ADD GENEL MERKEZİ, TARİHİ GÜNDE HATAY’DA « Samandağ Ayna Haber

Kardeşim 1 tane 5 tane eklesen neyse sitenin anasını sikmeyin bu kadar aç gözlü olmayın 5 tane koy 4 tane koy kaldıran namerttir.

Şişlide Gece Hayatı

SON DAKİKA

ADD GENEL MERKEZİ, TARİHİ GÜNDE HATAY’DA

Bu haber 29 Temmuz 2022 - 16:50 'de eklendi ve 574 kez görüntülendi.

 Atatürkçü Düşünce Derneği yönetim kurulu üyeleri, Temmuz Ayı  Genel Yönetim Kurulu Toplantısını yapmak için Hatay’a geldi. Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş ve  Dörtyol’lu Bölge Sorumlusu ADD Genel Başkan Yadımcısı Özgür Çınar’ın ev sahipliğinde  Antakya’ya gelen ADD yöneticileri, Temmuz ayı toplantılarını 23 Temmuz Hatay’ın ana vatana katılışı sebebiyle Hatay’da gerçekleştirme kararı aldı. Hatay’ın ana vatana katılış etkinliklerinde de yer alan ADD Genel Başkanı Dr. Mustafa Hüsnü Bozkurt ve 16 yönetici, 3 gün boyunca Hataylıların coşkusuna ortak oldu.ADD Genel Başkanı Yöneticileri ile birlikte ilçemiz Samandağ’ı da ziyaret etmeyi ihmal etmedi.

Tekirdağ, İzmir, İstanbul gibi Türkiye’nin farklı şehirlerinden ilimize gelen ADD yöneticileri, HBB tarafından düzenlenen 23 Temmuz Kokteyli’ne, Gastronomi Evi’ndeki piyano ve keman resitaline ve aynı zamanda resmi törenlere katıldı.

ADD Genel Merkezi,  24 Temmuzda Samandağ’daydı

ADD Genel Başkanı ve Genel Merkez Yöneticilerinin son durağı Samandağ Şubesi ve Samandağ Belediye ziyareti oldu. İlçemiz Belediye Başkanı Refik Eryılmaz’a nezaket ziyareti ardından ADD Samandağ şubesi üyeleriyle, Truva Life Restaurant’ta buluşan heyet yapılan konuşmaların ardından bir arada medeniyetler beşiğinde sofra paylaştı. Şiirlerin okunduğu sohbetin edildiği ziyarette ADD Şube Başkanı Atiye SÖNMEZ ERDOĞDU, misafirlerini selamlayan bir konuşma gerçekleştirdi.

‘Büyük devrimci Gazi Mustafa Kemal Atatür’ün şahsi meselesi olarak görüp büyük bir siyasi ZAFER’le Türkiye topraklarına kattığı, son emaneti olan HATAY’ınAna Vatana katılışının 83. Yıl dönümünde burada olmanız bizleri onurlandırdı, gururlandırdı, Teşekkür ederiz’ diyerek söze başlayan ADD Şube Başkanı ERDOĞDU, sözlerini “Sizler gibi duayen Atatürkçüler varken Atatürk’ü, tarihi anlatmak haddimize düşmez. Ben size kısaca Hatay hakkında bilgi vermek istiyorum;Tarihte yaşamış 26 medeniyetin 13’üne ev sahipliği yapmıştır Hatay, Bu yüzden birçok alanda ilkelerin ve enlerin şehridir. İnsanlığın başlangıç yeri Antakya’dır.

Üç semavi dinin iç içe kardeşçe yaşadığı yerdir. Türkiye’deki tek Ermeni Köyü buradadır.

Hristiyanlığın doğuş yeridir. İlk kilise Sempiyer Kilisesidir. Anadolu’ya yayılan ilk cami Habib-i Neccardır. İlk tünel Titus tünelidir. İlk aydınlatılan cadde Kurtuluş Caddesidir. En büyük ikinci mozaik müzesi Antakya Müzesidir. Kurtuluş Savaşında ilk kurşun Dörtyol da atılmıştır. Tarihte ilk Ticaret Limanı Çevlik Limandır. Dünyanın en uzun ikinci sahili Samandağ sahilidir. Musa Ağacı, Kaya Mezarlıkları hep burada.

Hatay’dan gelmiş geçmiş 13 medeniyet göçüp giderken mutfaklarını miras olarak kentimize bırakmışlardır. Bu yüzden 680 çeşit yemeğimiz ile UNESCO tarafından tescilli Gastronomi kentiyiz.

Burada iklimin güzelliği, doğanınbereketi, tarihin canlılığı ve inancın huzuru, sofraların lezzeti ile taçlanır.

