logo

reklam

SERHAT ÇAKIN’DAN “HAFTALIK” DEĞERLENDİRMELER:  02 – 09  HAZİRAN 2018


admin
bereket@prestijbilgisayar.org

 

1- Boğaziçi Üniversitesi’nde Afrin Harekâtı için dağıtılan lokumlardan dolayı tepki gösterip durumu protesto eden 14 öğrenci, 2 aylık bir tutukluluktan sonra çıkarıldıkları ilk celsede serbest bırakıldılar.

Böylece tutuklanmaları ve hüküm giymeleri için hiçbir demokratik ve sağlam bir yasal gerekçenin olmadığı mahkemenin bu kararı ile tescil edilmiş oldu.

Ancak bu öğrenciler boş yere iki ay tutuklu kaldılar.

Bütün bu uygulamalar, iktidarın ve sarayın muhalif gençleri ve gençliği yıldırmak, düzen güçlerinin onları yıldırıp etkisiz hale getirerek toplumsal bir mücadele içinde önemli bir rol oynamalarını engellemek amacıyla bunu yaptığını göstermektedir.

Ancak bu çabalar yine de iktidar ve saray açısından umulan ve beklenen sonucu tam olarak sağlayamamıştır.

Öğrencilerin toplumsal mücadele içinde daha fazla sorumluluk alıp etkili sonuçlar alabilmeleri, emekçi toplum kesimlerinin, ilerici ve devrimci parti ve örgütlerin parti örgüt ayırımı yapmadan onlara sahip çıkıp desteklemeleriyle mümkündür.

******

2- OHAL’in çıkarılmasından sonra haksız ve hukuksuz bir biçimde KHK ile memuriyetten çıkarılan ve iş verilmeyen memurların 66 haftadır süren eylemleri, 67 hafta da keyfi bir biçimde İstanbul’da kaymakamlıkların kararı ile güvenlik gerekçesiyle yasaklandı.

Bu yasağa dayanılarak haftalardır demokratik haklarını kullanan memurlar polisin sert müdahaleleriyle gözaltına alınıp keyfi bir biçimde gözaltında tutulup mahkemeye çıkarıldılar.

Ancak bu gözaltılardan sonra Kadıköy’de 68.haftada pazartesi günü gözaltına alınanlar çıkarıldıkları mahkemece serbest bırakıldıkları gibi; Bakırköy’de gözaltına alınan 14 memur ile Kadıköy’de Çarşamba günü gözaltına alınanların tamamı da Perşembe günü serbest bırakıldılar.

Buna rağmen bu cuma günü Kartal’da haftalardır demokratik haklarını kullanarak yürüyüş ve oturma eylemi yapan memurlardan sekiz tanesi de yine keyfi bir müdahaleyle gözaltına alındı.

Bugünkü eylemler de de benzer bir tutumun takınılacağı kuvvetle muhtemeldir.

Bundan da anlaşıldığı gibi AKP İktidarı ve saray, yönetemediği bir ülkede iktidarını korumak ve sürdürmek için demokratik hakların kullanımını geniş ölçüde, hatta tamamen engellemek istemektedir.

Bu yolla toplumsal muhalefeti yıldırıp sindirmeye ve seçim sonuçlarındaki şaibeye karşı çıkacak olası bir isyan ve toplumsal mücadeleyi ve bunun örgütlenmesini şimdiden aldığı bu anti demokratik önlemlerle önlemeye çalışmaktadır.

Ayrıca seçimler yaklaştıkça iktidarın, sarayın ve düzenin adaletsizliğini, hukuk tanımazlığını ve demokrasiden ne kadar uzak olduğunu, iktidarın ve sarayın demokrasi vaatlerinin ne kadar sahte ve yalan olduğunu bu eylemlerde polis müdahaleleriyle ve yasaklamalarla takınılan tavırlar ortaya koymaktadır.

Bütün bunların bir diğer nedeni de seçimlerden sonra gittikçe derinleşecek olmasıyla birlikte ekonomik kriz ve yoğun kemer sıkma politikaları ile yabancı ve yerli tekelci sermayenin emekçiler üzerinde artacak baskısı ve krizin bedelini emekçilere ödettirecek ekonomik politikaları toplumsal muhalefet ve direnişi zayıflatarak daha kolay hayata geçirme amacıdır.

