ÜST REKLAM

logo

reklam

ANNELİK VE BABALIK OKULU YOK, YAŞAYARAK ÖĞRENECEKSİNİZ

Minikcanlarda Dolu Dolu Eğitim…

ANNELİK VE BABALIK OKULU YOK, YAŞAYARAK ÖĞRENECEKSİNİZ

İlçemizde faaliyet gösteren Minikcanlar Kreş ve Gündüz Bakım Evi Yöneticileri velilere öğrencilerde öz bakım, iletişim ve doğru eğitim yanı sıra dil gelişiminde yaşadıkları sıkıntılar üzerine toplantı düzenlediler. Özel Yeni Gün Işığı Reyabilitasyon Merkezinin deneğyimli eğitimci kadrosuyla birlikte yapılan bilgilendirme Kreş Kurucusu İlkay Kahiloğulları yanı sıra Kreş Müdürü Burcu Kahiloğulları önderliğinde gerçekleşti. İlk sözü alan Müdür Burcu Kahiloğulları, kreşte karşılaştıkları ve kendilerini tedirgin eden öğrencilerin tehditkar ve agresif tutumlarının iyileştirilmesi gerektiği hususunda velilere telkinde bulundu.

Müdür Kahiloğulları, öğrencilerin kişisel özbakım yanı sıra kişisel gelişimlerinin en hassas döneminin 0-6 yaş gurubu olduğuna dikkat çekerek; birlikte eş zamanda başlanılan grup çalışmalarının çocukların etkin eğitimi üzerinde çok daha etkili olduğuna dikkat çekti. Çocukların boş bir levha olduğuna ve ebeveynlerini örnek aldığına dikkat çeken konuşmasında Müdür Kahiloğulları, aileleri mümkün olduğunca çocuk yanında doğru hareketler sergilemesi gerektiğine işaret etti.

 

Kardeş kıskançlığı anne babanın kâbusu olmasın!

Çocuklarda sıkça karşılaşılan ve ebeveynlerin çoğu zaman çaresiz kaldığı bir konu var ki o da kardeş kıskançlığı. Öyle ki bu süreci kontrol edemeyen ebeveyn, çok zor durumlarda kalabildiği gibi kardeşler arasında bir denge kuramaması halinde çocukların bedensel ve ruhsal yapıları durumdan olumsuz etkilenebiliyor. Bu konuda ebeveyne önemli görevler düşüyor. Bu görevleri anlatmak Özel Yeni Gün Işığı rehabilitasyon Merkezi Psikoloğu Selin Yılmaz’a düştü.

‘Kardeşlerarası kıskançlığın derecesi, yeni doğan çocuğun doğumuyla birlikte anne babanın tutumunda olan değişikliklere, büyük çocukla ebeveyn arasındaki yerleşmiş ilişki şekline, çocuğun yaşına, kardeşin kendisine takdim ediliş biçimine ve kardeş doğumunun çocukta yarattığı duyguları anlamaya ve olumsuz düşünceler doğmasına engel olabilmeye kadar bir çok nedene bağlı olabilmekte’ diyen Psikolog Yılmaz, “kardeşine vurma, ısırma davranışlarının çocuklukta en yaygın görülen kıskançlık örnekleri olduğunu belirtiyor. Arslan kıskançlıkla birlikte çocukların davranışlarında bir takım değişiklikler gözlemlendiğinin altını çiziyor; “Kıskançlık nedeniyle çocukta, emekleme, bebekçe konuşma, biberonla beslenmeye geri dönme, altıslatma, tırnak yeme, parmak emme, kekemelik ya da konuşma gecikmesi, anneye aşırı bağlılık, içe kapanma, mastürbasyon gibi belirtiler görülebilir”.

Anne-babanın kardeşi dünyaya gelmeden önce çocuğu kesinlikle bu konuda hazırlaması gerektiğine vurgu yapan Psikolog Yılmaz, doğum öncesinde çocuğun anne ve babayla geçirdiği saatlerin sabitlenebileceğine dikkat çekiyor. Büyük çocukların kardeşten bahsetmeden önce anaokuluna alışmasının önemli olduğunu ifade eden Psikolog Yılmaz, gerçeğe uymayan senaryoların da çocuğa aktarılmamasının önemine vurgu yapıyor.

