“ASGARİ ÜCRET EN DÜŞÜK ÜCRET OLMAKTAN ÇIKARILMALI” - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

ankara escortTekirdağ mutlu sonAdana mutlu sonMersin mutlu sonBursa mutlu sonMuğla mutlu sonBalıkesir mutlu sonKocaeli mutlu sonİstanbul mutlu sonAnkara mutlu sonAntalya mutlu sonİzmir mutlu sonDenizli mutlu sonÇanakkale mutlu sonSakarya mutlu sonManisa mutlu sonMalatya mutlu sonYalova mutlu sonSivas mutlu sonTokat mutlu sonKayseri mutlu sonTrabzon mutlu sonAydın mutlu sonElazığ mutlu sonAfyon mutlu sonKütahya mutlu sonOrdu mutlu sonEskişehir mutlu sonGaziantep mutlu sonistanbul mutlu sonankara mutlu sonizmir mutlu sonbursa mutlu sonantalya mutlu sonadana mutlu sonkonya mutlu sonşanlıurfa mutlu songaziantep mutlu sonkocaeli mutlu sonmersin mutlu sondiyarbakır mutlu sonhatay mutlu sonmanisa mutlu sonkayseri mutlu sonsamsun mutlu sonbalıkesir mutlu sonmaraş mutlu sonvan mutlu sonaydın mutlu sontekirdağ mutlu sonsakarya mutlu sondenizli mutlu sonmuğla mutlu sonbağcılar mutlu sonbahçelievler mutlu sonesenler mutlu sonesenyurt mutlu sonkadıköy mutlu sonkağıthane mutlu sonkartal mutlu sonküçükçekmece mutlu sonmaltepe mutlu sonpendik mutlu sonsultangazi mutlu sonümraniye mutlu sonüsküdar mutlu sonaliağa mutlu sonalsancak mutlu sonbayraklı mutlu sonbornova mutlu sonbuca mutlu sonçeşme mutlu sonçiğli mutlu songaziemir mutlu sonkarşıyaka mutlu sonkonak mutlu sonmenemen mutlu sonödemiş mutlu sontorbalı mutlu sonçankaya mutlu sonkeçiören mutlu sonmamak mutlu sonpolatlı mutlu sonsincan mutlu sonalanya mutlu sonbelek mutlu sonkaş mutlu sonkemer mutlu sonkorkuteli mutlu sonlara mutlu sonmanavgat mutlu sonserik mutlu sonside mutlu sondidim mutlu sonefeler mutlu sonkuşadası mutlu sonnazilli mutlu sonaltıeylül mutlu sonbandırma mutlu sonedremit mutlu sonkaresi mutlu sonsusurluk mutlu songemlik mutlu songürsu mutlu soninegöl mutlu sonmudanya mutlu sonnilüfer mutlu sonosmangazi mutlu sonyıldırım mutlu sonbiga mutlu sonçan mutlu songelibolu mutlu sonadıyaman mutlu sonafyon mutlu sonağrı mutlu sonaksaray mutlu sonamasya mutlu sonardahan mutlu sonartvin mutlu sonbartın mutlu sonbatman mutlu sonbayburt mutlu sonbilecik mutlu sonbingöl mutlu sonbitlis mutlu sonbolu mutlu sonburdur mutlu sonçanakkale mutlu sonçankırı mutlu sonçorum mutlu sondüzce mutlu sonedirne mutlu sonelazığ mutlu sonerzincan mutlu sonerzurum mutlu soneskişehir mutlu songiresun mutlu songümüşhane mutlu sonığdır mutlu sonısparta mutlu sonkarabük mutlu sonkaraman mutlu sonkastamonu mutlu sonkilis mutlu sonkırıkkale mutlu sonkırklareli mutlu sonkırşehir mutlu sonuşak mutlu sonkütahya mutlu sonmalatya mutlu sonmardin mutlu sonnevşehir mutlu sonniğde mutlu sonordu mutlu sontrabzon mutlu sonosmaniye mutlu sonrize mutlu sonsiirt mutlu sonsinop mutlu sonsivas mutlu sontokat mutlu sonkarahayıt mutlu sonpamukkale mutlu sonnizip mutlu sonşahinbey mutlu sonşehitkamil mutlu sonantakya mutlu sondefne mutlu soniskenderun mutlu sondarıca mutlu songebze mutlu songölcük mutlu sonizmit mutlu sonkörfez mutlu sonakşehir mutlu sonbeyşehir mutlu sonereğli mutlu sonkaratay mutlu sonmeram mutlu sonselçuklu mutlu sonakhisar mutlu sonalaşehir mutlu sonsoma mutlu sonturgutlu mutlu sonakdeniz mutlu sonanamur mutlu sonerdemli mutlu sonmezitli mutlu sonsilifke mutlu sontarsus mutlu sontoroslar mutlu sonyenişehir mutlu sonbodrum mutlu sondalaman mutlu sonfethiye mutlu sonköyceğiz mutlu sonmarmaris mutlu sonmenteşe mutlu sonmilas mutlu sonadapazarı mutlu sonserdivan mutlu sonatakum mutlu sonçarşamba mutlu sonilkadım mutlu soneyyübiye mutlu sonsiverek mutlu sonviranşehir mutlu sonçerkezköy mutlu sonçorlu mutlu sonerbaa mutlu son

