logo

reklam

SERHAT ÇAKIN’DAN “HAFTALIK” DEĞERLENDİRMELER

(24 – 31 MART 2018)

1- Dövizin değerindeki artışlar sonucu avronun değeri 5 TL.’ye, doların değeri ise 4 TL.’ye yaklaştı.

Cari açığın artması sonucu döviz talebinde görülen yükseliş,  enflasyondaki artışla birlikte tasarruf gücünü korumak isteyen yurttaşların döviz alımını arttırmaları dövizin değerini yükseltmiştir.

Bunun yanında uluslararası kredi kuruluşlarının Türkiye’nin kredi notunu düşürmeleri, OHAL’deki sermayeye de zarar veren kimi hukuk dışı uygulamalar sonucu yabancı sermaye ve sıcak para girişinin azalmasıyla birlikte döviz arzı da azalmış; bu da dövizin değerini yükseltmiştir.

Böylece dövizin, özellikle avro ve doların lira karşısındaki değer artışı hız kazanmıştır.

Önümüzdeki günlerde avro ve doların değerinde belli bir düşüş beklenmekle birlikte avro ve dolar tekrar eski değerlerine dönmeyeceklerdir.

Yani avronun değerinin 4,6 TL.’nin altına, doların da 3,7 TL.’nin altına düşmesi zayıf bir ihtimaldir.

Bundan dolayı yıl sonuna kadar avronun değerinin 5 TL.’yi aşması, doların değerinin de 4.10 TL.’yi geçmesi muhtemeldir.

Bu yüzden hükümet ve saray yeni kaynaklar bularak iktidarlarını sürdürmek için Türkiye’nin taşınmazlarını başta zengin Arap Şeyhleri olmak üzere yabancılara satmaktadırlar.

****

2- Hükümet tarafından açıklanan ve %7,4 olarak değerlendirilen ekonomik yıllık büyüme hızı büyük bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.

Ancak bu büyüme istihdamı fazla arttırmamış, istihdam üzerindeki etkisi sınırlı olmuştur.

Bunun yanında büyümenin halka ve halkın geçim ve yaşam koşullarına fazla yansımadığı da bir gerçektir.

Kimi hükümete yakın gazeteler bile bunu açıklamaktan kaçınmamışlardır.

Bundan dolayı ekonomik alandaki bu büyüme sağlıklı bir büyüme değildir.

Çünkü üretim ve üretime dönük yatırımlarda büyük bir artış sağlanamamıştır.

Söz konusu büyüme daha çok tüketimdeki artıştan kaynaklanmıştır.

Bu tüketim artışlarının bir kısmı da borçla sağlanmıştır.

Öte yandan Türkiye’nin ulusal geliri TL bazında artarken, doların değer kazanması sonucu dolar bazında gerilemiştir.

******

3- Mecliste yaşanan tiyatro skandalının etkileri sürüyor.

Kadın derneklerinin ve tüm ilerici ve devrimci kuruluşların ve örgütlerin sert tepkilerine yol açan bu skandalda kadın oyuncuların erkek oyuncularla birlikte sahneye çıkarılmaması, perde arkasından seslerini duyurmakla yetinilmesi, AKP İktidarının kadınlara yönelik cinsiyetçi-gerici bakış açışını, kadın karşıtı kadın düşmanı yüzünü ortaya koyan bir aynadır.

İktidarın reddedip üstünü örtmeye çalıştığı bu tutum, onun çağdaş bir toplum ve yönetim anlayışından ne kadar uzakta olduğunu ortaya koymaktadır.

Çünkü bu kararı alıp uygulatan meclis başkanı iktidar partisinin oylarıyla seçilmiş ve onun tarafından bütün yaptıklarına ve konuşmalarına rağmen görevinin başında tutulmuştur.

*****

4- Yargıtay, geçen hafta terör suçundan yargılanıp mahkûm edilen bir sanığın mahkûmiyetini, sanığa savunma hakkıyla ilgili olarak avukatını seçme hakkının tanınmaması ya da zorunlu olarak bir avukat tutulmasına fırsat verilmemesi nedeniyle iddia makamı ile savunma makamı arasında hukukun öngördüğü dengenin gerçekleşmemesi nedeniyle bozdu.

