“Unutmadık” diyoruz.
Peki, unutmadık da ne oldu?
Unutmamak, yalnızca yıldönümlerinde bir araya gelip isimler okumak değildir.
Unutmamak, acıyı vitrinde tutmak değildir.
Unutmamak, birkaç sloganla vicdan rahatlatmak hiç değildir.
Unutmamak, eksikliği görmektir.
Bizi 6 Şubat’a getiren süreci hatırlamaktır.
Yıkımı “kader” diye pazarlayan dili reddetmektir.
Betonu akıldan, rantı yaşamdan üstün tutan anlayışı teşhir etmektir.
Unutmamak; depreme dayanıklı olmayan binaları “imar” diye sunmamaktır.
Fay hatlarının üstüne şehir kurup sonra “doğa çok acımasız” dememektir.
Dar sokaklarda can veren insanlardan sonra hâlâ yolları genişletmemekte ısrar edenleri sorgulamaktır.
Unutmamak, afet anında neden ekiplerin geç kaldığını sormaktır.
Neden enkaz başında günlerce çıplak elle kazıldığını hatırlamaktır.
Koordinasyonsuzluğu, ihmali, liyakatsizliği isim isim akılda tutmaktır.
Unutmamak, heyelan bölgesine imar izni veren anlayışa karşı çıkmaktır.
“Olmaz” denilen yerlere yapılan konutların neden hep yoksullara reva görüldüğünü sorgulamaktır.
Unutmamak; ölüleri anmak için toplanmakla yetinmemektir.
İnsanlar hâlâ konteynerlerde yaşarken, yeni mezar yerleri açanlara karşı sağlam konut hakkı için toplanmaktır.
Çünkü unutmamak, bir duygu değildir.
Bir tutumdur.
Bir mücadele biçimidir.
Unutmak kolaydır.
Unutmak konforludur.
Unutmak iktidarların, müteahhitlerin, sorumluluktan kaçan herkesin işine gelir.
Ama unutmamak rahatsız eder.
Unutmamak hesap sorar.
Unutmamak düzeni bozar.
Bu yüzden gerçek unutmamak;
bir daha aynı yıkımı yaşamamak için aynı yanlışlara razı olmamaktır.
Eğer unutmamız, yalnızca yıldönümlerinde birkaç cümle kurup sonra aynı imar planlarına imza atmaksa o unutmamak değildir.
O, geciktirilmiş bir unutmadır.
Unutmamak, bir daha kimse “enkaz altındayım” diye haykırmasın diye bugünden mücadele etmektir.
Ve belki de en acı gerçek şudur:
Hatırlamak yetmez.
Hatırlamak, değişmiyorsa,
hatırlamak da suç ortağıdır.
UNUTMADIN DİYELİM… PEKİ HESABINI SORUYOR MUSUN?
Unutmamak tek başına erdem değildir.
Unutmamak, eğer bir yere varmıyorsa, yalnızca ağır bir hatıradır.
Asıl soru şudur:
Unutmadın diyelim…
Peki hesabını soruyor musun?
Çünkü 6 Şubat’ı unutmamak, yalnızca o günü hatırlamak değildir.
O günü mümkün kılan kararları, imzaları, sessizlikleri hatırlamaktır.
Kimler denetlemedi?
Kimler “olur” dedi?
Kimler göz yumdu?
Kimler sustu?
Unutmamak, depremi bir “doğal afet” masalına sıkıştırmamaktır.
Doğa yıktıysa, bu kadar insanı öldüren insan eliyle kurulan düzendir.
Bir bina kendi kendine çökmez.
Bir şehir tesadüfen mezarlığa dönüşmez.
Bunların hepsi planlanır.
Ya da daha doğrusu, planlanmamış gibi yapılır.
Unutmamak, tam da bu “gibi” hâlini dağıtmaktır.
“Bilmiyorduk” diyenleri hatırlamaktır.
“Yetkim yoktu” diyenleri not etmektir.
“Zamanında uyardık” deyip sonra koltuğunda oturmaya devam edenleri teşhir etmektir.
Unutmamak, yalnızca enkazın altındaki bedenleri değil, enkazın üstünde dimdik duran sorumsuzluğu da görmektir.
Bugün hâlâ aynı anlayışla imar planları yapılıyorsa, aynı müteahhitler başka şehirlerde başka binalar dikiyorsa,
aynı bürokratik rahatlık devam ediyorsa şunu kabul edelim:
Biz hatırlıyoruz ama hesap sormuyoruz.
Ve hesap sorulmayan her felaket,
bir sonrakinin provasıdır.
Unutmamak, bir ahlak meselesidir.
Ama aynı zamanda bir siyaset meselesidir.
Çünkü güvenli konut bir lütuf değil, bir haktır.
Yaşamak bir ayrıcalık değil, en temel yurttaşlık hakkıdır.
Bu yüzden unutmamak;
“Bir daha asla” demekle yetinmemektir.
“Bir daha olursa sorumlusu kim?” sorusunu bugünden sormaktır.
Unutmamak; yasla yetinmeyip adalet talep etmektir.
Anma törenlerinden çıkıp mücadele alanına yürümektir.
Şunu açıkça söyleyelim:
Eğer bugün hâlâ aynı riskler sürüyorsa, aynı ihmaller devam ediyorsa, aynı insanlar karar alıyorsa biz erteleyerek unutuyoruz.
Ve ertelenen her hesap,
yarının enkazına dönüşür.
6 Şubat’ı gerçekten unutmamak istiyorsak, sadece o günü değil,
o günü mümkün kılan bütün düzeni karşısına almak zorundayız.
Çünkü hatırlamak yetmez.
Hatırlamak, eğer hesap sormuyorsa, acıya saygı değil,
acıyla uzlaşmaktır.
Salim Diyap




SAMANDAĞ TEK YÜREK: BERKAN KARAKAYA İÇİN SEFERBERLİK SÜRÜYOR
6 ŞUBAT
SAMANDAĞ’DA HÜZÜN VE DUA: 6 ŞUBAT ŞEHİTLERİ HIZIR PARKI’NDA ANILDI
SAMANDAĞ’DA 6 ŞUBAT’IN 3. YILINDA ÖFKELİ VE UMUTLU HAYKIRIŞ: “YOK SAYILDIK, UMURLARINDA DEĞİLİZ!”
ESNAFTAN EMNİYET MÜDÜRÜ NACİOĞLU’NA ANLAMLI TEŞEKKÜR
“ŞEHİRDE YABAN HAYATINA CAN SUYU”