ÜST REKLAM

logo

reklam

ADD VE VATANDAŞLARDAN YSK’YA İTİRAZ

Yurdun birçok yerinde olduğu gibi ilçemizde de vatandaşlar referandum sonuçlarına itiraz etmek için dün Hükümet Konağı önünde toplandılar ve Samandağ İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı aracılığıyla YSK’ya itirazlarını yolladılar. ADD Samandağ Şubesi adına ADD Başkanı Atiye Sönmez Erdoğdu itirazda bulunurken, vatandaşlar da bireysel itirazlarını sundular.

Vatandaşlar itiraz dilekçelerinde; ” KONU : “Sandık kurulu mührü bulunmayan pusulaların geçerli sayılması” kararına ilişkin itirazlarımızın sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR:

  1. Üzerinde sandık mührü bulunmayan pusulaların geçerli kabul edileceğine ilişkin olduğu medyada yer bulan kurulunuzun 559 nolu kararında bu hususta herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Dolayısıyla işbu pusulaların geçerli olarak kabul edileceği kurulunuz başkanın basın açıklaması ve bu açıklamayı haber yapan medya organları vasıtasıyla tarafımızca öğrenilmiştir.
  2. Kurulunuzun kanun koyucu yerine geçmek suretiyle; meclisçe kabul edilmiş ve Cumhurbaşkanının Resmi Gazetede yayınlamasıyla yürürlüğe girmiş bir kanun hükmünü karar ile ortadan kaldırma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla Seçim Kanunun 98. maddesinde yer alan yoruma açık olmayan ve yasaklayıcı kanun hükmünün göz ardı edilmesi mümkün değildir.
  3. Söz konusu kanun hükmünde, üzerinde sandık kurulunun mührü bulunmayan pusula ve zarfların geçersiz olarak kabul edileceği açıkça yer almaktadır. Kanunun bu hükmü, kurulunuza bu hususta herhangi bir takdir yetkisi yada hareket aralığı da bırakmış değildir.
  4. Kaldı ki 16 Nisan referandumuna ilişkin yurtdışında aynı konuda yapılan bir kısım başvurular kabul edilmiş ve sandık kurulu mührü bulunmayan oyların geçersiz olarak kabul edilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.

TALEP: Yukarıda izaha çalışılan sebeplerden ötürü; üzerinde sandık kurulunun mührü bulunmayan oyların geçersiz olarak kabulünü, mümkün olmaması halinde ise referandumun iptalini saygılarımızla talep ederiz” ifadelerine yer verdiler.

ADD’DEN, TÜM OY SAYIM VE DÖKÜM İŞLEMLERİNİN İPTALİ İLE SAYIM İŞLEMERİNİN TEKRAR YAPILMASINA KARAR TALEBİ

ADD Samandağ Şubesi yine eş zamanda ADD’nin Türkiye genelinde tüm şubelerce yaptığı itirazı kamuoyuyla paylaştı.

Samandağ ilçe Seçim Kurulu Başkanlığı’na sunulan itiraz dilekçesinde; “

ŞİKAYET EDEN           : Atiye SÖNMEZ ERDOĞDU

Atatürk Mah.Cumhuriyet Cad. Egemen İşhanı Kat:1 D:2 Samandağ-Hatay

 

KONU                          :Yüksek Seçim Kurulu’nun mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılacağı ve “tercih” mührü yerine “evet” mührünün basılmış olduğu oy pusulalarının geçerli sayılacağına ilişkin kararlarının ve bu karara uyularak yapılan usulsüzlüklerin iptali talebidir.

AÇIKLAMALAR

  1. Tarafımca 16 Nisan 2017 Anayasa Değişikliği Halkoylamasında İstanbul İli, Kadıköy İlçesi, Dr Alaeddin Cilli İ.Ö. okulu 1005 numaralı sandık 98 numaralı sırada oy kullanmış bulunmaktayım. Ancak Anayasa Değişikliği Halkoylaması öncesinde, sırasında, oy kullanma sürecinin tamamlanmasının hemen sonrasında, sayım ve tasnif işlemlerinin hemen başında, kısaca Halkoylaması ile ilgili iş ve işlemlerin hemen hemen tüm aşamalarında Yüksek Seçim Kurulu tarafından usul ve yasalara aykırı kararlar alınmış ve alınan kararlar uygulanmıştır.
  2. Yüksek Seçim Kurulu tarafından yukarıda belirttiğim aşamalarda alınan ve uygulamaya konulan kararlar Genelgeye, Seçim Kanununa, Anayasaya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine açıkça aykırıdır ve bu kararların iptali gerekmektedir. Şöyle ki;

Halkoylaması oy kullanma sürecinin tamamlanmasının hemen sonrasında Yüksek Seçim Kurulu, AKP üyesi bir şahsın itirazı üzerine alelacele aldığı kararla mühürsüz zarf ve pusulalarının dışarıdan getirildiği kanıtlanmadığı sürece geçerli sayılacağını, diğer yandan “TERCİH” yazılı damgaların yerine “EVET” yazılı damgaların kullanılmasının da geçerli olacağını belirtmiştir.

