ÜST REKLAM

logo

reklam

Av. Ali Beyaz YAVAŞ DÖN REİS, ÜMMET YETİŞEMİYOR


Av. Ali Beyaz
deneme17@hotmail.com

 

 

 

Hayır, hayır düşündüğünüz gibi değil. Kendimi hiç içeri attırma niyetim yok şu sıralar. Bu haftaki yazımı Trump’a ayırdım ve onun sürekli 180 derece dönen fikirlerine.

 

  1. Dünya Savaşındaki Coventry olayını bileniniz vardır. Savaş sırasında İngilizler, üzerinde yoğun şekilde çalıştıkları ENİGMA’nın şifresini çözdüklerinde savaşın tüm kaderini değiştireceklerini biliyordu. İngilizler; Hitler ve üst düzey komutanlar arasında kullandıkları bu şifrenin çözüldüğünün Almanlar tarafından anlaşılmaması ve tüm müttefik devletlerinin büyük kayıplar yaşamaması için büyük fedakarlıklar yapmak zorunda kaldı. Bir sonbahar günü gelen mesaj, İngilizleri büyük bir seçim yapmak zorunda bıraktı. Mesajda İngiltere’nin ortasında bulunan otomobil, bisiklet, uçak motoru ve bunun gibi önemli sanayi ürünlerinin üretildiği sanayi kenti Coventry’nin bombalanacağı bilgisi geçiyordu. Churchill’in kararıyla, İngilizler bu sırrı sakladılar ve şehri boşaltmadılar. Sadece alışılmış önlemler alındı, başta itfaiye olmak üzere, sivil savunma teşkilatı, hastaneler uyarıldı. Saldırıda 568 kişi hayatını kaybetti ve 863 kişi ağır şekilde yaralandı. Sadece bir gecede 4.300 ev ve şehirdeki diğer fabrika ve binalarının üçte ikisi yok olmuştu. Coventry bombardımanı, bir ülkenin çıkarları uğruna vatandaşların ne kadar kolayca harcanabildiğinin kayıtları geçmiş halidir.

 

E bunu niye anlattım şimdi? Kesinlikle MİT ve Genelkurmay’ın darbe girişiminden saatler önce haberdar olmasıyla bir ilgisi yok, sizi temin ederim. Yukarıdaki olay tamamen; Suriye’nin meşru lideri Esad’ın, İdlip’e yaptığı iddia edilen kimyasal saldırıyı izah için anlatıldı. ABD’nin; Vietnam Savaşındaki “gemilerimize saldırdılar” ve Irak Savaşındaki “Saddamın nükleer bonba (bomba?) ları var” yalanlarıyla nasıl 2 savaş çıkarıp yüzbinlerce insanın hayatına malolduğunu hatırlatmak boynumuzun borcu zira. Demek ki neymiş; ABD’nin “bir ülkeye müdahale gerekçelerine” çok da inanmamak gerekiyormuş. Gerekirse kendi gemilerine saldırarak savaşa meşruiyet kazandırmak isteyen bir ülkenin, sivil vatandaşlara kimyasal silahlarla saldırabileceği ihtimali; 5 yıldır teslim olmadığı savaşta günden güne yeni zaferler kazanan Esad’ın zafere çok yaklaşmasına rağmen kendi kuyusunu kazıyor olma ihtimalinden ağır bastağını kabul etmek lazım.

 

Peki Reis nerede ve neden çark etti? Türkiye, İran ve Rusya’nın garantörlüğünde düzenlenen ve Esad ile muhaliflerin karşı karşıya geldikleri Astana görüşmelerine katılmayan ABD, kendi sorunlarının öncelikli olduğu gerekçesiyle, kontrolü zımnen Rusya’ya bırakmıştı. Zaten bunun sinyallerini de, seçim propagandalarında ve seçildikten sonraki açıklamalarında önceliği ABD’nin sorunlarına vereceğini söyleyerek vermişti. Peki neden bir anda Suriye’ye müdahale yeniden gündeme geldi? Teorim şu; ABD’nin Suriyedeki kara güçleri, (YPG, muhalif diye tabir edilen paramiliter çeteler vs) hem IŞİD hem de Esad yönetimi ile mücadelede zorlanmakta. Türkiye’nin de çekilmesiyle zayıflayan ABD, doğrudan müdahaleyi meşrulaştırmak ve Rusya’nın karşı çıkışına Birleşmiş Milletler bazında mani olabilmek adına bu şekilde bir senaryoyu uygulamaya koymuş görünüyor.

