logo

reklam

“YIKIM İŞLEMİ İÇİN HER TÜRLÜ KANUNİ YOLLARI KULLANACAĞIM”

İlçemiz Kaymakamı Dr. Cahit Çelik, dün basın açıklamasında bulundu. Haber Merkezimize yolladığı yazılı açıklamada Kaymakam Dr. Çelik, 07/09/2017 tarihinde Kıyı Kenar çizgisi ile ilgili yapılan toplantı ile ilgili aşağıdaki hususları açıklama ihtiyacı doğduğunu dile getirerek, ‘bir kamu görevlisi olarak gözlerimin önüne perde çekip; hukuk dünyasında hiçbir olay olmamış, hiç kimse tazminat almamış gibi hareket etmemi kimse benden bekleyemez’ dedi.

İlçemiz Kaymakamı Dr. Çelik, açıklamasında 1- Kıyı Kenar çizgisi ile ilgili yapılan tapu iptalleri ve ondan sonra yaşanan hukuki süreçler 1990 yılında yürürlüğe giren 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında yapılmıştır.

2- 3621 sayılı Kanun yürürlüğe girdiğinde geçici maddede: “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümleri geçerlidir” ifadesi olmasına rağmen, Samandağ’daki kıyı kenar çizgisi bu kanuna göre güncellendiğinde, Belediye kıyı kenar çizgisine itiraz etmemiş, o dönemde kısmı yapılaşmanın olduğu Deniz Mahallesindeki alanlar, kıyı kenar çizgisi dışında tutulmamıştır. Eğer, Belediye o dönemde kıyı kenar çizgisine itiraz etseydi, zaten Kanun’un geçici maddesi kısmi veya tamamen yapılaşmanın olduğu Deniz Mahallesindeki yerler, kıyı kenar çizgisi ve sahil şeridinde kalmamış olurdu.

3- 1992 yılında denetime gelen Milli Emlak Kontrolörü yaptığı denetimde Kıyı kenar çizgisi içinde yapıların olduğunu görünce tapu iptal davalarının açılmasını istemiş ve süreç bu şekilde başlamıştır. Toplantıda da izah ettiğim üzere tazminat davaları ile iptal davası devam eden yerler olmakla beraber şu ana kadar 24.514.496 TL Samandağ Belediyesi’ne olmak üzere toplamda 42.044.068 TL bedel tapu iptalleri için  ödenmiştir.  Açılan tazminat davaları kesinleştiği andan itibaren de ödenek istenip ödenmeye devam edilmektedir. Haksız bir şekilde devletin kimsenin özel mülkiyetinde bulunan bir taşınmaza zorla el koyması söz konusu değildir. Tapu iptali istenen toplam 232 parselden 76 parsel Belediye’ye ait olup, geriye kalan 156 parsel özel şahıslara aittir. Belediye ait olan parseller haricinde, Hz. Hızır Türbesinin sol tarafında yıkımı gündeme getirilen ve özel şahıslara ait parsel sayısı 30’dur.  Türbenin sağ tarafının gündeme getirilmemesinin sebebi orada devam eden tapu iptal davalarının olmasıdır.

4- Yerel mahkemeler tarafından verilen kararların büyük bir kısmı Yargıtay tarafından onanmıştır. İlk başlarda Türk hukuk sistemi içinde tüm hukuk yolları tükendikten sonra bazı davalar AİHM’ne kadar taşınmış ve AİHM’nin mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Türkiye Cumhuriyeti devletini mahkum etmesi üzerine, yerel mahkemelerce tazminat davası açan mülk sahiplerine tazminatları mahkemelerce takdir edilen bedeller üzerinden verilmiştir. Tazminat davalarındaki zaman aşımı süresi 10 yıl olup, tapusu iptal edilen vatandaşlarımızdan tazminat davası açmayanlar var ise mağdur olunmaması için tazminat davalarını süre geçmeden açmaları gerekmektedir.

