SOHBET KÖŞESİ : HASAN YAVAŞ
Barbar ve soykırımcı “Epstein koalisyonu” ABD ve İsrail güçlerinin İran’a dayattığı savaş, siz bu yazıyı okuduğunuzda 38. gününde devam ediyor olacak.

Irkçı, barbar ve çocuk istismarcısı Trump; İran’ı “Taş Devri”ne götürmekten söz edecek denli dünyaya meydan okuyan, ilkel ve faşizan bir tutum içinde çelişkilerle dolu demeçler veriyor. Trump, “Taş Devri” hakkında bilgisiz. Taş Devri, insanlığın en uzun süren dönemi olup insanların taş, kemik ve ahşaptan aletler yaptığı; göçebe avcı-toplayıcılıktan yerleşik üretici yaşama, yani tarıma geçişin tarihidir.
İran, bu tarihsel dönemden günümüze kadarki süreçte, Taş Devri buluşlarını büyük oranda geliştirerek o dönemin özelliklerini bugüne taşıdı. O yüzdendir ki ABD ve İsrail’in en gelişkin savaş araçlarıyla gerçekleştirdiği saldırılar büyük oranda durduruluyor. ABD ve İsrail, İran’da istediği gibi at koşturamıyor.
Çin, Rusya, Kuzey Kore, Küba ve Yemen (Husiler) İran’ın yanında yer aldılar; tabii listeye İspanya’yı da eklemek lazım. Bunun dışında kalan dünya ise sessiz. Sözde “insan hakları ve demokrasi” söylemlerini dillerinden düşürmeyen Avrupa Birliği, İspanya hariç, İran ile bir dayanışma göstermedi. Bu ülkelerin tavır ve davranışlarını bilmeyen yok gibi…
İran; onca saldırıya, yüzden fazla yüksekokul ve üniversitesinin hedef alınmasına, binlerce insanının öldürülmesine ve çok sayıda yönetim kadrosunu kaybetmesine karşın moral gücü ve psikolojik üstünlüğünü koruyor. Her geçen gün direnci artan İran güçleri ve halkı, emperyalist ABD ve siyonist İsrail’i diz çöktürecek noktaya sürüklemek için büyük bir özveri ve çaba içinde.
Görüyoruz ki İran; Ortadoğu’daki Arap kabile devletlerine hiç benzememiş. Molla rejiminin acımasızlığına rağmen, üç farklı etnisiteyi barındıran toplum yapısında bir ulus bilinci; onurlu, cesur ve yurtsever bir halk varmış.
Ancak bazı gerçekleri de söylemek istiyorum: 1979’da Humeyni ile başlayan Molla rejimi, ilk iş olarak devrimi birlikte yaptıkları İran Komünist Partisi (TUDEH) üyelerini —bir gecede 1600 kişiyi— vinçlerin ucunda sallandırdı. Hiç unutmuyorum, bugün gibi aklımda; TSİP’in parti yayın organı olan Gerçek Gazetesi’nde o dönem TUDEH açık çağrı yapmış ve “Humeyni’yi desteklemeyin” manşetini atmıştı. Solcuları ve yurtseverleri Şah’ın zindanlarından alıp Molla zindanlarına devşirdiler.
Bir başka gerçek ise Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve birçok devrimcinin İran tarafından düzenlenen suikastlarla öldürüldüğü iddiasıdır. Bu katillerin Kum kentine kaçtığını ve hiçbirinin yakalanmadığını biliyoruz. Hikâye uzun ve başka bir yazının konusu.
İran ile ilgili çarpıcı bir gerçeği de Arap asıllı Fransız jeopolitika uzmanı Anas Abdun veriyor: “İran, eğitim düzeyi en yüksek ülkelerden biri” diyor. “90 milyon nüfuslu İran, her yıl 330 bin üst düzey bilim insanı yetiştiriyor. Bu sayı, 300 milyonluk ABD’nin bilim insanı sayısına eşit. İran’daki mühendislik, matematik ve fizik gibi pozitif bilimlerdeki araştırmacı nüfusu; Fransa ve Almanya’daki toplam araştırmacı sayısından fazla. Ve sanılanın aksine, her bilimsel alanda çalışan kadın oranı, tüm AB ülkelerinden yüksek.”
İşte bu yüzden, İran’ın saldırılar karşısında psikolojik ve moral gücü yüksek. Benim bu satırları yazdığım sıralarda, muhtemelen İran’ın attığı bir füze Tel Aviv sokaklarına düşüyor ve insanlar bağrışarak kaçıyor. İsrail ordusu Lübnan’ı işgal ediyor; kara harekâtını günler önce başlatmış.
Ey insanlık!
Ben kaç kere öldüm de sen fark etmedin? Çadırlara mahkûm edilmiş göçmen bir çocuk, mum ışığında alfabeyi ezberlerken ve bir jet gürültüsüyle korkudan annesinin kucağına atlarken öldüm. Senin de bunu düşünerek üzüldüğünü bildiğim için bir bıçak daha saplandı sırtıma.
Ey insanlık!
Hiçbir ayak izine rastlamadığın bir patika arıyordun dağların doruklarında. Dağları seviyordun; dağlardaki çam dalları arasından sana gülümseyen denizi de… Yüzyıllık bir çınar ağacı altındaki muhabbet sofrasında, senin sevdiğin şarkıları hep birlikte söylüyorlardı. Mutlu anların hiç bitmesin isterdin ama her şey gibi o da biterdi.
Ey insanlık!
Seni deliler gibi sevdiğimden emin olduğun için seni affedeceğimi bilirsin. Ama hayır insanlık, hayır! İran’da 165 kız çocuğunu öldüren, Gazze’de yine çocuk ve kadınları katleden barbarlardan da insanlığı sorumlu tutuyorum. İşte bu yüzden affetmiyorum seni.
Dil; terbiyenin, karakterin ve sınırların aynasıdır. Bir insanın niteliğini anlamak için uzun analizlere gerek yoktur; ağzını açtığı ilk anda kendini ele verir. Gerçek güç bağırıp çağırmakta değil, öfkesini yönetebilmekte ortaya çıkar. Kendini kontrol edemeyen birinin (Trump) dünyayı kontrol etme iddiası ise en hafif ifadeyle ironiktir. Bağırıp çağırmak, çoğu zaman gerçek gücün değil, korkunun dışa vurumudur.
Bu arada Türkiye’ye de bir selam vermek gerekirse: Ana muhalefet partisi CHP Genel Başkanı Özgür Özel, önceki gün bir basın toplantısında iktidar yanlısı havuz medyasındaki bir gerici gazeteyi Pravda gazetesiyle bir tutarak, “Sovyetler Birliği’nde Pravda vardı, o da böyleydi” dedi.
Adama demezler mi: SSCB hayatta olsaydı, ABD ve İsrail bugün İran’a böyle saldırabilir miydi?



ÖĞRETMENLERDEN, VELİLERE ÇAĞRI: “ÇOCUKLARIMIZIN KELİMELERİ EKSİLİYOR, DÜŞÜNCELERİ SIĞLAŞIYOR!”
İNCE DÜŞÜNCE
EĞİTİM BİR-SEN’DEN REKTÖR EREN’E 4 MADDELİK RAPOR
Meteorolojiden Şiddetli Yağış Uyarısı: Hatay ve Çevre İller Teyakkuzda!
EĞİTİM SEN’DEN KAYMAKAMLIĞA ZİYARET
BİR ÇOCUĞUN ÇIĞLIĞINA KADIN ELİ DEĞDİ