logo

reklam

‘Oğlum yapmış olduğu evin yıkımı ile tehdit edildi!’ SAVAŞ VE NEHİR!

 

Başlık konuyla çok alakalı gelmeyebilir ama söylemeden geçmek istemedim; dünya tarihinde savaşların aş, su ve toprak adına yapıldığı hepinizin malumu. Hafta sonunda ilçemizde hiçte tasvip etmediğimiz bir vukuat yaşandı. İlçe Belediye Başkanı Bay Nehir şiddete maruz kaldı. Babalar günü aynı zamanda bayramın son gününde olayın yaşanması bayram havasını bozmadı değil! Bu sürecin yaşanmasının nedeni neydi, peki? Acı içinde boğulan bir halk olabilir mi? Halkına kulaklarını tıkamış bir yönetim anlayışı yahut vatandaşın değimi ile halkın aklıyla dalga geçilmesi mi? İşin aslını söylemek gerekirse Bay Nehir’in halka karşı yakışık olmayan tutumu, yakışık olmayan halk tutumuyla çakıştı. Konunun ayrıntılarını bir de Mehmet Akar, amcamızdan dinleyelim.

BAŞKAN NEHİR, VATANDAŞI TEHDİT Mİ ETTİ?

Tomruksuyu Mahallesi’nde Samandağ Belediye Başkanı’nın darp edildiğine ilişkin kamuoyunun yanlış bilgilendirildiğini belirten Tomruksuyu Mahallesi sakini Mehmet Akar; ’Olay tamamen mahallemizde kurulacak olan sanayi tesisi ile ilgilidir. Oğlum başkanın tehdidi üzerine olaya karışmıştır” dedi.

DUVAR İDDİASI SAFSATA MI?

“Kesinlikle şiddeti kabul etmiyorum ve ben kesinlikle şiddete karşıyımdır. Ben her zaman demokrasiden yana diyalogdan yana ve konuşmaktan yanayım” diyen Mehmet Amca, “bazen istemeden bazı yanlışlıklar oluyor ama bunların olmaması gerekir temennimiz bunların hiçbir zaman gerçekleşmemesidir. Değil ki bir Başkan hiçbir vatandaşımızın darba maruz kalmasını kabul edemem. Ben 63 yaşındayım il genel meclis üyeliği yapan ve her mağdur insanın yanında olmaya çalışan biri olarak bu tür hareketleri tasvip etmem ve kabul etmiyorum. Lakin üzülerek söylüyorum başkanın bazı açıklamaları beni çok üzdü. Üzmesinin sebebi şudur; Benim deniz sitesi ile Çevlik arasında bir parselim var. Orada bulunan parselime çevre yolu çalışmalarının ardından bir miktar toprak döktüm. O toprak biraz yükselince bir duvar ördüm ama o yöreye zarar verecek bir maksatla örmedim. Sadece ve sadece orada bulunan toprakların sağa sola veya parke taşına zarar vermemeleri için 3, 4 briketlik bir şey ördüm. Bunun bir kısmı parkın karşısında olmuştur. Oradaki belediyeciler; ‘Burası yanlış olmuştur. Bunu yapmaya hakkınız yoktur’dediler. Bende; ‘eğer bir yanlışlık varsa hemen çıkarayım bu duvarı dedim. Mesele nedir?’ Diye sordum. ‘Burası parktır’ dediler. Tamam dedim size park konusunda da yardımcı olabilirim. Ben yaklaşık 37-38 yıldır inşaat sektöründe çalışmış biriyim ve bu işi iyi biliyorum. Özellikle fidan sektöründe çalışan biriyim. Arzu ediyorsanız bu parkın projesini bana verin. Bu parka ne gerekiyorsa ben yapayım palmiyelerim var diğer çeşit ağaçlarım var.’dedim. ‘Yok gerek yok ama bunun yükseklik kotasını tespit etmemiz lazım’ dediler. Tespit edip geldiler ve bana;’2 briketi yıkmaları gerektiğini söylediler. Kota bu şekilde olmalıdır.’ Dediler. ‘Tamam yıkabilirsiniz’ dedim. Sonra oradaki briketleri yıktılar. Ve ondan sonra bu konu kapandı ve herhangi bir kırgınlık yaşamadık. Yasa neyse öyle oldu öyle olmalıdır.

