logo

reklam
04 Eylül 2018

“SKANDAL”

16 Nisan 2017 tarihinde yapılan Anayasa oylaması ile ilgili çok şey konuşulup çok şey yazıldı. Hem bu anayasa değişikliği ile Türkiye’nin rejimi kökten değişti hem de demokrasinin D’sine bile çarpı çekilmiş oldu. YSK’nın sandıklar açılmadan kısa bir süre önce aldığı kararla imzasız ve mühürsüz oyların da geçerli sayılacağı kabul edildiği için bir de baktık gördük ki anayasa referandumunda kılpayı “EVET” kazanmış oldu. Oysa sonuçlar kesinlikle “HAYIR” oylarının önde olduğunu gösteriyordu. Seçim sandıklarında hileydi, şuydu, buydu derken bizzat Recep Tayyip Erdoğan’ın sözüyle atı alan Üsküdar’ı geçmişti. Böylece de “HAYIR” çalışması yapan ve oylarını “HAYIR” olarak kullanan yurttaşların elleri böğürlerinde kaldı.

Sonuç olarak bu konuyu uzun uzun tartıştık. Hileler, hurdalar artık ne yapılmışsa yapanların yanına kâr kaldı. Oraya başvuruldu, buraya başvuruldu sonuçlar kabullenilip kıçüstü oturuldu. Çünkü konuya müdahale etmesi gereken ortada ne bir yargı kurumu vardı ne de hakkı, adaleti üstün tutacak bir anlayış. Durum bu olunca da yönetim tek kişinin iradesine teslim edilip her şey olağanmış havasına girildi.

Seçimlere daha zaman varken sahneye birdenbire Türkiye’nin bekasından sorumlu Bahçeli devreye girdi ve seçimler öne alınarak 24 Haziran 2018’e çekildi. “Cumhur İttifakı”nın temelleri çoktan atılmış aklınıza Alicengiz oyunu anlamında ne gelirse bütün incelikleriyle yasalarla da desteklenerek yaşama geçirilmişti. Bu denli bağıra bağıra hileyi çağrıştıran adımlara karşın bile Türkiye demokrasi güçleri olayı seyretmiş, seçimlere ittifakın koşullarında girmeye razı olmuştu. Dahası bu seçimler artık geriye dönüşü mümkün olmayacak sonuçları olan bir seçim olmasına karşın ciddi bir çalışma ve çaba muhalefetçe gösterilmeden seçimlere girildi.

Hem partili cumhurbaşkanı seçilecekti, hem de milletvekili seçimleri. Saray ve MHP iktidar olmanın da getirdiği avantajla her istediklerini tek tek yerine getirdiler. Muhalefet kesiminde en büyük parti CHP olmasına karşın CHP’nin de bulanık siyaseti bir türlü durulmadı. Eğer Meral Akşener oyunbozanlık etmeseydi CHP’ye kalırsa kesinlikle “Millet İttifakı”nın adayı Abdullah Gül olacaktı. Ekmeleddin İhsanoğlu vakasına karşın bu kez de Gül vakası ile CHP seçmenlerden oy isteyecekti. Olmadı elbette. Doğru dürüst bir çalışma bile yapılmadan aday olarak Muharrem İnce gösterildi. Başlangıçta isabetli gibi görünüyordu fakat gösterilen kişi Muharrem İnce’ydi ne yapacağı da belli olmazdı.

Konunun bu kısımlarında durmayacağım. Seçimler oldu bitti. Daha sonuçlar açıklanmadan ve tam olarak bilinmiyorken İnce “Adam kazandı” diyerek havlu attı. Konuyu partisiyle tartışmaya bile gerek duymamıştı. CHP şaşkındı, bütün Türkiye daha da şaşkındı. Oy oranlarına baktık İnce %30’zu geçmiş, CHP %22’nin biraz üstünde oy almıştı. İnce’ye gün doğdu. Hiç zaman geçirmedi ve partisine karşı bayrak açıp erken genel kurula gitmek için kolları sıvadı. Seçimlerin hemen sonrasında CHP’nin gündemi genel kurula odaklanıp imza toplandıydı toplanmadıydı konusuna çivilenip kaldı.

Sonuçta imzalar toplandı sayıldı, bakıldı genel kurul toplamaya yetmediği görüldüğü için genel kurula gidilmedi. Ancak tartışmalar da bitmedi. Bu kez de İnce doğrudan Kılıçdaroğlu’nu hedef alarak “yalancı” suçlaması ile yeniden tartışmayı alevlendirdiyse de bütün bunları unutturacak bir gelişme oldu. CHP’li yetkililer seçim değerlendirmesi yapıp, CHP’nin oyları nereye gittiğini anlamaya çalışıyordu. Sonuç olarak az birazının HDP’ye, daha çoğunun ise İyi partiye gittiğine dair bir bilgi hem de akademisyen saptamasıyla kamuoyunun gündemine düşüyordu. Anca bize göre bu saptama doğru değildi, çünkü CHP’nin oylarının daha çoğu ya HDP’ye gitmişti ya da iki parti arasında eşite yakındı. Ancak bunların da bir önemi yok. Bizi daha çok ilgilendiren seçimlerde kullanılan 2,5 milyon oyun mükerrer olduğu yolundaydı ki ya da ne bileyim hileli, işte bu gerçek bütün sonuçları altüst edebilirdi.

Bugüne kadar seçim sonuçları ile ilgili bir şey demeyip de CHP’den şimdi bu tür açıklamalar geliyorsa eğer gerçekten de üzerinde çok düşünülmesi ve CHP’nin bu açıklamayla neyi amaçladığını açıklaması gerekiyor. Diyelim ki durum budur. Sonuçları belli olan seçimler yurttaş için ne ifade eder? Verdiği oyların bir değeri yoksa çalınmış çırpılmış ve de bugün bunlar bilindiği halde bir şey yapılamadığı ya da yapılmadığı söylenmek isteniyorsa niye kalkıp da yerel seçimlerde yurttaşı sandığa çağırıyorsunuz? Siz de hiç mi bunları doğru dürüst değerlendirecek akıl yok?

Var olun, sayenizde ülkenin rejimi değişti. Var olun, sayenizde bu ülkenin işçisinin, emekçisinin halkının umudu kırıldı. “EVET”, “HAYIR” oylamaları için ne demiştiniz? Halkı meydanlara çağırsaydık katliam olabilirdi. 24 Haziran seçimlerinde 2,5 milyon oy mükerrer mi kullanılmış? Bunun için ne diyeceksiniz? Uyu uyu yat uyu mu?

“Her Gün” 03 Eylül 2018

Tsip Genel Başkanı Turgut Koçak

Share
67 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+7 = ?