2.1. Yüksek Seçim Kurulu’nun almış olduğu bu karar, 298 sayılı Seçim Kanunu’nun 98. maddesini açıkça ihlal etmektedir. Seçim Kanunu’nun 98. maddesi “…..Sandık kurulunca verilen biçim ve renkte olmayan, üzerinde ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü bulunmayan, tamamı yırtılmış olan, üzerinde ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü dışında herhangi bir mühür, imza, yazı, parmak izi veya herhangi bir işaret bulunan zarflar geçersiz sayılır.” hükmüne haizdir.

298 sayılı Seçim Kanunu’nun 101. maddesi ise, GEÇERLİ OLMAYAN OY PUSULALARINI SAYMIŞTIR. Kanunun bu açık hükmüne rağmen, bir yargı organı olan YSK, açıkça kanunda geçersiz olduğu bildirilen, sandık kurulu mührü bulunmayan pusulaların geçerli olduğuna dair hukuka aykırı karar almıştır. Bu karar, halkoylamasının güvenirliğini ciddi bir oranda sarsmıştır.

Ancak yasalarla bağlı olan ve seçimin hukuki ve fiziki güvenliğini sağlamak ve gözetmekle görevli Yüksek Seçim Kurulu, HUKUKİ DEĞİL, siyasi bir kararla (AKP üyesinin itirazını kabul ederek) uygulamakla yükümlü olduğu Seçim Kanunu’nun 98. maddesini yok saymıştır. Oysa ki kanuna uygun davranmakla yükümlü olan Yüksek Seçim Kurulu’nun, hukuka aykırı olarak aldığı ve uygulamaya koyduğu kararının aksine; sandıklarda kullanılan mühürsüz zarf ve pusulaların geçersiz sayılması gerekmektedir.

2.2. Ayrıca oy pusulasında “EVET” ve “HAYIR” olarak iki seçenek bulunmaktadır. Birçok sandıkta, oy pusulasına basmak için verilmesi gereken “TERCİH mührü” yerine, seçmene oy kullanması için “EVET mührü” verilmiştir. Bu kamu eliyle seçmeni yönlendirmek ve subliminal mesaj (bilinçaltı mesaj) vererek özgür iradesi ile karar verme hakkını elinden almaktır. Bu da hukuka aykırı bir karar ve uygulamadır. Bu oyların da geçersiz sayılması gerekmektedir.

  1. Seçim Kanunu’nun 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleşecek olan Halkoylamasında uygulanması için çıkarılan Yüksek Seçim Kurulu’nun 135/1 sayılı Genelgesi’nin 41. maddesi gereğince, üzerinde ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü bulunmayan zarflar geçersizdir. Genelge’nin 43. maddesi gereğince de, arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan birleşik oy pusulaları geçersizdir.

Hukuk ve ilgili mevzuatlar son derece açıktır. İster seçim başlamadan önce olsun, isterse oylamanın bitiminden önce olsun, YSK’nın kanuna aykırı karar alması hukuken mümkün değildir.

Ayrıca seçimlerin güvenliğinden, seçimdeki sahtekarlıkların ve hilelerin önlenmesinden sorumlu YSK, İl Seçim Kurulu ve İlçe Seçim Kuruludur. Buna rağmen YSK aldığı bir karar ile bu sorumluluğu seçmene yükleyemez. Zarf ve oy pusulalarının kimin tarafından temin edileceği ve ne şekilde olacağı kanunca belirlenmiştir. Bu şartları taşımayan zarf ve oy pusulaları, kanun gereğince tartışmasız olarak geçersizdir. Burada hiçbir kurumun yasa koyucu üzerine çıkarak tartışma yapma ve yetki-görev gasp etme hakkı yoktur.

Yine kanunun açık hükmüne rağmen, bir YSK kararı ile, mühürsüz zarf ve oy pusulalarının dışarıdan getirildiğinin ve bunların hileli olduğunun “ispat yükü” seçmene ve siyasi partilere yüklenemez. Karar bu yönüyle de hukuka aykırıdır.

YSK’nın aldığı kararın iptalini ve yasaya uygun oylar ile sonuçların açıklanmasını talep ediyoruz.

  1. Yüksek Seçim Kurulu’nun almış olduğu bu kararlar, aynı zamanda Anayasa’da güvence altına alınmış olan seçme ve seçilme hakkını da açıkça ihlal etmektedir. Anayasa’nın 67. maddesi Seçme, Seçilme ve Siyasi Faaliyette Bulunma Hakkı başlığı altında düzenlenmiş olup bu maddeye göre “Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir. Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. Görüleceği üzere seçimlerin, halkoylamasının nasıl ve hangi esaslara göre yapılacağı Anayasa’da çok net bir şekilde tanımlanmış olup, buna göre yapılacak halkoylamasının KANUNDA GÖSTERİLEN ŞARTLARA UYGUN OLARAK yapılacağı belirtilmiştir.

