logo

reklam

SERHAT ÇAKIN’DAN “HAFTALIK” DEĞERLENDİRMELER: 13 – 20 OCAK 2018


ümit sağaltıcı
umit_ofset2013@hotmail.com

1- Uzun zamandan beri tartışılan AKP-MHP Seçim İttifakı konusundaki gelişmeler son haftalarda hızlandı.

İki parti arasında kurulan komisyonun çalışmalarının hız kazanması, Bahçeli’nin açıklamaları, gelecek seçimde bu iki partinin birlikte hareket edeceğini gösteriyor.

Bu durum, MHP Yönetiminin tek başına bugünkü politikalarıyla gelecek seçimlerde seçim barajını aşamayacağını anlaması ve AKP’nin de iktidarını güçlendirmek ve uğrayacağı oy kaybını azaltmak istemesinden kaynaklanıyor.

MHP Yönetimi, eskiden karşı çıktığı AKP İktidarını ve sarayı destekleyerek ve 2019’dan sonra da işbirliğini sürdüreceğini söyleyerek MHP’yi ortadan kaldıracak, ya da iyice önemsizleştirecek bir süreci başlatmıştır.

Çünkü yenidünya düzeni ve tekelci kapitalizmin gelmiş olduğu süreç, soğuk savaş döneminde ve 1990’lı yıllarda sağda önemli bir sokak gücü ve siyasi güç olarak kullanılan MHP’yi kapitalizm ve emperyalizm açısından gereksizleştirmiş; onu eskisi gibi aranan bir güç olmaktan çıkarmıştır.

Zira MHP’nin yaptığı ve yapmak istediği şeyleri AKP, devleti de kullanarak kendisi yapmakta, sermayenin ve emperyalizmin çıkarlarına en iyi kendisi hizmet etmektedir.

Öte yandan AKP’nin milliyetçiliği de daha çok kullanması ve tekelci kapitalizmin yeni koşullarıyla daha uyumlu çalışması MHP’yi etkisizleştirmiştir.

Böylece MHP, sağda iktidara muhalif, iktidarın dışında ayrı bir parti olmaktan çıkarak onun bir şubesi, bir uzantısı haline gelmiştir.

Bu durum, Naziler zamanında muhafazakârların bir bölümünün Nazilere katılmasına benzemektedir.

*******

2- Hükümetin ısrarı sonucu Danıştay, aldığı karardan geri adım atarak İlahiyat Mezunlarının öğretmen olmalarını engelleyen kararından geri adım attı.

Mili Eğitim Bakanlığı bünyesinde uygulamaya geçirilecek bu kararla eğitimin dinselleştirilmesinde bir adım daha atılmış oldu.

Hükümet, bundan sonra okullara öğretmen atarken kendi görüş ve ideolojisine uygun ilahiyat mezunlarını daha çok kullanacak ve onlara eğitimde daha fazla olanak tanıyacaktır.

******

3- Hükümet, OHAL’i beklendiği gibi üç ay daha uzattı. Hükümetin bu kararı, OHAL Uygulamasını bir yönetim şekline dönüştürmesinin bir sonucudur.

Öte yandan Ohal uzatılmadan önce KESK’in çağrısıyla Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda OHAL ve uygulamaları protesto edildi, OHAL’in bir an önce sona ermesi istendi.

Bunun yanında KESK EŞ Başkanı, hükümetin OHAL Uygulamalarının askeri rejimlere benzediğini açıkladı.

Buna göre OHAL kararı alındıktan sonra 31 KHK ile 116296 kamu görevlisi ihraç edildi.

11239 KESK üyesi açığa alındı.

1200’den fazla KESK üyesi tutuklandı.

1267 KESK üyesi ise sürgüne gönderildi.

Sürgün edilenlerin Çorum, Yozgat, Erzurum ve Osmaniye gibi muhafazakarlığın ve milliyetçiliğin güçlü olduğu yerlere sürgün edilmesi de dikkat çekicidir.

Bütün bunlar OHAL’İN, AKP Hükümeti ve sarayın kendi politikalarını hayata geçirmek ve devletteki muhalif demokrat kadroları uzaklaştırıp sindirerek, yerine kendi kadrolarını yerleştirmek için bir fırsat olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.

*******

4- Anayasa Mahkemesi’nin Mehmet Altan ve Şahin Alpay hakkında aldığı tahliye kararının resmi gazetede yayınlanmasına rağmen yerel mahkemeler ve üst mahkemeler bu kararı tanımamaya devam ediyorlar.

Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde görülmeyen bu durum iktidarın faşist politikalarının ve yargıyı yönlendirmesinin bir sonucu olarak ülkeyi büyük bir karışıklık ve anarşiye sürüklemektedir.

*******

5- 696 sayılı KHK ile yasallaşan cezaevlerindeki tek tip elbiseler henüz yönetmelik çıkmadan cezaevlerine yollandı.

