“Öyle ağlasam, Öyle ağlasam ki çocuklar
Size hiç gözyaşı kalmasa…
Öyle üşüsem, Öyle üşüsem ki çocuklar
Size hiç soğuk kalmasa…
Öyle acılar çeksem ki çocuklar
Size hiç acı kalmasa…
Öyle ölsem, Öyle ölsem ki çocuklar
Size hiç ölüm kalmasa…”
(Aziz Nesin)
Ülkemiz Türkiye’nin ve dünyanın hiç bir parçasına artık ağlama, üşüme, acı ve ölüm kalmasın diye; Hatay öyle çok ağladı, soğukta öyle çok üşüdü, çok acılar çekti ve çok fazla öldü. Ve hayatta kalanlar olarak

ölmediğimize pişman eden yaşatılanları, Hakkâri- Ardahan’dan, Muğla İstanbul’a; Türkiye toplumuna ve dünya halklarına yaşatılmasın diye yazıyoruz. Sözlerimiz yazdıklarımız acıtıyorsa; “Dost acı Söyler” düsturundandır. Toplumların ve devletlerin gelişmişliğinin kıstası; doğa olaylarına (deprem, sel, su baskınları, heyelan, orman yangını) mukavemet bilinci, ilgili planlar ve uygulamalarla; can ve mal kaybının en az olmasıdır. Şeyh EdepAli’nin “İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın” düsturu gelişmişliğin kıstasıdır. Doğa hareketlerinden on binlerce ölüm; ancak dünyanın gelişmemiş, geri ülkelerine ilişkindir. Ülkemiz Türkiye’yi seviyoruz ama; kabul etmek gerekir ki gelişmemiş bir ülkedeyiz. 6 Şubat ve 17 Ağustos yıl dönümleri, depreme dirençli toplum ve depreme dirençli kentlere ilişkin muhasebe yapma günleri ve haftaları olmalıdır. Yaşananlardan dersler almak, eksikliklerimizi tamamlamak, bilgilenmek, bilgilendirmek, uyandırmak, uyarmakla geri kalmışlık kısır döngüsünü kırabiliriz. Ülkemizin en büyük sorunlarından biri de günü kurtarma ve yarına yönelik plan ve program yapmama, yapılmışları ciddiye almama, uygulamama ya da “Mış” gibi yapma gericiliğidir.
HATAY İRAP
“Ayinesi İştir Kişinin ve Kurumların (Bakanlık, Valilik, Kaymakamlık, Belediye, STK, DKÖ, vb) yazıları, sözleri, vaatleri ve uygulanmayan planları muteber değil.”
-Afet risklerinin belirlenmesi ve her türlü tedbirin alınarak, risklerin önlenmesi ve azaltılması için afetlerin olası etkilerini en aza indirmek adına afetler olmadan hayata geçirilmesi gerekenleri süreç dâhilinde belirleyen, sorumluları ve sorumlulukları tanımlayan, sürdürülebilir bir plan hazırlanmış.
-Hatay İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP): Hatay İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü sekretaryası ve koordinasyonunda, Hatay Büyükşehir Belediyesi, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, İskenderun Teknik Üniversitesi, kamu kurum ve kuruluşları, ilçe belediyeleri, ilgili meslek odaları işbirliği ve katılımı ile hazırlanmış. Planın daha ilk girişinde, Afet; “Toplumun tamamı veya belli kesimleri için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan, etkilenen toplumun baş etme kapasitesinin yeterli olmadığı doğa, teknoloji veya insan kaynaklı olay. Afet bir olayın kendisi değil doğurduğu sonuçtur” şeklinde tanımlanıyor. Giriş güzel, tanım çok güzel. Fakat yapılacakları sıralayıp, yapmayarak “AFET BÜYÜMESİ” gerçekleşmiş oldu.
-Hatay (İl Afet Risk Azaltma Planı) İRAP hazırlık çalışmaları için, İl AFAD koordinasyonun ’da toplantılar yapılmış, risk azaltma adı altında yaklaşık 200 sayfa planlar hazırlanmış. Son toplantısını 25.06.2021 de yapmış. Yani 6 Şubat 2023 depreminden en çok 18 ay önce Hatay’da, Afet Azaltma için neler yapmalı? Sorusuyla Plan hazırlanmış. Uygularmış gibi yapılmış ve Afetin büyümesine yol açılmış oldu. Doğal yer kabuğu hareketinin büyük afete evrilmemesi için Deprem olmadan önce ve sonrasında yapılması gerekenler yapılmadı.
– Doğal yer hareketinin afete evrilme riskini azaltmak yerine daha büyük afete evrilmesinin yol taşları döşenmiş on yıllarca. Ülkemiz Türkiye’nin Hatay ilinde yer kabuğunun doğal bir hareketi olan depremin büyük bir afete ve on binlerce ölümlere evrilmesine neden olan ve on yıllardan beri yapılan uygulamaları hatırlatmakta fayda var.
– Hatay Valilik Özel İdare uhdesinde Samandağ Deniz kumu on yıllarca ihale yoluyla satıldı. 1990’ların sonuna kadar deniz kumu inşaatlarda kullanıldı. Antakya, Defne, Samandağ ve başka birçok ilçede ömrü 30 yıl ve daha çok olan inşaat stokunun büyük bir bölümü deniz kumu ile yapılmıştır.
– Afrika- Avrasya- Arabistan levhalarının faylarının birleştiği Amik Gölü kurutularak imara açıldı.
– Depreme dayanıklı dağ yamaçları, yüksek yerler RES türbinlerine tahsis edilerek vatandaş faya yakın, sulak veya kaygan zeminde yapılaşmaya mecbur bırakıldı.
