ÜST REKLAM

logo

reklam
11 Kasım 2016

ABDULLAH ÖCALAN’IN İMRALI TUTANAK NOTLARI

Evgin Dağ

evgin

HDP’NİN ”KONJONKTÜR GEREĞİ(!)” PRAGMATİST SİYASETİ

PKK lideri Abdullah Öcalan, yakalanmadan önceki süreçte Suriye ile Lübnan arasında bulunan Bekaa Vadisi’ndeki PKK kampında 1998 yılında saklanırken Suriye’ye geçiş yapmış, o dönemin Suriye lideri Hafız Esad tarafından Şam’da misafir edilmiş ve orada uzun bir süre saklanmıştı, Türkiye’nin, küresel emperyalizmin güdümünde olan o dönemdeki koalisyon hükümeti(56. hükümet zamanı), Suriye’den Abdullah Öcalan’ın iadesini istemiş ancak Suriye Lideri Hafız Esad, Türkiye’nin bu isteğini Türkiye ile savaşa girilme pahasına reddetmiş ve teslim etmemişti. Öcalan, Suriye’den çıkış yaptıktan sonra ise Rusya’ya oradan da İtalya’ya son olarak da Kenya’ya geçiş yapmıştı.

Öcalan, Kenya’nın Nairobi kentinde yakalandı(!) ve başlayacak olan ”idam edilsin” ve ”barış süreci” gibi tiyatrolar gereği Türkiye’ye teslim edildi, 1999 yılından beri de İmralı’da tutuluyor.

Neden bunu anlattım? Çünkü, Abdullah Öcalan tutsak düşmeden önceki süreçte, şu an ”diktatörlükle yönetiliyor” dedikleri Suriye’de saklanmıştı. Oysa ki bugün ”diktatörlük” dedikleri yönetim şekli o gün de vardı.

*      *      *      *      *

Tutsak(!) düşen, İmralı’da tutulduğu süreç içerisinde peyderpey çözülen Abdullah Öcalan, PKK’nin TBMM’deki siyasi temsilcisi olduğunu söylemekten çekinmeyen HDP Milletvekilleri aracılığıyla görüşlerini, taleplerini, tespitlerini, savaşın bitmesi(!) için teorilerini mesajlar şeklinde iletmeye başladı.

İlettiği mesajlar, süreç içerisinde ”İMRALI TUTANAKLARI” başlığı altında toplanmaya başlandı. Abdullah Öcalan’ın söylediklerinin toplandığı bu tutanaklara binlerce not düşülürken, düşülen notlar arasında can alıcı, Kürt Hareketinin geldiği pragmatist çizgiyi gösteren, HDP’li vekiller dahil Kürt silahlı ve siyasi hareketine yakın(kuyrukçu diyelim bunlara) çoğu parti ve kuruma ”konjonktür gereği bunu yapıyoruz” dedirten, ancak bu notlar arasında başta Kürt halkını olmak üzere bölge halklarını silindir gibi ezen ve sisteme muhalif herkesin başına bela olan notlar da var.

Bu notların, sisteme muhalif olan herkesin başına bela olmasının nedeni ise PKK-AKP-Cemaat üçlüsünün ”çözüm süreci” mavalı öncesinde sevişmesinden, sonrasında ise birbirleri ile tepişmesinden kaynaklanıyor!

*      *      *      *      *

İmralı Tutanaklarında bulunan, Abdullah Öcalan’ın söylediği, PKK-HDP’ye ve bu kanada yamanan bileşenlerine ”konjonktür gereği bunu yapıyoruz” dedirttiği notlarına bakalım biraz;

-İslamcıların 40 yıllık rüyasıydı, rüyalarını gerçekleştirdik. Biz AKP’ye iktidarı altın tepside sunduk

-Darbeyi önledim

Mehmet Metiner, ‘Sıkıştı’ diyor. Yanlış söylüyor. Sıkışma yok, darbeyi önledim. Bir darbe var, fakat derinliğini tam fark edemiyorum. MİT’i düşürseydiler. Türkiye’de tüm kaleler düşmüş olacaktı. Hakan Fidan tutuklansa, sonra sıra Başbakana gelecekti. Benim bu süreci canlandırmam, darbeyi engelleme sorumluluğu… Darbeyi önleyebileceğimi fark ettim ve süreci başlattım.

