ÜST REKLAM

logo

reklam

8 MART KADINLAR GÜNÜ DOLAYISI İLE KÜLTÜREL VE İNANÇSAL BOYUTTA ARAP ALEVİ KADINI

 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır.Peki tarihsel süreçte Arap Alevi kadınının üstlendiği inançsal, kültürel, siyasi rolü nasıl olmuştur?

Arap Aleviliği’nde kadın inancın önemli bir figürüdür, erkekle de eşittir ve bu eşitliği inanca ait tüm alan ve verilerde de aynıdır. Kadın İslam’ın tüm farzlarını yerine getirebilir ve bu müstahab (Sevilen tercih edilen) olandır. Çünkü İslam dini erkeklere ve kadınlara ayrımsız, tüm insanlığa gelmiştir. Bu, Arap Alevileri için (kadın- Erkek) aynıyla geçerlidir. Tam bu noktada, İslam aleminin her yerinde ve her mezhebinde kadın, inancı bir adım hatta bir çok adım geriden yaşadığını belirtmek gerek. Bu durum sadece Arap Alevilerine ait bir durum değildir. Bu açıdan nitelik farkı yoktur. Ancak kadın üzerinde öylesi bir toplumsal baskı var ki, ev, çocuk, iş, ve cinsel ayrımcılık nedeniyle (camilere giden kadın sayısına bir göz atın, Cuma namazında kadın var mı ona bir bakın) kadın hep inançta da geri plandadır.

Bu açıdan Arap Alevi Kadınının diğerlerinden, dini yaşama açısından nitelik bir farkı olmadığını belirteceğim. Kardeşlerimiz Anadolu Alevileri’nde ise bu çok daha geriden seyreder (Bunların tarihsel, sosyal, siyasal vb nedenleri üzerinde burada durmayacağım).

Bu açıdan Arap Alevi kadını, dualarıyla, İslam’ın farzı olan her türden ritüelleriyle, namaz, hac, zekat, kelime-i şahadet, oruç gibi ibadetlerini yapmasının önünde hiç bir engel yoktur. Bunu da tüm mezheplerde yapıldığı kadar ve belki fazlasıyla yapmaktadır.

– Alevi kadını kadar dua eden yeryüzünde hiçbir kadın yoktur.

– Alevi kadını kadar, yeryüzünde Allaha bağlı ve Allah adını ağzından düşürmeyen hiçbir kadın yoktur.

– Alevi kadını kadar Allaha adak adayan ona yalvaran yeryüzünde hiçbir kadın yoktur.

– Alevi kadını ibadetini, erkeğiyle aynı anda, ötelenmeden kutsal olan tüm mekanlarda yeryüzünde en özgürce yapandır.

– Arap Alevi kadını, ibadetine en sadık Müslüman’dan, 5 vakit anlını secdeden kaldırmayan müminden bin kat daha fazla ibadetine sadıktır.

Bunlar ister camide ister inancımızın önemli unsurları olan ziyaretgahlarda olsun bir ibadettir ve Arap Alevi kadını bunu fazlasıyla yerine getirmektedir.

Arap Alevi Kadını ayrıca, İslam’ın cevheri olan yoğunluklu inancımızın tüm ritüel hazırlıklarını da kendisi üstlenir. Bunun için gerekli olan üstün ahlak, temizlik, inanç vb özellikleri üzerinde taşır. Bunlara haiz olmayan bir kadının hiç bir bayramımızda, İslam’ın cevheri, özü ve bilinci olanyoğunluklu inanç ritüellerimizin hazırlıklarına el süremez. Bu da Arap Aleviliğinin kadına ne kadar değer verdiği ve bu yüce kıstasları kadınlarımızın çoğunluğunun taşıdığını gösterir. Bu aynı zamanda inancımızın kadına verdiği değeri ve onu ne kadar ön safta tuttuğunu gösterir.