Bundan dolayı ihraç edilen memurların eylemlerine sahip çıkmak ve bu eylemleri kitlesel olarak desteklemek büyük bir önem taşımaktadır.

Bu konuda en büyük görev de sendikalara ve onların yönetimlerine düşmektedir.

Bu direnişi en iyi bir biçimde sahiplenip örgütlemek de öncelikle onların işidir.

******

3- Enflasyon gittikçe büyüyor.

Mayısta enflasyon oranı %12,5’ la 2018’in en yüksek seviyesine çıktı.

Enflasyon sepetinde en yüksek artış gıda mallarında görülüyor.

Üretici fiyatlarında ise enflasyon oranı % 20’yi geçti.

Bunun tüketici fiyatlarına yansıması ise önlenemiyor.

Seçimlerden sonra birçok ürünün fiyatlarına yapılacak zamlarla enflasyon daha da yükselecek; uygulanacak sert kemer sıkma politikaları nedeniyle yaşam koşulları emekçiler için daha zor ve ağır olacaktır.

******

4- Seçim sürecine girildikten ve seçimler yaklaşmaya başladıktan sonra muhalif siyasi partilere, bilhassa millet ittifakına dâhil partilere yönelik saldırılar arttı.

Saadet Partililere Ankara Konya Yolunda MHP’liler tarafından yapılan sonra da basit bir kabahatinden büyük özürle geçiştirilen saldırının yanında, İYİ Parti, CHP’nin standartlarına yönelik saldırılar ve her iki partiye yönelik engelleme ve tehditler arttı.

Saldırılar en fazla HDP üzerinde yoğunlaşıyor.

Bu partiye seçim süreci boyunca en sonuncusu Bolu’da olmak üzere 36’dan fazla saldırı yapıldı.

Buna rağmen bu saldırılarla ilgili olarak ciddi hukuki önlemler alınmadığı gibi yeterli güvenlik önlemleri de alınmıyor.

Saldırganlar yakalandıktan sonra ifadesi alınıp serbest bırakılıyor.

Kimi zaman bu da yapılmıyor.

Bu saldırılar ve alınan önlemlerin yetersiz ve etkisiz olması ve bu saldırılara iktidar ve cumhur ittifakı içindeki partililerin de katılması;

iktidarın, sarayın ve cumhur ittifakının otoriter faşizan tutumunu ve yönetim anlayışını ortaya koymaktadır.

Ancak bunun yanında bu saldırılar, uzun zamandan beri yönetimde olup artık iktidarı kaybetme ve halka hesap verme korkusu içinde olan iktidar partisi ve sarayın çaresizliğini, yönetim aczini ve korkularını da ortaya koymaktadır.

Çünkü iktidar ve saray seçimi kazansa da ülkeyi kolayca yönetemeyecek ve ekonomik kriz ve siyasi baskılarla yönetim zayıflığı daha da büyüyecektir.

Bunun yanında iktidar, seçimlerde de her yolu deneyerek seçimlerde oyunu arttırmaya ve seçimi kazanmaya çalışmaktadır.

Bunun için sahte seçmen yazımı ve bunlara oy kullandırma, Türkiye’de yaşayan Suriyelilere oy kullandırma gibi hileli yollara başvurma, özellikle Doğu ve Güneydoğu’da sandıkları taşıyıp birleştirerek ve batıda Bağcılar gibi bazı yerlerde de sandıklarda kullanılan oyların sonuçlarını daha sonradan değiştirme gibi yollara başvurmak istemektedir.

Bunun için muhalif parti ve örgütlerin bunları göz önünde bulundurarak hareket etmeleri, seçimlerin sonuçlarının en doğru bir biçimde alınabilmesi için gereklidir.

******

5- Türkiye’de saray ve iktidar, Suriye’de Membiç’te ÖSO Güçlerinin ve Türk Askerlerinin bulunup buradaki PYD-YPG Güçleri’nin buradan ayrılması için anlaşmaya çalışıyorlar.

Bu konuda geniş ölçüde anlaşmaya varılmış gibi gözüküyor.