Tek tip elbise uygulamasındaki bu aceleci tutumla hükümet ve saray, cezaevlerindeki faşizan politikalarını uygulamaya geçirmekte kararlı görünüyorlar.

Ancak bu uygulama baskıları olduğu kadar tepkileri de arttıracaktır.

Bu tepkilerin etkili bir sonuca dönüşmesi ise örgütlü bir muhalefetin gücüne bağlıdır.

*******

6- Gezici Araştırma Şirketinin yaptığı araştırmalara ve elde ettiği sonuçlara göre AKP’ye oy veren her üç seçmenden biri AKP için artık güvenilir olmaktan çıktı.

AKP seçmenlerinin üçte biri artık AKP’ye isteyerek oy vermeme eğiliminde.

Öte yandan bu şirketin yaptığı son anketlere göre AKP’nin gelecek seçimlerde oy oranı % 42, CHP’nin %20.1, İYİ Parti’nin %20.2,HDP’nin %8.73, MHP’nin %7.29 olacak.

Bu tablo, AKP oylarında bir düşüş olduğunu ve bu düşüşün süreceğini, MHP’nin tek başına seçim barajını aşamayacağını, CHP’nin ise ana muhalefette olmasına rağmen oylarının artmadığını, hatta azaldığını, buna karşılık İYİ Parti’nin oylarının önemli ölçüde yüksek göründüğünü ortaya koyuyor.

Bu durum, iktidar için olduğu kadar ana muhalefet için de düşündürücüdür.

Ana muhalefet partisinin bundan gerekli dersi çıkarması hem kendisi; hem de ülke için yürütülen demokrasi mücadelesi için gereklidir.

******

7- ABD’nin YPG-PYD Güçlerini koordine ederek güçlendirmesi ve bu güçleri düzenli bir ordu haline sokarak Türkiye ve Irak Sınırlarına konuşlandırması Türkiye’de iktidarın büyük tepkilerine yol açmış bulunmaktadır.

Ancak iktidarın ve sarayın tüm çıkışlarına rağmen ABD, kararından vazgeçmediği gibi, Türkiye Yönetimi’nin bunu kullanarak Afrin’e yapacağı müdahaleye de karşı çıkmıştır ve çıkmaya da devam ediyor.

Öte yandan hükümet ve saray, ABD karşısında Rusya’nın onayı, hatta desteğini almak için Genelkurmay Başkanı ve Mit Müsteşarını Moskova’ya görüşmelere gönderdi.

Rusya, ABD’nin PYD-YPG Güçlerini kendi subay ve askerleriyle güçlendirip, PYD Güçlerini kullanmasına ve PYD’nin bulunduğu bölgelerde bir ordu bulundurmasına karşı çıkmakla ve bu duruma tepki göstermekle birlikte Türkiye’nin Afrin’e müdahalesine de sıcak bakmıyor.

Öte yandan Suriye Hükümeti’de Türkiye’nin uçaklarını Suriye hava sahasına sokması halinde düşüreceğini açıkladı.

Ayrıca Anadolu Ajansının verdiği Rus Birliklerinin Afrin’den çekildiği haberi de Suriye Ajansları tarafından yalanlandı.

Rusya, birliklerini Afrin’den çekmediği gibi Afrin’in doğusunda yeni bir kontrol noktası kurdu.

Türkiye’de ise Afrin Sorunu gündemi belirleyen bir unsur haline getirilerek ülkede yaşanan ekonomik sorunların, demokrasi ve hukuk sorunlarının, eğitimdeki sorunların ve gerici politikaların üstü örtülmeye çalışılırken, Reza Zerrab Davası’nın kamuoyu üzerindeki etkileri de bu yolla azaltılmaya çalışılıyor.

Hükümetin ve sarayın Afrin’e müdahaleyi bu amaçlarla gündeme getirip, bunu bir iç politika malzemesi olarak kullanmak istedikleri, bu yolla azalan oylarını arttırarak gelecek seçimlerde de durumlarını sağlamlaştırmaya çalıştıkları bir gerçektir.

Nitekim askeri müdahale ve ayrıntıları hakkında açıklamaların yapılması biraz da bunu göstermektedir.

Ancak bu durum Türkiye’yi ve toplumu hem kendi içinde; hem de dışarda daha zor duruma düşürecektir.

Türkiye’nin dolaylı veya doğrudan müdahalesi sonucu Türkiye, Suriye’yle de çatışma durumuna girerse Rusya’yı karşısında bulabilir. ABD ve Rusya olası olumsuz gelişmeleri önlemek ve Türkiye’yi devre dışı bırakmak için Birleşmiş Milletlerde Türkiye karşısında birlikte hareket edebilirler.

Afrin’de çıkacak çatışmalar Türkiye’nin içine yayılıp giderek bir Türk-Kürt Çatışmasına doğru ilerleyerek iç savaşın kapısını aralayabileceği gibi Ortadoğu’da Türkiye’ye duyulan tepkilerin artmasına ve Türkiye’nin giderek Suriye’deki bataklığa daha çok saplanması sonucunu da verebilir.