Psikolog Yılmaz, gelecekle ilgili konuşmanın kaygı düzeyini azaltacağını  dile getiriyor. “Gelecekle ilgili konuşmak  kaygı düzeyini azaltır, bunun yerine kendi yeri ve bağımsız kişiliği anlatılmalıdır. Küçükken neler yapıldığı, nasıl bir bebek olduğu, yeni doğan kardeşin daha çok ilgiye ihtiyacı olduğu, kendisinin pek çok şeyi kendi başına yapabildiği gururu okşanarak anlatılmalıdır”.

Psikolog Yılmaz, çocuk dünyaya gelmeden ilişkilerin de sağlamlaşması uyarısında bulunuyor; “Kardeş doğmadan çocuğun baba, dede anneanne, babaanne, bakıcı, yuva, anaokulu gibi destek olacak kişilerle ilişkisi kuvvetlendirilmelidir. Kardeş doğduktan sonra yuvaya gönderilen çocuk evden uzaklaştırıldığını düşünüp, gitmek istemeyecektir”.

Çocukların anne ilgisini paylaşamadıkları için daha çok annelerinin yanında kavga ettiklerine dikkat çeken Psikolog Yılmaz, rekabetin altında yatan başlıca nedenin ise‘’Annem-babam onu daha fazla seviyor’’ kaygısı olduğunu hatırlatıyor.

Bu konuda anneye babaya çok önemli görevler düştüğünün altını çizen Psikolog Yılmaz, en becerikli annenin her kişiliği ayrı ayrı geliştirebilen anneler olduğunu söylüyor; “Anne-babalar kardeşler arasında olumsuzluk yaşandığında sık sık uyarı yapmak yerine, bu durumdan nasıl etkilendiklerini anlatmalılar. Annelik ve babalık okulu yok, yaşayarak öğreneceksiniz.  Birbirinizle yaptığınız kavga beni üzüyor, sinirlendiriyor, başımı ağrıtıyor gibi…’

Psikolog Yılmaz, iki ya da daha fazla çocuklu ailelerde kardeşler arasında kıskançlığın yaşanmaması için bazı tavsiyelerde bulunuyor;

  • Kardeşler birbiriyle kıyaslanmamalı
  • Evlat ayrımı yapılmamalı
  • Çocuklara karşı ilgisiz kalınmamalı (Kardeşleri birbirinin yanında severken, diğeriniayırmak)
  • Çocuklar birbirlerinin önünde eleştirilmemeli
  • Aralarına girilmemeli
  • Problem çözümünde onlara fırsat verilmeli.
  • Kıskançlığı tahrik edici sözlerden kaçınılmalı” dedi.

Psikolog Yılmaz, çocukların cinsel kimlikleri oluşurken çocuklara net ve kısa cevaplar verilmesinin çocukların başka bilgi edinme kaynağından uzaklaşacağını ve kısa sürede kendini daha iyi tanıyacağını vurguladı.

Odyolog Aylin Karaali sunumunda Odyoloğun görevlerini tanımlarken, “işitmenin, işitme ve denge sisteminin değerlendirilmesidir. Bu değerlendirmenin klinik ya da deneysel ortamlarda yapılabilmesi için uygun araçlar kullanır, yöntemler belirler ve teknikler geliştirir.

Dil ve konuşma bozukluğu ile de ilegilenir ben bu konudan bahsetmeden önce bu iki bozukluk arasındaki farktan kısaca bahsetmek istiyorum.

Birey konuşma seslerini doğru bir şekilde veya akıcı olarak çıkartamazsa, ya da sesi ile ilgili problem var ise bireyde konuşma bozukluğu vardır. Seslerin telaffuzu veya sesletim (artikülasyon) bozuklukları ve kekemelik; konuşma bozukluklarına örnektir.

