ÜST REKLAM

logo

reklam

ALLAH SENİ NEMRUTLARI SEVMEYEN HALKIN ŞERRİNDEN KORUSUN…

Ata nasihati; “Oğlum, sakın kabarma, taşarsın, dökülürsün”

Bugün nette okuduğum bir açıklamaya göre bizim Samandağ Belediyesinin Reisi Mızraklı Mahallesinde yapılan bir toplantıda onu eleştiren gazetelerde yer alan çukurlu yol fotoğraflarına kızarak “Bunları yayınlayanlar hakkında dava açacağım” demiş…

Daha önce de aynışeyleri yaptığında (davalar açtığında) halkın bu tür davalara kayıtsız kalmasından cesaret alarak yaptı yaptıklarını. Şimdi de bu muhalefete tahammülsüz, halka karşı tehditkâr açıklamaları aynı sessizliğe güvenerek yapıyor.

Bu sol artığı CHP’li zat ne hikmetse, ‘Halkı’n gözünde değerden düştüğü oranda ‘Devlet’e ve kanunlara sığınarak halkına karşı siyaset yapmayı marifetten sanıyor.

Bildiğimiz tipik bir halk düşmanı psikolojisi.

Neymiş efendim?   “Çamurlu yolları fotoğraflayan herkesi dava edeceğim” miş!

İyi de kardeşim bu ülkede henüz muhalefeti yasaklayan ve herkesi senin icraatını beğenmeye zorlayan bir kanun yok ki.  

Dur hele! AKP iktidarı bu faşizan düzlemde biraz daha yol kat etsin. Belki istediğin anlamda icraatını beğenmeyen halkını cezalandırman için sana daha uygun bir zemin hazırlar.

Hem bilmez misin?

Faşizm denen yönetim biçimi sen sıkıştığında bir günde ihdas edilen bir rejim değildir. O rejim senin memnun etmeye çalıştığın şahıslar için ihdas edilir. Sen de onlara hizmet ederken yerine göre, payına düştüğü oranda yararlanırsın. Öyle zırt pırt açtığın her davanın akıbeti istediğin sonucu vermez. Gün gelir mahkemeler meskenin olur, seni yüzünün akıyla savunacak muhami bulamazsın. Daha kötüsü halkın vicdanında sürgünlere gide gele ömür tüketirsin.

Be adam!

Sen düşünmüyor musun?

Yarın senin görev süren sona ererse, bu halkla baş başa kalacak olan, o mahkeme kararlarını verecek olan yargıçlar değil, sensin.

Yarın bu halkın sana çekeceği muameleyi hiç mi aklına getirmiyorsun?

İnsan bir ömür boyu, halkın çıkarlarına karşı olan yasaların gölgesinde, halkına karşı siyaset yaptıktan sonra halkıyla barışık yaşayabilir mi?

Bu halka karşı senin yaptıklarının yarısını yapmamış, senden önce reislik yapmış şahısların hayatına, şu an yaşadıklarına bir göz atsana. Onların hakkında konuşulanlara kulak kabartsana…

Bu halkın içinde sen ve çocukların toplumla barışık yaşarken bir kaç tane hali vakti yerinde şahsı memnun etmek için bu halkı karşına almaya değer mi?

Gelecekte o güzelim çocuklarına bırakacağın mirası bir düşünsene.  Bu halkın, o çocuklar önünde söyleyeceği bir güzel söz ecdadının tüm mirasına değmez mi?

Şimdi erk sahibi olduğun için senin karşında susanlar, bu erk elinden gittikten sonra da susar mı sanıyorsun?

Gün gelir erk elden gittiğinde, bu halkın gözünde yaptıklarınla tartılırsın, makamınla değil. Makam elden gidince gerçek değerin açığa çıkar. Bu insanların nazarında bir pul kadar değerin kalmaz, bilmez misin?

Kendini dokunulmaz, eleştirilmez, hikmetinden sual olunmaz sanarak nereye kadar gidebilirsin ki?

Çapın, bu kibirli hallerini kaldırabilir mi?

Sen bu halkı, bir iki sermayedarı memnun edeceksin diye karşına alırken, mahkemelerde süründürürken o memnun etmeye çalıştıkların sana karşı bu halk gibi vefakâr davranır mı sanıyorsun?

Tamam, AKP’yi icraatlarında kendine model alıp yereldeki icraatınla onu aratmıyor olabilirsin.   Ama AKP’li rical da, onların minyatürü olarak sen de koca bir ömrü villalarda, saraylarda dört duvar arasında geçirecek durumda değilsiniz. Eninde sonunda halkın şefkatli kollarına dönüş yapmak zorundasınız. Bir düşün bakalım? Halktan izole olmuş bir ömür yaşanmaya değer mi?

Sen gel, bir yol da beni dinle.

Şu AKP ricaline özenti işini tadında bırak, cılkınıçıkarma.   Bu dünya Hitlere kalmadıysa, ne sana, ne de o model aldıklarına kalmaz.

Anla işte evladım!

Dönüp dolaşıp da geleceğin yer bu halkın şefkatli kucağıdır.

Bak cancazım!

Bu kadar hesapsızlıkta keramet yok bilesin.

Sadece cahiller bu kadar hesapsız yaşar. Cahiller için iki gün sonrasıçok uzak bir tarihtir.   Hatta cahillerin tarihleri bile olmaz. Hepsi senin gibi günübirlik yaşar.   Gel cahil gibi davranmayı bırak, bu ilçede sadrazamlık değil siyaset yaptığını unutma.  Hırsına yenilme.   Kendini fasulye gibi nimetten sayma. Sermayenin kulu oldun, sermayenin cahili de olma.   Yaptığı siyaseti savunmaktan aciz her şahıs gibi en temel demokratik talepleri bile şahsına küfür gibi telakki etme.   Muhalefeti sindirmek için henüz olmayan yasalara sığınarak cahilliğini mahkemelerde tescil ettirme.  Yasalarda henüz muhalefeti susturacak kanunları AKP’nin iktidarı dahi oluşturamamışken, sen icraatlarını eleştirenleri mahkûm ettirebileceğini sanarak komik duruma düşme.

Yok, ben ille de bildiğim yolda devam edeceğim diyorsan

O zaman sana önerimdir!

Şürekânla sokağa çık.  “Muhalefet istemiyoruz!” diye bağır.   Belki sesini duyan olur ve o hasretini çektiğin yasaları yeni anayasada bulma şansına sahip olursun…

Lakin gene de dikkatli ol!

Bu halk düşündüğün anlamda her zaman anti demokratik uyarılara pabuç bırakan insanlardan oluşmuyor. Hiç sebep yokken sırf canı çekiyor diye, çıkıp birilerine durduk yerde patavatsızca! “Demokrasi anlayışın yerlerde sürünüyor sen Faşist misin be adam” diyebiliyor.  Allah seni bu patavatsızların nemrutlara yönelmiş şerrinden korusun!

Amen!

Ali Su

Share
388 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+2 = ?