Anadolu’nun ve Mezopotamya’nın kadim topraklarında bahar, sadece takvim yapraklarının değişmesi ya da ağaçların tomurcuklanması değildir. Bahar; toprağın derin uyanışı, bereketin fısıltısı ve en çok da birbirimize sıkıca sarılmanın, o eski, içten toplumsal barışın vaktidir. Bu uyanışın kalbi, bugünlerde sesi biraz kısılmış, rengi biraz solmuş olsa da hatıralarımızda tüm canlılığıyla duran, halk arasında o çocuksu neşeyle andığımız “Ğid İl Sabatağş” bahar bayramında atar.

Bu sadece takvime düşülmüş bir not değil; okullardan mahalle aralarına, dar sokaklardan geniş meydanlara taşan kolektif bir ruhun, hep birlikte atacak olan tek bir kalbin hazırlığıydı.
Yumurta Tokuşturma: Çocukluğun Saf Stratejisi ve İlk Adalet Dersi
Ğid İl Sabatağş denilince burnumuza o taze boya kokusu gelir. Rengarenk yumurtalar… O zamanlar gıda boyaları yoktu; annelerimizin elleri soğan kabuğuyla kiremit rengine, samanla altına, taze otlarla baharın yeşiline boyardı o umutları. Ama işin asıl büyüsü, o yumurtaları tokuştururken hissedilen o çocuksu gerilimdi.
Okul bahçelerinde kurulan o büyük halkaları hatırlayın… Cebimizde dünyanın en değerli hazinesiymiş gibi sakladığımız “taş gibi” yumurtalarımızla rakibimizi gözlerdik. Orada gizli bir adalet terazisi kurulurdu. Hileye, hurdaya yer yoktu. Yumurtayı dişine vurup sesinden sağlamlığını ölçen o minik eksperler, dürüstlüğün en saf sınavını verirlerdi. Kazanan sadece bir yumurta değil, o günün “şampiyonu” unvanını ve sokağın saygısını kazanırdı. O sert kabuğun altında aslında çocuk kalplerimizin yumuşacık heyecanı saklıydı.
Sokaklara Sığmayan Coşku ve Hayatın Provası
Ğid İl Sabatağş, sadece çocukların değil, dizleri sızlayan dedelerin de, yükü ağır annelerin de nefes aldığı bir aile şöleniydi. Şehirlerin meydanları devasa birer oyun alanına, birer mutluluk sahnesine dönüşürdü.
Halat Çekme yarışlarında mahalleler bir olur, gençler güçlerini yaşlıların “Haydi asılın!” naralarıyla birleştirirdi. Çiğdede Mahallesinde geçen çocukluk hatıramda, O ipin ucunda sadece bir yarış değil, bir dayanışma tutulurdu. Çuval Yarışlarında ise o kaşındıran çuvalların içinde, kimimiz unlu çuvallarda düşe kalka bitiş çizgisine varmaya çalışırken aslında hayatı öğrenirdik: Düşsen de gülümseyerek kalkmalı ve yola devam etmelisin. Etraftan yükselen kahkahalar, düşeni ayağa kaldıran o sıcak eller; bugünün yalnızlaşan dünyasında en çok özlediğimiz o “biz” olma duygusuydu.
Bereketin Tadı: Kazanlarda Kaynayan Hrisi ve Ortak Sofralar
Ve tabii ki bu bayramın ruhunu tamamlayan, kokusuyla mahalleleri saran o kutsal emek: Hrisi. Büyük kazanlarda, saatlerce süren o zahmetli hazırlıkla pişen hrisi, sadece bir yemek değil, Ğid İl Sabatağş’ın bereket mührüdür. O kazan kaynarken sadece buğday ve et özleşmez; komşunun hakkı, yetimin rızkı ve paylaşmanın kutsiyeti de o kazanda pişerdi. Ailelerin evlerinden getirdiği ne varsa paylaştığı o devasa sofralar, aslında kültürel bir mirasın en lezzetli aktarım merkeziydi. Hrisi’nin tabağımıza konan her kaşığında, atalarımızın emeği ve toprağın şükrü saklıydı.
Mirasımıza Sahip Çıkmak: Ruhumuzu Hatırlamak
Bugün ekranların soğuk ışığına hapsolmuş, bireyselliğin gölgesinde kalmış modern yaşamda; Ğid İl Sabatağş’ın o imce ruhu maalesef zayıflıyor. Çocukların sokaklarda yumurta tokuşturmak yerine dijital puanlar topladığı bu çağda, bu gelenekleri hatırlamak sadece bir nostalji değil, bir vicdan borcudur. Çünkü bu gelenekler, bizi biz yapan dürüstlük, paylaşım ve samimiyet gibi temel taşlarımızı korur.
Ğid İl Sabatağş, baharın sadece toprağa değil, nasırlaşmış gönüllere de gelişidir. Hileye geçit vermediğimiz o saf günleri, yumurtanın kabuğundaki o sıcaklığı, pişen hrisinin dumanındaki o huzuru ve çuval yarışı yaparken rüzgarın yüzümüze vuruşunu hatırlamak; aslında kim olduğumuzu, nerede kök saldığımızı hatırlamaktır.
Gelin, bu bahar o eski heyecanı yeniden canlandıralım. Belki devasa sofralar kuramayız ama bir parkta, bir bahçede çocuklarımıza yumurta boyamayı öğretip, bir tabak hrisiyi komşumuzla paylaşarak o kadim ateşin sönmesine izin vermeyelim. Çünkü o ateş sönerse, içimizdeki bahar da üşür.
Ümit Dadük Sağaltıcı




“BERAAT EDENLER GÖREVİNE İADE EDİLMELİ”
Samandağ’da Bayram Neşesi:”HER YER ÇOCUK” SESLERİYLE YANKILANDI
FARKINDALIĞI EYLEME DÖNÜŞTÜRME ZAMANI
SAMANDAĞ ESNAF VE SANATKÂRLAR ODASI’NDA İSMAİL KILINÇ DÖNEMİ!
ACI KAYBIMIZ: NECMEDDİN GENÇ VEFAT ETTİ
ANLAMLI HEDİYE: NUTUK