Birey başkalarını anlamakta sorun yaşıyorsa alıcı dilde, düşüncelerini/fikirlerini ifade etmekte sorun yaşıyorsa ifade edici dilde dil bozukluğu vardır. Başa darbeye bağlı oluşanı ‘afazi’ dil bozukluğuna bir örnektir.

Çocuklarda ve yetişkinlerde aynı anda hem dil hem de konuşma bozukluğu birlikte görülebilir. Bu durum tıbbi bir problemin sonucu olarak görülebileceği gibi bilinmeyen bir sebepten de oluşabilir.

Yukarıdaki temel tanımları verdikten sonra dil ve konuşma bozuklukları uzmanlarının ilgilendiği aşağıdaki alanlara kısaca değinebiliriz.

  1. Akıcılık Bozuklukları (Kekemelik, Hızlı-Bozuk Konuşma)

Akıcılık bozukluğu; sesler, heceler, kelimeler ve ifadelerdeki tekrarlar,  hız ve ritmin anormal bir şekilde karakterize olduğu konuşmanın akışındaki kesilmelerdir. Buna aşırı gerginlik, kaçınma davranışı gibi ikincil davranışlar eşlik edebilir. Akıcılık bozuklukları gelişimsel ve edinilmiş olarak iki başlıkta incelenir.

Kurumumuzda akıcılık sorunu yaşayan bireylere değerlendirme terapi ve danışma hizmetleri verilmektedir.

Kekemelik Nedir: Kekemelik, en yaygın akıcılık bozukluğu olup, birçok formları (tekrarlar, uzatma, duraksama, ünlemler) ile konuşmanın ritminin veya akışının kesilmeler veya duraklamalar ile bölünmesidir. Ayrıca, fiziksel gerginlik, negatif reaksiyonlar, artan kaçınma ya da genel olarak iletişimden uzaklaşma ikincil davranış olarak ta eşlik edebilir. Kekemelik genellikle çocukluk döneminde başlar ve bazı durumlarda, yaşam boyunca sürer.

Kekemelik Terapisi

Kurmumuzda çocuk ve yetişkinlerde birçok kekemelik terapi yöntemleri uygulanmaktadır.(Lidcomebe, Akıcılığın Şekillendirilmesi, Ritim metodu, Dile dayalı Yaklaşımlar vb) Yapılan bazı araştırmalar kekemelik terapi yöntemlerinin birbirlerine göre anlamlı farklılık göstermediğini ortaya koymuştur. Dolayısıyla uygulanan yöntemden ziyade konuşma terapistinin kullanıldığı terapi yöntemini ne kadar iyi uyguladığı ön plana çıkmaktadır.

Hızlı Bozuk Konuşma (Cluttering) Nedir?

Hızlı bozuk konuşma konuşmanın anormal bir hızda olması ya da düzensiz olması veya her ikisinin birden görülmesi ile karakterize akıcılık bozukluğudur.

Konuşma sesi bozuklukları nedir?

Çocuklar yeni kelimeleri söylemeyi öğrenirken bazı hatalar yapar. Hatalar belli bir yaştan sonra devam ettiğinde bir konuşma sesi bozukluğu oluşur. Her bir ses için çocuğun sesi doğru olarak üretmesi için farklı bir yaş aralığı vardır. Konuşma ses bozuklukları sesletim(artikülasyon) problemleri ve fonolojik süreçleri içerir.

Sesletim (Artikülasyon) Bozuklukları

Sesletim konuşma sesi nasıl yapılır sorusunun cevabıdır. Bu da dil, çene, dişler, dudaklar, damak ve vokal kıvrımlar yardımı ile gelen hava akımı kullanılarak oluşturulur..Sesletimbozukluğu sesleri üretmedeki sorunları içerir. Sesletim bozukluğunda sesler;

Yer değiştirebilir; kapı yerine tapı

Atlanabilir;bak yerine ak

Bozulabilir;Makas yerine nazal yani hırıltılı bir makas

Daha basit bir örnek olarak çocukta /r/ sesi olmadığında arı yerine ayı der. Çocuğun arı diyebilmesi için /r/ sesinin nasıl çıkartıldığını öğrenmesi gerekir.

