AVUKAT BEYAZ’DAN, SAĞLIK SEKTÖRÜ YORUMU « Samandağ Ayna Haber

Kardeşim 1 tane 5 tane eklesen neyse sitenin anasını sikmeyin bu kadar aç gözlü olmayın 5 tane koy 4 tane koy kaldıran namerttir.

Şişlide Gece Hayatı

SON DAKİKA

AVUKAT BEYAZ’DAN, SAĞLIK SEKTÖRÜ YORUMU

Bu haber 05 Ağustos 2022 - 12:44 'de eklendi ve 178 kez görüntülendi.

Toplumu ilgilendiren önemli konularda vatandaşları bilgilendirmeyi görev edinen İlçemiz Avukatlarından Ali Beyaz, sağlık çalışanlarının kendi aralarındaki bazı sorunlara ilişkin yorumlarda bulunarak, sağlık sektörü sorununun, önümüzdeki 10 yılın sorunu olduğunu, konu üzerine hepimizin üzerimize düşeni yapmamız gerektiğini ifade etti.

Avukat Beyaz konu üzerine yaptığı açıklamasında; “Sağlık çalışanlarının başta kendileri arasındaki bazı sorunlara ilişkin naçizane yorumlarımı paylaşmak istiyorum.

Doktorlar, sağlık çalışanıdır. Zira sağlık çalışanı kavramı en geniş haliyle sektör çalışanlarının tamamını ifade etmektedir. Dolayısıyla “Biz sağlık çalışanı değiliz, sağlık çalışanı hemşire vs’dir. Biz hekimiz” şeklindeki ifadeler ötekileştirici olmaktan öte pratik bir anlam ifade etmemektedir. Ayrıca bu sizi haklı mücadelenizde de yalnızlaştırmaktadır.

Sağlık, hekim dışındaki sağlık çalışanlarının iddia ettiği gibi “ekip işi” değildir. Dün Afyon’da hematolog istifa ettikten sonra, gördüğünüz üzere ekip filan kalmadı, bölüm çalışamaz hale geldi. Özetle hekim, sağlık sisteminin bel kemiğidir. Diğer bütün personeller, görevleri yine kutsal olmakla birlikte, hekime yardımcı niteliktedir. Ama bu demek değildir ki sağlık sisteminde bir hiyerarşi ve sınıf farkı olsun. Mesleklerle sınıf farkı yaratmak çağımıza uygun bir tutum değil. Zira kast sistemi dediğimiz şey miadını uzun zaman önce doldurdu.

Hekim hariç personellerin sürekli “hekim kibrinden” yakınması makul değil. Belki kısır döngüye girmiş olabilir ancak bunda onların da kesinlikle payı var. Aralık 2021’de hekim maaşına 5k zam yapılacağı açıklandığında diğer sağlık personellerinin yaptığı “biz de isterük” temalı bir eylemde hekim önlüklü kukla ateşe verilmişti yanlış hatırlamıyorsam. Kısaca iş barışını temin etmek için sizin de ona riayet etmeniz gerekmekte. İlk huzursuzluğu kimin başlattığının veya devam ettirdiğinin emin olun önemi yok.

Hekime ve diğer sağlık personeline yönelik şiddet kesinlik tasvip edilemez. Bunun sorumlusu mevcut sağlık sistemi olup, sisteme küsüp beyin göçü gerçekleştiren yetişmiş personele vatan haini muamelesi yapmak tam anlamıyla bir “neandertal insan” hareketidir. Sen yetişmiş insana her türlü zulmü gösterip, kötü çalışma şartlarına göğüs germesini bekleyeceksin ama bu vefakarlığını da şiddete varan olumsuz tutumlarla mükafatlandıracaksın. Adam sana niye baksın artık, üfürükçüye gidersin bundan sonra… Ancak sadece hekime odaklanıp, diğer sağlık personellerinin uğradığı şiddet de görmezden gelinmemelidir. Haklarını çok haklı bir şekilde arayan hekimlerimiz, kendi mesai arkadaşları için de gerekli çabayı göstermelidir. Bu sorun sektörün sorunudur, hekimlere karşı şiddetin önlenmesi yeterli değildir.

Devlet hekimlerin göçünü durdurmanın yanı sıra tersine göçü sağlayacak adımlar atmalıdır. Zira Afyon örneğinden de görüleceği üzere, uzman hekim sıkıntısı baş göstermektedir. Zorunlu hizmet, yurt dışına çıkışı engellemek vb. kısıtlayıcı tedbirler yerine hekimlerin ve diğer sağlık personelinin işlerini severek yapması için gerekli ortam, özlük hakları ve iş barışı sağlanmalıdır. Malpraktis davaları, CİMER şikayetleri hekimler üzerinde bir sopa gibi sallandırılmamalıdır. Kast ve çok ağır ihmal dışındaki malpraktis durumları ceza yargılamasının konusu olmamalıdır. Tazminat hukukuna karşı ise hekimler uygun fiyatlı ve kapsayıcı mesleki sorumluluk sigortaları ile korunmalıdır. Gerekirse primleri hastane döner sermayeleri veya hekimlerin cebinden çıkmayacak başka yöntemlerle ödenmelidir.

Vakıf üniversitelerindeki Tıp eğitimi kaldırılmalıdır.

Hekimlerimiz neredeyse bütün sektörlerde beyaz yakalılar, mühendisler vb. kalifiye kimselerin de dünya standartlarının çok altında kazançlar elde ettiklerini unutmamalıdırlar. Ülkenin ekonomik koşullarının göz önünde bulundurmadan başka ülkelerle bu alanda bir kıyaslama yapmak çok da hakkaniyetli değildir. Ülkenin nasıl bu hale geldiği ayrı bir tartışma konusu olup, hak ettiğiniz itibar ve çalışma ortamını edindikten sonra ülkemizde kalarak, bunlara sebep olan zihniyeti değiştirebilmek için birlikte mücadele etmeliyiz. Göçmeyin demek hakkımız değil ama kalın birlikte savaşalım diyoruz.

– Tıp fakültesini kazanmanın, okumanın, bitirmenin, TUS’u geçmenin, uzmanlık eğitimi almanın ne kadar zor olduğunu bilmeyen biz sıradan vatandaşlar ise bir an önce başta hekimlerimiz olmak üzere bütün sağlık personelimizin kıymetini bilelim. Aksi takdirde yarın bizi tarla satıp ameliyat olma, özel sektörün elinde oyuncak olma, hatta hatta parasıyla bile tedavi göremeyecek hale gelme vb. durumların beklediğini anımsayalım.

Sağlık sektörü sorunu, önümüzdeki 10 yılın sorunudur. Ertelemeyelim, hepimiz üzerimize düşeni yapalım” dedi.

Haber- Foto: Ümit Dadük Sağaltıcı