''ARAP BAHARINI'' GERİDE BIRAKIRKEN | Samandağ Ayna Haber

SON DAKİKA

‘’ARAP BAHARINI’’ GERİDE BIRAKIRKEN

Bu haber 05 Şubat 2018 - 8:54 'de eklendi ve 277 kez görüntülendi.

 

Yabancı medya kuruluşlarını takip edince, daha fazla bilgi sahibi olup konuları daha iyi değerlendirme ve paylaşma fırsatı buluyoruz.

Suriye’nin kuzeyi olan bölgenin demografik yapısı hakkında bilgi verelim. Suriye’de, Araplardan sonra ikinci etnik grup Kürtlerdir. Suriye’de yaşayan Kürtlerin sayıları tam olarak bilinmemektedir. 2-3 milyon kişi oldukları tahmin edilmektedir.  Bunun nedeni ‘’Kürt Milliyetçiliğini’’ bir tehlike olarak gören ‘’Arap sosyalist hareketinin’’ diğer adı ile ‘’BAAS Rejimi’nin’’ ‘’Kürt’ Milliyetçilerine’’ vatandaşlık vermemesidir. Ancak ’Kürt’ Milliyetçilerine’’ vatandaşlık verilmemesinin daha büyük bir tehlike olduğunun anlaşılması üzerine, 2005 yılından itibaren vatandaşlık verilmeye başlanmıştır.  Bu tarihe kadar sadece 200 bin kişi kayıt altına alınmıştır.

2012 yılından itibaren ise bölgedeki gücünü kaybeden Şam merkezi yönetimi;  İŞİD ile savaşıyor diye Kürtleri yoğun bir şekilde desteklemiştir. Ancak bölge İŞİD’ den temizlenince bölgeyi merkezi yönetimine devretmemişlerdir. ABD’ den destek alıp, Kanton dedikleri yönetimleri kurmuşlardır.

‘’Arap sosyalist hareketi’’ ‘’Kürt’ Milliyetçilerini’’ neden tehlike olarak görmüşlerdir? Bunun nedeni Kürt milliyetçilerinin esas hedeflerinin:   milliyetçilik temelli bir ‘’devlet kurmak’’ olmasıdır.

‘’Kürt Milliyetçileri’’ Ülkelerdeki muhalif siyasi hareketlerin içinde yer edinirken belli bir güce kavuştuktan sonra esas gayeleri için çalışmaya başlamışlardır.

Türkiye sol hareketi’ ndeki en büyük kırılma da bundan dolayı  yaşanmıştır. Sol hareket, sorunlara eko-politik ve bütüncül açılımlar getirirken 1990’lara kadar ‘’Kürt Milliyetçileri’’  de bu hareketin içindeydi. Bu tarihten sonra;  her ne olduysa; birden ‘’Milli Demokratik Devrim’’ diye bir ideoloji ile siyasal yaşamlarını şekillendirmeye başladılar.

Dar alanda bunlar yaşanırken, dünyadaki büyük devletler hallerinden gayet memnunlardı.  Birinci dünya savaşında enerji coğrafyasını istedikleri gibi şekillendiremeyen ‘’İngiltere,  Fransa ve sonrasında ABD’’ enerji coğrafyasındaki ideolojik, dinsel, mezhepsel, etnik…  her çatışmayı destekliyordu. Daha da ileri giderek; oluşmasına( bazen doğrudan bazen dolaylı yollar ile)  zemin hazırlıyordu. (AB’nin Türkiye’deki hangi projeleri desteklediğine bir bakılması gerekiyor.)

Dünya’ya ‘’milliyetçiliği’’ yayan Fransa; Ortadoğu’da ‘’Arap milliyetçiğinin’’ yeşermesine asla izin vermemiştir. Neden mi? O zaman, Fas’tan Irak’a, Yemen’e kadar olan geniş bir coğrafyada tek bir devletin olması gerekir ki; bu da dünyayı bölmek ile meşgul olanların işine gelmez.

Ortadoğu’da çatışma; bazen etnik, bazen mezhepsel, bazen dinsel, bazen ideolojik olarak karşımıza çıkmaktadır.  Son zamanlarda; yeni olarak  ‘’cinsiyetçiliği’’ de  (kadın- erkek)  çatışma unsurlarından birisi  olarak görmekteyiz.( Çatışın da nasıl çatışırsanız çatışın.)

Batı’da; huzur, bilim, insanlık, medeniyet, teknoloji; Doğu’da; kan, gözyaşı, karmaşa, korku…

Her çatışmadan; bir ayrışma, bir devletçik hedeflendiğini tarihten biliyoruz.  Sykes-Picot Anlaşmasını incelemenizi tavsiye ederim.

Şimdi de etkin kökene dayalı  bir devlet kurulması gündemde idi. Irak referandumu bu hedefin somut kanıtıydı.  Irak’ın kuzeyi ve Suriye’nin kuzeyindeki etnik- mezhepsel  bütün hareketler doğrudan Türkiye’yi etkileyecektir.

Ortadoğu’da ‘’yayılmacı devletlerin’ desteği olmadan devlet kurulabilir mi? Elbette ki; hayır. Köklü devletler bile yıkılırken (Libya gibi) ‘’yeni devletçiklerin’’ var sayıldığı gibi ‘’ekonomik ve siyasi olarak bağımsız olması asla mümkün değildir.

İşte bu emperyal oyunlar;  ‘’Suriye- Türkiye- Irak ve gündemde olmayan İran’ı’’ rahatsız etmiştir. Ancak Ortadoğu’daki bu ülkelerin aralarındaki anlaşmazlıklar çözülemeyince; her ülke karşı ülkenin iç muhalefetine doğrudan veya dolaylı olarak destekler vermiştir. Bunun da daha farklı emperyal oyunların parçası olduğu zamanla anlaşılmıştır.

Gelinen noktada Türkiye- Irak –İran’ın dolaylı yollardan Suriye ile kesiştikleri görülüyor.

Bunun en somut örneği ‘’Soçi zirvesidir’’. Soçi zirvesi amacına ulaşmıştır. Çünkü kimsenin devlet kurmayacağı ve kimsenin kimseyi işgal etmeyeceği Soçi de tescillenmiştir. ‘’Suriye’nin toprak bütünlüğü korunacaktır.’’  maddesi Batı’nın  ‘’tarihsel böl-yönet’’ politikasının artık işlemeyeceğinin bir göstergesidir. Ortadoğu’da baharı geride bırakıyoruz. Artık daha az çatışmanın olduğu yaza geliyoruz.

Eğitimci Hüsamettin Kazan’ın kaleminden ….

Avatar
Hüsamettin Kazandeneme18@hotmail.com
afdah.info

voir films