logo

reklam
24 Kasım 2018

“120 BİN ÖĞRETMEN AÇIĞI VAR”

“Öğretmenlerin Tamamı Kadroya Alınmalıdır”

Öğretmenler günü nedeniyle TBMM ‘de bir basın toplantısı düzenleyen CHP Hatay Milletvekili ve TBMM Milli Eğitim Komisyonu üyesi Serkan Topal, iktidarın 16 yıldır uyguladığı politikalarla eğitimi özgürleştirmek yerine adeta köleleştirdiğini ifade ederek bir açıklamada bulundu.  

Atatürk’ün, “ Öğretmenler, cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.” Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır “ diyerek, tarihi misyon yüklediği öğretmenlerimizin bu taleplerine, duyarlılık göstermek, onları yerine getirmek, hükümetin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin tarihsel sorumluluğudur. Hükümeti ve Yüce Meclisi bu sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyorum, dedi. Serkan Topal, yaptığı açıklamada şu görüşleri dile getirdi.

“24 Kasım Öğretmenler günü, aynı zaman da, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e Cumhuriyet aydınlanmamızın önemli dönüm noktalarından olan “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” nin verildiği gündür.

Başta Başöğretmenimizin manevi şahsiyeti olmak üzere, tüm öğretmenlerimizin bu anlamlı gününü kutluyor, ebediyete intikal eden tüm eğitim şehitlerimizi ve öğretmenlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum.

Bugün sizlere büyük bir sorunlar yığını haline gelen eğitimin sorunlarını paylaşmak yerine,  Öğretmenlerimizin sorunlarından bahsedeceğim.

Bildiğiniz üzere geçtiğimiz ay, Sayın Milli Eğitim Bakanı, Eğitimde 2023 vizyonu projesini açıkladı. Hepimizin heyecanla beklediği bu proje ne yazık ki başta öğretmenlerimiz olmak üzere bizleri hayal kırıklığına uğrattı.

Çünkü 16 yıldır uygulanan projelere yeni halkalar ekleme ile işe başlayacaklarını ifade ettiler.

İşte temel sorunda burada,  Oysa ki son 16 yılda eğitime eklenen her yeni halka, öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin boynuna birer pranga gibi geçirilmiş, eğitim; özgürleştirilmek yerine köleleştirilmiştir.

Çünkü sistem;  özgür beyinleri ve iradeleri, puanlara, sınavlara, mülakatlara mahkum etmiştir.

Sayın Bakan; var olan bu kaos düzenini kökten kaldıracağına, yeni halkalar eklemeyi hedeflemekle,  bu sisteme devam edeceğini söylüyor, işte bu kabul edilebilir bir durum değildir. Öğretmenlik sıradan bir meslek değildir. Yegane malzemesi insan, yegane kaynağı bilgidir. Bilgi toplumuna erişmenin temel öğesi, bilgiyi veren ile alan arasındaki ilişki bağını doğru kurmak, bunu en üst seviyeye çıkarmaktır. O zaman bilgi toplumuna erişmek için önemli bir yolu kat etmiş oluruz.

Tüm bunları göz önüne aldığımızda, öğretmeni mutsuz, huzursuz, aile birliğinden yoksun olan bir toplumda, çocukları nasıl eğitip donatacağız? Nasıl mutlu ederek bilgi toplumuna taşıyacağız? Bu mümkün müdür? Bakınız, iktidar, sistemi o kadar karmaşık hale getirdi ki, öğretmenlerimizi kategorize ederek adeta numaralandırdı.

Kadrolular, sözleşmeliler ve ücretliler diye 3 gurup öğretmenimiz var. Öğretmen odalarında, 3’e bölünmüş bir yapı var. Neden, çünkü bu gurupların sorunları bir diğerinden farklılık göstermektedir.

Örneğin, kadrolu öğretmenlerin, ders ücretleri, eğitim ödenekleri ve ek gösterge gibi sorunları var.

Sözleşmeli öğretmenlerin; yer değiştirme, aile birliğini sağlama ve ücrette eşitlik gibi temel sorunları var. Bunların aynı zamanda kadro talepleri var.

Ücretli öğretmenlerin ise, en temel sorunları 12 ay çalışmak yani sözleşmeye tabi olmak gibi temel sorunları var. Yöneticilerin ayrıca sorunları var. Adil olmayan Mülakatlarla atamalar yapılıyor.

