ÜST REKLAM

logo

reklam

‘AMERİKAN BÜYÜK ELÇİSİ ALEVİ ÖNDERLERİ İLE NEDEN GÖRÜŞÜR?’

“İdlib Operasyonu İran, Irak, Suriye ve Rusya Bilgisi Dahilinde Olmuştur.”

Türkiye-Suriye Dostluk Komitesi Başkanı, Aydınlık ve Samandağ Ayna Gazetesi yazarlarından Prof.Dr.Mehmet Yuva, Ortadoğu bölgesindeki çeşitli toplantılara katıldı. Bu toplantıları kamuoyu paylaşmak için bir toplantı düzenledi.

Dr.Cafer Özenir, açılış konuşmasında “Mehmet Yuva hocamız, Ortadoğu’de güncel ve yeni haberleri ile bizi aydınlatmaktadır. Biz bölgemizde olanları en doğru öğrenmek ve halkımıza öğretmek için bu geleneksel aydınlanma toplantılarını sürdürüyoruz. Sürdüreceğiz. Bu toplantılar Hatay’ın bütün ilçelerinde, hatta köylerinde yapılacağını söyleyebilirim.” Dedi.

Mehmet Yuva konuşmasının öncelik sırasına Hatay ile Samandağ ilçesinde saldırıya uğrayan Arap Alevi Kanaat önderi Yusuf Yılmaz’a yapılan saldırıyı kınadıklarını ve geçmiş olsun dileklerini iletti.

Yuva “Misafir adı altında din adamımızın evine giren, darp eden, zulüm eden, sakalını kesen, hain derecesinde din adamına muamele eden eylemcileri şiddetle kınıyoruz. Lanetliyoruz, bu vahim olayı bir an önce açıklığı kavuşturulmasını inanıyoruz.

Amerikan Büyük Elçisi Neden İskenderun ve Arsuz Şeyhleri ile görüşme İhtiyacı Duyar?

Zira mezhep fitnesi, etnik fitne, bir çok projeye hizmet eder. Cehenneme giden yol iyi niyet taşları ile döşenmektedir. Böyle bir olay birçok bağımsız olaydan bağımsız olabilir. Birçok konuya malzeme olabilir. Malzeme olarak kullanılabilinir. Eski Amerikan Büyük elçisi İskenderun ve Arsuz ilçesini çok sever, sürekli ziyaretlerde bulunurdu. Bu bölgenin Alevi şeyhleri ile bir araya gelir, bir Amerikan büyük elçisinin özellikle Suriye savaşı sürecinden sonra bölgemizdeki Alevi şeyhlerini ziyaret ederek, “Sizin sorunlarınız yok mu? Sizin sorunlarınızı toplayın, cesaretle ortaya koyun her hangi bir yardıma ihtiyacınız olursa biz o yardımı size sunmaya hazırız.” Açıklamasını neden duyar? Hele ki, bu bölgedeki fitne tohumunun ekilmesine neden olan Türkiye’deki temsilcisi ise, daha çok dikkat etmemiz gerekmektedir.” Dedi.

Suriye’den yeni geldim

Suriye çok önemli gelişmelere sahne olmaktadır. Ben orda iken özellikle İran Genel Kurmay Başkanı Bakiri’nin ziyareti vardı. Bakiri’nin Suriye meslektaşları ve Suriye Devlet başkanı ile görüşmesi  Türkiye’yi ilgilendiren bir husus var; Türk Silahlı Kuvvetlerinin Astana altı sürecinden sonra Rusya, İran ve hatta Suriye ile anlaşmaya binaen  yapmış olduğu operasyon İran tarafından önemseniyor, destekleniyor. İran, Türkiye, Irak arasında önemli bir işbirliği ve güç birliği istemektedir. Bunu Suriye tarafına da aktardılar. Bu esnada İsrail’in Lübnan hava sahasını ihlal eden, oradan da Suriye’ye yönelik casusluk faaliyeti yürüten iki ef 35 savaş uçağını refakat ettiği, bir hadise yaşandı. İlk kez Suriye hava savunma sistemi, elinde mevcut olduğu ama bu güne kadar kullanmadığı, es ikiyüz füzelerini kullandı. Kendi sahasına henüz girmeyen, Lübnan hava sahasında olan, İsrail ef 35’leri vurdu. Karşılıklı suçlamalar var, karşılıklı cevaplar var. İsrail uçağının vurulmadığını iddia etsede, şimdiye kadar Lübnan, İsrail, Suriye savaş kurallarının tersine yazıldığı ve ezber bozduğu bir hadisedir. Zira ilk kez Suriye uçakları hava sahası dışında vurabilme hadisesini yaşadı ve ilk kez Suriye bu tür yeni silahlarını da , hava sistemlerinde kullanmaya başladı.