5- Toplantıda ve toplantı haricinde de Samandağlı iş adamı, esnaf ve siyasetçileriyle yaptığım hiçbir görüşmede özel mülkiyete konu olup sonradan tapusu iptal edilen yerler ile ilgili “gaspçı” ve “işgalci” ifadelerini kullanmadım. Gaspçı ve işgalci olanlar kendi mülkü olmayıp hazinenin, belediyenin yerini kullananlardır. Sürecin en başından bu yana tapusu olan vatandaşlara haksızlık yapılmış olsa bile,  ortada mahkeme kararlarının olduğunu belirttim. Anayasamızın 138. Maddesinde:“Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” denilmektedir.  Anayasanın bu amir hükmü ve sair mevzuatın mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi halinde cezai sorumluluk yüklediği bir ortamda idaremizin mahkeme kararlarına uygun hareket etmemesi beklenemez. Devlet kişilerin temennilerine göre yönetilemez.  Kişilerin kendi tasavvurlarını mahkeme kararlarının yerine koyarak benden bu şekilde hareket etmemi beklemelerinin hukukla bağdaşır hiç bir tarafı bulunmaktadır.

6- Bazı mülk sahipleri ve birilerince yıkım işleminden sonra alanın başka amaçlar için kullanılacağı iddiası tamamen yıkım işlemini durdurmaya yönelik olup, elle tutulur hiçbir tarafı olmayan saçma sapan iddialardır. Ben, Barikan oteline yapılan işlemi gösterip, yıktığımız alanın da yeşil alan olacağını beyan ediyorum ve daha önce yaptığımız icraat da ortadayken, birileri: “hayır efendim burası İsrail’e verilecek, şirketlere verilecek, petro kimya tesisleri kurulacak” diyor. Hayallerin, düşüncelerin tasavvurların sınırları yok. Herkes kendi hayal dünyasında bir hikaye yaratabilir ama

bizim için önemli olan pratikte uygulanan ve uygulanabilir olan fikirlerdir. Kişilerin fikirleri ile pratik hayat arasında ne kadar doğru orantı var ise o kişi o kadar muteberdir. İddia edilen hususların ne hukuk dünyasında ne de pratik hayatta hiçbir karşılıkları yoktur. Ortada hukuki karşılığı ve pratik olarak uygulanabilir tek bir fikir var ise o da Barikan otelinin yerine yaptığımız gibi alanın rekreatif alan olarak düzenlenmesidir. Alanın tamamen temizlenip yeşil alan yapılması halinde bazı şahısların huzurları bozulacak ama herkes de şunu bilsin ki tapusu iptal edilmiş ve tazminatı ödenmiş yerler ile ilgili tüm yasal işlemleri yapmak, benim Samandağ halkına karşı olan hem yasal hem de vicdani bir sorumluluğumdur.  Tamamen hukuki olan bir durumu savunduğum halde siyasi popülizm adına şahsım hedef gösterilip “Alevi düşmanı olduğum “şeklinde ifadeler kullanılmıştır. Bunun neticesinde sosyal medyada şahsıma ağza alınmayacak hakaretler yapılmıştır. Alevi toplumunu bu kadar içten seven bir idareciyi: “Samandağ kaymakamı atası yavuzun ve yezidin izinde. Yavuzlara ve yezidlere boyun eğmeyeceğiz şeklindeki bir pozisyona düşüren tüm kişiler tarih karşısında hakperest Samandağlıların vicdanlarında mahkum olacaklardır.

