logo

reklam

KRİSTAL ORGANİZASYON


Hüsamettin Kazan
deneme18@hotmail.com

Ailemizin işletmesi.

2012 yılında ticari hayatına başladı. Koşullara göre kendini yenileyerek faaliyete girdi.

Kristal Organizasyon açıldığı günden bu yana üstün başarı göstererek; kar- zarar bağlamında her yıl zarar etti. Bu konuda istikrarlı davrandı.

Zaten dünyadaki ve ülkemizdeki ekonomik durgunluğun esnafa, iş dünyasına yansımalarını biliyoruz. Kurumsal şirketler depremler yaşarken,küçük bir işletme olan Kristal Organizasyon’un bundan etkilenmemesi mümkün değildi. Ancak kimi işletmeler ‘’ güçlü olmadıkları halde güçlü durmaya’’ çalıştılar.  ‘’Güçlü olmadan; güçlü durmak daha büyük güç kayıplarına yol açtı. Bizler en azından bu hataya düşmedik. Biz bizeyiz  zaten.

Hatay’ın sayfiye yeri Samandağ ne kadar da gerilemişsin. Biz buranın çocuklarıyız. Uzunluğu ile övündüğümüz kumsalımızda iğne atsan yere düşmeyen, yoğun  halleri de gördük. Seyrek bir yerde yüzmek isteyenler; Zuhur ziyareti yönüne giderlerdi.

Müşteri kavramı kullanılmazdı. Gelene ‘’misafir’’ gözüyle bakılırdı. Bütün işletmeler çalışırdı. Hatta çalışmayan işletmeleri; diğer işletmeler çalıştırırdı. İşletmede eksik olan malzeme komşu kafeden bedelsiz alınırdı.

Bizler; o zamanları yaşadık. O zamanlarda çalıştık.

Ama ne zaman eski zaman… Ne de …

Hizmet sektörünün her kademesinde çalıştığımız için; sektörün her halini gördük. Abim yurtdışında iş kurunca daha önceki kafeyi kapatıp işletmecilikten, müşteri- misafir konumuna döndük.

Hayatımızın önemli bir kavşak noktasında; hizmet sektörünün başka bir yüzünü gördük. Şok olduk. 2012 yılında evlilik merasimi için düğün salonu bakıyorduk.  Düğün günü yapılan harcama bir memurun bir yıllık gelirine eş değerdi.

Eşim; sağ olsun mütevazi bir insan. Sandelye kiralayıp mahalle  düğünü yapalım dedi. Çevre ‘’olmaz olmaz’’ deyince vazgeçmek zorunda kaldık. Ancak bizim gibi orta gelirli insanlar için mütevazi bir mekanda düğün salonu yapmaya karar verdik. Mekanı bulduk kiraladık. Daha önce bütün işi ailecek yapardık.  Maddi manevi sıkıntı çekmezdik. Yeni işyerinin tadılatını ustalara yaptırmak zorunda kaldık. Tadilat yaptıranların neler çektiğini yaşayarak öğredik. İşini ilkeli yapan iki ustam ilerleyen zamanlarda meslek değiştirmek zorunda  kaldılar.  Ne zaman arasam ‘’yoldayım.’’ diyen diğerleri hala çalışıyorlar. Doğramacı idris usta, pazarda kıyafet satıyor artık. İlkeli oluşunun maddi karşılığını belki göremedi toplumda ama ne zaman hatırlasam hayır duaları ile yad ediyorum. Geri kalanları hatırlamamak için dua ediyorum.

Öyle – böyle mekanımız tamamlandı. Bir işletmeden çok, bir sosyal- kültürel oluşum olarak hareket edip insanımıza hizmet vermeye çalıştık. Bu duyguyu Suphi Sürmeli’yi anlattığım “Hangi Samandağ” yazımda anlattım.

Neticede ticari kaygıdan öte bir alanda hizmet veren bir oluşum gibi hareket etmeye çalıştık. Dejenere olmuş esnaf anlayışına; iyi bir örneklem olmak istedik.

Bu yolda yürüdük.  Bu yolda yürümeye devam ediyoruz.  İyiki de yürümüşüz.  Her bir zorluğu ayrı bir öğretmen oldu bizim için. 6 yılda binlerce kitap okumuş kadar birikim sağlamış olduk.

Ne yazıyorsak hissederek yazıyoruz. Tanık oluyoruz.

Şimdi, tekrar faaliyetteyiz. Gene ticari bir mekan  olmaktan öte bir sosyal- kültürel etkinlik alanı olarak hareket etmek istiyoruz.

