Samandağ Ayna Haber

Kardeşim 1 tane 5 tane eklesen neyse sitenin anasını sikmeyin bu kadar aç gözlü olmayın 5 tane koy 4 tane koy kaldıran namerttir.

Şişlide Gece Hayatı

SON DAKİKA

Bu haber 15 Mart 2017 - 9:19 'de eklendi ve 339 kez görüntülendi.

 

Mezar Taşına, ‘’Bütün Ülkelerin İşçileri, Birleşin!’’ Yazılan Adam

KARL MARKS

Ölümünün 124. Yılında Karl Marks’a saygıyla…

Marks’ın bütün hayatını anlatmak ne mümkün.

Karl Marks, son bin yılın en büyük düşünürlerinden biri olarak nitelendirilir. Büyük bir filozof, tarihçi, iktisatçı ve sosyal kuramcıydı. Bu alanların hiçbirinde uzman olmamasına rağmen yazıları, devrime ve dünyanın politik yapısında topyekun bir değişime neden oldu.

Karl Marks, 1881 yılında sanayileşme ve devrimin sonucu olarak Avrupa’nın büyük toplumsal değişimler yaşadığı bir dönemde Almanya’nın o zamanlar Prusya’ya ait olan şehri Trier’de doğdu. Kasaba avukatı olan babasının mesleğini takip edeceği zannediliyordu. Marx başlangıçta üniversitede hukuk eğitimi alıyordu ama radikallerle kurduğu ilişki, onun hukuk yerine felsefe çalışmaya yönlendirdi.

Üniversiteden sonra gazeteciliğe yoğunlaştı ve köylülerin kötü durumları hakkında makaleleri kısa zamanda otoriterlerin tepkisini çekti. Paris’te geçirdiği kısa süre, devrimcilerle kaynaşmasını sağladı. Burada hem Komünist Birlik’e katıldı, hemde hayatı boyunca arkadaşı olacak Friedrich Engels’le tanıştı. 1847 yılında beraberce Komünist Manifesto’yu yazdılar.

Manifesto şu sözlerle biter:

‘’Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yoktur. Oysa kazanacakları bir dünya var. Dünyanın bütün işçileri, birleşin!’’

Hayattaki en büyük dostu Engels’e şöyle yazar:

‘’Bu kadar parasızken, şimdiye kadar para üzerine böyle çok yazı yazılmamıştır… Das Kapital’den gelen para, kitabi yazarken içtiğim tütünün parasını karşılamadı…’’

Das kapital ya da Türkçesiyle ‘’Kapital’’ para üzerine yazılmış dünya klasiklerinin en önemli eserlerinden biridir Marks’ın.

Marks, Köln’de çalıştığı Rheiniche Zeitung gazetesinin iktidara muhalif tutumları nedeniyle kapatılmasıyla işsiz kalmıştı…

Paris’e gittiler…

Marks burada Duetsch Fransosche Jahrbüher isimli derginin yayıncılığına girişti…

Babası Yahudi’ydi, ancak Hıristiyanlığa geçmişti…

Paradan nefret etti, hayatı boyunca paraya ve paranın satın aldıklarına karşı savaş açtı…

‘’Çirkinim ben, ama en güzel kadını satın alabilirim…

Demek ki çirkin değilim, çünkü çirkinliğin etkisi ve iticiliği, para karşısında yok oluyor bu dünyada…

Oysa insanı insan olarak kabul ederseniz, sevgiyi yalnız sevgiyle, güveni yalnız güvenle değiştirebilirsiniz…’’

Babası danışma meclisi üyesi olan, aristokrat bir aileden gelen Jenny’e aşıktı…

7 yıl boyunca onunla ‘’gizli’’ olarak nişanlı kaldı…

Çünkü Jenny’nin ailesi parasız Yahudilikten dönme bir ailenin çocuğuyla evlenmesini istemiyordu…

‘’Kalbim zincirlenmişken derinden

Gönlüm açıldı aydınlığa,

Ne umduysam karanlıklar içinden

Sende buldum sonunda…’’

Böyle yazıyordu Jenny’e Karl Marks o bir türlü kavuşamadıkları günlerde…

Marx, hem felsefeci hem de iktisatçıydı, ama felsefenin dünyayı değiştirmeye yetmeyeceğine inanıyordu. Felsefenin gelişimine yaptığı temel katkı, fikirler dünyasıyla maddi dünya arasındaki ilişkiyi incelemenin bir yolu olan tarihsel materyalizmdir. Felsefe ve tarih çalışması, toplumun bir dizi çelişki yoluyla geliştiğine inanmasına sebep olmuştur.

Marx, toplumun kapitalist bir topluma dönüştüğüne dikkat çekmiştir. Bu toplum metaların üretimine odaklanır ve insanın emek gücünün kendisi de meta haline gelmiştir. Bu meta, kar elde etmek için kapitalistler tarafından sömürülür. Kapitalistler (burjuvazi), fabrika ve makinelerin sahibi olacak zengin olanlardır ama işçiler (Proleterya) yaşamak için emek güçlerini satmak zorundadır. Marx, kapitalizmin para, sermaye ve meta fetişizmine (bir çeşit tapınmaya) yol açtığına ve bunun da insanları yabancılaştırdığına inanmıştır. Bu yabancılaşmanın sebebi, tüketicilerin satın aldıkları ürünle onu yapmak için harcanan emek arasındaki ilişkiyi görmemeleridir.

Marx, kapitalizmin toplumu iki karşıt kutba böldüğüne inaniyordu: Burjuvazi ve proleterya. İnsanların ideolji tarafından etkilendiklerini düşünüyordu. Marx, proletaryanın eğitimli hale gelip sömürüldüğünü fark ettiği anda bir devrimi başlatacağına inanmıştır.

Marx, toplumdaki bütün adaletsizliklerin, kaçınılmaz devrimin sonucu olarak kurulacak komünist toplum tarafından iyileştirileceğine inanmıştır.

Üretim araçları merkezileştirilecek, özel mülkiyet kaldırılacak ve paranın varlığına son verilecektir. Bunların yanı sıra, Marx’ın toplumların afyonu, yani yabancılaşma ve yoksulluktan acı çekenlere aldatıcı ve destek sunan bir şey olarak gördüğü din de kaldırlacaktır.

Marx’ın ölümünden sonra Engels onun çalışmalarına devam etti ve Marx’ın fikirleri tüm dünyaya yayılmaya başladı.

1917 yılında Rusya da yapılan 17 Ekim devrimiyle ilk sosyalist devlet oldu.

Marx’ın 5 çocuğu dünyaya geldi.

Ölümü, Aralık 1881 de karısı Jenny’nin ölümünden hemen sonra Marx’ın da sağlığı bozulmuş, son on beş ayını hastalığıyla geçirmiştir. Bu hastalık bronşit ve plöreziye yol açmış, Karl Marx 14 Mart 1883 tarihinde hayatını kaybetti.

Cenazesinde arkadaşı Engels’ın konuşması şu cümleleri içerir:

‘’14 Mart günü, öğleden sonra üçe çeyrek kala, yaşayan düşünürlerin en büyüğü artık düşünmez oldu. Ancak iki dakika yalnız bıraktıktan sonra, odaya girince onu koltuğunda rahat rahat, ama sonsuzluğa dek, uyumuş bulduk.’’

Ümit Sağaltıcı

Kaynak:

Karl Marx- Kilit Fikirler, Gill Hands (Çeviren: Melis İnan)

Louis Althusser.

 

 

Ümit Sağaltıcıdeneme01@hotmail.com