ATIKLA MÜCADELE ÖNLEMEYLE BAŞLAR… « Samandağ Ayna Haber

SON DAKİKA

KURGU DEĞİL, GERÇEKLER

Eğitim, Genel, Sağlık, Yerel

ATIKLA MÜCADELE ÖNLEMEYLE BAŞLAR…

Bu haber 09 Eylül 2022 - 9:40 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Merhaba Kıymetli okurlarımız; ben Uğur Özden DOĞRU. TEMA Vakfı Öğretmen Üyesi Olarak bu haftaki konumuz atık ve geri dönüşüm olacaktır. Avrupa çevre ajansının araştırmasına göre yapılan ve yapılması gerekenleri soru-cevap olarak sizler için düzenleyerek eklemeler yaptık.

ankara escort bahçelievler escort balgat escort batıkent escort beşevler escort büyükesat escort çankaya escort cebeci escort çukurambar escort demetevler escort dikmen escort elvankent escort eryaman escort esat escort etimesgut escort etlik escort

ankara escorteve gelen escortgaziosmanpaşa escortkeçiören escortkızılay escortkolej escortmaltepe escortmamak escortofise gelen escortotele gelen escortrus escortsihhiye escortsincan escorttandoğan escorttunalı escorttürbanlı escortulus escortyenimahalle escort

Atık, yalnızca çevresel bir problem değil, aynı zamanda ekonomik bir kayıptır. Bu atığın büyük bir payı, geri dönüştürülebiliriz veya gübre yapılabiliriz ve daha az bir kısmı çöp sahalarına gönderilebiliriz.

Atığın tümünü bir kaynak olarak kullanırken giderek daha az atık üretmek için üretme ve tüketme şeklimizi nasıl değiştirebiliriz?

Ülkemizde büyük miktarlarda atık üretmektedir. Gıda ve bahçe atığı, inşaat ve yıkım atığı, maden atığı, endüstriyel atık, tortul atık, eski televizyonlar, eski arabalar, bataryalar, plastik torbalar, kâğıt, tuvaletlerden çıkan atıklar, eski kıyafetler ve eski mobilyalar… Liste böyle uzayıp gider.

Ürettiğimiz atık miktarı, tüketim ve üretim modellerimizle yakından bağlantılıdır. Piyasaya giren yüksek ürün sayısı da bir başka tehdit oluşturmaktadır. Tek kişilik hanelerin sayısındaki artış gibi demografik değişiklikler de, ürettiğimiz atık miktarını etkilemektedir (örn. malların daha küçük birimler halinde ambalajlanması).

Atık türlerinin çok çeşitli olması ve karmaşık atık arıtım yolları (yasa dışı olanlar dâhil), ortaya çıkan atığa ve bunun nerelerden geldiğine dair eksiksiz bir genel bakış elde etmeyi güçleştirmektedir. Her tür atık için, değişen nitelikte de olsa veriler bulunmaktadır.

Ne kadar atık üretiyoruz?

Türkiye İstatistik Kurumuna göre: Oluşan atık miktarı 104,8 milyon ton olarak hesaplandı. Araştırma kapsamındaki imalat sanayi işyerleri, maden işletmeleri, termik santraller, organize sanayi bölgeleri (OSB), sağlık kuruluşları ve hane halklarında 2020 yılında 30,9 milyon tonu tehlikeli olmak üzere toplam 104,8 milyon ton atık oluştu. Toplam atık miktarı 2018’e göre %10,5 arttı.

Doğru yolda: daha fazla geri dönüşüm; daha az çöp sahası. Ortaya çıkan kentsel atıkta gözlemlenen hafif düşüş, atığın çevresel etkilerini, bir dereceye kadar da olsa azaltmaya yardımcı olmuş olabilir. Ancak atık miktarları önemli olduğu gibi, atık yönetimi de önemli bir rol oynar.

Artan miktarda atık geri dönüştürülmesi gerekir ve azalan bir miktar da çöp sahalarına gönderilmesi gerekir. Kentsel atıkla ilgili olarak, geri dönüştürülmesi gerekenler veya gübre yapılanması gereken atık olarak ikiye bölmemiz gerekir.

Bunlar işleve geçirildiğinde gelişmeler göreceğiz fakat buna rağmen, ülkeler arasında büyük eşitsizlikler mevcut olacaktır.

Atık mevzuatının iddialı hedefleri neler olabilir?

Atık yönetimindeki kayma, Atık mevzuatıyla yakından bağlantılıdır. Bu alandaki mevzuatın kilit parçası, Atık Çevre Direktifi’dir (Waste Framework Directive – WFD). Burada bir atık yönetim hiyerarşisi belirlenir: önleme ile başlar, bunu yeniden kullanım, geri dönüşüm, geri kazanım için hazırlık takip eder ve imha ile sonlanır. Atık oluşumunu mümkün olduğunca önlemeyi, ortaya çıkan atığı bir kaynak olarak kullanmayı ve çöp sahalarına gönderilen atık miktarını minimuma indirmeyi hedefler.