Astana Süreci Yeni Bir Sayfa Açmıştır.

Bir önemli hadise ise Kazakistan’da Astana yedi süreci başlayacaktır. Hem İran, hem Suriye tarafının beklentisi; yapılan bütün açıklamalara rağmen, özellikle Suriye Dış İşleri Bakanlığının TSK,nin “İdlip’te olmaması” gerektiği yönündeki açıklama olmasına rağmen perde arkasında Astana ve sonrasında, Türkiye-Suriye arasında yeni bir dönemin, yeni bir sayfanın açılacağı bekleniyor. İran bunu çok benimsiyor ve destekliyor. Rusya’nın da hiç şüphesiz Türkiye-Suriye ilişkisinin düzeltilmesi, iyileştirilmesi ciddi teşvikleri var. Ama esas itibari ile Türkiye-Irak, İran ve Suriye arasında bir ortak cephenin kurulması yönünde TSK’nin İdlib operasyonun bir fırsat yaratacağı beklenti var.

Genelde Suriye topraklarında askeri olarak farklı bir tablo var. Artık Suriye ordusu ve onunla birlikte hareket eden müttefiklerinin sahada önemli başarılar elde ettiği, Fırat’ın doğusuna geçtiği, Irak, Suriye sınırını kontrol altına almaya başladığı, IŞID’a karşı bir zaferin kazanıldığı, sayfaya geçtik. Önemli olan bu savaş sonrasında siyasi ve iktisadi savaşın kazanılmasıdır. Bence bu anlamda Türkiye-Suriye, Irak ve İran birlikteliği savaş sonrası, yeni bölgenin kurulması bağlamında, siyasi ve iktisadi işbirliklerinin şimdiden başlaması gerektiğini inanıyorum.

Bir başka hadise; Rakka meselesidir. Basın özellikle batı basını televizyonları, Rakka’nın PKK, YPG’nin Suriye’nin PKK’sı olarak bilinen YPG’nin IŞID’ı orada mağlüp ettiği, yani IŞID’ın merkezi karargahını eline geçirdiği noktasında büyük bir propaganda var.

Rakka’da Amerika, PKK ve PYD Anlaştılar.

Gerçek şudur: Amerika Birleşik Devletleri, PKK ve IŞID anlaştılar. Amerika en önemli savaş personelini  savaş gücünü oradan helikopterlerle başka bölgelere taşıdı. YPG’nin itirafı var Rakka’da YPG ve IŞID bir araya geldi. Görüştüler, konuştular ve uzlaştılar. Rakka savaşsız Amerika ve PKK’ya teslim edildi. Zaten YPG olarak bilinen ama Suriye’nin PKK’sı dediğimiz bu yapının, aslında PKK’nın kendisi olduğu aleni olarak ortaya çıktı. Ne zaman ki bu güçler Rakka’nın içine girdiler, bütün basın kuruluşları gösterdi, bunlar Abdullah Öcalan’ın büyük posteri önünde, zafer törenleri yapıldı. Aslında kıssadan hisse, PKK’nın da, YPG’nin de, IŞID’nda Suriye sahasında ABD’nin iki önemli stratejik piyonu olduğu, aslında Rakka gelişmeleri ve sonrası bariz olarak ortaya çıktı.

