logo

reklam

SOHBET KÖŞESİ: HASAN YAVAŞ


Hasan Yavaş
deneme02@hotmail.com

hasan yavaş

NE DEMEK HAYIR?

Çok açık artık, AKP iktidarı ve sarayın derdi Anayasa değiştirmek falan değildir.

Kahroldukları dertleri Recep Tayyip Erdoğan’ı diktatör yapmaktır. Çok söyledik. Çok yazdık. Haykırdık sokaklarda sesimiz çıktığı kadar.

Dedik ki, 12 Eylül’ün ürünü olan 1982 Anayasası olağanüstü koşullarda hazırlandı ve olağanüstü koşullarla halkoyuna sunularak % 95’lere varan bir oranla kabul edildi. Çünkü 12 Eylül faşistleri kitlelerin üzerinde tam anlamıyla bir korku yaratmışlar yığınların HAYIR demelerine de fırsat vermemişlerdi. Dolayısı ile korku yaratarak aldıkları oyların sonucundan da beşi bir yerde generaller övünç duyan açıklamalar yaparak övünmüşlerdi.

Türkiye Sosyalist işçi Partisi olarak bizler HAYIR oyu kampanyası açmış birçok sandığa parti amblemli bildiriler koyarak Anayasa’ya hayır demiştik. Bu kampanya sonrası ise pek çok sayıda partili arkadaşımız tutuklanmış ve işkence görmüşlerdi.

12 Eylül 1980 Faşist generallerden iki üç kat daha tehlikeli bir sürecin son kulvarı Çarşamba günü tekrar TBMM genel kurulunda görüşmeye başlanacak Anayasa değişiklik görüşmeleri, Meclis genel kurulundan geçerse de iki üç ay içinde referandumla halka gidilecek.

Hile ve hurdayla önce meydanı boşaltıp, sonra da boş bulduğu meydanda tek başına cirit atmak istiyor saray.

Şuna bakın!

Yobaz gerici, ortaçağ karanlık kafalar, Lise biyoloji müfredatından ‘’Hayatın başlangıcı ve Evrim’’ ünitesini çıkarma gafletini tartışmaya açtı. Bu, İslam felsefesi açısından da, İslamcı çerçevede dahi izahı yoktur.

‘’Çünkü İslam düşünce dünyasında MUNTEZİLE’den başlayarak Abbası dönemine kadar geriye giden evrimci bir yaratılış kavrayışı vardır.

‘’Müslüman evrimciler’’, ne Kur’an, ne de hadislerde Allah’ın evreni ne zaman ve nasıl yarattığına dair açık seçik bilgi bulunmamasının rahatlığıyla yüzyıllar öncesinde DARWİN’e taş çıkartacak görüşler ileri sürmüşlerdir.

İslam Felsefesi’ni bilen az çok teoloji bilgisi olanlar bilir ki, Nazzam (9’uncu yüzyıl), ‘’Çekirdek varlık’’tan türlerin ortaya çıktığını söyler.

Cahiz (9’uncu yüzyıl),’’ Kompleks canlı türlerinin basit canlıların transformasyonuyla oluştuğunu, ‘’tabii seleksiyon’’ un türleşmeyi belirlediğini ileri sürer.

İbn Miskeveyh (10’uncu yüzyıl) maden, bitki, hayvan ve insan alemleri arasında ‘’geçiş veya ara türler’’ olduğundan dem vurur.

Ibn Tufey (12’nci yüzyıl), Hayatın başlangıcını, doğadaki bazı madde ve gazların kimyasal bileşiminin evrimleşmesiyle açıklar.

Mevlana Celaleddin-i Rumi (13’üncü yüzyıl), ‘’Cemadattandım (cansızlar), öldüm, nebat (bitki) oldum; Nebatken öldüm, hayvan zuhur ettim; Hayvanken de öldüm, insan oldum’’ der.

Daha da İslam âlimlerini örneklerini uzatabilir belgeleyebiliriz.

Tüm bunların özü şudur: Varoluş, Allah’ın yaratılmasıyla başlamış olsa da evrim süreciyle devam etmiştir. Çok ilginçtir ki bu, bizim dinbaz cühelanın bugün lanet kusup adını Lise müfredatından kazımaya çalıştığı DARWİN’ın de aslında benimsediği temel pozisyondur!

