AKILLI PROJE ÜRETMEK - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

şişli escort

Ahmet Kaya

SON DAKİKA
AfrodizyakBahis Siteleri

AKILLI PROJE ÜRETMEK

Bu haber 08 Ocak 2021 - 13:56 'de eklendi ve 166 kez görüntülendi.

Proje; değişik alanlarda önceden fizibilitesi / yapılabilirlik raporları hazırlanmış, yapılan hesapların sonucunda iyi verim verebilecek kanaati hâsıl olmuş, plan ve programa alınmış, maiyeti hesaplanmış kurum ve kuruluşların yönetim organlarınca onaylanmış kısa ve uzun vadeye bağlanarak özel kurum veya devlet adına gerçekleştirilmesi kabul edilmiş bilimsel çalışmaların tümüne denir. Özel ya da tüzel kişiler proje üreteceği gibi, her iki kesimin ortaklaşa proje üretebilirler. Devletin üreteceği projenin istihdam yaratması istenir. İnşaat sektöründe devletin yaptığı çalışmalar kar amacı gütmeksizin ( konut üretimi gibi) dar gelirli insanların konut edinme amacına yönelik olmalıdır. Yanı sosyal devletin amaç edindiği hizmetleri hayata geçirmek adına yapmalıdır.

Gelişmekte olan ülkelerde işsizliği asgari düzeye indirmek için, emek yoğun yatırımlara önem verilir. Örneğin; Tekstil yatırımlarında olduğu gibi… Eğer küresel yarışlara katılacaksanız, makina yapan fabrikaların yatırımlarına,  sanayinin bel kemiği iletişim teknolojisi yatırımlarına yönelmeniz ve sizin öz bir yazılımınız ve öz bir ağır sanayiniz olması gerekir. Bu da ileri teknoloji, bilgi ve bilimsel başarınıza bağlıdır. Bunun formülü;  ciddi bir araştırma merkeziniz ve özgür üniversitelerinizin olması yanında devletin Ar – Ge ( Araştırma ve Geliştirme)  Merkezleriyle sıkı bir işbirliğinin varlığına bağlıdır. Tarım sanayiden tutun uzay sanayi çalışmalarına varıncaya kadar Kurulmuş ve ciddi biçimde çalışan Araştırma Merkezleriniz olmalıdır. Aksi halde uluslararası yarışa katılma şansınız olmaz. Yüksek teknolojiniz olmadan nükleer enerji yatırımlarına dört elle sarılırsanız, bu enerjinin yaratacağı felaketler hakkında ciddi bir bilgi eksiyiz var demektir. Çünkü gelişmiş ülkeler, nükleer enerji üretimini terk ederken, biz ve bizim gibi az gelişmiş ülkeler bu tür enerji üretimine dört elle sarılıyoruz. Üzücü bir durum…

Sizlere Türkiye’den bir örnek vermek isterim. Şöyle: Yıl 1977 İskenderun Demir Çelik Fabrikasında okul stajımı yapmak üzere çalışmaya başlamıştım. Staj süresi bitimine doğru, Fabrikanın Eğitim Müdürlüğü Filim gösterim ünitesinde var olan fil makinasının metal filmlerini çekmek için yararlanılan radyoaktif cisim her ne dense yuvasından çıkmış çevreye radyasyon yaymaya başlamıştı. Kısa zaman dilimi içinde makinanın bulunduğu ortamın doğal radyasyon miktarını aşan ve insanların yaşamını tehdit eder noktaya gelen radyasyonu önlemek için toplantı üstüne toplantı yapılıyordu. Yöneticiler çaresizlik içinde… Herkeste bir tedirginlik vardı. Fabrika Genel Müdürü Elektrik Mühendisi Sayın Ruşen Ünal ile bir dostumun aracılığıyla tanışmıştım. Zaman zaman ziyaretine giderdim. Olaya ilişkin toplantının yapıldığı gün Ruşen Beyin ziyaretine gitmiştim. Toplantıda olduğunu tarafıma bildirildi. Ancak kendilerinin haberleri olduğunu söyleyince, görevli toplantı salonuna girip geldiğimi haber verdi. Beni toplantı salonuna aldılar. Ruşen Bey bana hitaben :’’Belki duymuşsundur. Bizim Eğitim Şube Müdürlüğümüzde Radyoaktif cisim sorunumuz var. Bunun zararsız hale getirmek zorundayız.’’ Dedi. Konuşulanları ve önerileri özetledi. ‘’Ne diyorsun?’’ dedi.

