logo

reklam

SERHAT ÇAKIN’DAN “HAFTALIK” DEĞERLENDİRMELER:

 

22-29 EYLÜL 2018

1- Af Yasası yeni meclis açılır açılmaz gündeme gelecektir. MHP’nin bu affın titizlikle üzerinde durması kendi çıkarları ve amaçları açısından bir anlam taşımaktadır; yoksa ülkeyi ve toplumu düşünmek ve suçlu insanları topluma kazandırmak gibi bir amacı yoktur.

Af Yasasıyla yapılmak istenen eskiden çoğu MHP Militanıyken mafyatik eylemleri gerçekleştirip suç çeteleri oluşturan ve bu çetelere karışıp yönetimini ele geçirenleri dışarı çıkararak bunların yoluyla yeraltı ekonomisini organize edip partiye daha fazla maddi kaynak bulmaktır.

İkinci amaç ise affedilen bu kişiler MHP’nin çevresinde yedek bir militan kadronun örgütlenmesinde kullanılmak isteneceklerdir.

Böylece MHP, hem gelir kaynaklarını arttıracak; hem de daha etkili bir militan güce kavuşmuş olacaktır.

Ancak Cumhur İttifakı’nın büyük ortağı olan AKP bu affa pek sıcak bakmamaktadır.

Yerel seçimlerin öncesinde böyle bir affı çıkararak seçim öncesinde toplumsal tepkileri arttırmak istememektedir.

Bununla birlikte hükümet ve saray affa tamamen kapıları kapatmamakta; aftan kendi amaçları doğrultusunda yararlanmak ve affı bahane ederek hukuk düzeninde antidemokratik, kendi istek ve çıkarları doğrultusunda değişiklikler yapmak için bunu bir fırsat olarak kullanabilmeyi düşünmektedirler.

*******

2- Hükümet internetle ilgili yeni bir yasa çıkardı.

Sarayın çıkardığı bu yasaya göre internette denetim önceki dönemlerle kıyaslanamayacak kadar arttırıldı.

Bundan sonra medya ve televizyon kanalları internette yayın yapabilmek için RTÜK’ten izin alacaklar ve MİT’in olumlu raporuna ihtiyaç duyulacak.

Bunun dışında yayınlar izlenecek ve yurttaşların internette girdiği yerler firmalardan ve sunuculardan istenecek raporlarla belirlenip dijital fişleme de yapılabilecek.

Bu uygulamalar daha çok siyasi amaçlarla kullanılarak toplumsal muhalefetin etkisi ve gücü kırılmaya, toplumsal muhalefete alan bırakılmayarak ülkenin ve halkın, emekçilerin sorunları gizlenmeye çalışılacaktır.

Saray ve hükümetin buradaki asıl amacı; ekonomik krizin ağırlaşmasıyla birlikte internetin toplumsal muhalefet odakları tarafından Gezi Olaylarındaki gibi etkin bir biçimde kullanılmasını engellemektedir.

Zira saray ve hükümet, ekonomik krizin derinleşmesiyle birlikte meydana gelecek bir toplumsal patlamanın önünü alabilmek ve tekelci sermayenin de çıkarlarını koruyabilmek için medya ve basın üzerindeki bu tür baskıları arttırarak muhalif güçleri ve yurttaşları çaresizliğe ve yılgınlığa sürüklemek istiyor.

*******

3- Enis Berberoğlu’nun hapisten çıkması olumlu bir gelişme gibi görülmekle birlikte bu durum uzun sürmeyebilir.

Zira meclis açıldıktan sonra Enis Berberoğlu’nun milletvekilliği mecliste AKP ve MHP Milletvekillerinin oy çoğunluğuyla düşürülebilir.

Hakkındaki ceza yargıtay tarafından onandığı için yeniden cezaevine girebilir.

Bu da saraya ve AKP’ye özgü kurnazca bir oyundur.

Önümüzdeki dönemde meclis açıldıktan sonra bu oyun gündeme gelebilir, bu yüzden muhalefetin buna hazırlıklı olması gerekir.

******

4- Eğitimde karışıklık ve keşmekeş sürerken eğitim alanında tarikatların etkinliği genişliyor. Tarikatlar, şimdi de okul öncesi eğitime el attılar.

Okul öncesi eğitim alan çocuklar, özellikle yoksul ailelerin çocukları tarikatların kontrolündeki ana okullarına ve yuvalara yönlendiriliyor.

Bu durum hem çocukların küçük yaşta yaşamlarını olumsuz yönde etkileyecek dogmatik bilgilerin etkisi altına girmelerine; hem de her çeşit sömürüye maruz kalmaları sonucunu doğuruyor.

