logo

reklam

SERHAT ÇAKIN’DAN “HAFTALIK” DEĞERLENDİRMELER: 08 – 15 EYLÜL 2018

1- AKP İktidarı Dönemi’nde eğitim alanındaki sorunlar ve karışıklıklar en önemli sorunlardan biri haline dönüşmüştür.

Bu dönemde okul öncesi eğitimin zorunlu eğitimin dışına alınması, okul öncesi eğitimden yararlanan çocukların sayısını da azaltarak onların örgün eğitime uyumunu zorlaştırmıştır.

İlkokullarda okullaşma oranı % 99,57’den % 91,54’e, kız çocuklarında % 99,61’den % 91,68’e gerilemiştir. Ortaokullarda ise okullaşma oranı geçen yıl % 95,68’e, bu yıl ise % 94,47’ye gerilemiştir.

Liselerde ise bu oran %83,58’e düşmüştür.

Liselerde öğrencilerin önemli bir bölümü meslek liselerine, imam-hatip liselerine; ya da açık liselere yönlendirilmektedir.

Bütün bu gelişmeler eğitimdeki gerilemeyi ortaya koyan tablolardır.

Bunun yanında eğitimin içeriğinin de gericileştirilmesinin yanı sıra tarikatlara eğitimde daha fazla söz sahibi olma olanağı da tanınmaktadır.

Son dönemde karma eğitimin tartışmaya açılmak istenmesi ve okullarda eğitimin karma olarak yapılması gerekir ibaresinin Milli Eğitim Yönetmeliği’nden çıkarılarak karma eğitim yapılmayan, kız ve erkek çocukların ayrı sınıflarda toplandığı haremlik-selamlık usulü okulların açılmasına fırsat verildiği de bir gerçektir.

Bu uygulamalara karşı ana muhalefet partisi olan CHP’nin tepkisi yeterli olmaz.

Türkiye’deki tüm eğitim emekçilerinin ve ilerici devrimci örgüt ve partilerin bu gerici, cinsiyet ayrımcılığına dayanan uygulamalara ve eğitimde özelleştirme ve gericiliğe karşı örgütlü kitlesel eylem ve mücadelelere girmesi bir zorunluluktur.

*****

2- Üçüncü Havalimanı’nda haklarını arayan ve bunun için eylem yapan işçilere patronların çıkarlarına uygun olarak sabaha karşı polis ve jandarmalar saldırdılar.

İşçilerin kaldıkları koğuşların kapıları zorla kırılarak içeri girilmiş, 400 işçi gözaltına alınmıştır.

Polislerin ellerindeki listelere göre işçileri gözaltına aldığı anlaşılmıştır.

Müdahalede çok sayıda özel harekât polisinin de yer alması bu eylemin önlenmesinin çok ciddiye alındığını ortaya koymaktadır.

Bu gelişmeler, iktidarın her şeyden önce sermaye ye ve sermaye düzenine hizmet ettiğini, patronlara hizmet ettiğini ve onların çıkarlarını temel aldığını gösterdiği gibi, günümüz iktidarının faşist niteliğini de ortaya koymakta ve emeğin tekelci sermayeye karşı her örgütlü ve toplu direnişi zor yoluyla kırılıp engellenmeye çalışılmaktadır.

Öte yandan bu tür eylemlerin hızla tüm yurda yayılmasından da büyük bir endişe duyulmaktadır.

Ancak bu zorlamalara ve önlemlere rağmen işçilerin ve emekçilerin direniş eylemleri yine de devam etmektedir.

Bursa’dan yola çıkan bir grup işçi de yürüyerek İstanbul’a doğru gelmekte, onlar da bir direniş hareketinde bulunmaktadırlar.

Bu direniş hareketlerinin birleştirilerek daha derli toplu ve kararlı hale getirilmesi emekçilerin ve işçi sınıfının örgütlü mücadelesini güçlendirip yaymak için gereklidir.

*****

3- Diyarbakır’da bağırsak şarbonu teşhisiyle hastaneye kaldırılan 10 yaşındaki bir çocuk yaşamını yitirdi.

Bunun yanında Diyarbakır ilinde deri şarbonu vakaları da görülmüş; ancak yetkililer tarafından yokmuş gibi davranılmıştır.

Bu vakaların sayısındaki artış ve şarbonun yaygınlaşmasının en önemli nedeni yandaş iş çevrelerinin işini kolaylaştırmak için ithal edilen etlerdeki veteriner denetiminin kaldırılmasıdır.

Bu olaylar şarbon vakalarının sanılanın üstünde olduğunu; ancak devletin yetkili kuruluşlarının bunları halka açıklamadıklarını, alınan önlemlerin de yeterli olmadığını ortaya koymaktadır.