Şişlide Gece Hayatı

SON DAKİKA
http://wannawatches.com/

“ASGARİ ÜCRET EN DÜŞÜK ÜCRET OLMAKTAN ÇIKARILMALI”

Bu haber 01 Aralık 2021 - 11:43 'de eklendi ve 171 kez görüntülendi.

Atatürkçü Düşünce Derneği adına Samandağ Şube Başkanı Atiye Sönmez Erdoğdu, yaşanan ekonomik krizle beraber bütün vatandaşların yeni belirlenecek asgari ücreti beklediğini ancak yine de asgari kavramından da anlaşılacağı üzere vatandaşların geçimlerini karşılamaya yetmeyeceğini belirterek konu üzerine bir açıklamada bulundu.

Asgari ücretin, en düşük ücret olmaktan çıkarılmasının Kemalist politikaların yeniden uygulanması ile gerçekleşebileceğini ifade eden Başkan Erdoğdu açıklamasında; “Asgari Ücret Tespit Komisyonu 1 Aralık Çarşamba günü (Yarın) toplanıyor. Yükselen ekonomik kriz sonucu, en temel gıda maddelerinin bile el yakan fiyatlara ulaşması ile herkes yeni belirlenecek asgari ücreti konuşuyor. Her şeyden önce şu “Asgari Ücret” daha iyisi “asgari” kavramı üzerinde durmak gerekiyor. “ASGARİ” kavramı, “en aşağı” kavramının dilimize Arapçadan geçmiş hali. Bu “ücret” kavramı ile birleştirildiğinde “EN AŞAĞI ÜCRET“ anlamı çıkıyor. Biraz daha zorlanırsa çalışanlara ödenecek “EN AŞAĞILAYICI” ücret olarak da adlandırılabilir. Zira yıllardır belirlenen “en aşağı” ücret yoksulluk sınırının da, açlık sınırının da altında oluyor hep. ASGARİ sözcüğünün kullanılmasının tek güzel yanı, halk arasında bu sözcüğün yaygın şekilde “ASKERİ” olarak kullanılıyor olması. Neredeyse 40 yılı aşkın süredir asgari ücretin yerlerde sürünüyor olmasında en büyük etken 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesi. Darbenin lideri konumundaki Kenan Evren açıklamalarında bir otel çalışanının kendinden çok ücret aldığını ağlak bir yüz ifadesi ile anlatırdı. Darbe sonrasında dönemin TİSK (Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu) Başkanı Halit Narin’in “20 yıl işçiler güldü, biz ağladık, şimdi gülme sırası bize geldi” sözü darbeciler tarafından “yerinde” bir algılamayla hayata geçirildi ve sınıf sendikacılığı bitirildi. Günümüzde asgari ücretin neden bilinçsizce de olsa, ASKERİ ÜCRET olarak dilimize geçtiği anlaşılabiliyor. Ülkemizde serbest piyasa ekonomisinin uygulandığı söylenip her şeyin fiyatının piyasa koşullarınca belirlendiği eklendikten sonra, ücretlerin neden en aşağı düzeyde sabitlenip patronların 40 yıldır güldüğünü sorgulamak ise zülfüyare dokunsa gerek. Garip olmayacak bir sorumuzu da ekleyelim: Madem en aşağı ücret işverenlerin ve siyasal iktidarın baskın olduğu bir komisyonca (olmazsa hakem heyeti) belirleniyor, o halde özellikle kamu kesiminde bir de en yüksek (azami) ücret belirlenmesi gerekmez mi? Böylelikle yoksulluk sınırının altında ücret alan çalışanlarımız da, oyları ile iktidar belirleyen milletimiz de, her ay 4-5 hatta bazen 10-11 kamu kurumundan maaş ya da huzur hakkı adı altında yüzbinlerce lira alanları da, özel sözleşmelerle ABD Doları üzerinden belirlenen AZGIN ücretleri de öğrenmiş olur.

NASIL BELİRLENMELİ?