Küçük yaşta henüz soyutlama yeteneğinden yoksun çocukların tanrı kavramını tam olarak anlamaları mümkün olmadığı gibi; çocuklar burada daha çok gelecek yaşamlarını da olumsuz yönde etkileyecek şekilde korkuyla yetiştirilmektedirler.

Bu durumun pedagojik olarak onlara ne kadar büyük bir zarar vereceği açıktır.

Okul öncesi eğitimin de bu şekilde gericileştirilmeye çalışılmasının yanı sıra, eğitimde ki özelleştirme ve soygunun had safhaya ulaştığı da bir gerçektir.

Çocukların okula başlamaları ve kayıt olmaları için onların ailelerinden pek çok şeyin istenmesi bunun bir göstergesidir.

Bu durum, özellikle yoksul ailelerdeki velileri güç duruma düşürmekte, kimi veliler ekonomik krizle birlikte ortaya çıkan bu duruma dayanamayarak kendini öldürmeye, yani öz kıyıma yönelmektedir.

*******

5- İzmit’te çocuğuna okul pantolonu alamadığı ve işsiz olduğu için kendini öldüren bir babanın ailesiyle röportaj yapan bir gazetecinin gözaltına alınıp mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakılması Türkiye’de muhalif basına yönelik baskıların ne boyutlara geldiğini ve faşizmin geliştiğini gösteren güçlü bir kanıttır.

Demokratik bir ülkede ve anayasada doğal bir hak olan bu röportaj, günümüzde ülkemizde saray ve hükümet tarafından bir suçmuş gibi gösterilmektedir.

Havaalanı işçilerine yönelik sert müdahale ve 24 tanesinin çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanmasıyla meydana gelen hak ve hukuk tanımaz bu olaylar zinciri, iktidarın bir toplumsal kalkışmadan çok korktuğunu ortaya koymaktadır.

Ekonomik krizin ve siyasi baskıların etkisiyle başlayacak olan bir toplumsal kalkışma güçlü bir isyana dönüşüp, ülkeye hızla yayıldığında, iktidar ve tekelci büyük sermaye bu isyanı, sokakları ve toplumsal muhalefeti kontrol edememekten korkmakta ve isyanın geçmişte Tunus’ta ve Mısır’da olduğu gibi iktidarı yıkıp toplumsal muhalefetin kontrolü ele geçirmesinden korkmaktadır.

Bütün bu gelişmeleri engellemek için bu tür hareketler en sert biçimde bastırılmaya, gazeteciler, eylemciler gözaltına alınıp mahkemelere çıkarılmaya çalışılmaktadır.

Bu yolla muhalif unsurlar ve halk kesimleri korkutulup yıldırılmaya çalışılmakta ve baskıyla susmaları istenmektedir.

Ancak bu durumun sürgit devam edemeyeceği de meydandadır.

Bu koşullar altında ekonomik krizin ve geçim sıkıntısının etkisiyle ilerde başlayacak ve yayılacak güçlü bir toplumsal tepkiye devrimci güçlerin önderlik etmesi o tepkinin demokratik ve emekçilerin yararına olacak bir biçimde gelişmesi için zorunludur.

******

6- Cumhurbaşkanının ABD ve Federal Almanya seyahatleri gerçekleşti.

Ancak cumhurbaşkanı bu seyahatlerde beklenilen ilgiyi görmedi.

ABD’ ye yapılan seyahatte korumalar, adalet bakanı ile içişleri bakanı bulunmadı.

Çünkü ABD her iki bakana ABD’ye seyahat yasağı getirdiği gibi ABD’deki hesaplarını da dondurdu.

Bunun yanında korumaların da gelmesini istemedi.

Bu da Türkiye’de aslan kesilen saray yönetiminin ABD gibi büyük güçler karşısında bir kuzu rolünü oynadığını gösteriyor.

Öte yandan burada yapılan görüşmelerde Rahip Brunson başta olmak üzere Türkiye’de tutuklu olan Amerikalıların serbest bırakılmasının istendiği kesindir.

Federal Almanya’daki görüşmelerde ise Başbakan Angela Merkel görüşmelere katılmamış; Alman Cumhurbaşkanı’yla yapılan görüşmeler ise soğuk bir havada gerçekleşmiştir.

Bu görüşmelerde ise gümrük birliğinin genişletilmesi için gereken destek alınamadığı gibi Federal Almanya Cumhurbaşkanı tarafından Türkiye Yönetimi’nin demokrasi ve hukukun üstünlüğü ile ilgili gerekli adımları atmasının Avrupa Birliği ile ilişkilerin gelişmesi için zorunlu olduğu dile getirilmiştir.

Sonuç olarak bu dış gezilerden istenilen sonuç elde edilemediği gibi ciddi uyarılar da alınmıştır.

 Serhat ÇAKIR

 

 

 

 

Share
125 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+8 = ?