WFD ve diğer atık direktifleri (arazi dolumu, hurda araçlar, e-atık, bataryalar, ambalaj atığı vb. ile ilgili) belirli hedefleri içerir. Ülkemizde, kentsel atığının yarısını geri dönüştürmek zorunda olmalıyız. Bataryaların % 45’i toplanmak zorunda olmalıyız. Tehlikeli olmayan inşaat ve yıkım atığının % 70’i (ağırlığa göre) geri dönüştürülmek veya geri kazanılmak zorunda olmalıyız.

Ülkemizde, atık hedeflerine ulaşmak için farklı yaklaşımlar benimsememiz gerekmektedir. Bazı yaklaşımların, diğerlerine göre daha iyi işlediği görmeye başlarız. Örneğin iyi tasarlandığı takdirde arazi dolum vergileri, arazi dolum atığını azaltmada etkili bir yol gibi görebiliriz. Üreticinin son kullanma tarihinin sonunda ürünü geri almak zorunda olduğu artırılmış üretici sorumluluğu da ve etkisini görmüş oluruz.

Hava kirliliği, iklim değişikliği, toprak ve su kirliliği…

Yetersiz atık yönetimi, iklim değişikliğine ve hava kirliliğine katkıda bulunur ve birçok ekosistemi ve türü doğrudan etkiler.

Atık hiyerarşisindeki son yer olarak düşünülen arazi dolumlarında (çöp sahalarında), iklim değişikliği ile bağlantılı çok güçlü bir sera gazı olan metan ortaya çıkar. Metan; arazi dolumlarındaki gıda, kâğıt ve bahçe atığı gibi biyolojik olarak çözülebilen atıkta mevcut mikroorganizmalar yüzünden oluşur. Bunların oluşturulma şekline göre arazi dolumları ayrıca toprağı ve suyu da kirletebilir.

Atık toplandıktan sonra taşınır ve arıtılır. Taşıma işleminin sonucunda karbon dioksit — en yaygın sera gazı — ve parçacıklı madde gibi hava kirleticileri, atmosfere salınır.

Atığın bir kısmı, yakılabilir veya geri dönüştürülebilir. Atıktan çıkan enerji, ısı veya elektrik üretiminde kullanılabilir, bu da kömür veya diğer yakıtlar kullanılarak üretilen enerjinin yerini alabilir. Atığın enerji geri dönüşümü dolayısıyla, sera gazı emisyonunun azalmasına yardımcı olabilir.

Geri dönüşüm, sera gazı emisyonlarını ve diğer emisyonları daha da azaltmaya yardımcı olabilir. Geri dönüştürülen kaynaklar, yeni kaynakların yerini aldığı zaman, en başta daha az yeni kaynak çıkarılır veya üretilir.

Atıklar, ekosistemleri ve sağlığımızı etkiler nelerdir?

Deniz ve kıyı ekosistemleri gibi bazı ekosistemler, yetersiz atık yönetimi ya da çöp atımından ciddi şekilde etkilenebilir. Deniz çöpü büyüyen bir sorundur ve bunun tek nedeni estetik görünüm değildir: atıklara dolaşıp takılma veya atıkları yutma, birçok deniz canlısı için ciddi tehdit oluşturmaktadır.

Atıklar, çevreyi dolaylı olarak da etkiler. Atıkların geri dönüştürülmeyen veya geri kazanılmayan kısmı, hammaddenin ve zincirinin, yani ürünün üretim, taşıma ve tüketim aşamalarında kullanılan diğer girdilerin bir kaybını temsil eder. Yaşam döngüsü zincirindeki çevresel etkiler, tek başına atık yönetim aşamalarındaki etkilerden önemli ölçüde daha büyüktür.

Doğrudan veya dolaylı, atıklar sağlığımızı ve refahımızı birçok şekilde etkiler: metan gazı iklim değişikliğine katkıda bulunur, hava kirleticileri atmosfere salınır, temiz su kaynakları kirlenir, ekinler kirli suyun suladığı toprakta yetişir ve balıklar zehirli kimyasalları yutar; sonuçta da yemek tabaklarımıza gelirler…

Yasa dışı çöp boşaltma, yakma veya ihracat gibi yasa dışı etkinliklerin de bunda payı vardır, ancak bu tür etkinliklerin ya da bunların etkilerinin tam kapsamını belirlemek güçtür.

Ekonomik kaybı ve yönetim maliyeti nedir?

Atıklar ayrıca ekonomik bir kaybı ve toplum üzerinde bir yükü de temsil eder. ‘Artıklar’ atıldığı zaman çıkarma, üretme, yayma ve tüketim aşamalarında kullanılan emek ve diğer girdiler (toprak, enerji vb.) de kaybedilir.

