12 EYLÜL VE KAHRAMANMARAŞ KIZ İLK ÖĞRETMEN OKULU - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

Ahmet Kaya

SON DAKİKA

12 EYLÜL VE KAHRAMANMARAŞ KIZ İLK ÖĞRETMEN OKULU

Bu haber 18 Eylül 2018 - 8:48 'de eklendi ve 287 kez görüntülendi.

Yıl 1982, aylardan Mayıs, Vakit 31 Mayısı, bir Hazirana bağlayan gece, saat 01 idi. Kapı çalındı, acıttığımızda karşımıza üç sivil görevli çıktı.

Görevli olduklarını, sıkıyönetimden geldiklerini ve evde arama yapacaklarını söylediler. İçeri aldık. Usulüne uygun arama yapıldı. Evimizde yapılan aramadakitaplıktan: ‘’Uğur Mumcunun Suçlular ve Güçlüler kitabı, Felsefenin temel ilkeleri kitabı, Tekin Sönmez’in Bir Günün Apansız Açıklaması adlı kitapları ile birlikte bana ait bir şiir karalamasına el konuldu.’’ Tutanak tutuldu eve zarar vermediklerini, el konan kitaplarını adları, yazarların adları tutanağa geçildi. Karşılıklı imzaladık. Bana; ’’bizimle geleceksin, ifadene başvurulacak’’ denildi. Hanımla vedalaştım. Dışarda beni bekleyen sivil plakalı bir minibüse bindirdiler. Evimizin önünde bir süre bekletildim. Sırayla arkadaşlarımı birer birer getirdiler. Dokuz kişi idik. İşletmenin kilit noktalarında çalışıyorduk. Çoğumuz Baş Mühendis rütbesindeydik. Zaten bizden sonra müessese teknik eleman sıkıntısı çekmeye başladı. Olay gazetelere yansımıştı.

Evlerimizden ayrıldıktan sonra Elbistan’ın İlçe merkezinde kurulu bulunan Jandarma Karakoluna götürtüldük. Her birimize birer sandalye verdiler. Oturduk. Kısa bir zaman diliminden sora oturduğumuz yere astsubay rütbesinde bir görevli geldi. Bir arkadaşımızın oturma biçimini beğenmemiş olacak ki; ‘’Ne biçim oturuyorsun sen?’’ Dedi ve bağırmaya başladı. Felaket sinirlendi ve arkadaşımızı darp etmeye başladı.  Çaresiz içinde kaldık. seyretmekle yetindik. Yapılacak bir şey yoktu. Dayak faslından sonra arkadaşımızı gece boyunca 5m2. lik alana sahip, merdiven altında düzenlenen bir hücreye attılar.

Mevsim yazdı. Havalar sıcak, hücre daha da sıcaktı.  Vücudundan oluk, oluk ter akmaya başladı. Sabahı zor etti. Gün ışıdı. Güneş tepeye tırmanmaya başladı. Hava sıcaklığı kontrolsüz biçimde artıyordu. Hücre daha sıkıcı bir hal aldı. Zaman geçmek bilmiyor, sanki durmuştu. Hayal gücünüz tükenmiş, beyin hücrelerinizin canlılığı zayıflamıştı.

Bir Haziran 1982 günü, saat 13’tü. Karakolun önüne bir adet otobüs yanaştı. Otobüse binmemizi söylendiler. Söylenene uyduk. Ayrı ayrı koltuklarda oturduk. Otobüs Kahramanmaraş’a doğru yol alamaya başladı. Kurutma Tesisleri Müdür Hayrettin, oturduğu koltuktan kalkıp yanıma geldi, yan yana oturduk. ( Kahramanmaraş’a vardığımızda, yanımda oturmanın hesabı ağır ödedi. Ayrı ayrı oturulacaktı.)

Akşam saat 17’de Kahramanmaraş’a vardık. Kent girişinde bizleri altı adet askeri araç bekliyordu. Otobüsümüzü ortalarına alarak Sıkıyönetim yerleşkesine doru yola devam edildi. Kahramanmaraş Kız İlk Öğretmen Okulu yerleşkesine geldik.  Eski Kahramanmaraş Kız İlk Öğretmen Okulunu Sıkıyönetim Yerleşkesi Haline dönüştürmüşlerdi.’’ Hepimizi Kız öğretmen Okulu kapalı spor Salonuna götürdüler. Daha önceden hazırlanmış bez parçalarıyla gözlerimizi kapattılar. Sonra bizleri Okulun kapalı spor salonuna aldılar. Hoş geldin dayağı attılar.’’ Ellere değnekle vurma, ardından falakaya yatırma seansları gerçekleştirdiler.’’

Gecenin ilerlemiş saatinde işkence işine ara verdiler.  Spor salonuna beton zeminine oturttular. Bizleri uyutmamak adına, görevliler salonda top çevirirlerdi. Gözler kapalı olduğu için topun ne zaman ve nerenize çarpacağı bilmezsiniz. Sabaha kadar böyle devam ed. Uykusuzluğun verdiği yorgunluk tarifi imkânsızdı.

Sabah, öğle ve akşam öğünleri kuru yavan ekmek dağıtırlardı. Üç güne kadar, aç kalırsınız. Çünkü dağıtılan kuru ekmeği dişleriniz kesmeyecek kadar sertti. Alışkın değilsiniz. Daha sonra da o kuru yavan ekmek, tereyağı lezzetinde olur. Zevkle yersiniz.

Aramızda; Kahramanmaraş Kız İlk Öğretmen okulundan Mezun olan insanlar vardı. Eğitim gördükleri okulda işkence görüyorlardı.

Ekmek yemeye alıştığınızda, işkence faslı başlar… Öğrencilerin soyunma odasını işkence hane haline çevirmişlerdi.  Mağdurlar, işkence haneye Rig İstasyonu adını vermişlerdi. Rik İstasyonu seansları 24 saat devam ederdi. Seans türleri: Sopa ile ellere vurma, Falakaya yatırma, Hassas noktalara Elektrik verme ve Filistin askısı türünde işkence türleri vardı.

12 Eylül Faşizmi birçok hanenin ocağına incir dikti. Belki; izleri nesiller boyu sürecektir. Üzüntüm bu noktadadır.

Asaf Hişmi

Asaf Hişmi
Asaf Hişmideneme45@hotmail.com