ASYA’NIN KAYIP TÜRKLERİ: DUKHALAR - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

Şişlide Gece Hayatı

şişli escort

SON DAKİKA

ASYA’NIN KAYIP TÜRKLERİ: DUKHALAR

Bu haber 18 Aralık 2018 - 8:33 'de eklendi ve 274 kez görüntülendi.

Sami arslan

Atlas Dergisi  geçen yıl  tüm dünyanın ilgisini çekecek bir belgesel hazırladı.Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek ve fotoğrafçı Selcen Küçüküstel, Moğolistan’ın Kuzey sınırındaki Sayan Dağları yamaçlarında yaşayan ve Türkçe konuşan ‘Dukha’ adlı toplulukla muhteşem bir iki ay geçirdiler.Yüksek ve Küçük üstel, dünyada benzeri olmayan özellikleriyle Türklerin en saf, en eski sırlarına sahip olduğu belirttikleri Dukhalar’ın çadırına konuk oldular.

Dukhalar için dünyadaki insanlardan çok farklı yaşadıklarını söyleyen Özcan Yüksek, “Tarih öncesini yaşayan ve bizimle aynı dili konuşan bir toplumla karşı karşıyayız”

Yüksek, “Bundan 10 bin yıl önce insanların yaşadığı şekilde yaşıyorlar. Her şeyi ortaklaşa paylaşıyorlar. Aralarında eşitlikçi ilişkiler var. Suç işlemiyorlar. Kadın erkekten ya da erkek kadın dan üstün değil. Ren geyikleriyle birlikte onların vahşi göç yollarında onlarla birlikte dolaşıyorlar” şeklinde konuştu.

Yeditepe üniversitesi kültürel antropoloji bölümü yüksek lisans öğrencisi olan Selcen Küçüküstel de Dukhalarla çok çabuk anlaştığını bir hafta içinde günlük düzeyde konuşabilecek duruma geldiklerini söyledi.

Küçük üstel, Dukhaların Türkçe kökenli bir dil konuştuklarını ve dillerinin kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Moğolistan’a Tuva’dan gelen, avlarını paylaşan, ormanlardan yemiş toplayan, doğayla uyumlu ortaklaşmacı bir toplum olan Dukhalar, Sayan Dağları’nda yaşayan ve nesli hızla tükenen rengeyikleriyle birlikte göçebe olarak yaşıyor.

Ren geyiklerinin sütü ve peyniriyle, topladıkları yaban yemişleriyle beslenen bu topluluğun Türk dilini konuşması dikkat çekiyor.

Şaman inançlarını sürdüren Dukhalar, doğa ile çok özel ilişkiler içindeler. Kirlenmesin diye nehirlerde ellerini biler yıkamıyorlar. Nehir’den taşıdıklari suyla temizleniyorlar.

Ren geyiklerine çobanlık yapan bu halk; onları besleyip yetiştiriyor ve süt, peynir ya da kürk gibi ihtiyaçlarını onlar sayesinde karşılıyor. Dukha halkının nüfusu tahminen 200 ila 400 kişi arasında değişim gösteriyor.
Bu halkın tek geçim kaynağı ise buraya onların ren geyiklerine binmeye gelen ve yaptıkları küçük hediyelik eşyaları satın alan turistler. Sistemin dışındalar. Onlar bizim gibi sistemin teknoloji, din, siyaset gibi zincirlerinin tuzağına düşmemişler.
Köle olmamışlar.

Dimdik ayakta duruyorlar ve mutlular. Elektrik kullanmıyorlar, cep telefonları, televizyonları yok.

Doğa’yı ve hayvanları seviyorlar. Bırakın bir canlıya zarar vermeyi, eşya’nın bile ruhu olduğunu düşünüp zarar vermek istemiyorlar.

Kültürlerine düşkünler, tek kaygıları konuştukları Türkçe kökenli Dukha dilinin yitip gitmesi.En vahşi ve yırtıcı hayvanlardan bile sevgilerine karşılık alabiliyorlar.

Bu insanlar, ne yalan dolanı, ne de suç işlemeyi bilir. Daima özgürlük ve barıştan yanadırlar.

İnsan; emperyalizmin ve kapitalist ilişkilerin aracı haline gelen din, siyaset bezirganlığı ve etnik ırkçılıktan uzak kaldıkça, iyileşir,dürüstleşir ve özgürleşir.