Yine tarihi Kerbela kıyamında İmam Hüseyin (a.s) ile birlikte hareket eden kadınların büyük ve önemli katkıları olmuştur; hatta kıyamın unutulmaması, bugün bile yeni gerçekleşmiş bir hadise gibi anılması ve canlı tutulması büyük ölçüde İmam’ın ailesi, özellikle Hz. Zeyneb’in fedakârlık ve kahramanlıkları sayesinde gerçekleşmiştir. Dolayısıyla, bu kıyamda kadınların üstlendikleri rolün ayrıca ele alınması ve değerlendirilmesi gerekir.

Bu değerlendirme sonucu, birçok husus aydınlığa kavuşacaktır: Örneğin ”

Sunni İslâm’a göre kadınlar toplumsal faaliyetlerden uzak tutulmalı” gibi zehirli propagandaların aksine, kadınların sosyal ve siyasal misyonu;

mücadele ve kıyamda nasıl erkeklerle omuz omuza yer aldıkları, onları destekleme amaçlı girişimleri ve onlarla dayanışma içerisinde oldukları; toplumsal faaliyetlerle iffeti korumanın nasıl birlikte yürütüldüğü;

cesur, hakkın savunucusu ve inançlı bir nesil yetiştirmedeki ağır sorumlulukları, şehitlerin canlarını uğruna feda ettikleri hedefleri insanlara ulaştırmadaki misyonları ve bütün bu hususlar, Kerbelâ kıyamında kadınların rolü çerçevesinde açıklığa kavuşabilir.

* Kerbelâ’da bulunan kadınların bazısı, örneğin Hz. Zeynep, Ümmü Gülsüm, Fatıma, Safiye, Rukiye ve Ümmü Hanî, Hz. Ali’nin (a.s) çocuklarıydılar. Bazıları Benî Haşim’den ve farklı kabilelerdendiler.

Hz. Hüseyin’in kızları Sekine (veya Sukeyne) ve Fatima da Kerbelâ’da olanlar arasındaydılar.

* İmam’ın eşi, Sekine ve Abdullah’ın annesi olan Rübab da Kerbelâ’da idi.

* Kerbelâ’da beş kadın çadırdan çıkıp düşmana yürümüştür: Müslim b. Avsece’nin cariyesi, Abdullah Kelbî’nin eşi Ümmü Veheb, Abdullah Kelbî’nin annesi, Amr b. Cünade’nin annesi ve hepsinden daha faal bir rol üstlenen Hz. Zeynep. Hepsine Allah’ın selâmı olsun.

* Ümmü Veheb, kocasının yanı başında Aşura günü şehit düştü.

* İki kadın duydukları aşırı rahatsızlıktan dolayı İmam’ı savunma amacıyla savaştılar. Birisi Abdullah b. Umeyr’in eşi, diğeri ise Amr b. Cünade’nin annesi. .

* Kerbelâ yolu üzerinde Züheyir b. Kayn’ın eşi kocasıyla birlikte İmam Hüseyin’e katıldı.

Toplumsal yükümlülükler sadece erkeklere has değildi. Kadınlar da üzerlerinde olan dinî sorumluluk gereği, hak ve batıl, velâyet ve rehberlik gibi konularda konumlarını belirledi; hakkı savundu; batıl hükümetler ve sorumsuz görevliler karşısında susmadı; kısacası dinin savunulması gereken yerlerde meydanda oldular.

Annesi Hz. Fatıma’nın (a.s) tek başına başlatmış olduğu imameti savunma ve batıl hâkimler karşısında haykırma hareketinin bir devamı olarak, Hz. Zeynep de İmam Hüseyin’in yanında yer aldı. Bu amaçla İmam’ıyla birlikte Medine’den Mekke’ye, oradan da Kerbelâ’ya hareket etti ve Kerbelâ kıyamının bütün sahnelerinde etkin bir rol üstlendi.

Kerbelâ kıyamına katılan kadınlar her şeyden önce “İmam ve rehberi savunmak, onu yalnız bırakmamak”tan ibaret olan siyasî görevlerini en iyi şekilde yerine getirdiler.