7- Bildiğiniz üzere şahsi olarak yoğun girişimlerim neticesinde çevre yolu ihalesi yapıldı ve yol çalışmaları da halen devam ediyor.  Çevre yolu için binlerce vatandaşımızın özel mülkiyetinde olan evleri, arazileri, arsaları kamulaştırıldı. Kamulaştırmadan sonra da ilgili yol firması geldi yolu yapmak için kamulaştırılan arazilerdeki evleri, işyerlerini yıktı, arsa ve arazilere el koydu. Kıyı kenar çizgisi nedeniyle tapusu iptal edilen ve tazminatı ödenen vatandaşların mantığı ve bu kentte sorumluluk üstlenen bazı kişilerin söylemlerine göre hareket edilecekse, o zaman  çevre yolu yapımından dolayı da on binlerce mağduriyet var!  Çünkü, bu kişilerin yerlerini devlet kamu gücünü kullanarak kamulaştırdı ve şu an yol yapılıyor. Çevre yoluna bu ilçenin ihtiyacı olmadığını iddia eden biri var mı? Çevre yolu neticesinde kurduğu düzeni bozulan insanlar da o zaman toplansınlar desinler ki: “bizim evlerimiz yıkılıyor, işyerlerimiz yıkılıyor, arsalarımıza devlet el koyuyor” ve birileri de onlara öncülük etsinler!!.  Sonuçta kıyı kenar çizgisi ve sahil şeridinde kalan yerlerin tapularının iptal edilmesi kamu yararı için yapılan bir işlemdir. Devlet bir anlamda kıyı kenar çizgisi içindeki özel mülkleri kamulaştırarak, tamamen herkesin istifade edebileceği bir ortam yaratmıştır. Tapuları iptal edilen tüm vatandaşlarımızdan tazminat talebi olanların tazminatları ödenmiş ve zaman aşımı süresini geçirmeyen tüm vatandaşlarımızın da müracaat etmeleri halinde paraları ödenecektir.  Daha önceki  ortamlarda ve toplantılarda da ifade ettiğim üzere devletin bu şekilde kıyı kenar çizgisi içindeki özel mülkiyete konu yerlerin tapularını iptal etmesi bazı vatandaşlarımızın rahatını kaçırsa da;  bu iptaller, ilçenin geleceği, ilçenin yeniden dizayn edilmesi ve planlanması açısından bulunmaz bir fırsattır. Samandağ Belediyesi, 100 sene kendi gelirlerinin bir kuruşunu harcamazsa ve biriktirse, orada tapusu iptal edilen taşınmazları yeşil alan için kamulaştırma şansı olmaz. Nefes alamadığımız, hiçbir yeşil alanın olmadığı ilçemizde Cumhuriyet parkına bitişik özel mülkiyete konu alanın yeşil alan yapılması talebine ödeneksizlik şeklinde cevap verilmesi, kıyı kenar çizgisi içinde ise bedeli ödenmiş ve tapusu hazineye geçmiş ve bizim de park yapılması konusunda öncülük ettiğimiz bir hususta takınılan tavrın değerlendirilmesini kamuoyuna bırakıyorum.

8- Bu ilçenin tümüne yani 120. 000 kişiye karşı birinci derecede sorumluluğumuz vardır. Dolaylı olarak da ilçemize her gün gelen kişilerin rahat gelip gitmelerini sağlamak, onların güzel bir şekilde hizmet almalarını sağlamak gibi ikincil bir sorumluluğumuz vardır. Bu sorumluluk öncelikle merkezi yönetimin ilçedeki en üst düzey yetkilisi olarak benim omuzlarımda, seçilmiş yerel idarecilerde, çalışan tüm kamu görevlileri üzerindedir. Şahsi menfaatler her zaman kamunun menfaati için feda edilir. Kamu erki olarak da devlet kamu yararının gerektirdiği zamanlarda kamulaştırma, iptal gibi kimi kararlar alarak özel mülkiyeti kamu yararına sınırlar. Örnek vermek gerekecek olursak Antakya-Defne-Samandağ’ına içme suyunu sağlayacak olan ve yapımı tamamlan Karaçay Barajının amaçlarından bir tanesi belirtilen yerleşim yerlerindeki vatandaşların temiz su içmelerini sağlamaktır. Bu kapsamda baraj göletinin havzasında kalan özel mülkiyete konu yerler kamulaştırıldı. Yüzbinlerce insana temiz su sağlamak için bazı vatandaşların mülkiyetlerinden feragat etmesi gerekiyorsa bunu ilgili kamu idaresi, kamu adına yapar. Temiz içme suyu sağlamak için devlet nasıl kamulaştırma yapıp baraj yapıyorsa, vatandaşların daha rahat seyahat etmeleri için yolun geçtiği güzergahlarda devlet nasıl kamulaştırma yapıyorsa, insanların daha müreffeh bir hayat yaşamaları ve kıyı korumak için kıyı kenar çizgisi içindeki özel mülkiyete konu tapuları da iptal edip, o alanları da rekreatif alan yapabilir. Görevimiz, tapusu iptal edilen vatandaşların haksızlığa uğramamaları için zararlarının tazminini sağlamak olduğu kadar, aynı zamanda kıyının daha iyi şekilde düzenlenmesini sağlayıp tüm toplumun huzur ve refahını artırmaya yönelik politikalar geliştirmek ve tedbirler almaktır.