-Başkanlık sistemi düşünülebilir. Biz Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz. Biz AKP ile bu temelde bir başkanlık ittifakına girebiliriz. Yalnız Başkanlık ABD’deki gibi olmalı… Notlardan birkaçı bunlar.

Evet, Kürt Hareketinin geldiği, Abdullah Öcalan tarafından getirildiği teslimiyetçi noktanın özeti bu notlarda işte.

Bu teslimiyetin dönütü ise pratikte AKP’nin palazlanması ve 14 yıldır Türkiye’yi yönetiyor olması oldu. Teslimiyet pratiğinin palazlandırdığı AKP, tam 14 yıldır Türkiye’yi yönetiyor ve muhalif olan bütün sesleri kısmak için hedef alıyor.

AKP’nin hedef aldığı kültürler, mezhepler, muhalifler paradigmasının tehlikeye düşmesine yol açan süreci anlatmaya İmralı Tutanaklarından alıntıladığım yukarıdaki notlar anlatmaya yetiyor sanırım.

*      *      *      *      *

Gezi olayları sürecinde ise “Gezi ile aramıza mesafe koyduk, bu sivil bir darbedir” sözlerini sarfeden HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Reyhanlı patlaması sonrasında da o patlamanın El-Nusra çetesi tarafından yapıldığı ayan beyan ortada iken(patlama sırasında El-Nusra’lı teröristler Reyhanlı’yı kuş bakışı gören bir tepeden video çekimi yapıyor ve tekbirler getiriyordu; https://www.youtube.com/watch?v=sPcFtBnZQ3w) ”biz hükümetin yanındayız” sözlerini kullanmış ve bir nevi o patlamaya sevinmiş gibiydi.

Demirtaş, 13 yıl boyunca AKP zihniyetinin dayatmalarına, ”kadın kürtaj yapamaz, çocuk niye ölsün tecavüze uğrayan annesi ölsün, kadın mıdır nedir bilmem, 53 Sünni vatandaşım katledildi, Cemevi cümbüş evidir ” gibi Türkiye halklarını ayrıştıran cinsiyetçi ve mezhepçi söylemlerine karşı refleksif bir patlama ile isyan eden ve kısa sürede sayısı milyonları bulan direnenlerin bu direnişini ”sivil darbe girişimi” diye nitelendirmekte hiçbir beis görmemişti.

*      *      *      *      *

Meclise girdikleri günden bu yana bağımsız veya parti olarak oligarkların dayatmalarına, Türkiye halklarını kutuplaştıran söylem ve eylemlerine rağmen sürekli ”konjonktür gereği bunları yapıyoruz, aman susalım da çözüm süreci masası devrilmesin” diyerek oligarşinin masasına oturan, AKP’ye teslim olan ve AKP’yi palazlandıran Kürt siyasi hareketi, yıllardır seviştikleri konjonktür değişince ve aslında oligarşik olan düzen tarafından tutuklanınca ”mağdur edebiyatı” yapmaya başladılar.

Elbette mağduriyet var; ama bu mağduriyet, HDP’li vekillerin yaşadığı bir mağduriyet değil, pragmatist siyasetin Türkiye’yi karanlık bir tünele sokmasından kaynaklı mağdur olan etnik ve dini birçok kesimin yaşadığı mağduriyettir.

Bu kesimlerin yaşadıkları mağduriyette Abdullah Öcalan’ın, HDP’nin ve bileşenlerinin çok büyük katkısı var. ”Konjonktür bunu gerektiriyor” diyerek oligarşinin masasında sevişmekten imtina etmedikleri için, o konjonktür değişince maruz kaldıkları faşizmin pratiklerinden dolayı ses etme hakları olmaz-olamaz; çünkü işi bu raddeye getiren kendilerinin söylem ve eylemleri oldu!

 

Share
740 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+5 = ?