 

O halde neden devamı gelmedi füze saldırısının? Uluslararası kamuoyunda yeterli desteği göremediğinden muhtemelen. Kendisi ve Türkiye dışında saldırıyla ilgili sesi yükselen yok zira. Normal şartlar altında BM Güvenlik Konseyinin olağanüstü toplanım kınama yada yaptırım kararı alması gerekirken, kimseden ses seda olmaması yukarıda anlattıklarımı doğrular nitelikte. Rusya ve Suriye’nin de seslerinin yüksek çıkmasının bu işte payı büyük tabi.

 

Önceki bir yazımda da belirttiğim gibi; Trump’ın, ABD’nin “devlet politikalarını” bir kenara bırakıp vaadettiklerini uygulaması çok da mümkün görünmüyor. Eskiler de doğru söylemiş; alışmış kudurmuştan beterdir…

Share
814 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DÜNYA YAŞAMI BÜYÜK TEHLİKEDE

    09 Aralık 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Yeni yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre küresel ısınma nedeniyle gezegenimizin(Dünya’mızın) “geri dönülemez” noktaya yaklaştığını gösteriyor.  Bilim insanları iklim krizinin vardığı boyutlar konusunda dünyanın birden çok taşma noktasını çoktan aştığı konusunda uyarı yaptı. Uyarıda iklim değişikliğinin dünyadaki yaşama varoluşsal bir tehdit oluşturmaya başladığı açıklandı. The Guardian’da yer alan habere göre, küresel ısınmanın buzulların erimesi ve ormanların yok olması gibi bazı etkileri durdur...
  • İNSAN VE TOPLUM

    02 Aralık 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    KAPİTALİST SİSTEMİ SAVUNANLAR OLAYLARA BURJUVA MANTIĞI İLE BAKARLAR. BURJUVA MANTIĞI, KİŞİYİ TOPLUM ÜZERİNE ÇIKARDIĞI İÇİN MEYDANA GELEN TÜM OLUMLU VEYA OLUMSUZLUKLAR ÜRETİM SİSTEMİNE DEĞİL, KİŞİLERİN YETERLİLİĞİNE VEYA YETERSİZLİĞİNE, İYİ NİYETİNE VEYA KÖTÜ NİYETİNE BAĞLANIR. İNSANIN TOPLUM YARATIĞI OLDUĞU GÖRÜLMEZ. OYSA İNSANA DAMGASINI VURAN TOPLUM, TOPLUMA DA DAMGASINI VURAN TOPLUMUN TEMELİ OLAN ÜRETİM SİSTEMİNİN YARATTIĞI EKONOMİK SİSTEMLERDİR. PUTİN RUSYA’DA DEĞİLDE AFRİKANIN BALTA GİRMEMİŞ ORMANLARINDA BİR KABİLEDE YAŞIYOR OLSAYDI,...
  • SİGARA İÇMEK YA DA İÇMEMEK

    13 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Eğitimci Sami ASLAN, hazırladı… Uzun yıllar sigara içtiği için akciğer kanseri riski zaten çok yüksek olan birinin “sigarayı bırakması” fazla bir şey ifade etmez. Sigarayı bıraktıktan ne 1-2 sene, ne de çok daha uzun seneler geçse bile kanseri riski asla “sıfırlanmaz”. Bu durumdaki hastaların bir kısmı KOAH’la ilgili öksürük, balgam, nefes darlığı şikâyetleri üzerine sigarayı bırakmış olabilirler. Sigaraya bağlı KOAH gelişen hastalarda akciğer kanseri riski, sigara içip de belirgin KOAH belirtileri olmayanlara nispeten çok daha yüksekti...
  • SİYASET DEĞİL ÜRETİM YAPIN!

    08 Kasım 2019 Ekonomi, Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Merhaba saygı değer okurlar. Arayı çok açtık, Bahar bitti kış geldi. Mevsimler geçte olsa değişti. Ama bu aralar, Mevsimlerden çok insanlar çabuk değişiyor. Cenazeye gittiğimiz zaman, üç günlük dünya, iyilik yapana, iyilikle anılana ne mutlu deriz. Veya şu üç günlük dünyada, bir karış topraktan başka ne alacağız ki deriz. İnsan ameli ile anılır deriz. Herkes İyilik Ve Ahiretten Dem Tutar! Ama hiç kimse bunu uygulamaz. Hiç birimiz! Herkes kendi menfaati doğrultusunda hareket eder. Kardeş, kardeşini, Baba Evladını, Evlat Baba Annesini ...