 4 tane koy kaldıran namerttir.

Şişlide Gece Hayatı

SON DAKİKA

“BAĞIMLILIK TEDAVİSİNDE, KRİZ YÖNETİMİ ŞİFA SEBEBİ”

Bu haber 02 Ağustos 2022 - 9:52 'de eklendi ve 195 kez görüntülendi.

Bağımlılıkta kişinin bağımlı olduğu maddenin esiri olduğunu ve maddenin kişiyi yönettiğini kaydeden MK Pera Klinik Kurucusu Özel Eğitim Uzmanı Murat KUDRET, bağımlılığın nüks potansiyeli olan bir hastalık olduğunu vurguladı.

Beynin öğrendiği en kolay yolun, elinin altında olan bir maddeyi almak ve ona yönelmek olduğunu kaydeden KUDRET, “Kişi, tedavi sonrasında stres yönetimini öğrenirse madde isteği geldiği zaman ne yapacağını biliyor. Kişinin kriz anını yönetebilmesi gerekiyor. Kişi krizi yönetemediği için tekrar maddeye başlıyor. Onun için madde bağımlılığı, kronik bir hastalık olarak kabul ediliyor.” dedi.

Bağımlılığın gelişmesinde yanlış anlam arayışının da etkili olduğunu kaydeden  Tarhan, “Bağımlılıkta kişinin yaşam felsefesi önemli. Bağımlı hastaların bir kısmında anlam arayışı eksikliği olduğunu gözlemleyebiliyoruz” diyerek anlamlı bir yaşam felsefesinin önemini vurguladı.KUDRET, bağımlılık ve tedavisine ilişkin değerlendirmede bulundu.

KUDRET, sizi madde mi yönetiyor?

Bağımlılığın İngilizce’deki karşılığının “addiction” olduğunu belirten KUDRET, “Addiction’ınTürkçe’deki karşılığı bağımlılık değil, ‘tutsaklık’. Maddenin esiri oluyorsunuz. Kendi öz iradenizle değil, madde sizin hayatınızda ön plana geçiyor. Madde sizi yönetiyor. Bu durum da bağımlı ve tutsak oldunuz demek oluyor. Tutsaklık, en şiddetli olanı. Daha sonra ‘dependence’ var yani ‘bağlılık’. Bu biraz daha zayıf bağımlılıktır. Fizyolojik bağımlılık, psikolojik bağımlılık tarzındadır”dedi.

Bağımlılık, nüks potansiyeli olan bir hastalık

Bağımlılığın genellikle düzelebilen bir beyin hastalığı olduğunu kaydeden MK Pera Klinik Kurucusu Özel Eğitim Uzmanı Murat KUDRET, “Tam iyileşmiyor ama düzeliyor. Kişi, hastalığı geçirdikten sonra, eğer yaşam şartlarını uygun hale getirirse bir daha hiç nüksetmeyebilir. Ama her zaman nüks potansiyeli olan bir hastalık. Atak düzeliyor, kişi bağımlılıktan kurtuluyor. Mesela kişi, bir kere bağımlılıktan kurtuluyor. Anne ve babası ayrılıyor, üzülüyor. Babasının yanında kalıyor. Babası onunla suçluluk duygusunu uyandırıcı, yargılayıcı konuşmalar ve duygu sömürüsü yapıyor. Çocuk, buna üzülüyor. Yolda giderken babası aklına geliyor. Bıraktığı maddeyi, hemen orada tekrar alıveriyor. Neden? Çünkü beynimiz stres altında seratonin maddesi üretiyor. Seratonin azalıyor, azalınca self medikasyon dediğimiz, kendi kendini rahatlatma, kendi kendini tedavi etme davranışıyla seratonini arttıran bir arayış içine geliyor” diye konuştu.

Beynin öğrendiği en kolay yolun, elinin altında olan bir maddeyi almak ve ona yönelmek olduğunu KUDRET, “Kişi, tedavi sonrasında stres yönetimini öğrenirse, böyle durumlarda herhangi bir şekilde madde isteği geldiği zaman ne yapacağını biliyor. O nedenle bağımlılık tedavisinde psiko eğitimi almış olması lazım. Kişinin kriz anını yönetebiliyor olması gerekiyor ki biz bunu kurumumuzda yapıyoruz. Kişi krizi yönetemediği için tekrar maddeye başlıyor. Onun için madde bağımlılığı, kronik bir hastalık olarak kabul ediliyor. Kişi, şeker hastası oluyor. Şeker hastası olduğunu öğrendikten sonra, yediğine, içtiğine, kalktığına dikkat ediyor. Şeker, artık onun için hayatında sorun olmuyor.” dedi.

Bağımlılık, aile hastalığıdır

Bağımlılıkta sadece kişinin değil, ailesinin de etkilendiğini ve bu nedenle bağımlılığa ‘aile hastalığı’ denildiğini kaydeden KUDRET, “Bağımlılıkta sadece kişi hasta olmuyor, bütün yakın ilişkileri bozuluyor. Eşi ve çocukları, yakın çevresi etkileniyor” dedi.

Çocukluk çağı travması olanlarda çok görülüyor… 

Bağımlılığın çocukluk çağı travması olanlarda çok görüldüğünü kaydeden KUDRET, “Biz artık çocukluk çağı travma ölçeğini, rutin olarak her bağımlılık vakasında uyguluyoruz. Muhakkak hepsinde fiziksel ihmal ve fiziksel istismar, duygusal ihmal ve istismar, cinsel travmalar oluyor. Kişi, travmayı mantıksal bir çerçeveye oturtup çözerse madde arama davranışı da azalıyor. Travmalar beyinde network’ü bozuyor ve sönmüş volkan gibi duruyorlar. Stres altında harekete geçiyor. Kişinin zayıf tarafı neyse maddeye yöneliyor. Bu nedenle çocukluk çağı travmaları çok önemli” uyarısında bulundu.

Bağımlılık beyne zarar veriyor

Bağımlılığın karaciğer, kalp, mide ve bağırsak olmak üzere pek çok organa zarar verdiğini hatırlatanKUDRET, “En çok da beyinde hasar oluyor. Beyinde hafıza bozuklukları oluyor. Beyindeki bozulan alanlara göre uzun süredir madde kullanan kişilerde erken bunama olur çünkü beyin küçülüyor. Alkol, bağımlılığa yol açan toksik maddelerin tümü hücre zehridir. Bunlar beyin hücrelerini zehirliyorlar. Beyinde gerekli olan tüm kimyasalları kana pompalıyorlar, geçici bir doping gibi rahatlıyor. Kişi madde kullandıktan sonraki üç hafta kötü oluyor. Elini kaldıracak hali kalmıyor” dedi.

Türkiye’de bağımlılık artıyor

Bağımlılığın önlenmesinde alınacak koruma çalışmalarının önemine dikkat çeken KUDRET, “Birincil koruma için çalışma yapmak, ikincil koruma riskleri ortadan kaldıracak önlemleri almak, üçüncül koruma da nüksetmesini önlemektir. Üçüncül koruma maalesef Türkiye’de zayıftır. Bunları yapmadıkça bağımlılık grafik olarak hızla artıyor. Türkiye’de de artıyor, dünyada da artıyor ama Türkiye’deki dünyanın ortalamasından daha fazla artıyor” uyarısında bulundu. 

Haber – Foto: Ümit Dadük Sağaltıcı