14 MART ' HARİRİ EDAR ' BAYRAMI… | Samandağ Ayna Haber

SON DAKİKA

14 MART ‘ HARİRİ EDAR ‘ BAYRAMI…

Bu haber 16 Mart 2020 - 9:51 'de eklendi ve 220 kez görüntülendi.

İpek böcekçiliği Arap Alevilerin kadim zanaatlarından biridir.Lübnan’dan Suriye Alevi dağlarına oradan Antakya’ya kadar olan coğrafyadaki kadim bir zaanatımızdır. İpek böceklerinin beslendiği dut yaprakları için Bereketli bir yıl temennisi ile 14 Martta(1) kutlanan o gün sütlü muhallebi yapılıp dağıtılan bir kültürel bayramımız olan ‘Hariri Edar ‘ bayramı da bununla ilgilidir.

1571-1572 yıllarında Arap Alevilerin Yoğun olarak yaşadığı Suriye’de /Cebele Sancağında(Cebele Sancağı, Cebel Aleviyyun’un (Alevi Dağları)etekleri ve Lazkiye Bölgesini Kapsar.) toplam 90 adet ipek tezgahı vardı.

Nahiyeler Sayısı Verilen Vergi (Akçe)

Cebele 13 390

Merkab 14 420

Hevâbî 2 60

Kehf 22 660

Kadmûs 10 450

Manîka – –

‘Ulleyka 2 60

Balâtnîs 14 420

Lâzkiye 12 360

Sahyûn 1 30

Berzîye – –

Toplam 90 2.850

(2)

1571 yılında Osmanlı tarafından Tripoli Kanunnamesi hazırlandı. Bu kanunnamede dirhemü‘r-rical ile Özellikle Arap Alevilere ağır vergiler tatbik edildi.Bu da Osmanlinin Arap Alevilere karsi ilk ekonomik zulmü idi.(3)

Her haneden 24 akçe ve her bekardan 12 akçe vergi alınıyordu. 969 tarihli Cebele sancağı kanunnâmesinde belirtildiği üzere bu vergi Arap Alevi olarak bilinen taifeden alınmaktaydı.

Bu verginin 1571 yilinda yıllık miktarı, Cebele köylerinde 7.204 akçe, Merkab nahiyesinde 6.508 akçe, Hevâbî nahiyesinde 964 akçe, Kehf nahiyesinde 4.080 akçe, Kadmûs nahiyesinde 1.272 akçe, Manîka nahiyesinde 948 akçe, ‘Ulleyka nahiyesinde 1.704 akçe, Balâtnîs nahiyesinde 9.250 akçe, Lâzkiye nahiyesinde 5.756 akçe, Sahyûn nahiyesinde de 4.752 akçe idi. (4)

1800’lü yıllarda Lübnan’dan Çukurova’ya kadar olan Arap Alevi yaşam coğrafyasını gezen seyyah ve araştırmacılar Arap Alevilerin İpek böcekçiliğinde oldukça iyi olduğunu ve ekonomilerinde İpek böcekçiliğinin önemli bir yer tuttuğunu anlatırlar(5)

Eskiden Arap Alevilerde ipek üretimi kutsal bir ayin gibi yapılırdı. Serin bir ortamda, rutubetsiz ve temiz bir kap içinde saklanan tırtıl tohumları , baharın gelişi manasına gelen Hıdrellez haftasında beyaz bir bez içine konulup gül fidanına asılırdı. Hıdrellez günü evin küçük kızı, bezi fidandan alır ve bakım odasına götürür, Hıdrellez kaması olarak anlatılan bu işlemden sonra ipek böceği tohumlarının olduğu bezi evin en yaşlı kadını sinesinde de tutarmış. Tohumların hayat bulması için gerekli ısının sağlanması, tohumların birkaç gün kadınların sinesinde bekletilmesiyle olurmuş. Belki de bu yüzden ipek giysiler kadının güzelliğine güzellik katıyor, kadınla bütünleşiyor. Bu yitik bir gelenek, bir söylence olarak, ipekle ilgili yapılan sohbetlere renk katan bir hikaye olarak kalmıştır.

Tohumlardan baharla birlikte çıkan tırtıllar İlk etapta koyu renkli ve hafif tüylüdür daha sonra tüyleri kısa sürede dökülür ve gün geçtikçe tırtıllar beyazlaşır. Çok küçük olan tırtıllar, ortalama 40 gün yaşar. İpek böceğinin ipek oluşturma sürecinde dört evresi vardır. Yeşillenme evresi, bu evrelerin ilkidir. Bu evrede tırtıla çok ince kıyılmış dut yaprakları verilir. Gelişme evresinde tırtıllar büyümeye başlar ve ortalama 7 cm’ye ulaşır. Örme evresinde tırtıllar o muhteşem kozalarını örmeye ve kendilerini içine hapsetmeye başlar. Gelişme evresinde ikiye bölünmüş dut yapraklarıyla beslenen tırtıllara, kozalarını üstüne örsün diye çalı çırpı verilir. Böcekler çok fazla dut yaprağı tüketirler ve bu dönemde hane halkı, böceklerin beslenmesi için çok çalışmak zorundadır. Eskiden Arap Alevilerin çoğu ipek üretirdi. Böceklerin beslenme dönemlerinde insanlar, dut ağaçlarının gölgesinde yaprak toplamak için bir araya gelir, sohbetler edilir, çay demlenir, kısır(nemmuş) yapılır, siyaset konuşulurdu. Dut ağaçlarının gölgesinde her zaman birilerini bulmak mümkündü.