İşte Bakanlık, bu uygulamalarla öğretmenlerin de bölünmesinin önünü açmış oldu.

Temel sorunlardan bir diğeri ise Mesleki ve Teknik Eğitim öğretmenlerinin sorunlarıdır.  Hükümet hemen her bütçe döneminde Mesleki ve Teknik Eğitimin önemine vurgu yapar ve Türkiye’nin kalkınma anahtarının Mesleki ve Teknik eğitimden geçtiğini söyler.

Ama uygulamaya gelince Mesleki eğitim olarak sadece, İmam-Hatip okulları anlaşılıyor.

Çünkü son 18 yılda atanan Mesleki ve Teknik Öğretmen Sayısı sadece 997 kişi ile sınırlı kalırken,  bunun birkaç misli İmam-hatip okullarına meslek öğretmeni atanmıştır.

Bu gün Türkiye’de Halk eğitimler aracılığı ile düzenlenen kurslarda usta öğretici olarak ders veren;  üniversite mezunu olmayan, meslek öğretmeni olmayan kişi sayısı 87 bin civarındadır. Bunların yerine mesleki ve teknik eğitimi pedagojik formasyon olarak lisans seviyesinde almış insanlar bu kurslarda neden görevlendirilmez?  Bakınız öğretmenler,  çok şey talep etmiyor. Yapılabilir, somut şeyler talep ediyorlar. Bu talepler toplumda karşılık bulmuş hemen her siyasi partinin seçim beyannamelerine girmiş, ortak mutabakat sağlayacağımız basit konulardır. Sadece bu hususta hükümet ayak diremektedir.  Ancak bu direnmenin kimseye faydası yoktur. Bu talepleri öncelikle Parlamentomuz ele almalı, öğretmenlerimizi bu çözümsüzlükten kurtarmalıdır. Öğretmenlerimizin Hükümetten ve Meclisimizden talepleri şunlardır: 120 bin Öğretmen açığı var. Bu kadrolar kısa vadede kullanılmalıdır. Eğitimden tasarruf yapılarak kadrolar ötelenmemelidir.

Sözleşmeli öğretmenlerin,  aile birliği mutlaka sağlanmalıdır. Bunu 4+2 yada 3+1 yıl ile çözme eğiliminden vazgeçilmelidir.

Sözleşmeye geçirilmek üzere, Mülakata davet edilen ancak daha sonra 60 puan barajına takıldınız denilerek elenen öğretmen adaylarının boş kalan 720 kişilik kadroya puan sıralamasına göre atanmaları sağlanmalıdır.

Orta vadede; ücretli, sözleşmeli öğretmen uygulamasından vazgeçilmeli ve öğretmenlerimiz tek statüde değerlendirilmelidir.

Mesleki ve Teknik Eğitim öğretmenleri, usta öğretici olarak Kurslarda görevlendirilmeli ve kadroya alınmalıdır. Eğitim emekçilerinin ek göstergeleri 3600 ‘e çıkarılmalıdır.

Artan Oranlı vergi dilimine son verilmeli, maaşlarda sabit vergi oranına geçilmelidir.

Atamalarda, özellikle kadın öğretmenlere karşı yapılan ayrımcılığa son verilmeli.

Eğitime hazırlık ödeneği yılda en az bir maaş tutarında olmalı ve tüm eğitim çalışanlarını kapsamalıdır.

Devlet okullarının tüm ihtiyaçları kamu bütçesinden karşılanmalı, kamu kaynaklarının özel okullara aktarılmasına son verilmelidir. Haklarında herhangi bir mahkeme kararı olmadan, haksız –hukuksuz bir şekilde ihraç edilen tüm öğretmenler derhal görevlerine iade edilmelidir.

Sizler aracılığı ile Hükümete ve Yüce meclisimize bir çağrıda bulunmak istiyorum.

Büyük Atatürk’ün “Millet Mektepleri Baş Öğretmeni” olarak ilan edildiği ve bu vesile ile “Öğretmenler Günü” olarak kutladığımız 24 Kasım’a girerken, yine Atatürk’ün, “ Öğretmenler, cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.” Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır “ diyerek, tarihi misyon yüklediği öğretmenlerimizin bu taleplerine, duyarlılık göstermek, onları yerine getirmek, hükümetin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin tarihsel sorumluluğudur.  Hükümeti ve Yüce Meclisi bu sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyorum.

Haber: Hasan Dadük – Foto: Haber Merkezi

Share
28 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+6 = ?