ÜST REKLAM

logo

reklam
04 Temmuz 2017

ADD: SİVAS’IN DUMANLARI TÜTMEYE DEVAM EDİYOR…

 

ATATÜRKÇÜ Düşünce Derneği Samandağ Şube Yönetimi adına Atiye Sönmez Erdoğdu, haber merkezîmize verdiği bilgide ‘Sivas’ta aydınların kanı ile yükselen alevler önümüzü aydınlatıp karanlığı yenecek’ dedi.

ADD Başkanı Erdoğdu, 2 Temmuz 1993 yılında Sivas Madımak Oteli’nde meydana gelen katliamı kınayan mesajında, “Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni, bir şeriat devletine dönüştürmek isteyenlerin ‘Sivas Ayaklanması’ yirmi dört yılı geride bıraktı.  Cumhuriyet tarihimizin en önemli gerici ayaklanmasıydı.  2 Temmuz 1993’te, Pir Sultan Abdal Şenliği için kente gelmiş otuz üç yazar, ozan, aydınımız o gün yakılarak öldürülmüştü. Bu ayaklanmayı “Hizbullah Örgütü” üyeleri düzenlemişti. Bir din devleti düşleyen gericileri, “Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak!” diye ayaklandırmışlardı.

Üzerinden tam 24 yıl geçen bu katliamın acıları dinmedi.  Sivas’ın dumanları tütmeye devam ediyor.  Sivas, bu anlamda bir simge. İnsanın, insana zulmünün simgesi.  Zalimlerin mazlumları birbirine düşürerek iktidarlarını sürdürmesinin sembolü…

Bu zalim ateş, bu topraklarda her zaman Sivas’ta alevlenmiyor. Başka yerlere de sıçratılıyor. Dirayetli yöneticiler , bu ateşi küllendirmek için büyük çabalar gösterseler de,  bu öfke ateşini körükleyip insan kanıyla besleyen zalimler her devirde ortaya çıkıyor. Bazen Horasan’da, bazen Bağdat’ta, bazen Serez’de, bazen Kahramanmaraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da…

Bu türden ateşler sadece bizim inancımızla da sınırlı değil. Ancak diğer inançlar, Rönesans aydınlanması sayesinde engizisyonlarla hesaplaşmasını yaparak kanlı tarihlerine nokta koymayı başarabildiler. Ortadoğu halkları ise aynı inancın mensupları olmasına rağmen “tek dişi kalmış canavar”ın kışkırtmaları ile günümüzde de birbirini boğazlamaya, Sivas’ın ateşini canlı tutmaya devam ediyor. Haccaclar, Kuteybeler, Yavuzlar, Hızır Paşalar, Kuyucu Muratlar günümüzde de hüküm sürüyor;  ve  varlıklarını,  insanları birbirine boğazlatmaya borçlular.

O dönemlerde işlenen cinayetler, Avrupa’nın karanlıklar içinde yüzdüğü dönemde ortaya çıkan büyük İslam bilginlerinin, İslam aydınlanmasına katkılarının haklı gururunun yaşanmasını da engellemiştir.

Son yıllarda “tarihle yüzleşme” kavramını dillerinden düşürmeyenler, Türklerin nasıl Müslüman olduğu konusunu hiç konuşmuyorlar. Türklerin “İslam’ın kılıcı” olduğunu dillerinden düşürmeyenler kılıç zoruyla bir inancı kabul etmeye zorlanarak kırılan büyük bir halkı görmezden geliyorlar. Çocuklarımıza döne döne anlattıkları “Şanlı Türk Tarihinin” 200 yıllık bölümünü, ama özellikle 70 yıllık dönemini gizliyorlar. Saraylarında komik kıyafetleri ile temsil ettikleri 16 Türk devletinin önemli bir kısmının nasıl ve kimler tarafından yok edildiğini hiç anımsatmıyorlar. Anımsatanlara da iyi gözle bakmıyorlar.

Bin yıldır çıkarları aynı olması gereken insanları inanç farklılığı üzerinden birbirine düşürüp kırdırarak iktidarlarını sürdürmek egemenlerin değişmez yöntemi olmuştur. Bu nedenle günümüzde bile modern çağların ulus kavramı yerine ümmet;  yurttaş kavramı yerine,  kul kavramının sürmesini isteyip, ümmetleri de kendi aralarında mezheplere, mezhepleri tarikatlara, tarikatları cemaatlere bölerek yönetiyorlar. Bu nedenle her dönemde Sivas ateşini canlı tutacak Bedrettinleri, Hallac-ı Mansurları, Kaygusuz Abdalları, Pir Sultanları bu ateşe atıyorlar.

Yüz yıl önce ortaya çıkarak ulusunu, emperyalizme karşı birleştiren Mustafa Kemal Atatürk’e karşı Aznavurlar, Delibaşlar çıkartıyorlar. Ülkenin kaderinin değiştiğini sandığımız sırada bu kez Sivas ateşine Kubilay’ı, Bekçi Hasanı, Bekçi Şevki’yi atacak Derviş Mehmetler yaratıyorlar.  Sivas ateşini söndürmemek için yakın geçmişin Ticani tarikatını günümüzde de diriltiyorlar. 12 Eylül öncesinin Kahramanmaraş, Sivas, Çorum katliamlarının hesabını sormayıp 24 yıl önce 2 Temmuz 1993 günü bu kez Sivas’ta yeniden körükledikleri ateşe Asım Bezircileri, Metin Altıokları, Hasret Gültekinleri, gencecik folklor oyuncularını sürerek kanla, kinle beslenen bu ateşin ebediyen sürmesini istiyorlar.

Sivas’ın hesabı sorulmadığı içindir ki günümüzde IŞİD katilleri insan kalbi, insan ciğeri sökerek besleniyor, büyük şehirlerimizi ateşe ve kana boğuyor. Cemaatlerin “hoca efendileri” kanla beslenmeye o kadar alıştırılıyor ki, geçen yılın 15 Temmuz’unda bütün ülkeyi kan gölüne döndürecek ABD destekli darbe girişiminde bulunabiliyor.

Prof. Dr. Sina Akşin’in dediği gibi: “ Türkiye’de yarım yüzyıldan fazla sürmüş Karşıdevrim tamamen çürümüş ve ülkemizi de önemli ölçüde çürütmüş bulunuyor. Bundan sonra ya Atatürk Devrimi’ne dört elle sarılacağız ya da yok olacağız!”

Hiçbir karanlık sonsuza kadar sürmez. Sivas’ta yeniden yakılan ateş bir gün o ateşi körükleyenleri de yakacaktır.

Türk devriminin önderi Mustafa Kemal Atatürk , Büyük Fransız Devriminden güçlü bir şekilde etkilenmiştir. Fransız Devrimi ortaçağın karanlığını simgeleyen “derebeylerine ve bağnaz din adamlarının egemenliğindeki kilise otoritesine”  karşı yapılmıştır. Emperyalizmi ve işbirlikçisi hanedanı yenilgiye uğratan Mustafa Kemal Paşa’nın ömrü,  ortaçağ karanlığının temsilcilerini yenilgiye uğratmaya yetmemiş ve Türk devrimi yarım bıraktırılmıştır. Ancak Mustafa Kemal’in yılmaz takipçileri yarım bıraktırılmış Türk Devrimini tamamlamaya kararlıdır.

Sivas’ta aydınların kanı ile yükselen alevler önümüzü aydınlatıp karanlığı yenecek.

Sonunda biz kazanacağız”dedi.

Haber-Foto: Gökhan Sağaltıcı

Share
529 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+8 = ?