logo

reklam

 ŞİİRDE HAYAT BULAN ŞAİRLER

3 Büyük Şairin Kendisine En Güzel Şiirlerini Yazdırtan Kadın

Tomris Uyar edebiyata düşkün bir ailenin kızıydı. Babasının şiir kitabı, annesinin ise çevirileri olan yazarın, Arnavut Kız Koleji yıllarında kalbinde canlanmaya başladı öykü yazma isteği. Böylece Kız Koleji’nin ardından Gazetecilik Enstitüsü’nü bitiren Tomris çeviri denemelerine başladı. Öykü yazmanın hemen öncesinde Türkçenin tüm kıvraklığına sahip olmak istedi, çeviri yapmak onun için bu yolda bir egzersiz görevi gördü. Tomris Uyar’ı, kendisine hiç şiir yazılmamış biri olarak, 3 büyük şairin kendisine en güzel şiirlerini yazdırtan kadın olarak tanıyoruz.  Peki, Tomris Uyar’a şiir yaza 3 büyük şair kimdir bir bakalım.

Turgut Uyar

Onun âşıkları arasından belki de en şanslı olanı Turgut Uyar’dır. Çünkü kendi deyimiyle ”uzaktan sadece hayalini kurmaktansa, yanındaki gerçek mutluluğu kelimelere dökemese de olur bahtlılığı”  onunki.

Şu dizeleri yazmıştır biricik karısına:

Herkes seni sen zanneder.

Senin sen olmadığını bile bilmeden,

Sen bile

Seni ben geçerken

Derim ki,

Saati sorduklarında;

Onu ”O” geçiyordur

Kimse anlam veremez.

Tamir ettirmedin gitti derler şu saati.

Ettirmek istiyor musun demezler.

Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

Zamanı durdururum yüreğimde,

Sensiz geçtiği için,

Akrep yelkovana küskündür.

Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür.

Bil ki akrep yelkovanı geçerse,

Atan bu yüreğim durur.

Bırak bozuk kalsın, hiç değilse

Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

Tomris ise böyle anlatırdı Turgut Uyar’ı; “Turgut, her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda, boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım.”

Cemal Süreya

Tomris Uyar’ın bir diğer aşığı ise ünlü şair Cemal Süreya’dır.

Tanıştıkları dönemde ikisi de evliydi aslında hatta aşkları için eşlerinden bile boşanmışlardı. Tomris kolej aşkından Ülkü Tamer’den boşanmıştı onun için.

Cemal Süreya şu dizeleri yazmıştı Tomris için;

Ay ışığında oturduk

Bileğinden öptüm seni

Sonra ayakta öptüm

Dudağından öptüm seni

Kapı aralığında öptüm

Soluğundan öptüm seni

Bahçede çocuklar vardı

Çocuğundan öptüm seni

Evime götürdüm yatağımda

Kasığından öptüm seni

Başka evlerde karşılaştık

İliğinden öptüm seni

En sonunda caddelere çıkardım

Kaynağından öptüm seni

Başka dizelerinde ise nasıl umutsuzca aşık olduğunu anlatmıştır hep.

Daha nen olayım isterdin

Onursuzunum senin!

Tomris ise böyle anlatmıştı Cemal’le olan aşkını ”Beni bıraktı ama rahat edemedi. Ona göre bana sahip olunamazdı. ‘Senden ayrıldığım anda, senin hakkında, hikâyen hakkında sevdiğimi belirtecek hiçbir şey söylemeyeceğim, benim ağzımdan kimse duymayacak’ dedi ve doğrusu hiç yazmadı.

Cemal Süreya’yla olan bir anısını da böyle anlatmıştı Tomris;

Her akşam işten çıkıp şıp diye eve damlıyordu Cemal Süreya. Bir gün Tomris Uyar, ‘biraz gez dolaş arkadaşlarınla falan buluş’ dedi. Ertesi gün geç geldi Cemal Süreya, daha ertesi gün de, hep geç geldi. Bu akşamlardan birinde, örtü silkelemek için pencereyi açan Tomris, apartmanın girişinde oturan Cemal’i gördü ve gerçek ortaya çıktı. Her akşam iş çıkışı eve geliyor ama aşağıda oturup ‘gecikiyordu’ Cemal Süreya… Tomris Uyar tarafından durumun adı derhal kondu: Şahsiyet Rötarı…

Edebiyat dünyasının da çok iyi bildiği bir gerçek Edip Cansever’in Tomris Uyar’a olan hayranlığıdır.Her yıl Mart’ın 15’inde (Tomris Uyar’ın doğumgünü) bir şiir yayınlayarak hayranlığını her yıl bıkmadan usanmadan anlatmıştır şiirlerinde.

Şu dizeleri yazmıştır onun için;

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç

Yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de

Bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle

Ve yarışırsa ancak Monet’nin

Kadınlarına yaraşan giysilerinle

Gördüm de

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde

Bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde

Bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında

Öyle kısaydı ki adımların

Şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle

Ölçülür ve denk düşerdi ancak

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Yok bir yanıtın ”nereye” diyenlere

Bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın

Ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere

O bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun

Sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden

Yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki

Hani Etiler’den Hisar’a insek bile

Bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın

Çok yaşında her zamanki çocuksun gene

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Mart ayında patlıcan, ağustosta karnabahar

Mutfağın mutfak olalı böyle

Bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı

Adını yenile bu yıl, ama bak Tomris Uyar olsun gene

Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma

Oysa güneş pek batmadı senin evinde

Söyle

Ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.

Edip Cansever içinse şunları söylemişti Tomris Uyar: ”Sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. Bitmeyen tek aşkın gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu Edip Cansever öğretti bana.”

(Alıntı)

 

Share
50 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+4 = ?