Ben sözü daha fazla uzatmadan, ekibiyle birlikte KEMALİZMİN NAMUS SESİNİ BİR SİS ÇANI GİBİ YURDUMUZUN SEMALARINA ASMAYA AND İÇMİŞ; YENİDEN ATATÜRK CUMHURİYETİ Manifestosunu ilan eden, bilgi birikimine ve Devlet Adamlığı adabına hayran olduğumuz azimli, çalışkan, cesur, Genel Başkanımız Sayın Dr. Mustafa Hüsnü BOZKURT ‘a sözü bırakmak istiyorum” diyerek sözünü sonlandırdı.

ADD Genel Başkanı HüsnüBozkurt ise; “23 Temmuz 1939 da Hatay’ın ana vatana katılışının yıl dönümünde Temmuz ayı Genel Yönetim Kurulu toplantımızı oy birliği ile Hatay’da yapma kararı aldık.

Genel Yönetim kurulumuzun bazı üyelerinin hastaları olması nedeniyle gelemediler, 14 yönetim kurulu üyesi arkadaşımızla sabah GYK toplantımızı yaptık. 22 Temmuz Cuma günü ilçeye geldik.

Cuma akşamı hep beraber EXPO21 alanındaki kokteyle katıldık. Cumartesi sabahı Hatay’ın ana vatana katılış törenlerine katıldık.  Dün bir programda da söyledim: Bu törenleri hiç beğenmedim. Hiç yeterli bulmadım doğru bulmadım. Nedenini de arz edeceğim şimdi.

Kezban başkanımız, arkadaşlarımızla bir Antakya turu yaptık. Biz de oradaki MAZMAN medya programına katıldık. Akşam hep birlikte Gastronomi Evi’nde yemek yedikten sonra EXPO21 alanında yapılan dünyanın en büyük mozaiğinin Guinness Rekorlar Kitabı’na girme törenine katıldık. Bu sabah saat 11’de GYK toplantısı yaptıktan sonra da Samandağ’a, Atiye başkanımızı ziyarete geldik. Burada da sizlerle olmaktan son derece mutluyum. Evet, ben Hatay’ı 1978’den beri biliyorum tanıyorum çok defalarca geldim. Dün 83. Yıl dönümümüzü geçirdik Hatay’ın ana vatana katılışının… Dünyada bir benzeri daha olmayan bir diplomatik sürecin sonucudur. Dünyanın ilk Antiemperyalist ulusal bağımsızlık savaşı ile kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti Tam 16 yıl boyunca, her yıl “Hatay bizim en önemli meselemizdir” anlayışıyla takip edilmiştir ve 1938 yılında Mustafa Kemal Atatürk Ağustos ayında gölgede 40 derece sıcak olduğu dönemde, hastalığının çok ilerlemiş olduğu bir evrede, hekimlerinin şiddetle karşı çıkmasına karşın, ceketini önünde ilikleyemeyecek kadar asit birikimiyle karnı şişmişken, 16 saatlik bir tren yolculuğuyla Adana’ya gelmiştir ve Adana’da tam 5 saatlik ordunun resmi geçiş törenini izlemiştir.

O resmigeçidin anlamı şuydu: Fransa’ya ve dünyaya Hatay’ı asla bırakmayacağız, gerekirse savaşacağız mesajıydı. Bu mesajın algılanmasıyla ki Mustafa Kemal Paşa şu anda yanılıyor olabilirim ve 1935-36 olabilir. Bir Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda bir Fransız büyükelçisiyle karşılaşıyor işte Hatay konusu açılır. “Bak” der, “Git Başkanına Cumhurbaşkanına söyle, gerekirse Cumhurbaşkanlığını bırakırım, mavzerimi alırım, fişeklerimi kuşanırım, Amanos’lara çıkarım, Hatay’da ne kadar vatansever varsa toplarım, ama Hatay’ı bırakmam.” Bunu söylemiştir. Buna benzer bir lafı da TBMM’de 1920’de söylemiştir.

O da şudur; Tek başıma da kalsam Elma dağa çıkarım mavzerimi alırım son kurşunuma kadar savaşırım sonra kanımı,namuslu kanımı al bayrağa içire içire şehit olurum ama bu yoldan dönmem. Bu Mustafa Kemal’dir, Hatay’ı ana vatana katan…

Hangi toprakta yaşadığımızı iyi duyumsamak için bir örnek vereceğim. 2011 yılından beri Suriye savaş yaşıyor emperyalist Amerika’nın güdümlediği bir savaş. Maalesef bizim ülkemizi yönetenler de bu savaşta taraf oldular. Oradaki o dinci militanları benim hastanemde tedavi ettirmek istediler. 2012 yılında Konya’da vali bir toplantı yaptı;  işte “Suriye’de savaşan din kardeşlerimiz gelecekler bunları tedavi edeceksiniz parasını da vilayetten alacaksınız” diye. Biz kabul etmedik ama kabul edenler oldu neyse. O savaşa taraf oldu. O savaşın sonunda sevgili kardeşlerim, tam on milyon Suriyeli yurdunu terk etti. 5 milyonu ise Türkiye’de,  geri kalanı bir yerlerde. Eğer Mustafa Kemal ve Kemalist Cumhuriyet o 16 yıllık mücadeleyi vermiş olmasaydı ve Hatay bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ili olmasaydı, şimdi Hatay’da yaşayan insanlar gidecek vatan arıyorlardı.

