logo

reklam

AMİK OVASI İÇİN VAHŞİ SULAMA ÖNERİSİ

Bölgesel ve Ulusal Çevre Sorunları Tartışıldı -1

Doğu Akdeniz Çevrecileri(DAÇE), geçtiğimiz hafta sonu Vakıflı Köyü Kilise Sosyal Tesislerinde toplandı. Bölgesel ve Ulusal çevre sorunlarının tartışıldığı panelin moderatörlüğünü Samandağ Çevre Koruma Ve Turizm Derneği Başkanı Mişel Atik yaptı.

Samandağ Çevre Koruma Ve Turizm Derneği Başkanı Atik’in moderatörlüğünde gerçekleşen panelde MKÜ Ziraat Mühendisliği Bölümü Prof. Dr. Berkant Ödemiş, Küresel Isınma ve Tarıma Etkileri, İzmir Yerel Tohum Derneği Başkanı Göknur Yumuşak, “Yerel Tohumlar Tarım Zehirleri Kalıntısı, Sağlıklı Gıdaya Nasıl Ulaşırız”, VakıfKöy Tarımsal Kalkınma Kooperatif Başkanı Bednos Kahyaoğlu, ” Vakıfköyde Bir Dneyim ve Uygulama, Organik Tarım konuları hakkında bilgi verdiler.

Panelde ilk olarak konuşan MKÜ Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Arazi ve Su Kaynakları Anabilim Dalından Prof. Dr. Berkant Ödemiş oldu.

Ödemiş konuşmasında; “Verimli arazileri nedeniyle buğdaydan pamuğa, mısırdan meyve ve sebzeye kadar hemen her ürünün yetiştirildiği bereketli Amik Ovası’nın, iklim değişikliklerine bağlı azalan yeraltı suları ve kontrolsüz sulama yüzünden tehdit altında olduğu bildirildi.

Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Berkant Ödemiş, yaptığı açıklamada, yaklaşık 100 bin hektarlık tarım arazisine sahip Amik Ovası’nın çiftçiler için büyük bir nimet olduğunu söyledi.

İklim değişikliklerinin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hissedildiğini ve buna bağlı olarak yeraltı sularında ciddi bir azalma meydana geldiğini kaydeden Ödemiş, çiftçilerin bu durumdan etkilenmemek için salma sulama gibi “vahşi” yöntemlere başvurduğunu aktardı.

Salma sulamanın sağlıklı olmadığını ve iklim değişikliğine bağlı ortaya çıkan yeraltı sularındaki azalma sorununu artırdığını vurgulayan Ödemiş, şöyle devam etti: “Amik Ovası’nda en çok yetiştiriciliği yapılan mısır ve pamuk son derece su tüketen ürünler. Ortalama yıllık 800 milimetre su tüketimine sahip pamuk bitkisini düşünürsek sadece 1 milimetre kalınlığında su uygulasanız 800 ton suya eşit geliyor. 1 dekarlık alanda 800 ton suya ihtiyacımız varsa bütün ovayı düşününce milyonlarca ton suya ihtiyacımız var. Bir ailenin yaklaşık 400 yıllık su ihtiyacını biz 100 dönümlük bir pamuk arazisinde harcıyoruz. Bu kadar büyük su miktarını bizim bir şekilde kontrol altında tutmamız gerekiyor ancak suyun bu kadar sorunlu ve az olduğu bir yerde hala vahşi sulama denilen yöntemlerle çiftçiler tarım yapıyor.”

“Tarım arazisi için de büyük risk” 

Ödemiş, ilkel bir yöntem olan salma sulamayla fazla su tüketildiğini ve buna bağlı aşırı drenaj suyu ortaya çıktığını da belirtti.

Çiftçilerin drenaj suyunu yeniden sulama amaçlı kullanmasıyla içinde barındırdığı tuzun tarım arazisine ve ovaya zarar verdiğini kaydeden Ödemiş, “Suyu bulamamak ayrı, toprakların tuzlanması ayrı bir dert. Biz uzun vadede bu tür sulama yöntemlerinden vazgeçmez ve inatla bu yöntemleri kullanmaya devam edersek sadece bu bölgenin değil bu kaynakları kullanan diğer Akdeniz havzalarının da topraklarının tuzlanması kaçınılmaz bir noktaya ulaşacak” diye konuştu.

Ödemiş, bölgede devlet destekli tarımsal sulamanın disipline edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Haber – Foto: Ümit Dadük Sağaltıcı

 

Share
165 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+10 = ?