Güçlü bir sendikal örgütlenmenin olduğu ülkelerde en aşağı ücret günümüz Türkiye’sinde olduğu gibi belirlenmez. Elbette az sayıda işçinin çalıştığı, örgütlenmenin olanaksız olduğu işyerlerindeki çalışanları korumak için sosyal devlet ilkesine uygun olarak adil bir en aşağı ücret belirlenmelidir. Bunun dışındaki ücretler işveren ile sendika arasındaki pazarlıklar sonunda belirlenir. Bu durumda bazı sendikalar sarı sendika olsa bile, sendikal rekabet nedeniyle tümü zorunlu olarak güçlü sendikaların bağıtladığı ücretler düzeyinde ücret belirleyeceklerdir. Bu şekilde ülke çapında bir ücret seviyesi ortaya çıkacak, daha ötesi sendika olmayan işyerlerinde de işçiler bundan etkilenecek, giderek sendikal örgütlenme de güçlenecektir. Elbette ortaya çıkan ücret düzeyi Asgari Ücret Komisyonlarının kararlarını da etkileyecektir. Ne var ki 12 Eylül 1980 darbesi ile “gülme” sırasının işverenlere geldiğini düşünenler, yaptıkları yasal düzenlemelerle “gülme”nin sonsuza kadar sürmesini hedeflemişlerdir. Özellikle son 19 yılda işbaşında olanlar her fırsatta darbe dönemlerine karşı olduklarını söyledikleri halde İş Kanunu ve Sendikalar Kanununda yaptıkları değişiklikler ile 12 Eylül döneminin bile ötesine geçmişlerdir. 12 Eylül öncesi 44 milyon civarındaki nüfusumuz içinde sendikalı işçi sayısı 3 milyona ulaşmışken, günümüzün 83 milyonluk Türkiye’sinde sendika üyesi işçi sayısını utanç duymadan açıklayabilmek olanaksız. Çalışma Bakanlığı döneminde AKP’li Faruk Çelik’in bir konuşmasında, sendikalı işçi sayısının gerçek durumunu açıklamaları halinde bazı konfederasyonların sayı düşüklüğü nedeniyle kapanabileceğini ifade ettiği unutulmamalı. Sendikalı işçi sayısının bu kadar az, sendikaların bu kadar güçsüz ve bağımlı, işsiz sayısının bu kadar yüksek, sığınmacı adı altında milyonlarca insanın ülkemize doluştuğu ortamda gerçek bir emek fiyatı pazarlığı yapılabilir mi? 12 Eylül sonrasında gülmeye başlayan işverenlerin gülmeleri kahkahaya dönüşmüş olamaz mı?

EN DÜŞÜK ÜCRET UYGULANABİLİYOR MU?

Günümüz koşullarında yoksulluk, hatta açlık sınırı altında olduğu herkesçe kabul edilen en düşük ücret uygulanabiliyor mu? İşsizliğin bu kadar yüksek boyutta olduğu ve her geçen gün işsizler ordusuna yeni neferlerin katıldığı ülkemizde, en düşük ücretin uygulandığını düşünmek tam bir hayal. Hayatla bağı olan herkes bunu yakın çevresinden gözlemektedir. Pek çok insan sadece ekmek parası için kayıt dışı, yani hiçbir sosyal güvencesi olmadan kaçak olarak çalışmaktadır. Bu işçilerin aldığı ücretin ne kadar olduğu belirsizdir. Çoğu zaman da en düşük ücretin çok altındadır. Olmasa bile sosyal güvenceden yoksundur. Bu durum resmi verilerce de doğrulanmaktadır. Son TÜİK verilerine göre ülkemizde her 100 kişiden 27,4’ü kayıt dışı çalışmaktadır. (TÜİK verilerinin ne kadar sağlıklı olduğu da ayrı bir tartışma konusudur tabii). Bu durum ayrıca üretimin de kayıt dışı olduğunu göstermektedir ki, bu da vergi kaybının ne boyutta olduğunu ortaya koymaktadır. Denetimin sıkı olduğu bazı iş kolları ile iş kazaları açısından risk taşıyan iş yerlerinde sigortalı gösterilen çalışanların eline bordroda yazılı ücretin geçmediği de ayrı bir yaradır. En düşük ücretin artırılmasının en kolay yöntemlerinden biri de, asgari ücretten vergi alınmasının önüne geçmektir. Ama bu bütünsel ve kararlı bir mücadele gerektirmektedir. En düşük ücretin utanç ücreti olmaktan çıkarılması ancak yeniden güçlü bir sendika hareketin yaratılması, örgütlü mücadelenin hayatın her alanına yayılıp sosyal devletin halkın geniş kesimlerinin zorunlu talebi olarak dayatılması ile, kısacası KEMALİST politikaların yeniden uygulanması ile gerçekleşebilecektir.” İfadelerine yer verdi.

Haber-Foto: Rizan Sağaltıcı