Öte yandan ABD’nin PYD-YPG Güçlerine verdiği destek ve onları bir ordu haline getirmesi, Amerikan Emperyalizminin Suriye’den hala vazgeçmediğini ve bu ülkeyi hala bölmeye çalıştığını göstermektedir.

Bunun yanında diğer emperyalist ve büyük güçlerin bölgeye yönelik plan ve politikaları Ortadoğu ve Suriye’deki kimi çatışmaların kontrolden çıkarak dünya ölçeğinde bir büyük paylaşım savaşının çıkmasına yol açabilir.

AKP Hükümeti ve saray ise içinde bulundukları sıkışıklıktan çıkmak ve iktidarlarını güçlendirmek için kumar oynayarak böyle çatışmanın fitilinin ateşlenmesine yol açabilirler.

******

8- CHP İl Başkanlığı’na Canan Kaftancıoğlu seçildi.

AKP Yönetimi ise Kaftancıoğlu’nun daha önceden attığı twitlerin suç unsuru gibi görülmesini sağlayarak kendi hizmetine soktuğu yargıyı kullanarak hakkında soruşturma açılmasını sağlıyor.

Bu uygulamalar Türkiye’nin demokrasiden ne kadar uzaklaştığının ve faşist baskı politikalarının muhalefete karşı nasıl etkili bir biçimde kullanılmak istendiğinin bir göstergesidir.

Demokrasi güçlerinin örgütlü ve etkili bir mücadeleyle bu uygulamaları boşa çıkarması bir zorunluluktur.

 

Share
69 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İRAN HEDEFTE İDİ YİNE HEDEFTE OLACAK

    12 Şubat 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    Evgin Dağ… Geçtiğimiz Aralık ayının sonlarına doğru İran'da ABD ve Israil'in de desteklediği gösteriler yaşanmıştı. Bu gösterilerde Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Dini Lider Ayetullah Ali Hamanei aleyhinde sloganlar atılmış ve bu iki ismin koltuklarından indirilmesi istenmişti. Bu gösterilerin arkasında yukarıda da belirttiğim gibi yine ABD ve İsrail vardı elbette. * * * Önceki günkü köşe yazımda belirttiğim gibi " Arap Baharı" kılıfı ile yaratılan bir ABD Baharı vardı. Milyonlarca insanın ölmesine sebep olan bu kanlı bahar, öte ...
  • Av. Ali Beyaz’ın kaleminden… KUTUPLAŞMA

    07 Şubat 2018 Köşe Yazıları, Yerel

    Bu haftaki yazım, ülkedeki derin siyasi ayrılıklar ve parti tabanların birbirine bakış açısı üzerine istatistikler içeren bir yazı olacak Ülkenin geldiği noktayı görmek adına, verilerin ve rakamların ne dediğine kulak vermekte fayda var. İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezinin, 2017 yılı verilerine dayanarak yaptığı akademik araştırmada; parti seçmenlerinin diğer parti ve bunların parti tabanlarına bakış açıları istatistiksel bir biçimde ortaya konmuş. Yazıyı sayı ve istatistiklere boğmamaya dikkat ed...
  • ‘’ARAP BAHARINI’’ GERİDE BIRAKIRKEN

    05 Şubat 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

      Yabancı medya kuruluşlarını takip edince, daha fazla bilgi sahibi olup konuları daha iyi değerlendirme ve paylaşma fırsatı buluyoruz. Suriye’nin kuzeyi olan bölgenin demografik yapısı hakkında bilgi verelim. Suriye’de, Araplardan sonra ikinci etnik grup Kürtlerdir. Suriye’de yaşayan Kürtlerin sayıları tam olarak bilinmemektedir. 2-3 milyon kişi oldukları tahmin edilmektedir.  Bunun nedeni ‘’Kürt Milliyetçiliğini’’ bir tehlike olarak gören ‘’Arap sosyalist hareketinin’’ diğer adı ile ‘’BAAS Rejimi’nin’’ ‘’Kürt’ Milliyetçilerine’’ vatanda...
  • KAĞITTAN KAPLANLARA

    03 Şubat 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    Dünya savaşı: 1939-1945 yılları arasında süren savaşta 47 milyonu sivil, yaklaşık 72 milyon insan öldü-öldürüldü. *   *   * İtalya-Habeşistan Savaşı: 1935-1941 yılları arasında yaşandı ve 760 bin insan hayatını kaybetti. *   *   * Kore savaşı: ölü insan sayısı 3 milyon. *   *   * İran-Irak Savaşı 1980-1988 yılları arasında yaşanırken 800 bin civarında ölü sayısı oldu. *   *   * 1994 yılında Ruanda'da 1 milyon 174 bin insan katledildi. *   *   * Cezayir'de 1954-1962 yılları arasında süren bağımsızlık savaşında...