Ayrıca atık yönetimi maliyetlidir. Toplama, ayırma ve geri dönüşüme yönelik altyapının oluşturulması maliyetlidir ancak bir kere hazır olduğunda, geri dönüşüm gelir ve istihdam yaratabilir.

Aynı zamanda atıkla ilgili, ihracat ve ithalatımızla bağlantılı küresel bir boyut da söz konusudur. Tüketip ürettiğimiz bir şey, dünyanın başka bir yerinde atık yaratabilir. Ve bazı durumlarda, hem yasal hem de yasa dışı olarak sınırlar arasında ticareti yapılan bir mal haline gelir.

Peki ya atığı bir kaynak olarak kullanıp böylece yeni kaynakları çıkarma talebini azaltabilirsek?

Daha az hammadde çıkarıp mevcut kaynakları kullanmak, zincir boyunca oluşan etkilerin bir kısmını önlemeye yardımcı olur. Bu bağlamda, kullanılmayan atık da potansiyel bir kaybı temsil eder.

Amaç atığı bir kaynağa çevirmek olması lazım. Bir yol haritamız olması lazım. Yol haritası ayrıca, yüksek kalitede geri dönüşümü sağlama, arazi dolumunu ortadan kaldırma, enerji geri kazanımını dönüştürülemeyen maddelerle sınırlandırma ve atığın yasa dışı taşınmasını durdurmayı sağlamaya yönelik gereksinimini sağlar.

Ve bunları başarmak mümkündür. Birçok ülkede mutfak ve bahçe atığı, kentsel katı atığın en büyük bölümünü oluşturur. Ayrı olarak toplandığı zaman bu atık türü, bir enerji kaynağına veya gübreye dönüştürülebilir. Anaerobik arıtma, biyo atığı arazi dolumlarındakine benzer, ancak kontrollü koşullarda bir biyolojik ayrışma işlemine tabi tutmayı içeren bir atık arıtma yöntemidir. Anaerobik arıtma, biyogaz ve artık materyal üretir, bu da daha sonra kompost gibi gübre olarak kullanılabilir.

Kentsel atığın daha iyi yönetimi, önemli ölçüde daha düşük sera gazı emisyonları ile sonuçlanmış olması gerekirken. Bunun büyük bir kısmı geri dönüşüm yoluyla önlenmesi gereken emisyonlara ve arazi dolumunun daha düşük metan emisyonlarına atfedilebilir. Bütün ülkeler, Arazi Dolum Direktifi’nin arazi dolum değişim hedeflerini tamamen karşıladığı takdirde, yaşam döngüsünden sera gazı emisyonlarına eşdeğer ilave 62 milyon ton CO2’yi kesebilirler, bu da Ülkemizin iklim değişikliğini hafifletme çabalarına önemli bir katkı sağlaya bilir.

Potansiyel kazanımlar sonsuzdur ve hiçbir şeyin israf edilmediği dairesel bir ekonomiye doğru ilerlememizi kolaylaştırabilir. Atık hiyerarşisinde yukarı çıkmak, yüksek geri dönüşüm ve geri kazanım oranlarına sahip ülkeler için bile çevresel kazanımlar sunar.

Ne yazık ki, mevcut üretim ve tüketim sistemlerimiz atığı önleme ve azaltmada çok fazla teşvik sunmamaktadır. Ürün tasarımı ve ambalajlamadan materyal seçimine kadar, değer zincirinin tamamının önce atık önlemeyi akılda tutarak yeniden tasarlanması gerekir; bundan sonra bir sürecin ‘artıkları’ bir diğeri için girdi haline getirilebilir.

Atık hiyerarşisinde yukarı çıkmak, ilgili tüm taraflarca ortaklaşa bir çaba gerektirir: tüketiciler, üreticiler, politika üreticiler, yerel otoriteler, atık arıtma tesisleri vb. Ev atıklarını ayırmayı isteyen tüketiciler, ancak ayırdıkları atıkları toplamaya yönelik bir altyapı hazırsa geri dönüşüm sağlayabilirler. Bunun tersi de geçerlidir; belediyeler, ancak evler kendi atıklarını ayırırsa büyük bir bölümünü geri dönüştürebilirler.

Sonuçta, atığın bir problem mi yoksa kaynak mı olduğu tamamen onu nasıl yönettiğimize bağlıdır.

Kaynak : antalya haber

AyakkabıBot ve çizmeGünlük ayakkabıBot ayakkabı modelleriÇizme ayakkabıTerlik ayakkabıSandaletBabetSpor ayakkabıTopuklu ayakkabıİç giyimMayoÇorapFantezi giyimİç çamaşır takımlarıSütyenGecelikPijama takımıGece elbisesiPlaj giyimGiyimBüyük bedenTesettürEtekTrenckottarz eşofman takımları bayanMontGömlekPantolonT-shirtSweatshirtKırmızı elbiselerCeket