ÜST REKLAM

logo

reklam

”Belediyedeki koltukta rant, sendikalardaki koltuklarda bedel vardır…”

 

“RÜZGAR EKTİNİZ NE BİÇECEĞİNİZE BİZ KARAR VERECEĞİZ!”

Geçtiğimiz günlerde üyelerin çoğunun oyunu alarak yeniden yönetime seçilen, ancak sendika merkezinden ”tüzük gereği” karar iptal edilince yöneticilikleri düşen Samandağ Eğitim-Sen üyeleri Cüneyt Kayıkçı ve Esat Kudret, yaşanan süreç ile ilgili Gazetemize açıklamada bulundular. Kayıkçı ve Kudret, bin bir emekle can bedeli ile kurulan sendikaya halel gelmemesi adına ellerinden geleni yapacaklarını ifade ettiler.

Samandağ Eğitim-Sen’de üçüncü kez başkanlığa ve yönetime seçilen Cüneyt Kayıkçı ve Esat Kudret, yaptıkları açıklamada şu ifadeleri kullandılar; ”Kimileri “Samandağ Eğitim Sen’de öğretmenler birbirine düşmüş.” şeklinde değerlendirme yapabilir. Öncelikle en zor koşullarda ekmeğini, yüreğini öğretmenlerle paylaşan halkımıza ve kongresini sahiplenin Eğitim-Sen’li öğretmenlerimize ne durumda olduğumuzu anlatma sorumluluğumuz var.

“Gerçekler devrimcidir”der ustalar. Gerçeği bilmek, olanı aşmak için gereklidir. Hatta zorunludur. Bu zorunlulukla potansiyelimiz çerçevesinde tartışa tartışa mecramızı bulacağız.

Emin olduğumuz tek şey, aynı sınıfın insanlarıyla ya yolumuzu bulacağız ya da yeni bir yol açacağız. Bunun için de ne tartışılması gerekiyorsa tartışacağız. Beraber yol bulabileceğimiz her noktayı zorlayacağız. Bunun yanında bin bir emekle can bedeli kurulan sendikamıza halel getirebilecek zerreciği küle çevirme ve yeniden yaratma inancıyla iç mücadelemizi  vereceğiz.

Bugün yaptığımız da budur. Yazımızda, Eğitim-Sen Genel Merkezinin, tüzüğü uygularken keyfiliğine (İtiraz varsa uygularım yoksa uygulamam. İstanbul ‘da, Mardin’de ayrı Samandağ’da ayrı) ve genel merkez yönetiminde olan bir iki yoldaşıyla temas kurarak kongrede en yüksek oyu alan Cüneyt Kayıkçı’yla Esat Kudret’in yönetim üyeliğinin düşürülmesinin ”olur”unu bulan genel merkezdeki iki kişinin Samandağ’daki temsilcilerine karşı sözümüzü esirgemeyeceğiz.

EĞİTİM-SEN GENEL MERKEZİ OLARAK;

“Mülk benim! Krallar gibi yönetirim” mi diyorsunuz?

“Biz ittifakımızı kurduk, kuralları biz koyarız” mı diyorsunuz?

“Hatta bu dönem mutabakat metni bile yaptık. Bize biat etmeyenler, ihraç ve açığa almalarda yıpratmadığımız demir yumruğumuzu daha da hissedecek” mi diyorsunuz?

“Tüzük, bir sendikanın anayasasıdır.” diyerek “Anayasayı eyaletlere göre yorumlarım.” mı diyorsunuz?

“Bizimkilerin olduğu yerlerde temsilcilik varsa temsilciliğin bütün işlemlerinin sorumluluğunu şubeye bırakırım. Bizimkiler yoksa genel merkez olarak işe el atarım.” mı diyorsunuz?

“Üç- dört  kişi-anlayış otururuz mutabakata varırız, tüzüğü kendimize  göre yontarız.” mı diyorsunuz?

“Bizim olduğumuz şubelerde yedisi erkek yönetim kurulu, delegeyi de kadın kotası-motası uygulamadan seçerim-atarım. Amma Samandağ Eğitim-Sen’de kota da mota da ararım.” mı diyorsunuz?

“Bizim olduğumuz yerlerde üç dönem, dört dönem fark etmez aday çıkar, seçilir sorun olmaz. Amma Samandağ Eğitim-Sen’de sorun olur, olmasa da çıkarırım.” mı diyorsunuz?

“Temsilcilikler için kongre sonuçlarını isterken her yerden aynı, Samandağ Eğitim-Sen’den ayrı formatta bir belge –belgeler isterim.” mi diyorsunuz?