– Eksik malzemesi iyi makyajlanmış, piyasa için üretilen ve evimiz-sıcak yuvalarımız niyetine satın aldıklarımız, soğuk mezarlarımızmış maalesef.
– Maraş merkezli depremin Hatay’ı da çok etkilediği, hatta en çok yıkımın Hatay da yaşandığıyla ilgili yurt içine ve dünyaya duyurulmasında çok geç kalındı. Türkiye toplumunun dahi Hatay’la ilgili sağlıklı bilgilendirilmesi, haberdar edilmesi, Tv, Radyo, sosyal medyada duyurulması yapılmadı. Kargaşa, dağınıklık, iletişimsizlik, ne yapacağını bilememe hali, hazırlıksızlık, bilinçsizlik hakimdi. Hatay da komşu mahallelerde ve komşu ilçelerde ne yaşandığından dahi sağlıklı bilgilendirmeler yapılamayacak seviyede hazırlıksızlık plansızlık vardı.
– Önceden alınacak tedbirlerle ölümlerin çoğu önlenebilirdi. Ama on binlerce insan hayatı sayı ve rakamdan ibaret görüldü. Depremden sonra kritik, Saatler, günler ve zamanda arama kurtarma yapılmadı.
– Yurtiçi ve yurt dışından gelen arama kurtarma ekipleri yollarda günlerce bekletildi. 3-4 gün sonra 3 kişilik ekip geldi ama teçhizatları yoktu. Yolda Teçhizatları alınmış teçhizatlarla gelişlerine izin verilmemiş.
– AFAD yürütmenin başından, üst mercilerden yazı gelmeden hareket etmedi. Beklenen talimat bir türlü gelmek bilmedi.
– 100 yıllık Türkiye Cumhuriyet Tarihinde başarılı Arama kurtarma deneyimi olan ordu harekete geçirilmedi.
– HBB AFAD birimi elemanlarının, arama kurtarma için kullanacağı bütün araç gereç çantaları; kendilerine zimmetli olarak, kendi İnisiyatiflerinde, her an harekete geçecek şekilde hazır olması gerekirken ilk sallantıda yıkılan bir deponun enkazı altında kaldılar. Yerel AFAD birimi, teçhizatsız olduğundan işlevsiz kaldı. Deprem vb afet anında en çok gerekli malzeme ve teknik araç ve gereçleri uygun koşullarda muhafaza etmekten acizlik, bilin ve irade yoksunu ya da lakaytlık hakim.
Deprem sonrası iyileştirme yapılmadı.
Deprem; Sermaye birikim, servet aktarımı için fırsata çevrildi. Dağlar, taşlar ve bütün doğa hammadde olarak görüldü. Ötekileştirilerek devlette sahipsiz bırakılan, gayri-makbul vatandaşların tapulu mülkü, inşaat şirketlerine bedava girdi yapıldı. On yıllarca toplanan deprem vergilerinin nereye harcandığı belli değil. Bazı belediyeler, bazı siyasiler, bazı yetkililer vb; Yurt içinden ve yurt dışından depremzedeye yardım için gönderilen yardımların ne kadarının depremzedeye ulaştırdığı belli değil.
– Deprem bölgesinde görevli bazı görevliler ve yetkililer, depremzedelerin yıkılmış ev ve iş yerinden toplanan kilolarca altın ile başka şehirlere kaçarken yakalandığına dair haberler basın yayın organlarında yer buldu.
– Depremzedeler kendi tapulu arazilerinde inşaat şirketlerinin yaptığı evlere müşteri yapıldı.
– Deprem bölgesinde ekonomi yaşam için değil, yaşam ekonomiye sığdırıldı. Depremle birlikte deprem bölgesinin idaresi fiili olarak vahşi birikim ekonomisinin (daha çok kar, daha çok sermaye birikimi ve daha çok servet aktarımı) inisiyatifine bırakıldı.
– Deprem; kirletici tesisler, işletmeler için fırsata çevrildi. Hatay da deprem bahane edilerek taş ve maden ocakları için yüzlerce ruhsat tahsis edildi. Beton ihtiyacı bahane edilerek mahallelerde, parklarda, şehir merkezlerinde, yoğun yerleşim, yaşam ve konut alanlarında, okulların yanında, sulak ve tarım alanında; havayı, suyu, toprağı, yaşamı zehirleyen Beton Santrallerine göz yumuldu.
Başta inşaat sermayesi ve bütün sermaye, bazı bürokratlar, yetkililer, siyasiler ve bir bütün olarak sistem fırsatçıdır. Ama sadece sermaye değil, Yaşadığımız sistem, insanı da kendine benzetiyor. Depremden sonra, 5 liralık işi 50’ye satan usta ve 5 liralık malı 50 satan şirket, mağaza da fırsatçıdır.
Mevlüd Oruç
Güney Ekoloji – Samandağ Hatay
Uygulanmayan Hatay (İRAP) “İl Afet Risk Azaltma Planını” paylaşıyorum. İnceleme fırsatınız olursa.



SAMANDAĞ DEVLET HASTANESİ’NE YENİ KAN: BEYİN VE SİNİR CERRAHİSİ UZMANI GÖREVE BAŞLADI
TOKİ İŞÇİ KOĞUŞU ALEVLERE TESLİM OLDU!
HBB’DEN RAMAZAN MÜJDESİ
HATAY’IN GÖNÜL ELÇİSİ: ÖZLEM BÜYÜKADA İYİLİĞİ İLMEK İLMEK İŞLİYOR
EĞİTİM SEN’DEN MEB’İN RAMAZAN TALİMATINA TEPKİ: “EĞİTİM PEDAGOJİK İLKELERE GÖRE YÜRÜTÜLMELİDİR!”