Toplum sağlığının bu denli ihmal edilmesi, iktidarın ve sarayın toplumun geleceğini ve sağlığını fazla düşünmediklerini, kendi çıkar ve iktidarları ile sermayenin çıkarlarına öncelik verdiklerini ortaya koymaktadır.

******

4- Merkez Bankası politika faiz oranını % 24’e çıkararak 15 yılın en yüksek faiz oranının gerçekleştirilmesini sağladı.

Bu gelişme, dövizdeki değer artışı sonucu cari açığın büyümesi ve özel sektörün dış borçlarının da artmasıyla patronların baskısı sonucu alınmıştır.

Bu kararla dövizin değerinin belli bir düzeyde düşmesi sağlanmış, tüketimin daha çok kısılması yoluna gidilmiştir.

Cumhurbaşkanının karşı çıkmasına rağmen böyle bir kararın alınmasında sermayenin baskısı önemli bir rol oynamıştır.

Öte yandan yaklaşan yerel seçimler ve sonrasında yaşanan ekonomik sorunlar ve işsizlikte görülen artışın sorumluluğu cumhurbaşkanı tarafından Merkez Bankası’nın üzerine atılacak ve kendisinin bu alandaki sorumluluğunun göz ardı edilmesi sağlanmaya çalışılacaktır.

Diğer yandan faizlerdeki bu artış yatırımları daha çok azaltarak işsizliği büyütecek ve ekonomik krizle birlikte hem ücretlerin düşük düzeyde tutulmasına; hem de daha çok işten çıkarmalara gidilmesine yol açacaktır.  Sonuç: daha az yatırım, daha çok işsizdir.

******

5- Suriye’de İdlip’te Suriye Ordusu’nun operasyonunu Rusya ile birlikte sürdürmeye devam etmesi hem Türkiye’de AKP ve saray iktidarını; hem de onları kendi emperyalist politikaları için destekleyen ABD ve batı ülkelerinin hükümetlerini ve NATO’yu rahatsız etmeye devam ediyor.

AKP ve saray, operasyon ilerledikçe Suriye’de daha çok sıkışırken; ABD ve batılı güçlerde Suriye Yönetimini mümkün olduğunca İdlip’te oyalamaya çalışıp, buradaki kiralık çeteleri başka yerlerde kullanmaya çalışıyorlar.

Türkiye Yönetimi, operasyonun gelişmesini engelleyemeyeceği için ABD, NATO ve batılı ülkelere daha çok dayanırken, Azez-Cerablus ve Afrin’deki eğitilmiş ÖSO Güçlerini de bölgeye gönderiyor.

Böylece dolaylı olarak Suriye Yönetimi’yle yeniden çatışmaya girmeye hazırlanıyor. Öte yandan ABD ve batılı güçler, İdlip’ teki gelişmeleri değerlendirip Türkiye Yönetimi’ne destek olarak Türkiye’nin İran ve Rusya’yla karşı karşıya gelmesini sağlamaya çalışıyorlar.

Bu yolla Türkiye’nin Rusya ve İran’la ilişkileri bozulacak; böylece Türkiye Yönetimi ABD’ye ve NATO’ya ve batılı güçlere daha çok yönelmek ve onların etkisine daha açık hale gelecek ve istediklerini gerçekleştirmek zorunda kalacaktır.

İdlip için ABD ve Rusya birbirleriyle savaşmayı göze alamazlar. Ancak Türkiye Yönetimi’nin neden olacağı bir kriz ABD, NATO ve Rusya’yı karşı karşıya getirerek üçüncü büyük paylaşım savaşına giden yolu açabilir ve Türkiye’yi de bu savaşta ilk hedefteki ülkelerden biri durumuna sokabilir.

******

6- AKP ve MHP, yaklaşan yerel seçimlerde güçlerini korumak için cumhur ittifakını sürdürmeye devam edip gelecek yerel seçimlerde de işbirliği yapmak istiyorlar.

Bu durum AKP’nin sanıldığı kadar güçlü olmadığının ve iktidarını ancak MHP’nin desteğiyle sürdürebildiğinin bir göstergesi olduğu gibi, MHP’ de ancak AKP’nin desteğiyle rakipleri karşısında gücünü koruyabilmektedir.

Ancak bu iki parti arasında işbirliğinin yanı sıra rekabet ve anlaşmazlıklar da vardır.

Önümüzdeki dönemde bu rekabet ve anlaşmazlıklar artacak; özellikle MHP’nin elinde olan Adana, Mersin gibi kimi belediyelerde bu rekabet daha da kızışacaktır.

Haber – Foto: Haber Merkezi

 

Share
125 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+8 = ?