ÜST REKLAM

logo

reklam
02 Aralık 2019

“AIDS KONUSUNDA İNSANLARIN BİLİNÇLENMESİ GEREKİYOR”

İl Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Hambolat, 1 Aralık Dünya AIDS günü dolayısıyla bir açıklamada bulundu.

Konu üzerine yaptığı açıklamada Hambolat; “HIV/AIDS enfeksiyonu 1980’li yıllardan bu yana tüm dünyada din, dil, ırk, cins, ülke ayırımı yapmadan hızla yayılmaya devam etmektedir. Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı UNAIDS raporlarına göre; dünyada 37 milyon HIV taşıyıcısının bulunduğu, 18,2 milyon kişinin antiretroviral tedavi aldığı ve her yıl 1,1 milyon kişinin AIDS nedeni ile öldüğü belirtilmektedir.

Her yıl 1 Aralık’ta tüm dünyada AIDS hastalığı konusunda insanların daha bilinçli olmasının ve hastalıktan korunma yollarını öğrenmesinin amaçlandığı çeşitli etkinlikler yapılmakta, bu hastalığa yakalananlara gerekli özenin gösterilmesi konusunda farkındalık yaratılmakta ve AIDS nedeniyle yaşamını yitirenler anılmaktadır.              

Sağlık Bakanlığı tarafından hastalığı oluşturan faktörlerle mücadele etmek, her bireyin tanı ve tedaviye eşit ulaşımını sağlayarak, toplumun sağlığını korumak ve geliştirmek, ülkemizdeki HIV/AIDS çalışmalarına yol haritası oluşturmak amacıyla bu yıl “Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı” yayımlanmıştır. Dünya AIDS Gününün bu yılki teması da “Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı 2019-2024”nın gerçekleştirilmesi olarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda toplumsal farkındalığın artırılması, bulaşma ve bulaşmama yollarına ilişkin farkındalık kazandırılması ile enfeksiyondan korunmanın öneminin vurgulanmasını sağlayan aktiviteler yapılması ortak tema olarak uygun görülmüştür.

 “İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü” kelimelerinin İngilizce baş harfleri ile adlandırılmış HIV virüsü, bağışıklık sisteminin içine yerleşerek, bireyin bağışıklık sistemini zayıflatan bir virüstür. AIDS – Kazanılmış Bağışıklık Yetmezliği Sendromu olarak adlandırılan bir hastalıklar bütünüdür. Bireye HIV virüsü bulaşması sonucunda vücudun savunma gücü zayıflar ve birey bazı mikrop ve hastalıklara sağlıklı kişilerden daha duyarlı hale gelir. Sonuçta birden fazla hastalık ve kanserin ortaya çıkması ile AIDS tablosu oluşur.

Bilimsel gelişmelere rağmen HIV/AIDS hastalığı için kesin bir tedavi ve aşı bulunamamıştır. Ancak yeni geliştirilen ilaçlarla beraber; ölümler azalmış, hastalık ölümcül bir durum olmaktan çıkıp yaşam boyu ilaç kullanımını gerektiren bir tür kronik hastalığa dönüşmüştür.

HIV tek başına yaşamını idame edemeyen bu nedenle mutlaka konak ihtiyacı olan bir virüstür. Virüs açık hava şartlarında uzun süreli canlı kalamamakta, oksijenle temasta kısa sürede ölmektedir. Standart sterilizasyon uygulamaları virüse karşı korunmada yeterlidir. Bulaşmada rol oynadığı saptanan enfeksiyonu bulaştırıcı özelliği kanıtlanmış vücut sıvıları; kan, meni ve vajina salgısıdır. Tükürük, ter, gözyaşı ve idrar gibi vücut sıvılarında virüs bulunmamaktadır. Yapılan epidemiyolojik çalışmalarda sadece üç bulaşma yolu belirlenmiştir. Bunlar cinsel yolla bulaş, kan yoluyla bulaş ve anneden bebeğe bulaş şeklindedir.

HlV’in Bulaşmadığı Durumlar

• Dokunmak, tokalaşmak, sarılmak ile,

• Gözyaşı, ter, tükürük ile,

• Aynı yerde oturmak, aynı havayı solumak ile,

• Aynı havuzu, banyoyu, tuvaleti, saunayı, duşu paylaşmak ile,

• Giysilerin ortak kullanılması ile,

• Tabak, çatal, kaşık, bıçak, bardak paylaşılması ile,

• Telefon kulaklığı, kapı tokmağı ile,

•Sivrisinek, böcek, arı sokması ile HIV bulaşmamaktadır.

Korunma; Cinsel yolla bulaşın önlenmesi “Güvenli Cinsel Davranışların herkes tarafından benimsenmesiyle gerçekleşir. Güvenli cinsel davranışlar; cinsel perhiz, karşılıklı tek eşlilik ve korunmalı (kondom/prezervatif) cinsel ilişkidir. Kan yoluyla bulaşın önlenmesi için öncelikle tüm kan ve kan ürünlerinin uygun serolojik yöntemlerle taranması ayrıca; dövme ve piercing gibi uygulamaların steril koşullarda yaptırılması, vücuda takılan delici, kesici özellikli takıların ortak kullanılmaması HIV bulaşma riskini azaltmaktadır.

Anneden bebeğe geçişin önlenmesi için taşıyıcı kadınlara hamilelikten korunma için uygun yöntemlerin önerilmesi; eğer çocuk sahibi olmak isteniyorsa bebeğe geçiş riskini minimuma düşürmek için yardımcı üreme yöntemlerinin kullanılması, doğumda sezeryanın tercih edilmesi, doğum sonrası anne sütü verilmeden mamaya başlanması ve Müdürlüğümüz tarafından temin edilen ilaçların bebeğe doğum sonrası ilk 12 saat içerisinde başlanması gerekmektedir.

Korunmak, tedaviden üstündür, hele ki kesin tedavisi olmayan HIV-AIDS için” dedi.

Haber- Foto: Aslı Sağaltıcı

Share
105 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+7 = ?