VERİMLİ ARAZİLER YOK MU ADİLECEK?

Bundan 6 ay sonra sanayi tesisi projesini anlatmak için bizim mahallede bir kıraathanede toplandılar. Mithat Nehir, bize projeyi anlattı. Sanayinin önemini anlattı; ‘sanayi iştir, sanayi emektir, sanayi topluma ekmektir’ gibi şeyler söyledi.

Bizde dedik ki; ‘Sanayiye karşı değiliz ama sanayinin nerede olacağı önemlidir.’

Sinevizyon şeklinde bunu duvara yansıttılar. Meğer bizim mahallemizde 95 dönümü tapulu olan ve inşaatların yer aldığı, aynı zamanda halkın en verimli arazi olarak görüp işlediği, hatta Türkiye’nin en önemli fidan yetiştiriciliğinin yapıldığı iki gölet arasında bulunan harika bir yer olan 290 dönümlük bir yerde, bu projenin uygulanacağını gösterdiler.

Ben orada söz hakkı istedim ve dedim ki; ’Sn Başkanım bizim halkımız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş tarihinden bu yana Atatürkçüdür. Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlıdır ve özellikle CHP dışında bir partiye oy vermemiştir. Hatta sizin seçildiğiniz seçimde halkımızın %99’u size oy vermiştir. Hatta ben İl Genel Meclis Üyeliği, İçişleri Komisyon Başkanlığı, Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanlığı, Divan Katipliği Ve Daimi Encümenlik yapan biriyim ve bu yasaları çok iyi bildiğim için bizim yerleşim alanlarımızın tam ortasında böyle bir alanın olmaması lazımdır. Bu halkı zehirlersiniz. Bizim için bu halkın sağlığı her şeyden önemlidir. İkincisi, ikinci sınıf bir topraktır. Burası tarım alanına ayrılır ve halkın yerleşim alanı olur. Üçüncü sınıf toprak sanayi ve diğer alanlara ayrılır. Yoğunluk tarafında üçüncüsü sınıf toprak bulunmaktadır. Oraya kaydırırsanız bizim buradaki halkın mağduriyeti giderilir. Herkes sana şükreder. Bir de size bu kadar bağlı olan bir halkın mükafatı bu şekilde bir cezayla olmamış olur. Bunu sizden istirham ediyorum.’dedim.

‘Yok ben 57 kurumun onayını almışım. Kesinlikle burada olacak’ dedi.

Samandağ Ayna Gazetesi olarak kamu yararını kollayan bir yerden soruyoruz; BU KURUMLAR KİMLER BAY BAŞKAN? AÇIKLAYINIZ…

Ben tekrar ‘Burada olması halkımızı mağdur eder’ dedim.

Bana dedi ki; ‘Orada dükkanların tanesini ancak 20 bine satarız. Burada dükkanların tanesi 250 binden aşağı değildir.’

Dedim ki;’Sn Başkanım siz rant peşinde misiniz? Olmaması gerekiyor. Böyle bir şey düşünmeniz çok yanlış ben çok üzüldüm’ dedim. Ve sonrasında toplantı sona erdi.

BİZİ ENAYİ YERİNE Mİ KOYDU!

Daha sonra yapılan toplantılarda; ’Arkadaşlar mademki halkımız bunu istemiyor, biz bu tesisi yapmayacağız, sizin istediğiniz gibi olsun biz bunu iptal ettik.’dediler.

Yine Hz. Hıdır Aleyhusselam’ın bulunduğu civarda bir toplantı yaptılar.

Milletvekilimiz Serkan Bey’de vardı.

Dediler ki;’Halkımız rahat olsun. Biz bunu yapmayacağız.’ Bizim halkımızda rahat etti. Ta ki geçen gün birkaç gün öncesi Büyükşehir Belediyesi’nin panosuna asılı bir proje gördük. Sanayi sitesinin projesi ve bizim Tomruksuyu’na ait!