Arap kültüründe ise , savaş esiri olan kadınların saçını keserler. Bu düşman saydıkları erkeklerin onurunu kırmak, namuslarını lekelemek için yapılır. Bu onursuzluğu dayanamayan erkekler saldırır ya ölür ya esir düşer. Çünkü Arap insanı kültür algılarında kadının saçı onun tacıdır, kadınlığının en yalın tanımıdır. Ona uzanan el, namusa uzanmıştır. Kadına hakaretin en kestirme yollarından biri de budur. Kadın böyle bir şeye maruz kalınca kendini çok onursuzlaşmış hisseder.

Arap kadını, kendi saçını keserse, sevgilisi, nişanlısı, kocası, çok sevdiği biri için yas anlamına ya da daha çok katledilen böylesi bir sevginin intikamını almak için bir mesaj olarak saçını keser. Toplu saç kesimi ise böylesi intikamların ne anlamlısıdır. Topluluğun tüm savaşçılarına “hadi ne duruyorsunuz bakın onursuzlaştım, namus ve şerefiniz varsa bu onursuzluğa son verin intikam alın, savaşın” mesajı verilmiş olur.

Kadın hüzün için saçını kulak hizasına kadar keser, intikam için her yerinden kırpar…

Araplarda özgür kadın saç uzatır. Köle kadının saç uzatması yasaktır. Özgür kadın, intikam, direnme, hak kazınma, haksızlığa karşı tepki amacıyla seçini kırparsa, erkeğine “ben de köle oldum git onurunu kurtar” mesajı iletmiş olur. Kadınlar bunu bir işgalciye, bir düşmanın talan ve katliamlarına karşı yaparlarsa mesaj özgürlük için kölelikten kurtuluş için, karanlık amaçlı saldırılara karşı direnmek için, bir savaş çağrısı olur…

Tarihte bunun çok örneği var. Arap tarihinde bunun en ünlü örneği ünlü Arap aşireti Beni Hilal’in hikayelerinde yer alır. Konunu kahramanı Ec-Caziye İm Muhammad’tir. Tunus despotu Zenati Halifi, Beni Hilal aşiretini tarumar eder, yiğitlerini sürekli katleder, topraklarını, sürülerini gasp eder, çadırlarını yakar, ateş yakmalarını yasaklar. Ölümlerden ölüm dayatır. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Nefesler kesilmiş korku bürümüş her insanı. İşte o son anda, , İm Muhammed ayağa kalkar, aşiretini toplar, ortalarına geçer ve koyun kırpma makasıyla saçını her yerinden kırpar. Makası yere fırlatır, Aşiretin lideri Diyap bin Ganim’e döner ve “ Buraya kadar, ben de saçımı kestim iffetimi, kadınlığımı namusumu bir köle gibi orta yere serdim, bu onursuzluk sizin sırtınızda, gidin ve bu zalime son verin,. Topluluğunuzu kurtarın, yiğitlerinizin intikamını alın, haklarımızı iade edin” diye haykırır.

İşte o an her şey değişir, kızılca kıyamet kopar, kadının onuru için yani ana olan, sevgili olan, karı olan kardeş olan kadın için yer yerinden oynar, katledilenlerin intikamı de kaybedilen olanaklar ve haklarda gerisin geriye kazanılır. Suriye kadının saç kesmekle verdiği mesaj aynıyla İm Muhammed’in mesajıdır tarihin derinliklerinden çıkıp gelen…

İşte Arap kadını tarihte böyle onurlu bir duruşa sahiptir.

Kısa örnekler ile tarihsel süreç böyle iken Suriye’nin ilk bayan tıp doktoru Şeyh Süleyman el-Ahmed’in kızı Jumana Ahmed Arap Alevilerin kadına ve eğitime verdiği önemi gösterirken yine Türkiye’de İlk kadın tıp doktorlardan ve genç modern Cumhuriyet’in ilk milletvekillerinden Makbule Dıblan Arap Alevilerin siyasi temsilini Adana’da 1940’larda yapmıştır..

Genlerinde var olan eşitlik, onur ve siyasi duruşla Tüm ‘Arap Alevi kadınlarının ‘ kadınlar günü kutlu olsun..

Haber-foto:Ümit sağaltıcı

Share
693 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+4 = ?