Dindar bir Protestan olan DARWİN, ‘’evrimin babası’’ sayılmasına yol

açan kitabı ‘’TÜRLERİN KÖKENİ’’ni şu cümlelerle sonlandırır:

‘’Yaradanın başlangıçta bütün özünün birkaç ya da bir biçime üfürdüğü yaşamı böyle anlayan ve böylesine basit bir başlangıçtan en güzel, en olağanüstü biçimlerin türemiş ve türemekte olduğunu kavrayan bu yaşam görüşünde gerçekten yücelik vardır.’’

Na hazin bir durum!

Yaptıkları, esas itibarıyla, şimdilerde en çok IŞİD’le , yani El Bab’da çarpıştıkları tedhiş örgütüyle özdeş bir anlayış olan selefliğe müfredata geçirmek!..

Sadece bu nedenle AKP’nin dayattığı Anayasa değişikliğine HAYIR demek namuslu bir yurttaşlık görevidir.

Bin kez, yüz bin kez , milyon kez hayır!!!

 

 

Share
245 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • SAMANDAĞ COĞRAFYASI

    16 Ekim 2017 Genel, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Yerel

    Samandağ coğrafyası  (Asurlular’ın tabiri ile Sedir dağı); tektonik hareketler sonucunda bugünkü görünümü almıştır. İlçemiz, ülkemizle birlikte bugünkü görünüşünü, Üçüncü Zaman sonunda (bundan aşağı yukarı 15-20 milyon yıl önce) tektonik hareketlerle kazandı. Yani bugün hangi coğrafi koşullarda yaşıyorsak, 15-20 milyon yıl önce de burada yaşamış olanlar aşağı yukarı aynı coğrafi koşullarda yaşamışlardır. Bugün gördüğümüz Kel dağı dağları, Musa dağları Asi nehri, Samandağ sahili  gibi Samandağ’ın silüetini oluşturan ana coğrafi  unsurların oluşu...
  • CHP KENDİ EKSİKLERİNİ TAMAMLAMALI

    09 Ekim 2017 Köşe Yazıları, Siyaset, Tüm Manşetler, Yerel

      Bilindiği üzere ilçemizde CHP delege seçimi var bitti mi bilmem. Herkesin bildiği gibi bazı mahalle seçimlerinde kavgalar tartışmalar çıktı. CHP hakkında neden yazıyorum. Takip edenler bilir hem genelde hem yerelde Chp seçimlerinde hep sorun yaşıyor. Hep çatlak var.   Siz içeride bir birinizi yerken diğerleri iktidarın keyfini yaşıyor. Siz bir birinizin kuyusunu açarken birileri sizi kuyuya atıyor. Siz bir birinizi kötüler iken sizi birileri yok ediyor.   Şimdi sormazlar mı ? Genel kurultaya...
  • ANLAŞILMASI İSTENMEYEN BİLİM DALI:  TARİH  (İLKÇAĞ’DA SAMANDAĞ -2)

    02 Ekim 2017 Köşe Yazıları

    Geçen hafta  İlkçağ’da Hitit ve Fenike uygarlıkları zamanında, ilçemizin durumuna kısaca değinmiştik. Bu hafta da ilçemizde ve coğrafyamızda egemenlik kuran medeniyetlerin haritalarını göstererek ilçemizin yeri hakkında kısaca bilgi aktaracağım. Sırası ile Mısır’ın-Asur’un – Babiller’in- Persler’in-Büyük İskender’in- Selevkoslar’ın- Roma’nın  haritalarını aktararak Samandağ’ın konumunu değerlendireceğiz. Mısır medeniyeti haritası 1- Fenikeler zamanında çok önemli bir yerleşim yeri olan coğrafyamız; Mısır’ın  egemenliğine girince ba...
  • DELEGE KİME DENİR?

    20 Eylül 2017 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Haberler

    Mesleğim gazetecilik, yıllardır hemen herkesle iletişim içindeyim. Bir bakmışsınız ilçemizin bir köyünde tarlada çiftçilerle sorunlarını dinliyorum. Bir bakmışsınız kaldırıma oturup yoldaki dilenciyle sohbet ediyorum. Bir bakmışsınız ilimizin, ilçemizin en zengin iş adamıyla ofisinde röportaj yapıyorum. İşçi, Memur, Öğrenci… Fark etmez. ‘Birinin derdi akşam yiyecek bir dilim ekmekse diğerinin derdi aylık milyarca kazancını ikiye katlamak. Bedeli ve fiyatı farkı olsa da dert işte, herkeste var! Son günlerde ise; yoksu...