“Üyede doğabilecek olumsuzlukların önüne geçme sorumluluğuyla hareket eden Hatay Eğitim-Sen Şubesinin, kongreyle ilgili gönderdiği belgeleri itibarsızlaştırarak, sorumsuz bir yöneticinin, Dursun Soydan’ın, yönetim kurulunun haberi olmadan şube sekreteri ve örgütlenme sekreterinin isimlerini kullanarak gönderdiği uyduruk bir belgeye istinaden üye iradesine rağmen, yetki belgesini kazanmayan kişilere gönderirim.” mi diyorsunuz?

Bütün bunlar ve tüzüğü ihlal ettiğiniz, tüzüğü kendinize göre yorumlayıp uyguladığınız birçok konu-yer ortadayken Samandağ Eğitim-Sen üyelerinin bu işin peşini bırakacaklarını mı sanıyorsunuz?

Siz oradan, minyatürleriniz buradan bütün devrimci-demokrat kesimlerin can bedeli bin bir emekle kurduğu bir emek örgütünde aynı şeyleri ekiyorsunuz. Sizin yarattığınız politikanın derekesini Samandağ Eğitim-Sen’deki memurlarınız yaratmaya çalışıyor. Epeyce de yol kat ettiler diyebiliriz.

Politika(sızlığ)ın derekesinde seyredenlere bir şeyler anlatmanın zorluğunu bilerek onlara da seslenelim:

Genel merkezdeki aynılarınızın bunlardan haberi var mı? Samandağ eğitim-sen’de birbirine düşen yok! Devrimci değerlere rahmet okutanla devrimci değerlere sahip çıkanların mücadelesi var! 

Emeğe konan atanmışlara:

Kongre öncesi öğretmen kimliğine hakaret edercesine belediyedeki siyasi kurtların sekunderliğini yaparak yarattığınız tahribatın ortada kalacağını mı düşünüyorsunuz?

Basit! Cevaplandırabileceğiniz bir soru! Belediye yönetiminin tam tekmil; eczacının, avukatın, medikalcinin sizin adınıza öğretmenleri aramasını normal görüyor musunuz? Bunun politik açılımını yapabilir misiniz? Öğretmene hakaretin vebalinden nasıl kurtulmayı düşünüyorsunuz?

Her yere, her kuruma sahip olma histerisiyle Makyevelist bir bakış açısıyla değerleri yozlaştırdınız. Ne tartışmalarda ne kongre çalışmalarında sendikacılıkla ilgili tek bir cümle kurmadınız. ‘’Oluruyla yetindiniz!” , ”Adım Hıdır elimden gelen budur” diyerek mi önümüzdeki zorlu süreci karşılamayı düşünüyorsunuz?

Önceki dönemlerden başlayarak ismi var politikası yok kurumların yanına Samandağ Eğitim Sen’i de katmaya çalışanların memuru olarak yine aday olanlarla aynı yolu izlediniz. Sendikada var olmaya çalışıyorsunuz ama kullandığınız literatür, izlediğiniz politika kurumlarınızda alışageldiğiniz literatür ve politikalardır.  Bu ülkenin aydınlık yüzü olan Samandağ Eğitim-Sen’li öğretmenlerimizin karşısında bu literatür ve politikalarla nerelere kadar gidebileceğinizi-ne kadar idare edebileceğinizi- düşünüyorsunuz?

” Bütün kurumlara sahip olacağım. ’’ histerisini  klinik  boyutta  kişilik edinen, bütün partilerde ayağı olan, kimden olduğu belli olmayan vakalarla histerinizi birleştirip yürüttüğünüz televole- magazin çalışmalarının seviyesiyle mi  sendikacılık yapmayı düşünüyorsunuz?

Dün yaptığınız açıklamaya benzer yazımsıda şu ”koltuk-makam sevdası” ile  ”güç zehirlenmesi” propagandasının zavallılığı… Yine sendikal eleştiri ve sendikal politika üretememenin kısırlığı ve her kuruma sahip olma histerinizin birleşmesiyle politik derekenin bir başka yansıması olarak  -özellikle aydın Zihinlerin katılımıyla- çözülmeyi bekliyor.  Sahi nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz?

”Koltuk Sevdası” kavramı sendikalarda kullanabileceğiniz bir kavram değildir. Yeri yoktur. Belediyedeki koltukla karıştırmayın. Belediyedeki koltukta rant, sendikalardaki koltuklarda bedel vardır. Lakin (Yol yordam gösterenlerin de) kafa yapısı burjuva politikalarına endeksliyse sol-sınıfsal karekteri olan-olması gereken-bir alana bu kavramı taşırsınız.Temel meseliniz de budur. Kendi partilerinizdeki-kurumlarınızdaki kavramları sınıfsal temelli bir alana taşımak. Bu çeperde bir döngüyle mi bu alanda var olmayı düşünüyorsunuz?

Sınıfsal temelli mücadele yürütmeye çalışanların mücadele içinde etkin olma çabaları, ısrarı burjuva söylemi olan ”Koltuk Sevdası” ifadesiyle açıklanmaz. Sendikalarda aktif faaliyetlerinden ötürü bedel ödeyenlere saygınız olsun. Kongre sonucuna bakarak çıkarabileceğiniz sonuç ”emek demokrasisi”nin bir yansıması olur ancak.