9- Yapmış olduğumuz toplantıda söz verdiğim üzere mülk sahiplerinden iki hukukçu ile 12/09/2017 tarihinde bir görüşme yapılmış olup, bu görüşmede mülk sahipleri iptal kararının yıkım için gerekçe olmayacağını belirtmişlerdir. Konuyu tamamen açıklığa kavuşturmak üzere ve hiçbir tereddüte mahal vermemek için 15/09/2017 tarih ve 2180 sayılı yazı ile Valilik makamına hukuki görüş sorulmuş olup, gelen hukuki görüşe göre hareket edilecektir.  Burada tereddüt edilen husus tapusu iptal edilen özel mülk sahiplerinin sahip olduğu işyeri ve meskenler ile ilgilidir. Yoksa daha önceden beri hazinenin veya belediyenin mülkü olup orada işgaller varsa bu konuda tereddüt yoktur. Örnek vermek gerekecek olursak kıyı kenar çizgisi içindeki en büyük alanı işgal eden büz fabrikasına toplantıdan hemen sonra bir süre verilerek gerekli yazışmalar yapılmış verilen süre bittiğinde de gereken işlemler yapılacaktır.

10- Valilikten gelen hukuki görüş tapusu iptal edilen özel mülkiyete konu yerlerin yıkım işlemi olduğu takdirde görevini yerine getirmeyen tüm kamu görevlileri ile ilgili 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamında gerekli işlemler yapılıp 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257. Maddesi gereğince işlem yapılması üzere Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilecektir.

11- Tüm toplantılarda gündeme geldiği için, 15/09/2017 tarih ve 2180 sayılı yazımız Hatay Valiliği Çevre Şehircilik İl Müdürlüğüne 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında çizilen kıyı kenar çizgisinin yeniden tespit edilmesi yönündeki mülk sahiplerinin talepleri iletilmiştir. Daha önce Samandağ’dan birkaç mülk sahibi, ben, belediye başkanı ile Sayın Valimizin başkanlığında İl Müdürlüğünden yetkililerin de katıldığı bir toplantı yapıldı. Kıyı kenar çizgisinin değiştirilmesi o zaman da gündeme geldi. Samandağ’daki kıyı kenar çizgisinin büyük bir kısmı mahkeme kararları neticesinde oluştuğu için bunun mümkün olmadığı 5. Maddede belirttiğim Anayasa’nın 138. Maddesine atıfta bulunularak izah edildi.  Bu konuda artık hiçbir tartışmaya mahal bırakmamak için ben mülk sahiplerinin bu taleplerini resmi olarak yukarıda belirttiğim üzere ilgili mercilere ilettim. Bu hususla ilgili kaymakamlığımıza verilecek cevaba göre hareket edilecektir.

12- 07/09/2017 tarihli toplantıda 31.12.2017 Aralık’a kadar tüm mülklerin ve işyerinin boşaltılması istenilmişti. Yukarıda belirtildiği üzere hem yıkım ile ilgili hukuki tartışmaları bitirmek için hem de mülk sahiplerinin kıyı kenar çizgisinin değiştirilmesi ile ilgili talepleri için hukuki görüşler istenmiş olup, hukuki görüşler geldikten sonra yıkım ile ilgili tarihler bilahare kamuoyu ile paylaşılacaktır.

13- SONUÇ olarak, toplantı da izah edildiği üzere hiçbir kaymakam yıkım işlemi yapmak istemez. Ancak;

a- Mahkeme kararlarının olduğu,

b– Tüm hukuki süreçlerin bittiği,

c- Tapuların iptal edildiği,

d- Tazminatların ödendiği,

e- Tazminat davasını açmayıp tazminatı almayan kişilerin zaman aşımı süresini kaçırmadıkları sürece tazminatlarını almaları konusunda hiçbir engelin olmadığı,

f- Kamu yararının olduğu,

g- İlçenin geleceği için sorumluluk almak gerektiği bir konuda,

Yıkım işlemi için her türlü kanuni yolları kullanacağımdan, görevini ihmal eden veya kötüye kullanan tüm kişiler ile ilgili tüm yasal süreçleri işleteceğimden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bir kamu görevlisi olarak gözlerimin önüne perde çekip; hukuk dünyasında hiçbir olay olmamış, hiç kimse tazminat almamış gibi hareket etmemi kimse benden bekleyemez” dedi.

Haber: Ümit Sağaltıcı – Foto: Arşiv

 

 

 

Share
262 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+4 = ?
#

“YIKIM İŞLEMİ İÇİN HER TÜRLÜ KANUNİ YOLLARI KULLANACAĞIM”” için 1 yorum

  1. riyat : diyor ki:

    sayın mullki amiri kaymakam beyi candan kutlarım,bu yapıtıgı acıklamalar T.С Kanunlarının dahilinde dir ve bu samandag halkını bilgilendirmek acısında cok onemli aciklamalardir.hic kimse T.C Kanunlarının üstünde kendini görmesin özellikle yerel yöneticiler ve onlardan umut bekliyenler.