6 Şubat 2023’ün üzerinden tam 1095 gün geçti. Samandağ’da zaman o kara gecede dursa da hayat akmaya zorlanıyor. Şimdilerde ilçenin tepelerinde yükselen TOKİ konutları ve daracık konteynerler arasında sıkışan hayatlar, tek bir sorunun yanıtını arıyor: “Yarım kalan sadece evlerimiz mi, yoksa ömrümüz mü?”

Felaketin üçüncü yıl dönümünde Samandağ, devasa bir şantiye alanı ile hüzünlü bir hatıra bahçesi arasında gidip geliyor. Sahil şeridinden Mağaracık sırtlarına kadar her köşede, depremin izleri sadece yıkılan binalarda değil, insanların bakışlarında ve bitmeyen belirsizliklerde saklı.
TOKİ’lerde Buruk Sevinç: “Komşusuz Evin Balkonunda Kahve Yarım Kalıyor”

Mağaracık sırtlarında yükselen modern binalar, şehrin yatay silüetini değiştirirken beraberinde büyük bir ironiyi de getirdi. Birinci etaba yerleşebilen şanslı azınlık, güvenli bir çatıya kavuşmanın huzurunu yaşasa da, etraflarındaki bitmeyen etapların tozlu şantiyelerine bakarak hayal kırıklığı biriktiriyor. Samandağlılar için TOKİ sadece bir beton blok değil; zeytin ağacının gölgesinden, mahalle kültüründen ve komşu sesinden kopuşun da adı oldu. Halkın ortak sesi ise aynı: “Sokaklar bitse, boyalar tamamlansa da komşusu olmayan evin balkonunda içilen kahve hep yarım kalıyor.”
Konteyner Kentler: “Geçici” Denilen Ömrün 21 Metrekaresi
Başlangıçta “geçici” olarak planlanan konteyner kentler, artık Samandağ’ın yeni ve kalıcı mahalleleri haline gelmiş durumda. Yazın kavurucu sıcağında nefes almanın imkansızlaştığı, kışın ise her yağmur damlasında “içeri su girecek mi?” endişesinin yaşandığı o 21 metrekarelik sac kutular, üç yıldır binlerce insanın dünyası. Mahremiyetin bir perdeyle ayrıldığı bu dar alanlarda insanlar sadece barınmıyor; her sabah o metal kapıdan çıkıp “normal” bir güne uyanmış gibi yapmanın ağır provasını yapıyor.
Şehrin Görünmez Direkleri: Samandağlı Kadınlar

Bu üç yıllık ağır faturayı omuzlarında taşıyan en büyük güç şüphesiz kadınlar oldu. Konteynerlerin kısıtlı imkanlarında bir mutfak, bir yuva kurmaya çalışan; çocuklarının eğitimini tozun toprağın içinde devam ettiren kadınlar, Samandağ’ın yıkılan duvarlarının yerine sabır ve fedakârlıktan yeni bir sur ördüler. Tarlada, tezgahta, kooperatiflerde ipeğe, zeytine ve defneye sarılarak “Buradayız” diyen kadınlar, şehrin sadece bugünün değil, yarınının da en büyük teminatı. Ancak onların da gözlerinde okunan derin bir yorgunluk var: Mücadeleleri sadece barınmakla değil, yok sayılan hakları ve bitmeyen bir belirsizlikle…

Dinmeyen Yas ve Eksik Bir Şehir
Samandağ bugün kime dokunsanız hikayesi yarım kalmış birine çarpacağınız bir “eksik şehir.” Mezarlık ziyaretlerinin rutinleştiği, Asi Nehri’nin denize döküldüğü yerde rüzgarın gidenlerin isimlerini fısıldadığı koca bir coğrafya. Kaybedilen sadece canlar değildi; paylaşılan geçmiş, mahalle kültürü ve o meşhur neşeli Samandağ ruhu da enkaz altında kaldı.

Sonuç: Adalet ve Samimiyet Beklentisi
Üçüncü yılın eşiğinde Samandağ halkı artık sadece beton ve demir değil; adalet, hız ve samimiyet bekliyor. Geçen her günün ömürlerinden çaldığını belirten vatandaşlar, binaların yükselmesinin ruhlardaki sızıyı dindirmeye yetmediğini vurguluyor. 6 Şubat yaklaşırken içimizdeki acı taze, ancak bu kadim şehri küllerinden doğuracak olan o meşhur dayanışma Samandağ’ı binalar değil, birbirinin elini tutan insanlar ayağa kaldıracak. Ama artık beklemeye tahammül kalmadı.
Ümit Dadük Sağaltıcı



ESNAFTAN EMNİYET MÜDÜRÜ NACİOĞLU’NA ANLAMLI TEŞEKKÜR
“ŞEHİRDE YABAN HAYATINA CAN SUYU”
Samandağ Berber ve Kuaförler Odası Çarşamba günü Seçime Gidiyor: MAVİ LİSTE”DEN ÜYELERE KATILIM ÇAĞRISI
SAMANDAĞSPOR FIRTINASI: SAHADA ZAFER, TRİBÜNDE İNANÇ!
SAMANDAĞ’DA ARANAN ŞAHISLARA EMNİYET KISKACI: 2 TUTUKLAMA