Bu gelişme hukukun üstünlüğü ve yargılamanın adil ve çağdaş ölçülere göre gerçekleşmesi açısından olumlu olmakla birlikte, iktidar ve saray bundan sonra da ellerine geçen her fırsatı değerlendirerek terör suçlusu olarak nitelendirdikleri kişilere savunma hakkı tanımamak; ya da savunma haklarını kısmak için eline geçen her fırsatı kullanmaktan kaçınmayacaktır.

Yargılama ve mahkûmiyetin baştan savunma hakkının kullandırılmaması; ya da yeterince kullandırılmaması yoluyla yapılması bunun bir kanıtıdır.

****

5- Perşembe günü PKK’nın Siirt’in kırsalında gerçekleştirdiği bir saldırı sonucu 6 korucu yaşamını yitirirken 4 asker ve 3 korucu da yaralandı.

Kasım 2017’de PKK ile çatışmada yaralanan bir askerin ölümü ve ondan önce de Afrin’de 2 askerin bombalı bir tuzakla, bir askerin de Hatay’ın Amanos Bölgesi’ndeki çatışmada yaşamını yitirmesiyle birlikte bir hafta da silahlı çatışmalarda ölen güvenlik görevlilerinin sayısı 10’a yükselmiş oldu.

Bütün bunlar AKP Hükümeti ve sarayın terörü önleyemediğini ve önlemek için fazla çaba sarf etmediğini gösterirken, OHAL’i sürdürmek için terörden yararlanmaya çalıştığını da ortaya koyuyor.

*****

6- Şeker işçilerinin protesto ve tepkileri sürüyor.

AKP İktidarının satışa çıkardığı, böylece hem işçilere; hem de pancar üreticisi köylülere zarar verecek satışa karşı işçiler eylem ve gösterilerini sürdürüyorlar.

Bu eylem, gösteri ve tepkilere karşı hükümet yetkilileri işçilerle yüz yüze gelip onların karşısına çıkamıyorlar.

Buna paralel olarak basının ve medyanın büyük bir bölümünde bununla ilgili haber çıkmıyor, fazla yazı yazılmıyor.

Öte yandan hükümet te satıştan vazgeçmiyor.

Çünkü bunun için Cargill’ le anlaşılmış ve belli çevrelerin bu satıştan kazanç sağlamaları için onlara söz verilmiştir.

Ancak direniş büyüyerek gelişir, iyi örgütlenip sürdürülürse satış önlenebilir.

Bundan dolayı ilerici ve devrimci örgüt ve partilerin bu direnişi örgütleyip güçlendirmek için mücadele etmeleri onların öncelikli görevleri arasında olmalıdır.

*****

7- ABD, Membiç’teki askeri yığınağını arttırıyor. ABD’nin Membiç’e yeni askeri malzemeler ve askerler göndermesi Türkiye Yönetimi’nin buraya bir askeri operasyon yapmasını olanaksız hale getiriyor.

Öte yandan ABD ile Türkiye arasında Membiç için yapılacak olup daha sonra ertelenen görüşmeler 30 Mart da yani dün ABD’ de yapılacaktı.

Bu görüşmelerde Türkiye Yönetimi, daha önce söylendiği gibi Membiç için ABD’yle anlaşmaya çalışacaktır.

Öte yandan Fransa’nın da Membiç’e ve Suriye’ye asker göndermek istemesi, SDG Heyetini kabul edip desteklemesi, Fransız Emperyalizminin de Suriye’den ve Ortadoğu’dan pay almak istediğini ortaya koyuyor.

Öte yandan Fransız Emperyalizmi de bunun için tıpkı Amerikan Emperyalizmi gibi PYD-YPG Güçlerini kullanmak istemektedir. Bu durum AKP Hükümeti ve sarayın Suriye’de emperyalist büyük güçler karşısında daha çok zorlanacağını ortaya koymaktadır.