Bak Suriye’nin haline Bakİdlip’in haline, İdlip hemen şurası, hemen karşımız.  Bak şuradan hemen aşağısı Lazkiye.

İşte dün sabah, ondan içim acıdı. İlimizin valisi tören alanına geldi. Bir dairenin içinde durdu. Çelengini koydu. Yazılı bir metni okudu, çekti gitti. Halbuki orada gençler olmalıydı, orada halk olmalıydı. Orada bugünün anlamı o şekilde anlatabilmeliydi..

Bir anektodu daha anlatayım. Turgut Özakman Şu Çılgın Türkler kitabında şu anektodu anlatır:

23 Temmuz 1939 günü Şükrü Kanatlı komutasındaki Türk ordusu Hatay’a girer. Hatay kışlasında gönderdeki Fransız bayrağı indirilir. Türk Bayrağı çekilir. Kışlaya girecekler Hataylı kadınlar, kızlar kışlanın kapısının önünde dizilirler  “Giremezsiniz“

“ Yavhanımlar, kızlaryapmayın, Hatay kurtuldu biz bu kışlaya yerleşeceğiz”

“Hayır, giremezsiniz biz 20 yıl bu kışlada tecavüze uğradık, biz 20 yıl bu kışlada işkence gördük ve ahd ettik Türk askeri Hatay a girdiği zaman saçlarımızı keseceğiz, süpürge yapacağız, bu kışlayı dip köşe temizleyeceğiz. Namuslu Türk askeri ancak o zaman bu kışlaya girebilir.”

Sevgili kardeşlerim Hatay Valisi dün mesela o meydanda bunu anlatmalıydı. Budur anlamı Hatay’ın anavatana katılmasının, budur anlamı hasta yatağından, ölüm döşeğinden kalkıp 16 saatlik tren yolculuğu ile 5 saat 40 derece sıcakta askerin resmigeçidini izlettiren duygu budur, ’40 asırlık Türk yurdu ecnebi elinde esir kalamaz ‘ demesinin lafı lafta kalmamıştır. Öyle vatan, millet Sakarya, yok Rabia, tek vatan, tekmillet, tek devlet demek ile olmuyor bu işler…

20 Ada’nda Yunan bayrağı dalgalanırken burada bana vatanperverlik, milliyetçilik, yerlilik, millilik palavrası kimse sıkamayacak. Palavra değildir bu işler… Vatanseverlik hasta yatağından ölüm döşeğinden kalkıp Adana’da beş saat resmigeçit izleyip ondan sonra da o Hataylı kızların, kadınların biz saçımızı keseceğiz, süpürgeyapacağız, aha bu kışlayı dip köşe temizleyeceğiz. O namussuz Fransız’ın ırz ve canımıza tasallut ettiği bütün süprüntüleri buradan atacağız. Cesaretli Türk Askeri ancak o zaman bu kışlaya girebilir dedikleri namustur.

ADD lafta konuşmuyoruz arkadaşlar, Kemalizm işte bu namustur, Kemalist devrimciler bu cumhuriyeti işte bu namus duygusuyla kurdular.

28 Ağustos 1922 günü Reşat Çiğiltepe başkomutana söz verdiği saatte Çiğiltepe’yi alamadığı için şakağına dayadı tabancayı, tetiğiçekti. Bu namustur, bu cumhuriyeti kuran ve bugüne taşıyan namus.  Eğer devletin hamurundaki namus mayasının eksiltirseniz işte kendi bakanlığına deterjan satan ya da çikolata kutusunda rüşvet alan adamlarla bu devleti temsil eder duruma getirirseniz o zaman kalkıpta bize yok tek vatan, tek bayrak, tek millet, yok yerlilik, millilik palavrası sıkmayacaksınız.

Yerlilik, millilik Hatay’ı anavatana katmaktır. Hatay’ı tek kurşun atmadan anavatana katılan Hatay’ın 300 km doğusunda Süleyman Şah Türbesi’ni üç buçuk baldırı çıplak zibididen kaçıran adamların bize vatanperverlik dersi vermeye hakkı yoktur. Bunu her yerde haykıracağız arkadaşlar.

Her yerde haykıracağız ve şunu söyleyeceğiz. Tekrar bu Cumhuriyet Kemalist Cumhuriyet, Atatürk Cumhuriyet’i oluncaya kadar da mücadelemiz devam edecek” dedi.

ADD Genel Başkanı, düzenlelen etkinliklere katılmayı ihmal etmezken, Mazman TV Programına da çıkarak kamuoyuna seslendi. ADD Genel Başkanı, Yönetim Kurulu Üyeleri ile ilçeden ayrılırken, ev sahipliği için ADD Samandağ Şube Başkanı, yöneticileri ve Üyelerine teşekkür etti.

Haber – Foto: Ümit Dadük Sağaltıcı