Kurumumuzdasesletim sorunları olan çocuklarda her bir sesin üretimi hızlı bir şekilde öğretilmekte ve 2 ile 4 hafta içerisinde günlük hayata genellemesi sağlanmaktadır.

Ses Bilgisel (Fonolojik) Bozukluk

Sesbilgisel bozukluklar, konuşmada dil kurallarına ait bilgiyi (sesbilgisini/fonoloji) edinme güçlüğüdür. Çocuk kelimeyi telaffuz eder fakat anlaşılır olmaz. Gelişimsel sesbilgisel bozukluklar, çocuklarda okuma ve yazma güçlükleri görülmesinde neden olabilir.

Fonolojik bozukluk için bazı örnekler;

Çocuk  “gel” yerine “del” der ya da ‘kuş’ yerine ‘tuş’ der(Önleştirme).

Çocuk ‘su’ yerine ‘du’ ya da ‘fare’ yerine ‘pare’  der(Duraklaştırma)

Gecikmiş konuşma:Bebeklerin/ çocukların doğum yaşlarıyla uygun şekilde ses, hece ve kelimeleri söyleyememe durumlarıdır.

Örnek: 12 ay yaş civarında hiç hece söyleyememeleri

15-18 ay civarında “anne, baba” söyleyememeleri

2 yaş civarında hiç kelime söyleyememeleri

3-4 yaş civarında hiç cümle kuramamaları

Bu gibi durumlarda “gecikmiş konuşma” söz konusu olabileceğinden; bu bebek ve çocukların ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmeleri gerekir.

Nedenleri nelerdir: Çocukluk çağındaki konuşma gecikmelerinin çeşitli nedenleri olabilir. Bu durumdaki çocukların sırasıyla “Çocuk hastalıkları uzmanı” ve “KBB uzmanı” tarafından değerlendirilmesi gerekir. Muayenede kulak, ağız içi yapılar; dil, boğaz ve gırtlağın normal olduğu görülmelidir. İlk başta ve en önemli sebep olan işitme kaybı durumu mutlaka test edilmelidir. İşitme kaybı tespit edilen çocuklar uygun şekilde rehabilite edilmelidir. İşitmesi normal olanlar mutlaka “Çocuk Nörolojisi uzmanı” tarafından da görülmelidir. Bu çocuklarda otizm atlanmamalıdır. Altta yatan bir hastalık bulunamayabilir, bazı ailelerde nedeni belirlenemeyen genetik olarak gecikmiş konuşma olabilir.

Dil ve konuşma terapisinin önemi:Bu tür çocukların konuşma terapi programına alınmaları çok yararlı olacaktır. Böylece konuşma yetilerinin gelişmesi hızlanır, dolayısıyla zihni gelişme ve sosyalleşmede gecikme engellenmiş olur.

Okul öncesi ve okul çağı dönemde gözlenen özgül dil bozukluğu çocuğun sosyal, duygusal gelişimini ve okul başarısını olumsuz etkileyebilmektedir. Biz Yeni Gün Işığı Rehabilitasyon Merkezi olarak dil konuşma bozukluğu yaşayan her çocuğu kapsamlı bir şekilde değerlendirip uygun bir terapi programı uyguluyoruz.  Dil ve konuşma terapisiylesorunun kontrol altına alınması çocuğun sosyal, duygusal gelişiminde ve okul başarısının artmasında önemli bir yere sahiptir”dedi.

Bilgilendirme toplantısı sonrası Yenigün Işığı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezi Kurucusu Serap Tamimi, kurumda gerçekleştirilen fizik tedavi çalışmalarına dikkat çekerek, kendilerini ziyaret edecek herkese kurum çalışmaları hakkında daha ayrıntılı bilgi verebileceğini anlattı. Soru ve cevaplarla süren toplantı, velilerin sorduğu sorularla daha da renklendi.

 

 

 

 

Share
759 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+5 = ?