Diğer yandan ABD’nin Deyrizor Bölgesi’nde bir üs inşa etmesi ve bu üssün güvenliğinin SDG Güçleri tarafından sağlanması da PYD-YPG-SDG Güçleri’nin emperyalizmin Ortadoğu Politikalarının bir parçası haline dönüştüğünü de ortaya koyuyor.

*****

8- Trump Yönetimi, yakında Suriye’den çekileceğini açıkladı. Ancak ABD Dışişleri bundan haberdar olmadığını söyledi.

Öte yandan ABD’nin Deyrizor Bölgesi’nde bir askeri üs inşa ettirmesi bu açıklamayla çelişiyor.

Bu konudaki farklı ve çelişkili açıklamalar ve uygulamalar ABD’deki hâkim sermaye sınıfının klikleri arasındaki çatışma ve anlaşmazlıkları ortaya koyuyor.

Trump’un söz ve kararları ve sözleri de bunun dışında değildir.

****

9- ABD, Britanya ve NATO Ülkeleri ile Rusya arasındaki gerilim artarak devam ediyor.

Gerilimin kaynağında yatan casus krizinden dolayı ABD’nin ve Britanya’nın, ülkelerindeki Rus Diplomatları sınır dışı etmelerine paralel olarak Rusya’da ülkesindeki Amerikan, Britanyalı ve NATO’daki kimi ülkelerin diplomatlarını sınır dışı ediyor.

Artan bu gerginlik soğuk savaş ortamının yeniden ortaya çıkmasını sağlarken, silahlanma ve savunma harcamalarının da daha çok artmasını, militarizmin daha çok güçlenmesini sağlayarak büyük bir dünya savaşına giden yolu hızlandıracaktır.

Bu durumdan yararlanmaya çalışacak olan AKP Yönetimi ve saray, Türkiye’yi Suriye’deki bataklığın içine daha çok sürmektedir.

Nitekim Afrin’e vali ve emniyet müdürü atanması, benzer gelişmelerin Azez, Cerablus ve Tel el Rıfat için de yapılması söz konusudur.

Ancak bu gelişmeler Türkiye’yi Ortadoğu’da işgalci bir devlet konumuna sürükleyerek hem uluslararası alanda güvenilirliğini daha çok sarsacak; hem de Arap Ülkelerinin birçoğuyla da ilişkilerini daha çok bozacaktır.

Ayrıca işgale karşı direniş hareketlerinin şiddetlenmesi ve buna yönelik çabalar da askeri kayıpların sürmesi sonucunu doğuracak, Türkiye’yi ciddi bir çatışmanın içinde yer alma riskiyle karşı karşıya bırakacaktır.

*****

10- Suudi Arabistan Yönetimi, önümüzdeki 10-15 yıl içinde İran’a karşı yaptırımlar etkili bir biçimde uygulanmazsa bir İran-Suudi Arabistan Savaşı’nın çıkabileceğinin açıkladı.

Bu açıklamalar Suudi Arabistan’ın, gelecekte ABD ve İsrail’in istekleri ve çıkarları doğrultusunda İran’la bir savaşa hazırlandığını ortaya koymaktadır.

Suudi Arabistan, önce ABD’nin de desteğiyle Körfez Ülkeleri üzerindeki İran Etkisini ortadan kaldırmaya çalışacak; daha sonra da İran’la ABD ve İsrail’in yardım ve desteğiyle savaşa girebilecektir.

Ancak Yemen’de sonuç alamayan bir Suudi Arabistan’ın tek başına İran’la savaşması pek olası değildir.

Suudi Arabistan, böyle bir savaşı ABD’nin ve İsrail’in askeri desteği ve başka devletlerin de yanında yer almasıyla sürdürebilir.

Bu yüzden böyle bir savaş çıktığında Türkiye, Amerikan Emperyalizminin de bölgeye yönelik planları ve vaatleriyle işbirlikçi AKP Yönetimi ve saray iktidarı tarafından tıpkı Afrin Operasyonu’nda olduğu gibi bu savaşa sokulabilir, sürüklenebilir.

Share
102 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+6 = ?