Bu anlaşmaya göre Membiç’teki Amerikan Askerleri ve üsleri orada kalacak; PYD-YPG Güçleri’nin yerini Türk Askerleri ve Türkiye’nin denetimindeki ÖSO Güçleri alacaktır.

Böylece Türkiye Suriye batağının içine daha çok batacak ve bu durumdan daha olumsuz yönde etkilenecek, İran’dan daha çok uzaklaşacak ve Suriye’yle ilişkileri daha çok bozulacaktır.

ABD ile anlaştığı için Rusya’nın tepkisini çekecek ve Rusya’dan da uzaklaşacaktır.

Bu anlaşma kimi iddialara göre Türkiye’nin Rusya’dan ağır silah ve S-400 füzelerinin alımına son vermeyi taahhüt etmesi sayesinde gerçekleşmiştir.

Bu da Türkiye’de saray ve iktidarın ABD’ye olan bağımlılık ve onunla işbirliği yapmaktan kaçınamadıklarını ve Türkiye’yi ABD ile Rusya arasındaki mücadelede daha çok riske soktuklarını gösteriyor.

Share
183 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TALEP EDİYORUZ

    24 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    İlçe insanımızın, eko-politik istemleri gündemin ilk sıralarında yer alıyor. Ekonomik hayatın canlandırılması ile ilgili talepleri daha sık duymaya başladık. İlçemiz ekonomik hayatında:‘’Devlet buraya yatırım yapmıyor. Bizi öteki görüyor.’’  şeklindeki eleştirileri sizler de duymuşsunuzdur. Zaman zaman ilçemizi yöneten yerel yöneticilerin de: ‘’Samandağ insanı muhalif fikirlere sahip olduğu için yatırım yapılmıyor.’’ Şeklinde, fikirlerini beyan ettiklerini duyuyoruz. Neden hizmet yapmadıklarını vatandaşa böyle anlatıyorlar. Bu yorumla...
  • “HAD(İ)O ORDAN”

    20 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

      Siyasetçiler halkı kandıran birer profesyoneldir. Her seçim arefesinde kürsüye çıkıp "sevgili halkımız, biz sizler için varız" diyerek koltuğa oturana kadar halkçı olurlar, seçildikten sonra ise "şu şu mahallede muhtarımız ile halkımızın sorunlarını dinledik" diyerek sadece sorun dinlerler, dinledikleri sorunlara çözüm üretmeden de sosyal medyada kendi reklamlarını yaparlar. Halbuki aynaya dönüp baksalar halkın önünde duran en büyük sorunun kendileri olduğunu görecekler. *    *    * Bu sorun Türkiye'nin her yerinde old...
  • ARTIK VİCDANIN SESİ DUYULMUYOR

    20 Eylül 2018 Genel, Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Günümüz insanı gürültü kirliliğini had safhada yaşıyor. Gün boyu kargaşa keşmekeş koşmaca ve  koşturmaca yetmezmiş gibi bir de bin bir çeşit gürültü deposu olan telefonların gönüllü hamallığını yapılıyor. Yediden yetmişe herkes akıllı telefonlara adeta mecbur ve de mahkum. Akıllı telefonlarda ise o kadar çok o kadar çeşitli sesler var ki aynı ortama oturan insanlar artık birbirlerini duymuyor ve de dinlemiyor herkes kendi telefonundan çıkan bin bir çeşit sesin dayanılmaz baskısı altında, oğlunuz ya da kızınız elindeki telefonun esaretinden ...
  • TORPİL GİRİŞİMİ

    19 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

      Mersin ilk Öğretmen Okulu 2. Sınıfındayız. Sene sonu gelmişti. Yüksek öğretmen okuluna gidecek olanları bir telaş sarmış, sınıfa tartışılır hale gelmişti. Kimler gidecek? İsmen seslendiriliyordu. Konuyu Safa Bey’e açtım. Ölçü nedir? Kimler gidebiliyor? Türünde sorular sordum. Karnesinde zayıf olan öğrencilerin notları ne kadar iyi olursa olsun gidemeyeceklerini öğrendim. Benim iki tane zayıfım vardı. Biri Müzik, diğeri Kompozisyon dersiydi. Müzik on üzerinden ‘’1’’, Kompozisyon da on üzerinden ’’4’’ü.  Buna karşın not ortalamam yüksekti...