HATAY SARISI İPEK BÖCEĞİ

Antakya’ya özel olan Nitekim Antakya ipeğinin farklılığının bilincine varan bir grup Japon araştırmacı, Harbiye’ye gelerek ipeği yerinde incelemişlerdi. Japon araştırmacılar, İstanbul’da gezintiye çıkarken Antakya/ Yılmaz İpek’in İstanbul’daki satış merkezine rastlıyorlar ve ipekleri çok beğeniyorlar. Bunların nasıl, nerede üretildiğini merak ediyorlar ve ver elini Antakya …

Japonya, Hitotsubashi Üniversitesi’nde öğrenciler ve öğretim üyesi Prof. Dr. Masanori Naito, Harbiye Gümüşgöze Köyü’ne gelerek ipek hakkında bilgi edinip bunu bir araştırma konusu, bir teze dönüştürdüler…

Türkiye’de Japon ve Çin menşeli kozaların rengi beyazken Antakya Sarısı’nın rengi turuncu, yer fıstığına yakın görüntüsü var. Verimi biraz daha düşük olduğu için üretici onu tercih etmemiş ve daha çok Japon ve Çin menşeli ipekböceğini tercih etmeye başlamış. Fakat Antakya sarısı kalite olarak diğerlerinden çok üstün bir yapıya sahip..

Türkiye’nin üç ipekböceği ırkından olan ve nesli tükenme tehlikesindeki “Antakya Sarısı” yalnızca bu bölgeye özgüdür.

Bugün bu kadim zaanatın en yaşlı temsilcisi Antakya /Yakto’da yaşayan Hasan Büyükaşık. Büyükaşık ailesi 1900’lerin başından beri koza yetiştiriciliği ve koza ipeği üretimi yapıyor. Dedesinin dedesinden kalma ipekçiliği kendi oğluna öğreterek altıncı nesle taşıyan 1934 doğumlu Hasan Büyükaşık, mesleği gelecek nesillere taşımak için canla başla çalışıyor.

Hasan Büyükaşık’ın şu sözleri üzerinde önemle durmaya değer:

‘ Hayatımda iki canlıya hayranlık duymuşumdur bal arısı ve ipek böceği. ‘

Hasan amca iyi özetlemiş..

Emir’ul Nahl (Arıların Emiri) hz ali a.s ‘ın arıları ve ipek böcekleri..

İpekböcekleri Reenkarnasyonun hayat evreleri gibi tırtılın kozaya girip yeni bir hayata farklı bir bedende başlaması gibi inancın izlerini taşır..Belki de İpekböcekçiliğini gizemli kılan da bu oluşumun kendisidir..

İşte bu kadim Arap Alevi zanaatının uygulanması sırasında ‘Harir Edar ‘ festival havasında geçen bayram yapılır.”Harir” Arapça ile İpek demektir. ”Edar” İse Mart ayı demektir. 14 Mart’ta Harir Edar gününe özel muhallebi yapılır ve dağıtılır.

‘Harir Edar’ gününde Yoksul Arap Alevilerin eskiden şeker bulması çok lüks olduğu için muhallebi tuzlu yapılırdı. Günümüzde ise şekerli yapılıp dağıtılır..

Bu makale Arap Alevilerin yalnızca dini bayramlardan ibaret olmadığının ve kültürel bayramlarının da var olduğunun kanıtıdır..

Biraz da kültürümüzle öne çıkmak dileği ile..

Kaynakça:

1. Aslında 1 Marttır.Şemsi Rûmî takvime göre hesaplanır. Diğer bir anlatım ile hicri kameri takvimden kaynaklanan kayma bizde olmaz bu nedenle günümüz 14 mart aslında bizde 1 Mart’tır. Evvel Temmuz da dikkat ederseniz ayın 14’ünde yani bizim takvime göre Temmuz 1’de kutlanır.

2. Kaynak: 512 Nolu Osmanli Tahrir Defteri

3. Kaynak: Studia Islamica No. 50 (1979), pp. 109-124

4. Kaynak: 512 Numaralı Osmanli Tahrir Defteri

5.-ADRES, 1830 Allgemeine Deutsche Real-Encyklopädie für gebildete Stände cilt 7,Syf: 936

-Rousseau, “Die İsmailiten und Nosairier”, Silvestre de Sacy (Trc), Minerva (1812), cilt 4, s. 137-138

-Niebuhr, “Über den Aufenthalt und die Religion der Johannisjünger und Nassairier”,

afdah.info

voir films