Bir başka husus; Suriye Kürtlerinin özellikle 11’e yakın Kürt örgütünün YPG’nin o bölgede ortaya koyduğu hem bölücü, hem yıkıcı, hem diğer mezhep ve etnik grupları dışlayıcı , yaptıkları propagandalara rağmen, kendilerini Suriye Demokratik Güçleri olarak tanıtmaları, esas olarak Suriye Kürtleri bile muzdarip, sıkıntılı ve böyle bir yapının kendilerine herhangi bir hak tanımadığı, tahammül edemediği kaygılar var. Özellikle Suriye ordusu ve Suriye ordusu ile birlikte hareket eden kuvvetler ile birlikte bu 11 Kürt örgütü YPG,PKK ve Amerika’ya karşı birlikte hareket etme kararı aldılar.

Bir başka özellik var: Türk basınında Bokdanic Rusya Dışişleri bakan yardımcısı, Afrika ve Ortadoğu’dan sorumlu Puti’nin en yakın danışmanlarından birisi olan Bokdanavic, Rusya’nın Suriye’deki hava üssünden Kamış’lıya gittiği, PKK lideri Karayılan’la bir araya geldiği bu toplantıya Suriye güvenlik başkanı General Ali’nin de katıldığı haberler çıktı. Bu külleyen yalan, kısmı doğruları var. Biz Suriye’de bu teyit ettirdik. Kamışlı’da, Bokdanavic  YPG’nin siyasi ve askeri liderleri ile bir araya gelmiştir. Belki de PKK’nın lider kadrosu da bu toplantıya katılmıştır ama Suriye tarafından her hangi bir katılım olmamıştır. Suriye güvenlik başkanı General  Ali Memlük’ün bu toplantıya katılmadığı Suriye kaynaklarınca teyit edildi. Bu toplantıda Rakka’da olan Çeçen kökenli teröristler hakkında Bokdanavic  bilgi talebinde bulunmuştu. Rakka’da buharlaşan, binlerce IŞID militanlarının nereye gittiği, nasıl gittiği, bunların arasında yabancı kökenler hakkında bilgi talebinde bulunmuştur.

TSK’nin İdlib operasyonun ilk dört gününde Suriye’den her hangi bir açıklama olmadı. İster Fırat Kalkanı operasyonunda ister İdlib operasyonunda diploması gereği sesizliğini korumak zorundadır. Halan Türkiye ve Suriye arasındaki başlamamış olan, başlaması gereken bu ikili ilişkilerin tesis edilinceye kadar, Suriye tarafının hem kendi anayasasını, hem de uluslar arası hukuk çerçevesinde her hangi bir kuvvetin kendi ülkesine girmesi halinde yabancı kuvvetin kendisi ile işbirliği yapmayan kuvveti kabul etmemesi doğaldır. Bu anlamda yapılan açıklamaları, TSK’ye karşı hasmane, düşmanca bir tavır ve pozisasyon  olarak telaki etmemelidir. Nitekim Suriye diplomasını biraz biliyor, yakinen tanıyorsak, TSK Astana sürecinden sonra Rusya ve İran’ın güçlü desteğini alarak, yapılan bir operasyondur. Zaten, Suriye tarafının onayı olmadan, İran ve Rusya, Türkiye ile böyle bir uzlaşmaya gidemez.

TSK İdlib operasyonundan sonra iki şüphe var: El Nusra’nın durumu ne olacak? TSK silah bıraktırma ya da ne şekilde El Nusra’yı halledecektir. Suru işaretlerine cevap bulunmuş değildir. Biliyoruz ki, TSK, İdlib’te Rusya ve İran’ın desteği ile altı ay tahkim etmek, önemli mevzilerde konuşlanmak, oradan Türkiye’ye bir sızıntıyı engellemek, özellikle İran, Irak, Rusya ile ortak bir askeri işbirliği konsepti ortaya koymak, terör grupları veya muhalif olan grupları nasıl bertaraf edeceklerine ilişkin olaylar meyvesini vermiş değildir. Aslında beklemeli ve Astana sürecindeki gelişmelerden sonra olumlu meyvelerini göreceğimize inanıyorum.

Kahvaltılı toplantıya, Hataylı yazar Lütfü Akdağ, Vatan Partisi il başkanı Yunus Özgür yıldırım, Samandağ, İskenderun, Antakya, Kırıkhan ilçe başkanları ve yöneticiler, Av. Anıl Cevahir Can, Av.Edib Hadimoğulları, Dr. Cafer Özenir katıldılar.

Haber Merkezi

Share
857 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+7 = ?