Bunu gördük ve halkımızla toplandık ve halkımız dedi ki;’Bu başkan bizi enayi yerine mi koydu! Yazıklar olsun böyle başkana!’ diyerek burada bulunan halkımız isyan etti. Bir de durum bu kadar gerginken çoğu arkadaşlar kendisine;’Yaptığınız çok yanlış halkımız çok gergin’ dediler.

“OĞLUMU EVİNİ YIKMAKLA TEHDİT ETTİ”

Daha sonra burada bulunan adağa geldi, onun mahalleye gelişini duyan halk içeride dışarıda kaynamaya başladı. Ben kendisiyle tartışmamak için onun bulunduğu ortamlara girmiyorum. Kimseyi incitmek istemiyorum.

Mithat Nehir’in mahalleye girişinde oğlum Mithat Nehir’le tartışmış. Muhtarda beni aradı bana; ’Oğlun burada bağırdı, çağırdı sonra gitti’’ dedi.

Oğlumu sonra evin önünde gördüm. ‘Ne oldu oğlum?’ dedim. ‘Baba hepimizi enayi yerine koydu.’ Dedi. Başkan bana;’Ben orayı yıkarım karşı geleni de yok ederim dedi’ diye cevap verdi. Oğlum bana;’Bu sözlere kesinlikle tahammül edemeyiz.’ Dedi. Oğlum 6 çocuk babası yurtdışında çalışarak bu evi yapmıştı. Ve şuan yurtdışında işler kötü olduğu için aylardır işsiz! Bu durumu kaldıramamış. Bana: ‘Namaza gideceğim’ dedi. Ben de; ‘kardeşinle git’ dedim. Kardeşini aldı ve gitti. Ama benim içim el vermedi. Oraya gittim bir baktım dışarıda dikilmiş. Yanlış bir şey yapmaması için;’Buraya gel arabanın anahtarını al ve kardeşini al git’ dedim. Arabayı çalıştırırken birkaç arkadaşımı gördüm selam vereyim dedim. Bir baktım oğlum yanımda yok. Namaz bitiminde bir arbede çıktı. Vurduğunu görmedim ama arbedeyi gördüm ortalık karışıktı kimin kimi vurduğu görünmüyordu. Vurma varsa kesinlikle tasvip etmem. Olayı bu şekilde oldu. Olayın benim parselimle hiçbir alakası yoktur. Bu sanayinin tesisi ile ilgili yapılan toplantıda Serkan Beyin yakasına yapıştılar. Ben bir sorun çıkmasını engelledim. Gençler Mithat Nehir’in yolunu kestiler ben Mithat Nehir’e bir zarar gelmemesi için göğsümü siper ettim gençlerin önüne geçtim. Benim içimde Sn. Nehir’e karşı bir öfke bir kin olsaydı, neden bunları yapayım? Bırakırdım zarar versinler. Ama kesinlikle kabul etmedim. Mithat Bey şimdi kalkıp Deniz Sitesinde imara aykırı hukuksuz bir şey yaptığımı ifade ederek konuyu saptırıyor. Kesinlikle öyle bir şey yoktur. Ne yaptığını kendisi çok iyi bilir! Halkımıza yalan söyledi. Bizi enayi yerine koydu. Halkımız kendisine tepkilidir. Oğlum Libya’da, Arabistan’da çalıştı. Bu evi büyük zorluklarla yaptı. Ve; ’Burayı başına yıkarım’ diyor. Oğlum tahammül edemedi ve birbirlerine girdiler. Oğlum yapmış olduğu evin yıkımı ile tehdit edildi. Olay bu şekildedir.”

Mehmet Amcamızın bu anlatımından sonra aklıma; aş, su ve toprak adına verilen savaşlar gelmedi değil! Tabiî ki darp olayını reddediyor ve tasvip etmiyoruz. Fakat halkın gırtlağına çökmüş bir yönetim anlayışını da asla tasvip etmiyor, reddediyor ve hatta kınıyoruz.

Haber- Foto: Ümit Sağaltıcı

Share
157 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+1 = ?