logo

reklam

KIYI VE DENİZ ALANLARININ DOĞRU KULLANIMI VE İZMARİT ÇEVRECİLİĞİ

Mustafa Yatkın ilçemizde geçtiğimiz günlerde Samandağ Belediyesi ve İnşaat Mühendisleri Samandağ Temsilciliği İşbirliği ile ‘Kıyı ve Deniz Alanlarının Doğru Kullanımı’ konulu panel düzenlendiğini hatırlatarak genel bir değerlendirmede bulundu. ‘ Dünyanın en uzun ve en kaliteli kumunun bulunduğu kıyıyı tahrip edenlerinin ve buna çanak tutanlarının böyle bir paneli düzenlemesi ne büyük bir talihsizlik’ diyen Yatkın, ‘ Yavuz Hırsız Ev Sahibini Bastırır’ dedi.

Yatkın konuşmasının devamında, “bu duruma bilimsel bir sos katma adına mıdır bilinmez?   Katılan bilim adamlarının kıyımızdaki fiili durumla ilgili en ufak bir açıklama yapmamış olmalarına ne demeli? Bilim adamlarını davet eden temsilcinin “Bizim O Güzel Sahilimizin Doğru Kullanımı Konusunda Bizleri Bilgilendirecek Hocalarımıza Teşekkür Etmesi” ne büyük incelik. Yavuz hırsız ev sahibini bastırır. Verilen güvencelerle kıyı alanında yapılan ve sonra Kaymakamlık eliyle yıkılan tesislerin garantörü kimde acaba?

Sayın başkanın “Bilimsel Veriler Işığında Kıyılarımızla İlgili Çalışmalar Yaparak Aydınlık Yarınlarımızı Planlayacağız” deyişi yaptıklarıyla ne kadar örtüşüyor.

Kıyıdaki izmaritleri toplayarak mı?

Dünyanın en uzun ve kaliteli kumu belediye eli ve kamu güçlerinin olaya seyirci kalmasıyla tahrip edildi ve edilmeye devam ediliyor. Çevlik Deniz arasında yapılan yol imar planında olmayan yasalara aykırı doğallığı tahrip edilerek yapılıyor. Kıyı alanında binlerce m3 kaya Nahit, çakıl ve parke dolgusu yapılmış ve yapımına devam edilmektedir. Bu yapılar denizin rüzgarın ve kumun ahenk içerisindeki düzenini bozmuştur. Doğal haliyle açık denizimizde, batı rüzgarlarıyla kum  denizinden kıyıya doğru yüz metrelerce uzaklığa üfleniyor. Doğu rüzgarlarıyla beraber üflenen kum tekrar kıyı ve deniz tabanına doğru çekilir. Bu denizin, kumun ve rüzgarın bir seremoni içerisinde sevişmesidir. Yapılan yol ve tümsekler sonucu batı rüzgarıyla üflenen kumlar yol ve kaldırım kenarına yığılmış ve engellemeden dolayı tekrar kum ve deniz tabanına çekilememiştir. Deniz taşması ve su baskınları sonucu imal edilen yol üstünde büyük çapta çökmeler meydana gelmiş, suyun geriye çekilmesiyle deniz tabanı ve kumsala doğru çakıl, nahit taş gibi dolgu malzemeleri sürüklenmiştir. Geriye dönüşü mümkün olmayacak şekilde kıyının yapısı bozulmuş ve bu uygulamalarla bozulmaya devam etmektedir.

Bu konuyla ilgili İnşaat Mühendisleri Odası Eski Temsilcisi Fethullah  Çiftçi’nin kamunun talebi üzerine düzenlenen 06/07/2015 tarih 31/48 sayılı raporunda ilgili durum şu şekilde tespit edilmiştir. Yolun İmar Planında Mevcut Olmadığı Ve Bu Bölgede Bulunan Tüm Yol Ve Yapıların Doğal Yapıyı Olumsuz Etkilediği Ve Etkilemeye  Devam Edeceği Aşikardır,  Zira insanların bir şekille kullandığı alanlarda doğal yapının olumsuz etkileneceği de Bilinen Bir Gerçektir. Tespiti var olan durumu duru mu en açık şekilde ifade etmektedir.

Geçmiş dönemlerde bu uygulamalara karşı yaptığımız itirazlar ve açıklamalar hiçbir şekilde dikkate alınmamıştır. Bu durumu bir tek cümle ile ifade edersek yapılan tahribatlara karşılık Yavuz Hırsız Ev Sahibini Bastırır misali Kıyılarımızı Koruma Hamisi Kesilirler Ve Hatta Bilim Adamları Davet Edilir Çevrenin Ve Doğanın Dostu Görünümlü Post Giyilir.

Evet, Sayın Hocam Prof. Dr. Aysen Ergin söylediği şekilde “denizlerimizi kıyılarımıza doğru kullanmazsak sonsuza dek kaybederiz. Bu anlamda bilimin ışığında doğru kullanmalıyız diyorsunuz.” Hocam Samandağ kıyısında doğru kullanılan bir şeyler var mı? Ya da yanlış bir uygulama ve bunun yarattığı kötü sonuçlar var mı?  Yerine görerek bilimsel bir rapor düzenlediniz mi?

Siz Sayın Prof. Yalçın Yüksel Hocam “Doğanın İnsanlara İhtiyacı Yok İnsanın Doğaya İhtiyacı Var O Yüzden Bir Şehri Planlarken Tasarlarken Doğaya El Sıkışmalıyız. Onu Anlamak Zorundayız” diyorsunuz. Deniz kıyımızda doğayla dostça bir el sıkışma var mı?  Yoksa bağrına kara bir hançer saplanmış can çekişiyor mu? Gidip gördünüz mü? Bu konuda dostça el sıkışma görüntüsünün altına imzanızı atar mısınız?

Sevgili hocalarım gönül isterdi ki davet edildiğiniz Samandağ’ında açıklamalarınızı o salondan değil kıyımızdan yapsaydınız. Bu yapılanlarla ilgili anlattıklarınızın sonuçlarını yerinde görseydiniz. Sizi davet eden ve sorumlu sıfatında olanların Kıyımıza Duyduğu Aşırı Sevgilerinin sonuçlarını yerinde tespit etseydiniz. Bilim İnsanı sorumluluğuyla sahaya inip görseydiniz, duysaydınız ve dokunabilseydiniz. Kıyımız geriye dönüşü mümkün olmayacak şekilde doğal yapısı bozularak tahrip edilmiş ve edilmeye devam edilmektedir. Yarının çok geç olabileceği gerçeğini unutmadan bilim adamı sorumluluğuyla sizleri bu durumu yerinde tespit etmeye davet ediyorum.

Kıyımızın Geleceğine Katkı Sunmanız Ve Belki De Sonsuzadek Kaybedilmemesine Ve Onunla El Sıkışmaya Vesile Olmanız Dileğiyle” dedi.

Haber- Foto: Ümit Sağaltıcı

 

Share
142 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+4 = ?