Aynı zamanda Anayasa’nın 79. maddesinde de belirtildiği üzere Yüksek Seçim Kurulu’nun seçimlerin dürüst ve düzenli bir ortamda yapma ödev ve sorumluluğu mevcuttur.

Ancak; 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan halkoylaması, Anayasa’da düzenlenen bu hükümlere aykırı olup, siyasi bir kararla seçmen iradesine gölge düşürülmüştür. Dolayısıyla Yüksek Seçim Kurulu’nun almış olduğu karar bu yönüyle yasaya aykırı olup, kararın iptali ile yasaya aykırı olarak geçerli sayılan oyların iptal edilmesi gerekmektedir.

  1. Bilineceği üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini imzalamış, bu sözleşmeye taraf olmuş bir devlettir. Yüksek Seçim Kurulu, mühürsüz zarf ve pusulalar ile EVET yazılı damgaların kullanılmasını kabul ederek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 No’lu Protokolün 3. maddesinde belirtilen Serbest Seçim Hakkına da açıkça aykırı karar vermiştir. Yüksek Seçim Kurulu halkın özgür iradesiyle vermiş olduğu karara gölge düşürmüş, bir takım usulsüz ve kanunsuz işlemlerle halkın özgür iradesini yok saymıştır.
  2. Yüksek Seçim Kurulu Başkanı, seçim gecesi yapmış olduğu açıklamada, AKP üyesi bir şahsın itirazını kabul ettiklerini belirterek yukarıda ayrıntılı şekilde yazdığım üzere 135/1 sayılı Genelgesi madde 41 ve 43; 298 sayılı Seçim Kanunu madde 98 ve 101; Anayasa madde 67 ve 79 ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 No’lu Protokolü madde 3’ü açıkça ve bilerek ihlal etmiştir. Yüksek Seçim Kurulu Başkanı, açıklamalarının devamında almış oldukları karar doğrultusunda yapılan uygulamanın, bundan önceki seçimlerde de uygulandığını belirtmişse de bunun da kabul edilmesi mümkün değildir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 06.02.2014 tarihli, 2013/3912 Başvuru numaralı kararında da belirtildiği üzere “mühürsüz oy pusulası ve zarfla kullanılan oylar geçersiz kabul edilir” denilerek Yüksek Seçim Kurulu Başkanının beyanatının aksine uygulamanın hiç de böyle olmadığı açıkça ortadadır.

Seçim ve halkoylamalarını dürüst ve güvenilir ortamda yapmak, kanunları uygulamak ve tarafsız olmak ödev ve sorumluluğunda olan Yüksek Seçim Kurulu tüm bu ödev ve sorumluluklarına aykırı davranmış, iktidar partisi üyesinin isteği doğrultusunda karar alarak hukuki değil siyasi bir tavır ortaya koymuştur. Bu karar üzerine yapılan Halkoylaması meşru ve geçerli kabul edilemez. Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinin en büyük ve önemli kararının alınacağı bir halk oylamasında, Yüksek Seçim Kurulu’nun açıkça, bilerek ve isteyerek siyasi bir kararla halkoylaması sonuçlarını etkilemesi, ileride telafisi imkansız sonuçların doğmasına, bundan sonra yapılacak seçimlere güvensizlik duyulmasına ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin geleceğinin ve varlığının tehlikeye düşmesine sebebiyet verecektir. Dolayısıyla tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, Yüksek Seçim Kurulu’nun usul ve yasaya aykırı olarak aldığı karara göre sayılan oyların iptal edilerek geçersiz kabul edilmesini talep etmek zorunluluğu hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER     : Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 67, 79. ve ilgili maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 No’lu Protokolü’nün 3. ve ilgili maddeleri, 298 sayılı Seçim Kanunu 98, 101, 110, 131, 132. ve ilgili maddeleri, 135/1 sayılı Genelgesi’nin 41, 43. ve ilgili maddeleri ve ilgili mevzuat.

SONUÇ VE İSTEM                   : Yukarıda arz edilen nedenlerle, 298 sayılı Seçim Kanunu’nun 110, 131 ve 132 maddeleri gereğince, doğrudan doğruya Yüksek Seçim Kurulu’na şikayet hakkımızı kullanarak;

Yüksek Seçim Kurulu’nun mühürsüz oy pusulalarının ve/veya “TERCİH”” mührü yerine “EVET” mührünün basılmış olduğu oy pusulalarının geçerli sayılacağına ilişkin kararların ve uygulamasının TAM KANUNSUZLUK HALİNİ OLUŞTURMASI ve AÇIK HUKUKA AYKIRILIĞIN OLUŞMASI nedeniyle, kamuoyunun güvenini zedeleyen, Anayasa, AİHS, Kanun ve Genelge’ye aykırı HALKOYLAMASININ İPTALİNE,

bu talebimizin kabul edilmemesi halinde, yukarıdaki itirazlarımız nedeniyle yapılan tüm oy sayım ve döküm işlemlerinin İPTALİ ile SAYIM İŞLEMERİNİN TEKRAR YAPILMASINA

karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim” ifadelerine yer verildi.

 

Share
876 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+7 = ?