logo

reklam

MAHALLEMİZDE ESKİ KIŞ GECELERİ

Yeni nesil/ bugünkü gençlik, eski kış gecelerini bilmezler. Birilerinden dinlememişlerse, bilgileri de yoktur. İnsanların ortak yanı işsizlik, yokluk ve yoksulluktu.

Medeniyetin temel ihtiyaçlarının karşılanmadığı günlerdi. Evlerde Su, elektrik, telefon, radyo, televizyon, cep telefonu yoktu. Elektrik yerine aydınlatmada gaz lambası, ısıtmada ocak, içme suyu (kimi yerlerde bulunan doğal su çeşmelerinden sağlanan taşıma su), hayvanlar için kuyu suyu kullanılırdı. Buna karşın insanlarımız mutluydu. Geleceğe güvenle bakıyordu. Fazlaca bir istekleri yoktu.

Çevrede kapalı bir aile ekonomisi işliyordu. Her evin ineği öküzü, eşeği tavuğu vardı. Sütü peyniri, yoğurdu ayranı, tereyağı çökeleği kendileri üretiyorlardı. Beslenme sorunları böyle çözüyorlardı. Çünkü herkes birbirine benzer. Yardımlaşarak kalkınmayı hedef haline getirmişlerdi. Hiç kimsenin yükü yerde kalmıyordu.

Geçim kaynakları da maraba oldukları ağaların bahçelerinde çalışarak ürettikleri; incir üzüm, buğday akdarıyı, arpa yulaf ile az miktarda yere fıstığı geçim kaynaklarını oluşturuyordu. Elde edilen ürünler; yarı yarıya ağalarla bölüşerek, hisselerine düşen bölümle geçimlerini sağlamaya çalışırlardı. Bunun yanında kimileri bahçelerinde dikili dut ağaçlarının yapraklarını değerlendirirdi. Dut yapraklarıyla ipek börekçiliği işini yürütürlerdi. İnsanlarımızın büyük çoğunluğu Samandağ dışında rızkını aradıkları zamanlar olmuştur.  Amıkovası’na ve Çukurova’ya; kazmaya, pamuk toplamaya gittikleri oluyordu.

Kış mevsiminde geceler uzun, eğlence mekânları yok ( Sınama, Tiyatro vs. Yoktu.)  Makinanın girmediği alanlarda, insan gücü kullanılarak çözüm bulunurdu. Yer fıstığı tüccarları topladıkları fıstıkların kabuklarını kırma işini kimi ailelere dağıtılır, kilo başına 10(on) kuruş karşılığında kırdırırlardı. (Tohumu kabuktan ayırırlardı.) Kış gecelerinde bir yerde toplanılırdı. Misafirler ev sahibine, kira karşılığında fıstık kırma işinde yardımcı olurlardı. Gecenin ilerlemiş saatlerinde ev sahibi misafirlerine Kuru incir ikramı yapardı. Ardından birde çay servisi yapılırdı.

Bu toplantılarda Arapça hikâyeler okunurdu. Ev sahibi ile birlikte misafirler hem fıstık kırar hem de can kulağıyla hikâyeleri

dinlerlerdi. Yer yer şiir olan bu hikâye kitapları, Arapça bilen biri tarafından okunurdu.

Eskiler, hikâyelerde geçen olay kahramanlarının adlarını çocuklarına isim olarak koyarlardı. Günümüzde bu şekilde adlandırılan insanlarımız var. Bu hikâyelerin çevrede en fazla bilineni Hilal oğulları Hikayesi‘’ Kıssat Bini Hilel’’  Bu hikâyenin ünlü kahramanları:’’ Devlet Başkanı Sultan hasan, Gençlik kolları Başkanı ‘’ Zeydan Şeyh El sebep’’, Ünlü savaşçı Diyap bin Ganim, Hem savaşçı hem de bilim insanı Ebu Zeyd gelir.’’ Gençlerden: ‘’ Akil bin hevla ve Dirğan,’’ akla gelir. İkinci ünlü hikâye de Zir Hikâyesidir ‘’ Kıssat El Zir’’ gelir. BU hikâyenin ünlü kahramanları;’’ El Zie, Cisses, Küleybi, El Cerüv adlı kahramanlardan söz edilebilir. İnsanlar her akşam bir yerde toplanır bu hikâyeleri dinleyerek hoş vakit geçirirlerdi.

Bu toplantılarda; Gecenin ilerlemiş saatlerinde Kuru incir ikramı yapılırdı. Ardından birde çay servisi yapılırdı. Toplantılar bitiminde herkes mutlu ve rahat görünürdü. Kış boyunca bu toplantılar tekrarlanırdı.

Asaf HİŞMİ

 

Share
43 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+8 = ?