ÜST REKLAM

logo

reklam

12 EYLÜL VE KAHRAMANMARAŞ KIZ İLK ÖĞRETMEN OKULU


Asaf Hişmi
deneme45@hotmail.com

Yıl 1982, aylardan Mayıs, Vakit 31 Mayısı, bir Hazirana bağlayan gece, saat 01 idi. Kapı çalındı, acıttığımızda karşımıza üç sivil görevli çıktı.

Görevli olduklarını, sıkıyönetimden geldiklerini ve evde arama yapacaklarını söylediler. İçeri aldık. Usulüne uygun arama yapıldı. Evimizde yapılan aramadakitaplıktan: ‘’Uğur Mumcunun Suçlular ve Güçlüler kitabı, Felsefenin temel ilkeleri kitabı, Tekin Sönmez’in Bir Günün Apansız Açıklaması adlı kitapları ile birlikte bana ait bir şiir karalamasına el konuldu.’’ Tutanak tutuldu eve zarar vermediklerini, el konan kitaplarını adları, yazarların adları tutanağa geçildi. Karşılıklı imzaladık. Bana; ’’bizimle geleceksin, ifadene başvurulacak’’ denildi. Hanımla vedalaştım. Dışarda beni bekleyen sivil plakalı bir minibüse bindirdiler. Evimizin önünde bir süre bekletildim. Sırayla arkadaşlarımı birer birer getirdiler. Dokuz kişi idik. İşletmenin kilit noktalarında çalışıyorduk. Çoğumuz Baş Mühendis rütbesindeydik. Zaten bizden sonra müessese teknik eleman sıkıntısı çekmeye başladı. Olay gazetelere yansımıştı.

Evlerimizden ayrıldıktan sonra Elbistan’ın İlçe merkezinde kurulu bulunan Jandarma Karakoluna götürtüldük. Her birimize birer sandalye verdiler. Oturduk. Kısa bir zaman diliminden sora oturduğumuz yere astsubay rütbesinde bir görevli geldi. Bir arkadaşımızın oturma biçimini beğenmemiş olacak ki; ‘’Ne biçim oturuyorsun sen?’’ Dedi ve bağırmaya başladı. Felaket sinirlendi ve arkadaşımızı darp etmeye başladı.  Çaresiz içinde kaldık. seyretmekle yetindik. Yapılacak bir şey yoktu. Dayak faslından sonra arkadaşımızı gece boyunca 5m2. lik alana sahip, merdiven altında düzenlenen bir hücreye attılar.

Mevsim yazdı. Havalar sıcak, hücre daha da sıcaktı.  Vücudundan oluk, oluk ter akmaya başladı. Sabahı zor etti. Gün ışıdı. Güneş tepeye tırmanmaya başladı. Hava sıcaklığı kontrolsüz biçimde artıyordu. Hücre daha sıkıcı bir hal aldı. Zaman geçmek bilmiyor, sanki durmuştu. Hayal gücünüz tükenmiş, beyin hücrelerinizin canlılığı zayıflamıştı.

Bir Haziran 1982 günü, saat 13’tü. Karakolun önüne bir adet otobüs yanaştı. Otobüse binmemizi söylendiler. Söylenene uyduk. Ayrı ayrı koltuklarda oturduk. Otobüs Kahramanmaraş’a doğru yol alamaya başladı. Kurutma Tesisleri Müdür Hayrettin, oturduğu koltuktan kalkıp yanıma geldi, yan yana oturduk. ( Kahramanmaraş’a vardığımızda, yanımda oturmanın hesabı ağır ödedi. Ayrı ayrı oturulacaktı.)

Akşam saat 17’de Kahramanmaraş’a vardık. Kent girişinde bizleri altı adet askeri araç bekliyordu. Otobüsümüzü ortalarına alarak Sıkıyönetim yerleşkesine doru yola devam edildi. Kahramanmaraş Kız İlk Öğretmen Okulu yerleşkesine geldik.  Eski Kahramanmaraş Kız İlk Öğretmen Okulunu Sıkıyönetim Yerleşkesi Haline dönüştürmüşlerdi.’’ Hepimizi Kız öğretmen Okulu kapalı spor Salonuna götürdüler. Daha önceden hazırlanmış bez parçalarıyla gözlerimizi kapattılar. Sonra bizleri Okulun kapalı spor salonuna aldılar. Hoş geldin dayağı attılar.’’ Ellere değnekle vurma, ardından falakaya yatırma seansları gerçekleştirdiler.’’

