logo

reklam

‘’NAKİD ÖDEME’’ DÖNEMİ VE SINIFIMIZ

SOHBET KÖŞESİ: HASAN YAVAŞ

Sadece AKP’nin 16 yıllık iktidarını değil Cumhuriyet tarihinin sağ iktidarlarının yedi sülalesini de çok iyi bilir, çok iyi tanırız.

AKP toplumu bir baştan bir başa iki ye ayırdı. İnsana dair en ufak bir bağ bırakmadı. Dini inançlarından eğitime, hak hukuk adalet isteklerinden, en temel özgürlüklere kadar ne varsa, o bencil soygun talan ve rantçı sistemin için de, bir avuç yandaşları ile birlikte çıkarlarının buzlu sularında boğdu. Üstelik ülkenin kaynaklarını uluslar arası sermayeye peşkeş çekerek.

Bu sistemi, kapitalist/emperyalist dünyayı yönetenler, ülkemiz işbirlikçi iktidarları, gerek dünya proletaryası karşısında, gerek halkımızın mücadelesi karşısında enin de sonunda devrimci bir doğrultuda yürüyecektir.

Her 5 kişiden ikisi hapishanelerden geçti. Geri kalanlarda, her an soruşturma açılır, gözaltına alınır ve tutuklanır.

Ne var ki insanımız sayelerinde hapise girme korkusunu, Hazıran kalkışmasından bu tarafa yenmiş gözüküyor.

Gerek ülkemizde gerek bölgemizde… Asya’da Afrika’da, Ortadoğu da, Afganistan da, yüz binlerce milyonlarca insan açlıktan ölüyor. Savaşlar sürüp gidiyor. Herkes Savaşlardan yakınıyor ve silah fabrikaları durmadan silah üretiyor.

Asya’da, Afrika’da, halklar ayaklanıyor, silaha sarılıyor.

Bir kral devriliyor, bir diktatörlük kuruluyor veya bir diktatörlük alaşağı ediliyor.

Hükümetler kuruluyor, hükümetler düşüyor, insanlar birbirlerini öldürüyor.

Sokak infazları, darağaçları, zindanlar. İşkenceler, sıkıyönetimler, seçimler. (Olağanüstü hal ve KHK’lerle açlık yoksulluk sürgünler yaşatılıyor)

Yaşam durmaksızın pahalanıyor. İşsizlik artıyor. Dolar artıyor, yağ, şeker, süt, gaz tüpü vb zam görüyor.

Köylüler toprakları işgal ediyorlar. Jandarma ve polis baskınları yaşanıyor.

Ağanın, beyin adamları köylüleri vuruyor. Protestolar oluyor, grevler oluyor. İşçiler fabrikalarda direnişe geçiyor. İşçiler referandum hakkı, kendi sendikalarını seçme hakkı istiyorlar. Patron lokavt yapıyor.

Tefeci (Banka ve kuyumcu) faiz üstüne faiz bindiriyor; borcunu ödeyemeyen köylünün toprağına el koyuyor. Memur geçim derdinden yakınıyor.

Bütün bunlar, her gün, her dakika çevremizde olup bitenler, içinde yaşadığımız olaylar, toplumdaki farklı sınıfların varlığından kaynaklanır.

Toplumda sınıflardan bağımsız, onların çıkarlarından bağımsız ve bu çıkarların çatışmasından bağımsız hiçbir olay yoktur.

Bütün yazılı tarih, sınıf savaşları tarihidir.

İşçi sınıfının çıkarları, patronlar sınıfından yani burjuvaziden farklıdır. İşçi sınıfının çıkarı daha fazla ücret, daha fazla sosyal hak almakla ve sonuçta içinde yaşadığı sömürü düzenine son vermektedir.

Burjuvazinin çıkarları ise, işçi sınıfının sırtından daha fazla artık-değer çıkarmak, onun haklarını kısıtlamak ve hedefi kar etmek olan sömürü düzeninin devamını sağlamaktır.

…. İçinde yaşadığımız her olayın, her gelişimin altında sınıf sorununun yattığını ve bu sınıfa giriş anahtarını doğru olarak kullanmayı bir kez öğrendiğimizde Türkiye’de faşizm güçleri yenilgiye uğrayacaktır ve kesinlikle de uğratılacaktır.

Çünkü:

Bizim meselemiz aynı zamanda sosyalizmdir.

Eşitliktir,

Bağımsızlıktır,

Özgürlüktür

Faşizmin tırmanma çabalarından sözetmek asla onun gücünü abartmak, kitlelerin moralini zayıflatmak anlamına gelmez.

Bu gücü, çok fazla toplumda abartanlar var biliyoruz. Faşizm hiçbir ülkede damdan düşer gibi gelmemiştir elbette; adım adım, belli hazırlık dönemlerinden geçerek gelmiştir.

Bilinçil olarak, bu hazırlıkları görmek, gerekli tedbirleri zamanında almak ve bu tür çabalarla ciddi şekilde mücadele etmek sadece devrimcilerin görevi değil her yurtseverin görevidir.

Bugünler hepimiz için zor günlerdir. Tenceremizde doğru dürüst pişirecek bulamadığımız, okula giden çocuklarımıza harçlık veremediğimiz günlerdir

Egemen güçler giderek derinleşen bir bunalımın içindeler. Gün geçtikçe saldırgan olmaları da bu zaaflarından ileri geliyor.

Önümüzde ki dönemde hiç kuşkusuz, devrimci ve demokratik mücadele de gelişecektir.

Bugün AKP iktidarının ve Recep Tayyip Erdoğan’ın Mustafa Kemal Atatürkçü kesilmesi aslında geri adım atmaktır. Atatürk’ü sevmek, saygı duymak, ona inanmak değildir.

Bu geri adım atmasının arkasında kesinlikle yeni bir saldırı dalgası tertipleneceğinin göstergesidir. İşte bu yüzden de her gün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef seçmeleri bu nedenledir.

Tüm çabalarına rağmen baktılar ki, inanç üzerinden, mezhep üzerinden, etnik köken üzerinden kitleleri ve ilerici güçleri sindirmeyi başaramıyorlar bu defa Mustafa Kemal Atatürk üzerinden, onu çok sevdiklerini,  saygı duyduklarını söylemeye başladılar.

Artık toplumu birbirine düşürme çabaları, iç savaş provaları denemeleri, artık sömürüleri tehlikeye girmiş, artık sonları yaklaşmış demektir.

‘’Nakit ödeme’’  ile yürüttükleri dönem tamamlanmak üzeredir.

Haber Merkezi

Share
104 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+3 = ?