Bu kez çocuklarımız oldu ve başka ihtiyaçları fark ettik.  Çocuğunuz rahatsa anne baba olarak siz de rahat oluyorsunuz. Çocuğunuz rahat değilse doğal olarak bu rahatsızlık sizi de etkiliyor.  Ailelerin ( özellikle de annelerin ) çocuklarla çıkıp, arkadaşlarıyla akrabaları ile görüşebilecekleri bir mekân yapmaya çalıştık.

Bizim kendi çocuklarımızın da oynayabileceği, ayrıca özel günlerde,kutlamalarda arkadaşlarını  ağırlayabilecekleri bir yeri de mekanımıza ekledik.  Böylece Kristal Organizasyon’un bir bölümünü ebeveyn- çocuk salonuna dönüştürdük.

6 yıldır zarar noktasında sürdürdüğümüz istikrarımızı korur muyuz bilemiyorum. Ama faaliyete  devam. Yaptığımız faaliyetlerle bir Kristal Organizasyon tarihi yazdık. Yazmaya da devam edeceğiz. Ailecek bu bizim eserimiz.

Share
124 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • EKONOMİ NASIL DÜZELİR?

    17 Ağustos 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    10 günlük bir tatilin ardından Ayna’nın çalışma ofisindeyim.  Çantamdan, henüz daha ajandamı masaya koymadan başladı telefonum çalmaya, dolar yükseldi ne olacak bir haber yapsan. Bir diğer telefon gazete muhabirinden; ‘’esnaflar zor durumda, dükkânlarını kapatmayı düşünüyorlar’’. Tamam dedim. Durum çok kötü çıkıp kendim görmeliyim konuşmalıyım esnafla, ahaliyle… Demek ki, denize düşen, köpüklü su kabarcığı dalgalara canhaşır el attıkça battığı misali batıyoruz. Beynimde hızla düşünceleri geçiyorum, geçiyorum çünkü bildiğim bütün dü...
  • EKONOMİ ŞARTLARIMIZ

    07 Ağustos 2018 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Bir Ülke Düşünün, Dünyanın en pahallı petrolünü, en pahallı etini, en pahallı elektriğini harcıyor. Dünyanın dört bir yanından toplanmış kiralık katillerini komşu ülkenin vatan hainlerini, içinde barındırıyor ve besliyor. Kendi halkı vergi borcunu, Bağ-kurunu sigortasını ödeyemezken. Esnaf kiraya yetişemezken. Mülteciler vergisiz KDV'siz kirasız işletme işletiyor, üstüne devletten kişi başına maaş alıyor. Ve bu devlet medyası, yöneticisi ve de yandaş takımı refahtan hizmetten bahsedebiliyor. Rahmetli Bülent Ecevit'in döneminde benzin 1.5...
  • ‘’DALGAKIRAN ŞART’’

    06 Ağustos 2018 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    İlçemizde bazı sorunların basit çözümleri ‘’imkânsızmış’’  gibi algılanıyor. Dalgakıran da bu konulardan bir tanesi.. İlçemiz  ‘’mevsimlik turizm’’ ( yaz turizmi) için  biçilmiş kaftan. Kumsal var. Deniz var. Yaz sıcaklığı var. İlçemiz  -İl içi-  ‘’günübirlik’’  dinleme eğlenme ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda.  Böyle bir potansiyelin canlanması için çözüm basit; sahilin belirli yerlerine dalgakıran yapmak. ‘’ Dalgakıran olur mu? Olmaz mı?’’  yıllardır onu tartışıyoruz. Olur. Neden olmasın?  Adana, Karataş’taki eski DSİ plajı...
  • HANİ VERDİĞİNİZ SÖZLER!

    03 Ağustos 2018 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

      Yazmayalı çok oldu ! Yoğunluktan koşturmaktan bırakın yazı yazmayı kendimi unutuyorum bazen. Seçim öncesi günleri hatırlıyor musunuz? Bilmem ama ben çok iyi hatırlıyorum. Verilen vaatler. Sözde refah gelecekti! Sözde döviz düşecekti! Sözde petrol fiyatları düşecekti! Sözde eğitimde iyileştirme yapılacaktı! Sözde Vatandaş refaha ulaşacaktı! Ama hepsi sözde kaldı tabi ki. Binali Yıldırım seçim sonrası şöyle demişti. Seçimde verilen vaatler geçersizdir. O verilen vaatler sadece seçimde oy oranını artırmak için verilir. Tabi seçimden son...