”Koltuk sevdası” ifadesini bırakın burjuvazi kullansın. Sendikal alanı bu ve benzeri kavramlarla kirletmeyin. Veya siz yer değiştirin. Bu tespit somut bir durumun adı değil, somut durumu yozlaştıran, sınıfsal bir yapıyı çürütebilecek bir virüstür. (Bu kavramla ilgili sizi kimse uyarmadı mı? Kongreden epey zaman geçti. Anlaşılan belediyecilerden başka dostunuz yok!) Bunun yayıcısı olmada ısrarcı olmayı mı düşünüyorsunuz?

Histerisine yenik düşenlerin truva atı olarak mı sendikalarda yer almayı düşünüyorsunuz?

Siz, üyenin iradesi net ortadayken genel merkezdeki iki kişinin elinize tutuşturduğu bir kağıt parçasıyla mı sendikayı yöneteceğinizi düşünüyorsunuz?

Birçok şube ve temsilciliğimizde iki dönem kuralı esnetilmiş ve hiçbir yerde mücadele arkadaşlarına itiraz eden yokken Samandağ’da ‘’İtiraz edenler’’ şeklinde tarihe geçmeniz sizleri hiç rahatsız etmiyor mu?  En yüksek oyları alanlara itiraz edenlere, en yüksek oyu veren üyenin itiraz edeceğini düşünmüyor musunuz?

Üyenin iradesine saygı duymamanız, Samandağ’ın sendikal tarihine ‘’Kayyumcular’’ olarak geçmeniz sizleri rahatsız etmiyor mu? İradesine saygı duyulmayan üyenin bunu unutacağını mı düşünüyorsunuz?

Bunlardan rahatsız olmuyorsanız rahatsız olmamak sizleri rahatsız etmiyor mu?  Bunlardan rahatsız olma yetisi olmayanlardan rahatsız olunacağını düşünemiyor musunuz?

Rahatsız olmanız gerekenlerden rahatsız olmayan bir kimlikle üyenin karşısına nasıl çıkacaksınız?  Bundan rahatsız olan üyenin sizi nasıl karşılayacağını düşünüyorsunuz?

Gazetedeki dünkü yazımsıdan öğreniyoruz, bir şeyleri talihsizlik ve utanılacak olarak gördüğünüzü. Yanı başınızda gerçekleri anlatacak gerçek dostlarınızın olmaması gerçekten bir talihsizlik. Utanma meselesine gelince… Bu yazıyı okuyan kamuoyu ve onurlu üyemiz karar verir. Diğer değinilerinize bir şey demeyeceğiz. Göstermişsiniz!

Bütün bunlardan rahatsız olmuyorsanız durum cidden vahim sizler için!! Bütün kötülüğümüze rağmen biz bile bu duruma üzülüyoruz.

Genel merkez siz ve buradaki şurekayla birlikte sendikal alana rüzgar ektiniz. Ne biçeceğinize, devrimci değerlere sahip çıkan, bu değerleri korumaya çalışan kesimlerin iradesi, çalışmaları karar verecek.

Ektiğiniz rüzgarı anlatmak ve ne biçeceğinizi de belirlemek boynumuzun borcu olsun!

Mücadeleye, yaratılan değerlere ve yarına olan inancımızla rüzgarı dindirmeye de fırtınalar koparmaya da hazırız.  Bu düşüncelerle kamuoyuna açıklamak ve sizlere seslenmek isteriz:

Sendikal eleştiri, sendikal program ve dille, bu alanda yer almak, yapısı buna uygun olan Samandağ’da sendikacılığı hızla geliştirecektir. İddialı bir söylem olacak ama taşranın, politikayı kapitalizmin zehrinden koruduğu duygusal yapısı belki de Türkiye’deki sendikal mücadeleye örnek olacaktır. Böyle bir çabada yer almayı düşünmez misiniz?

Mesela,  kamu emekçilerini bekleyen zorlu süreci omuzlayabilecek bir hazırlık adına sendikal programla kısa sürede kongreyi toplayalım. Genel merkezin tüzüğü Samandağ’a ayrı diğer yerlere ayrı uygulama adaletsizliğini,  sizin emeğe konma utancınızı ortadan kaldıralım.

Böyle yürümeyeceğini herkes biliyor!

Yine söylüyoruz: KONGREYİ TOPLAYALIM, ÜYENİN İRADESİ NE İSE O İRADENİN İŞÇİLİĞİNİ  YAPALIM!

Hakımıza ve eğitim emkçilerine saygılarımızla.

Samandağ Eğitim-Sen”

Haber-Ali doğru-Foto-Nazlı hüzmeli

Share
623 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+9 = ?