Gecenin ilerlemiş saatinde işkence işine ara verdiler.  Spor salonuna beton zeminine oturttular. Bizleri uyutmamak adına, görevliler salonda top çevirirlerdi. Gözler kapalı olduğu için topun ne zaman ve nerenize çarpacağı bilmezsiniz. Sabaha kadar böyle devam ed. Uykusuzluğun verdiği yorgunluk tarifi imkânsızdı.

Sabah, öğle ve akşam öğünleri kuru yavan ekmek dağıtırlardı. Üç güne kadar, aç kalırsınız. Çünkü dağıtılan kuru ekmeği dişleriniz kesmeyecek kadar sertti. Alışkın değilsiniz. Daha sonra da o kuru yavan ekmek, tereyağı lezzetinde olur. Zevkle yersiniz.

Aramızda; Kahramanmaraş Kız İlk Öğretmen okulundan Mezun olan insanlar vardı. Eğitim gördükleri okulda işkence görüyorlardı.

Ekmek yemeye alıştığınızda, işkence faslı başlar… Öğrencilerin soyunma odasını işkence hane haline çevirmişlerdi.  Mağdurlar, işkence haneye Rig İstasyonu adını vermişlerdi. Rik İstasyonu seansları 24 saat devam ederdi. Seans türleri: Sopa ile ellere vurma, Falakaya yatırma, Hassas noktalara Elektrik verme ve Filistin askısı türünde işkence türleri vardı.

12 Eylül Faşizmi birçok hanenin ocağına incir dikti. Belki; izleri nesiller boyu sürecektir. Üzüntüm bu noktadadır.

Asaf Hişmi

Share
514 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KADIN CİNAYETLERİ

    27 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Eğitimci Sami Aslan Neredeyse her gün  “kadın cinayeti” haberleri ile uyanıyoruz. Toplum açısından bu korkunç durum 10-15 yıldan beri devam etmektedir. İçler acısı bu durumun sebepleri üzerinde duracağımıza, sonuçları ile uğraşıyoruz. Yani suçluları keselim, biçelim, idam edelim, hadım edelimse… Acaba bu yargılar doğru mu? Bu önyargılar göreceli olarak doğru bile olsa, bizi bu cinayetleri önleme hedefine ulaştırır mı? Her olay hem sebep, hem de neticedir. Olayları sadece neticeleri ile ele alırsak işin içinden çıkamayız. ...
  • İMAM CAFER’İ SADIK’TAN BİRKAÇ HADİS

    20 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan 1- Erkek, hanımına karşı üç şeye riayet etmelidir: Hanımının muhabbet ve ilgisini kazanmak için onunla uyum sağlamak; ona karşı güzel ahlaklı olmak; onun gözünde güzel görünmek ve refahını sağlamakla kalbini elde etmek. Kadın da kocasına karşı şu üç şeye riayet etmesi gerekir: Kocasının tüm hallerde güvenini sağlayacak şekilde kendisini kötülüklerden korumak; muhtemel hatalarının affedilmesi için sürekli kocasının hakkını gözetmesi; tatlı dil ve çekici tavırlarıyla kocasına olan sevgisini bildirmesi. 2- Basi...
  • YOLSUZLUKLARIN KİLOMETRE TAŞLARI

    15 Ocak 2020 Genel, Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Asaf Hişmi BEL – BİR AŞ.’ye bulaşmayan kişilerin sayısı azdır. BU şirketle yapılan iş ve işlemlerin fiyat belirlemesi iki türlü. Hesabı kitabı yok. Şirket lehine sonuçlar çıkartılmaya çalışılmıştır. Toplumsal çıkar, ikinci plana atılmıştır.  Şirket kar etsin diye Asliye Hukuk Hâkimliğine sunulan Bilirkişi Raporu sahtedir. Mahkemeyi olumsuz yönden etkilemeye çalışılmıştır. Raporda kullanılan veriler sahtedir. Kıymet takdir komisyonu da sahte bedel takdiri yapmıştır. İşin aslına geçelim. BEL – BİR AŞ.’ye kat karşılığı olmak üze...
  • DOĞAL YAŞAMDAN KOPUNCA

    13 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Yaşanacak bir tek ömrümüz var. Onu da uzun ve mutlu yaşamak için sağlıklı olmak gerekiyor. Oysa günümüz insanı çok erken, hatta küçücük yaşlarda kanser, kalp, şeker, tansiyon, obezite sorunlarıyla sarmalanıyor. Paketlerle ilaç, antidepresanlar, antibiyotikler yanımızdan ayırmadığımız aksesuarlarımız oldu. İnsan ömrü uzadı, evet uzadı ama, ne pahasına. Sağlıksız, hastalıklı, bir gün bile kullanmadığımızda ölümümüze neden olabilecek ilaçlara mahkum bir yaşam. Neden bu hale geldik: Doğadan uzaklaştıkça, bizi...