ALİ’M... - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

ankara escort

Şişlide Gece Hayatı

şişli escort

bahistapot.comekbonus.comlinkegit.com

sanal ofisweb tasarım ankaraistanbul travestileri
SON DAKİKA

ALİ’M…

Bu haber 14 Eylül 2021 - 13:37 'de eklendi ve 140 kez görüntülendi.

Evlatlarımız gebelik dönemiyle beraber doğumlarıyla hayatlarımıza girer. Ali Emre de ailesi için öyle. Ben ise canımın içinden bir parçayı gördüm Ali Emre de. Kendi evladım olsa anca bu kadar kalpte hissedebilirim annesinin yaşadıklarını. Ali Emre ölümsüzdür. Ali Emre için yazılan anne mektubunu

Ali Emre’nin Doğum gününde sizlerle paylaşıyoruz. İyi ki doğmuşsun ya Ali. Rabbim meleklerini yoldaşın eylesin.

12.09.1994 – ∞

“Oğlum, canım, can parçam,

Sen, Seçilmiş miydin?

Galiba evet!

İkiz kardeşlerini yeni doğurmuştum, 7 aylıklardı, onları emzirirken çok sancım oluyordu. Doktora gittiğimde öğrendim ki 4 aylık gebeydim…

Nasıl olur?

Hiçbir işaret, rahatsızlık, bulantı olmaz mı, hep oluyordu.

Anneler bu süreci iyi bilir, zordur…

İlahi güç, seni resmen bana hediye etmişti.

Doğumun o kadar çabuk ve kolay gerçekleşti ki yarım saat içinde seni kucağıma almıştım.

Öyle güzel ve mutlu bir bebektin ki, daha üç aylıkken kahkahalarla gülerdin.

Hayatın boyunca beni ya da babanı üzecek hiçbir şey yapmadın. Okul hayatın boyunca takdir ve onur belgeleri ile geldin, hiçbir dönem

öğretmenlerinden seninle ilgili şikayet almadık.

Daha anlatamadığım tüm özelliklerin ve güzelliklerin için, hassasiyetin için teşekkürler oğlum, dostum Ali’m…

Seni sarıp sevmek, sıkı sıkı kucaklamak istediğimde; “Anne, ben çocuk muyum?” derdin ya şimdi daha iyi anlıyorum, biliyordun, sen özeldin, sürpriz gibi, gelişin gibi aniden gidecektin, sana alışmamı istemedin…

Ama sana delice sımsıkı sarılamadığım, öpemediğim koklayıp her seferinde bağrıma basamadığım her an için çok pişmanım…

Sen bana Tanrının emanetiydin, anlıyorum. Ama gülmediğin, aramadığın, gelemediğin, o güzel sesini kahkahanı duyamadığım her an, yaşadığım, nefes aldığım her an yanıp kavrulacağım. Hep ağlayacağım beni hoş gör bana kızma oğlum, senin gibi bir evlat hangi ananın koynundan, kucağından kalkıp gitse kahrolurdu. Alışamıyorum, bir an bile “miş gibi yapamıyorum, acım dinmiyor, azalmıyor oğlum…

Huyu güzel, yüzü güzel, kendi güzel oğlum, dostum Ali’m,

Bizim için herbirimizin doğum günü mutlu günlerdir, ama bundan sonraki 12 Eylüller, 20 şubatlar kabusum…

Güzel oğlum, neşe kaynağım, ışığım, güneşim…

Güneşim söndü seninle, kapkaranlık bir dünyada seni bir an görebileceğim, hissedebileceğim günü bekliyorum.

Kardeşlerin, baban ve ben seni o kadar özledik ki…

“İyi ki doğdun” mu diyim oğlum, iyi ki doğdun, hayatımıza dokundun, ömrümüzden geçtin, ömrümüz oldun…

İyi ki doğdun oğlum, canım, dostum, Alim.”