Sohbet Köşesi: Hasan Yavaş
Oyuncuyuz hepimiz…
Bir döneme kadar verilen tekst buymuş deyip, başarısızlıklarımızın sorumluluğunu senaryo yazarlarına yükledik. Bazılarımız muhteşem oyuncu olduğunu göstermek için toplumsal her rolü fazla abarttı.

Kimilerimiz ‘’ya ne gerek var, ölümlü dünya’’ dedi köşesine çekilirken Samandağ Ayna Gazetesi tuğla örer gibi 14 yıldır yılmadan sürdürdü varlığını.
Her doğum risk içerir ve aslında çok meşakkatli bir süreçtir de.
Bir de bu gazetenin varlığını sindiremeyen, hazmedemeyen, hakkında ileri geri konuşanlar, hatta tehditte kadar götürenler vardı.
Bir döneme kadar Ayna’dan rahatsız olan çevreler kokmuş peynirlerin üzerinde oturan farelere dönmüşlerdi. Hani insanın burnu bir zaman sonra kokuya alışır, leşin üzerine otursa da onun için fark etmez ya; aynen öyle işte..
Abone olan okuyucularına bile engeller koyuldu. Mahkemelerde davalar açıldı.
Pandemi akabinde 6 Şubat depremi yaşandığında;
Ve o büyük acıların, can kayıplarının, yıkılan binaların enkazlarında, dökülen her gözyaşı damlasında Samandağı’nın AYNA’sı hep vardı.
Dayanışmada, paylaşmada, doğumda, ölümde hep vardı.
Bir gazetenin, ortak, toplumsal değeri dürüstlük olan bir yerde; ‘’hiçbir dediği bir dediğini tutmayan politikacıların, sözcülerin sözlerini yazar mı?
Yalancılığın, tutarsızlığı, çıkar sağlamak için haber yapar mı?’’
Bir gazeteci’’ ortak toplumsal değeri adalet olan bir ülkede ; ‘’ sınır tanımayan, hukuku ezip geçen, kendi çıkarlarını halkın çıkarlarından üstün tutan ilkesiz iktidarları hiç güçlü iktidar olarak görür mü?
Bir gazeteci, toplumsal değeri özgürlük olan bir toplumda; hiç bağımsızlık yerine bağımlılığı bir değer olarak görebilir mi?
Bağımsızlığın uzun soluklu külfetlerine katlanmaktansa bağımlılığın kısa soluklu kazanımlarıyla oyalanmayı tercih edebilir mi?
Bir gazeteci, kadının erkeğe, yoksulun zengine, vatandaşın devlete, devletin küresel güçlere (emperyalist) boyun eğerek bir dünya da daha güvenli ve korunaklı bir hayat sürüleceğine ikna olur mu?
Özgürlüğü temel olarak almak yerine düzeni temel değer olarak otoriteyi şevkle meşrulaştırabilir mi?
Ve o otorite evrimleşerek tepesine bir gün faşizm olarak çökse bile özgürlük sevdalılarla başı derde girmediği için haline şükrede şükrede her şeye katlanır mı?’’
Katlanmaz kabulde etmez!
13. yılın sonunda Ayna Gazetesi sosyal sorumluluk biliciyle haber yapmayı sürdürüyor.
Daha bir yenilenmiş pozitif enerji ile…
Davranış bilimcilerine göre ‘’Bond Sendromu’’ yani her durumda aynı tepkileri verebilen, soğukkanlı, duygularını asla işine karıştırmayan ajan kılıklı bir gazete ve gazeteci.
Karıncalar gibi, çoğu insanın göremediğini görüyor, bilemediğini biliyor.
Denilebilir ki hamurunda biraz fazla merak tozu ilave edilmiş olmalı.
Bazen bildikleri çok yoruyor. Bazen bu kadar anlayış ve kavrayış omuzlarında ağırlık yapıyor… Kendini ne kadar topraklasa ne kadar nötürlese de girdaplardan pek kaçamıyor.
Farkındalık artıkça enerji akışı hızlanıyor. Doğa ve kendisi hakkında bir realiteden yeni bir realiteye geçiş yaptığından dışa doğru elektron akışı da hızlanıyor.
Vücudun enerji üretebilmesi için en çok ihtiyacı olan oksijen değil mi?
Samandağ Ayna Gazetesi; insana, hayvana, eşyaya, canlı cansız her şeyin onuruna saygı gösteren, saygı duyan bir gazete.
Samandağ Ayna Gazetesi her anı ödül gibi yaşamaya çalışan,
Çünkü Samandağ çıt kırıldım gelinlere benzer… Fazla ilgi alaka ister. Hassasiyetleri çok …
Ne olursa olsun, doğruyu ve gerçeği yazmanın bir bedeli var mutlaka…
Ama bu bedeli ödemek göze alınmazsa, şairin dediği gibi bu şehirde ‘’…Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa’’
14 yıl önce, para babaları tarafından satın alınmadıkları gün Samandağ Ayna Gazetesi kuruldu.
Bir an olsun bile tereddütte düşüp ‘ güzel günler hangi dağın ardındadır’ diye düşünmeden, insanın olduğu her yer güzeldir şiarıyla yol çıktılar.
Kutlu olsun.




SAMANDAĞ’DA ARINMA VE DİRİLİŞ HEYECANI
ADD SAMANDAĞ ŞUBESİ’NDE ATİYE SÖNMEZ ERDOĞDU GÜVEN TAZELEDİ
ORUÇ’TAN, SAMANDAĞ’DA “ZİNCİRLEME HUKUKSUZLUK” İDDİASI
LİYAKAT Mİ, TAKDİR Mİ?
ADD: CUMHURİYETİN GELECEĞİ İÇİN OLAĞANÜSTÜ UYARI
SAMANDAĞ ŞEHİDİNİ UNUTMADI