İskenderun Demir Çelik Fabrikaları kütüphanesindenaldığım; Termik Santrallerle ilgili ( Fransızcadan çevri ) bir kitap okumuştum. Beğendiğim içinde bir fotokopisini aldım. Kitapta radyoaktif malzemelerin saklanması ile ilgili bir bölüm vardı. Radyo aktif cisim; Eritilmiş kurşun dolu bir fıçının içinde konursa, cismin radyasyon yayma özelliğini minimize edilebileceğini yazıyordu. Çünkü kurşun radyasyonu geçirmez. Bunları anlattım. Mantıklı görüldü. Konuyu teleksle Rusya’ya bildirildi ve yanıt beklendi.( İSDEMİR fabrikası Rus teknolojisiyle kurulmuştu.)  Yanıt, benim anlatımlarıma tıpa tıp uyuyordu. Problem böyle çözüldü. Bunu niye anlatıyorum? İleri teknoloji ile tanışmayan bir ülke, nükleer enerji üretimine başlarsa,  dünyayı nükleer kirlenme tehdidi altına sokar. Kendi ülke doğasını ve insanlarını, kayıp edeceği kesin görünen, kumar masasına oturuyor demektir. Bana sorarsanız, Türkiye; yenilenebilir enerjiye yönelmelidir. Dumansız sanayi olan turizm de iyi bir alan olduğunu söylemeliyim.

Gelişmiş ülkeler bile Nükleer enerjiyi kontrol etme başarısını elde edemediler. Kurulu bulunan Nükleer Enerji Santrallerini kapatmaya çalışmaktadırlar. Burnumuzun dibindeki Çernobil Nükleer santralı kazasını unutmayalım. ( 26 Nisan 1986 tarihinde meydana geldi. 650.000 itfaiyeci hayatını kaybetti.) Kaldı ki; ülkemizin güneşinden, rüzgârından yararlanmak olanaklı iken yenilenebilir enerji potansiyelinden iyi yararlandığımızı söylenemez. Denizlerimiz ve kumsallarımız eşsiz güzelliktedir.

Bilgi toplumuna giden yolda, Sanayi devrimini yaratacak çağdaş demokrasiyi yeniden yaygınlaştırmak gerekir. Demokrasinin olanaklarından yararlanarak ileri toplumun kurumlarını yapılandırılmalıdır. Kurumlar, özgür ortam içinde yeşerir, boy atar, dal budak salar… Başka bir anlatımla, Özgürlüklerin çağdaş sınırlarına ulaştırılması, özgür Üniversitelerin özgür ortamlar içinde bilimsel çalışmalarını yürütebilecek koşullara kavuşturulmalıdır.  Böylece araştıran, sorgulayan, pozitif bilgi ve birikime sahip gençlerin yetiştirilmesi için koşulların sağlanması gerekir. Bunu sağlamak için, eğitim sistemimizin yeniden organize edilmelidir. Çağdışılıktan kurtarılmalı… Fiziğe, matematiğe, Felsefeye, psikolojiye, gerekli değeri verilmelidir. Kısacası gençlerimiz, uluslararası arenada onurlu ve saygın yerlerini almalıdır.  Yani bilgi üretmeden, sanayi üretimine giremezsin. Hele artı değer getiren ileri teknoloji ürünlerin pazarına girme şansın olmaz. Sanayi, örgütlü ve eğitim seviyesi yüksek toplumların işidir. İmam hatip okulları kurarak fakir çocukları bu okullara yönlendirip, geride kalan küçük bir kesimi temsil eden kendi çocuklarını, yandaş ve dostların çocuklarını pozitif eğitim veren okullara ya da yurt dışındaki okullara kaydırırsan ülkeyi Pakistan’ın, Afganistan’ın, Irak’ın, Yemen’in vs ülkelerin düştükleri durumlara sürüklersin… O zaman gerçek kargaşayı ülke çapına yayarsınız ki, caddeler, sokalar çatışma alanlarına dönüşür. Bu kargaşanın tuzu – biberi olan din, mezhep. ırk ayırımı yanında vatandaşların kutsal değerlerini siyasi kazanım adına istismar ederseniz. Zaman içinde ülke cehenneme dönüşebilir. Barış hiç olmadığı kadar ülke insanımızdan uzaklaşmış durumdadır.

Şunu unutmamak gerekir. Refahı tabana yaymadan, örgütlü, dinamik ve üretken bir toplum yaratmadan, demokrasinin gelişmesi çok zor olacaktır. Bunu sağlamanın yolu, ÜRETİME YÖNELİK AKILLI PROJELER HAZIRLAMAK GEREKİR. Barışı tesis etmek için bu tür projelere ihtiyaç vardır. Unutmayalım barış, su kadar, hava kadar önemli ve gereklidir.

24.05.2015

Asaf HİŞMİ

 

 

 

Asaf Hişmi
Asaf Hişmideneme45@hotmail.com
Rize araç kiralamaRize evden eve nakliyat Uşak evden eve nakliyatSiirt evden eve nakliyatSakarya evden eve nakliyatKahramanmaraş evden eve nakliyatNevşehir evden eve nakliyat